Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/756 E. 2026/912 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/756
Karar No
2026/912
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/756 Esas

KARAR NO: 2026/912

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 10/10/2023

NUMARASI: 2021/204 E. - 2023/193 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, emlak işlerinde faaliyet göstermekte olup, faaliyet konuları ile ilgili olarak TPMK nezdinde tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkilinin markalarının TPMK nezdinde koruma altında olduğunu, müvekkilinin, kendisi adına tescilli olan markalarını aktif olarak kullandığını, nitekim müvekkiline ait www.....com adlı web sitesi incelendiğinde müvekkilin söz konusu markasını aktif olarak kullandığının görüleceğini, dolayısıyla, müvekkilinin TPMK nezdinde tescil ettirdiği markalarını aktif olarak kullanmakta olup, müvekkilin markası 10 yıldan uzun zamandır tescilli olduğunu, bu nedenle de müvekkiline benzer kullanımların müvekkilinin marka hakkına tecavüz edeceğinin sabit olduğunu, davalının, müvekkilinin markası ile iltibas oluşturacak düzeyde marka tescil talebinde bulunmuş ve müvekkilin markasını kullandığını, davalının, müvekkili ile ayırt edilemeyecek derecede benzer bir marka için marka başvurusunda bulunduğunu, davalı adına TPMK nezdinde başvurusu yapılan ve aşağıda bilgileri verilen marka tespit edildiğini, davalının, marka başvurusunun davacı ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının, marka başvurusunun davacı ile aynı sınıflarda olduğunu, davalının marka başvurusunun davacının markalarının asıl unsurlarını içerdiği görüleceğini, davacı ile birebir aynı olacak şekilde marka başvurusunda bulunan davalının, bununla birlikte davacının markasını birebir olacak şekilde kullandığını, aynı zamanda, davalının davacı ile benzer bir marka başvurusunda bulunduğunun da bu şekilde tespit edildiğini, söz konusu tespit sonrası yapılan araştırmalar neticesinde, davalı tarafından yürütülen https://....com/ adlı sayfasının bulunduğunu ve bu sayfa incelendiğinde, davacının markasının logosunun birebir olacak şekilde davalı tarafından kullanıldığı görüldüğünü, Davalı ve davacı markalarının görselleri incelendiğinde davalının, davacı şirketin markası ile birebir düzeyde kullanım gerçekleştirdiğini, davacının markasının asli unsurlarını ön planda kullandığını, Markada kullandığı renk ve şekillerin davacının markası ile aynı olduğunu, Marka üzerindeki şekillerin davacının markası ile birebir aynı olduğunun sabit olduğunu, bu nedenle de davalının, davacının marka hakkına tecavüz ettiği sabit olmakla, söz konusu birebir kullanımın tüketiciler nezdinde karışıklığa neden olacağını, davalının marka başvurusu ve kullanımı karşılaştırıldığında da davalının marka başvurusu bir isim markasıyken, kullanımlarının logolu olduğunu, Marka başvurusu ve kullanımındaki ibarelerin birbirinden farklı olduğunu, dolayısıyla da davalının, kullanımlarının başvuru talebinde bulunduğu markaya uygun olmadığının görüleceğini, Davalının, kullanımları ile davacı şirketin markasına tecavüz etmekte olduğu gibi, bu kullanımların tüketici nezdinde karışıklığa neden olduğunu, davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımın, davacıya ait marka ile iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunu, bu benzerliğin, davalının lehine, davacı ise aleyhine haksız avantaj sağlayacağını, davalının, davacı ile bir bağlantısının olduğu kanaatini oluşturacağını ve davacının itibarını zedeleyeceğini belirterek, davalının kullanımları üzerinde karşı tarafa tebligat yapılmadan delil tespiti yapılarak, öncelikle teminatsız, aksi halde mahkemenizin uygun göreceği bir teminat bedeli üzerinden davalının, kullanımları (web sitesi, tabela, reklam, kartivizit, ilan, broşür vb.) hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı Tarafından Kullanılan https://....com/ adlı sayfa hakkında ihtiyati tedbir kapsamında erişimin engellenmesi kararı verilmesine, asıl talep yönünden, Davalının, davacı şirketin markasına karşı yaptığı tecavüzün tespiti, önlenmesi ile durdurulmasına, daha sonra artırılmak üzere şimdilik 3.000,00-TL'lik maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının, https://....com/ süresiz ve kesintisiz olarak kapatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... ... firmasının resmi vergi açılışının 02.07.2012 tarihinde yaparak hizmet vermeye başladığını, 19.10.2021 tarihinde "ms emlak ..." ibareli markayı tescil etmek amacıyla ....... dosya numarasıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuru yaptığını, davacının başvurunun yayınına SMK 6/1, 6/3 ,6/5 ve 6/9 maddelerine dayanarak itiraz ettiğini, itirazın reddedildiğini, henüz başvuruya yapılan itirazın inceleme aşamasında olduğunu, bu konuda YİDK tarafından karar verilmeden açılan bu davanın reddinin gerektiğini, .... nolu marka başvurusuna konu işaretin davacıya ait marka ile benzer olmadığını, iltibasa neden olmayacağını, davalının başvurusunda "..." ve "...." harfleri arasında herhangi bir noktalama işareti bulunmadığı gibi adi ve soyadı da ibarede yazılı olduğunu, davacı tarafın markasında ise "..." ve"...." harfleri arasında noktalama işareti bulunmakla devamında adı ve soyadına yer verilmediğini, bu nedenle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ".... davalı tarafın "..." şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacı tarafa ait ...tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüzde bulunulduğunun iddia edildiği, Mahkemece https://....com url uzantılı alan sağlayıcıya ait alanın incelenmesi ve alınan bilirkişi raporları ile davalı tarafın davacı tarafa ait tescilli marka olan "..." asli unsurunu kendisine ait pazarlama alanında kullandığı, bu kullanımın davacı adına tescilli olan markanın tescilli olduğu 36. Sınıfta mal ve hizmetlere ait kullanımlar olduğu, her ne kadar bu kullanımın davalı taraf adına tescilli bulunan .... tescil numaralı " ... ..." tescil başvurusuna ait hakka dayandığı belirtilmiş ise de bu markanın henüz tescil edilmediği ve inceleme aşamasında olduğunun TPMK kayıtları ile sabit olduğu, davacının www.msemlak.com alan adını 11.11.2010 tarihinde aldığı, bu alanda 6. Sınftaki mal ve hizmetler olan emlak komisyonculuğu faaliyetlerini yürüttüğü, davalının alan sağlayıcı sahibinden.com'a 17.09.2011 tarihinde üye olduğu, davacının bu haliyle davalıdan daha önceki tarihte markayı kullanmaya başladığı ve marka üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu, yine davacı markasının tescilli ve koruma altında bulunduğu, davalının iş yerinde yapılan incelemede ... şeklinde tabela bulunduğu, davacının hem alan sağlayıcıya ait pazarlama faaliyetlerinde kullandığı hem de iş yerinde kullandığı tabeladaki kullanımların davacı tarafın markası ile görsel ve fonetik olarak benzer olduğu, her iki kullanımda da MS ibaresinin ön planda olduğu, dikkate alındığında davalının marka kullanımın davacı tarafın marka kullanımı yönünden tecavüz oluşturduğu kabul edilmiş ve davacının tespit, tecavüzün durdurulması ve önlenmesi ile "https://....com/" adresine erişimin engellenmesine ilişkin taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafın tazminat talepleri de değerlendirilmiş, davacı tarafın SMK'nın 150 ve 151. Maddesine göre oluşan zararını ispat yükü altında bulunduğu, davacı tarafa SMK'nın 15. Maddesine göre 29.09.2022 tarihli celsede kendisine verilen sürede "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" üzerinden tazminat talebinin bulunduğu beyanı dikkate alınarak alınan bilirkişi raporunda davalı tarafın ihlalin varlığı tespit edilen dönemde zarar ettiği ve kazancının oluşmadığı dikkate alınarak davacı tarafın alacağın varlığını ispat edemediği kabul edilmiş ve bu talep yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve davanın kısmen kabul kısmen reddin" karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Müvekkili ... ... Firmasının resmi vergi açılışını 02.07.2012 tarihinde yaparak hizmet vermeye başladığını, müvekkilinin 19.10.2021 tarihinde "... ..." İbareli markayı tescil etmek amacıyla ....dosya numarasıyla Türk Patent Ve Marka Kurumu'na başvuru yaptığını, davacı ...'nun itirazının reddedildiğini, Davacının markasının "..." olarak Türkiye Patent ve Marka Kurumu'na tescilli olduğunu, Müvekkilinin tescil başvurusu yaptığı marka ibaresinde "..." ve "..." harfleri arasında herhangi bir noktalama işareti bulunmadığı gibi adı ve soyadının da ibarede yazılı olduğunu, davacı tarafın marka ibaresinde "..." ve "." harfleri arasında noktalama işareti bulunmakla devamında adı ve soyadına yer verilmediğini, Yargıtay kararlarına göre iki marka arasında tek bir noktalama işareti dahi bulunması iki markanın ayniyet veya benzerlik göstermesine engel teşkil ettiğini, İki markanın birbirinden farklı olduğunu,

-müvekkili ve davacı taraf firmaların tüm Türkiye çapında bilinir firmalar olmadığını, İstanbul'da ikamet eden birisinin davacının firmasını biliyor olması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, Rize'de ikamet eden birisinin de müvekkiline ait firmayı biliyor olmasının mümkün olmadığını,

-davacı yan firması ağırlıklı olarak otomotiv satış sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili firması ise gayrimenkul danışmanlığı sektöründe faaliyet gösterdiğini, rekabet ihtimali ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını,

-".s" ibaresi özel bir isim olmadığı gibi ülkemizde milyonlarca kişinin isim ve soyismi ".." ve ".." harfleriyle başladığını, müvekkilinin tescil başvurusu yaptığı ifadede esas ayırıcı unsur isim ve soyisminin açık olarak ibarede belirtilmesi olduğunu,

-Yerleşik yargıtay kararları ve kabul gören doktrin bilgileri ışığında davacı yanın taleplerinin tümünün kötü niyetli ve hukuki dayanağı bulunmayan talepler olduğunu, müvekkilinin 10 yıllık ticari hayatı sekteye uğrayacak ve maddi manevi yönden telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olacağını, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 10.10.2023 tarihli 2021/204 E., 2023/193 K. Sayılı kararına karşı istinaf dilekçesinde özetle;

-Davalının markasal haklara tecavüzü nedeniyle gelir elde ettiği taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2-b maddesi uyarınca "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" üzerinden tazminat istediklerini, bu talep açısından fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 3.000,00-TL talepte bulunulduğunu, 12.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davalının zarar ettiği iddia edilerek tazminat hesaplaması yapılmadığını, raporun hatalı olduğunu, davalının müvekkilinin markasını kullanarak bir gelir elde etmiş olduğunu, 16.06.2023 tarihinde taraflarınca dinletilen tanık ...'ın “Davalı şirket daha ziyade otomotiv üzerine faaliyet göstermektedirler.” şeklinde beyanda bulunduğunu, yaptığı tüm ticari faaliyetleri ile müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediğinin ayrıştırılarak, tecavüz teşkil eden fiilinden. dolayı elde ettiği kazancın hesaplanması gerektiğini, davalı tarafın müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil etmeyen faaliyetinden de elde ettiği zarar, müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden faaliyetinden elde ettiği kardan fazla ise defterlerinde yer alan genel toplamda zarar etmiş olacağının tespit edilmesi mümkün olduğunu, her şekilde 10 yıl boyunca sürekli olarak zarar eden bir işletmenin faaliyet göstermesi de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının dava tarihi ile bugün arasındaki ilanlarının iki kat fazla olduğunu, Davalının faaliyetleri nedeniyle komisyon geliri elde ettiğini, davalının ilandan kaldırılan taşınmazlar için komisyon ücreti alacağı sabit olduğunu, ek bilirkişi raporunda da davalının 2013 ve 2018 yılları arasında düzenlediği faturalar yer aldığını, davalının her ne kadar raporda zarar ettiği görünse de komisyon bedeli üzerinden bir gelir elde edeceğini, raporun hatalı olduğunu,

-marka hakkına tecavüz edenin kayıtlarından yoksun kalınan kazanç tutarının hesaplanamaması durumunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.50 uyarınca uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini, maddi tazminat yönünden kararın kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesinin 16/02/2024 tarihli İstinaf Başvurusu Değerlendirme Kararı ile; Bir haftalık kesin süre içinde istinaf harcının tamamlanmadığı anlaşıldığından HMK'nın 344.maddesi uyarınca davacı vekilinin mahkemece ara kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmamış sayılmasına karar verdiğini, Davacı vekili 16/02/2024 tarihli 2021/204 E. Sayılı karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararda 20.01.2024 tarihinde sürenin bittiği belirtilmiş olsa da, sürenin 20.01.2024 tarihinde bitmediğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının markasına tecavüz etmediğini, markaların farklı olduğunu, müvekkilinin ad ve soyadının ve bu baş harflerinin olduğu marka için tescil başvurusunda bulunduğunu ve kullandığı tabelalarda da ad- soyadının kısaltmasını kullandığını, Davacının markası tanınmışlık düzeyinde değerlendirilemeyeceğine göre; hak sahipliği marka tescili ile sınırlı kalacağını, Bilirkişi raporlarında mevcut olduğu üzere müvekkilinin kar elde etmemiş olup zararda olduğunu, her ne kadar karşı taraf ortada açıkça mevcut olan zararı görmezden gelerek elde edilen gelirlerin hesaplanması gerektiğini iddia etse de; elde edilen gelirlerin isnat edilen marka tecavüzüne ilişkin olduğu herhangi bir dayanağı olmayan iddialardan ibaret olduğunu, davacı taraf herhangi bir zarara uğradığını ve bu zararının asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkilinin marka tecavüzü ile illiyet bağı mevcut olduğunu ispat edemediğini, marka tecavüzünün tespiti sebebiyle maddi tazminata hükmedilmesinin söz konusu olmayacağını, Maddi Tazminatın talep edilebilmesi için yoksun kalınan kazanç veya fiili zararın söz konusu olması gerektiğini, Yoksun kalınan kazanç ispatlanmadan, mütecaviz olduğu iddia edilen kişinin net geliri üzerinden hesaplama yapılması yoluna gidilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, Müvekkili şirketinin sürekli zarar ediyor olmasına ilişkin getirilen yorumların Ticaret Mahkemesinin görev alanında olup müvekkilinin zarar ediyor olmasının marka tecavüzü ve bu tecavüz kapsamında kar elde ettiği anlamına gelmediğini, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; 11.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda tecavüzün olduğunun sabit olduğunu istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalının kullandığı "...+ŞEKİL" markasının gayrimenkul komisyonculuğu hizmetlerinde kullanılmasının davacı adına tescilli ...tescil numaralı markası ile iltibasa neden olup olmadığı, marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği ve tazminata ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

TPMK kayıtlarına göre .... ... ibareli marka yönğnden davalı tarafaça ... numaralı başvuru yapılmış yapılan başvurunun inceleme aşamasında olduğu ve tescil edilmediği bildirilmiştir.

Çayeli Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimatla davacı tanığı ....'IN beyanları alınmış, alınan beyanlarda tanık; davacının 2010 yılından beri ....adı altında emlakçılık yaptığınım ve ... markasını kullandığını beyan etmiştir.

11/12/2021 tarihli Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; "https://....com url adresinde yer alan mağaza üzerinde yapılan incelemede; "..." adlı mağaza bilgilerinde; Firma adının ..olduğu, Firma iletişim numarasının ....olduğu, Firmada yer alan danışanların .... (....), ....) ve ... (. ...) olduğu, Firma logosunun ŞEKİL olduğu, Firmanın .... konut, .... işyeri olmak üzere toplam .. ilanı olduğu, Firmanın ... yıldır ....com'un üyesi olduğu, davacıya ait ...tescil numaralı ŞEKİL ibareli markanın dava konusu 36. Sınıf Gayrimenkul komisyonculuğu hizmetlerinde tescilli olduğuna, davacıya ait... dosya numaralı ŞEKİL ibareli markası kapsamında dava konusu 36. Sınıf Gayrimenkul komisyonculuğu hizmetlerinin bulunduğu, ancak markanın henüz tescil edilmediğine, davalıya ait .....dosya numaralı ŞEKİL ibareli marka kapsamında 36. Sınıf Gayrimenkul komisyonculuğu hizmetlerinin bulunduğu, markaya yapılan itirazın reddedildiği, markanın henüz tescil edilmediğine, davalı tarafın, adresteki ve https://....com url adresinde yer alan ŞEKİL +ŞEKİL ve ŞEKİL şeklindeki marka kullanımlarının, davacı markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, aynı hizmeti vermelerinden kaynaklı markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu, nihai hizmet alıcıları nezdinde, gerek hizmetlerin gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve bunların aynı yerden hizmet verildikleri yönünde çağrışım yapabileceği, alıcıların hizmetlerin birbirinde farklı olduklarını anlamalarına rağmen bunların kaynağının aynı işletme olduğunu veya hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğunda inanabilecekleri bunun da iltibas ihtimali yaratacağı nedenleriyle, inceleme konusun adresteki ve https:// ..... ...com url adresinde yer alan marka kullanımlarının, davacı yan markası ile karıştırma ihtimali bulunduğu , bununda iltibas yarattığı " görüş bildirilmiştir.

11/05/2023 tarihli bilirkişi rapor içeriğine göre; "..Davacının ... no ile tescilli ŞEKİL+.... ve .... no ile tescilli ... markasının Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu, davacının markalarının 36.sınıfta yer alan "..." hizmetlerinde tescil edilmiş olduğu, davalının kullanımlarının da aynı hizmetlerde olduğu, davalının kullanımların biçim , düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel ve sessel olarak derecede benzerlik bulunduğu ve orta düzeyde tüketicileri iltibasa düşürebileceği, davalı ... tarafından ibraz edilen 2012-2016-2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin yazılı olduğu, birbirlerini doğruladıkları, kanunlara uygun şekilde eksiksiz ve usulüne uygun tutuldukları, ibraz ettiği defterlerinin tümünün açılış tasdiklerinin yasal süresinde yapılmış olduğu görülmüş, 2019-2020 ve 2022 yılına ait defter-beyan sistemine tabi olduğu, TTK md. 64/ III göre nazara alınabileceği, HMK md. 222 'ye göre sahibi lehine delil olabileceği, Davalı ...'in İlgili Tarihler arasında (2012-2022) arası onaylı GİB Onaylı gelir vergisi Beyannamelerine 2012 Yılında 7.866,26-TL Zarar Ettiği, 2013 Yılında 16.477,46-TL Zarar, 2014 Yılında 15.546,72-TL Zarar, 2015 Yılında 12.265,20-TL Zarar, 2016 Yılında 16.175,22-TL Zarar, 2018 Yılında 24.463,32-TL Zarar, 2019 Yılında 5.120,48-TL Zarar, 2021 Yılında 7.405,22-TL Kar, 2022 Yılında 25.543,36-TL Zarar, (7.866,26TL+ 16.477,46TL+ 15.546,72TL+ 12.265,20TL+ 16.175.22TL+ 24.463,32TL+ 5.120,48TL+ 25.543,36TL)- 7.405,22TL=116.052,80-TL toplam da zarar ettiği dolayısı ile hesaplanacak bir geliri bulunmadığı, Bu durumda davalının zarar etmesi kaynaklı maddi tazminat hesaplaması yapılamamıştır." yönünde görüş bildirilmiştir.

Davalı istinaf istemine ilişkin olarak;

Davalının kullandığı "...+ŞEKİL" markasının gayrimenkul komisyonculuğu hizmetlerinde kullanılmasının, davacı adına tescilli ...tescil numaralı markası ile iltibasa neden olup olmadığına yönelik açılan davada, Davalı tarafın adresinde iş yerinde yapılan incelemede ... ..şeklinde tabela bulunduğu ve https://....com URL adresinde yapılan inceleme sonucunda alınan raporlarda, marka kullanımlarının, davacı markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, aynı hizmeti vermelerinden kaynaklı markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu, davalı tarafça her ne kadar ".... ..." marka başvurusunun bulunduğu ileri sürülmüş ise de, markanın başvuru halinde olduğu, tescilli olmadığı ve başvuru hali ile de kullanılmadığı, davalının markasının davacı markasına yanaşarak kullanıldığı, ad ve soyadı olarak eklenerek kullanılmadığı, bu nedenle markalar arasında benzerliğin bulunmadığı iddiasının yerinde bulunmadığı ve taraf markalarının 36.sınıfta yer alan “Gayrimenkul komisyonculuğu” hizmetlerinde kullanıldığı, aynı hizmetlerde olduğu, marka korumasının tüm Türkiye'de koruma sağlaması nedeniyle, başka bir ilçedeki kişinin markalar arasında bağlantı kuramayacağına ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacının www...com alan adını 11.11.2010 tarihinde aldığı, bu alanda 36. Sınftaki mal ve hizmetler olan emlak komisyonculuğu faaliyetlerini yürüttüğü, davalının alan sağlayıcı sahibinden.com'a 17.09.2011 tarihinde üye olduğu, davacının bu haliyle davalıdan daha önceki tarihte markayı kullanmaya başladığı ve marka üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu, aradaki noktalama işaretinin markayı farklılaştırmaya yetmediği, tüm nedenlerle marka hakkına tecavüzün bulunduğunun kabulü yönündeki hükümde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

Davacı istinaf istemine ilişkin olarak;

Davacının istinaf harcını yatırması için Mahkemece çıkarılan muhtıranın 2/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 18/03/2024 tarihinde harcı yatırdığı, harcın süresinde yatmadığı ancak Mahkemece çıkarılan muhtıranın usulüne uygun olmadığı, yatırılması gereken harç miktarının gösterilmediği ve gerekçeli kararın istinafına ilişkin çıkarılması gerekirken, ara karara ilişkin çıkarıldığı, bu nedenle istinaf harcının da tamamlatıldığı gözetilerek istinaf talebi incelenmesine karar verilmiştir.

Davada davacı tarafından, maddi tazminat istemi SMK m. 151/2-b maddesinde yer alan “marka hakkına tecavüz eden davalının elde ettiği net kazanç" yöntemine göre belirlenmesi talep edilmiştir. Bu usulde yoksun kalınan kazanç; mütecavizin ihlal dönemi içinde, ihlale konu markayı izinsiz olarak kullanmak suretiyle elde ettiği net kazanca göre belirlenecek olup, bu doğrulta öncelikle davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi, tüm incelemelere rağmen davacı zararının tespit edilememesi halinde TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın hüküm altına alınması gerekir. Somut olayda davalının mali kayıtları üzerinde inceleme yapılmış ise de , dava konusu marka üzerinde dava tarihine kadar, ne kadar satış yaptığı ve ne kadar kazanç elde ettiğinin tespit edilemediği, zararda olduğunun tespit edildiği ancak davalının faaliyette olduğu gözetilerek bu itibarla, SMK 151/3 maddesi uyarınca, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur hükmü ile birlikte somut olayın özelliklerine, göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun olarak tam miktar belirlenemediğinden TBK 50-51 maddeleri gereğince 20.000,00 TL maddi tazminatın kabul edilmesi gerektiği ancak taleple bağlılık gereği 3.000,00 TL maddi tazminatın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, davalı istinaf isteminin esastan reddine, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

3-İstanbul Anadolu .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ..../10/2023 tarih, 2021/.... E., 2023/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

-Davanın KABULÜ ile,

-Davalının "..." şeklindeki marka kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ...tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarını ihlal ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin DURDURULMASINA ve ÖNLENMESİNE,

-"https://....com/" internet sitesine ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, Erişim engeli yönünden verilen kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliği'ne ve .... A.Ş. şirketine Mahkememizce müzekkere yazılmasına,

-Davacı tarafın maddi tazminat talebinin KABULÜ İLE, 3.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE

4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.766,04 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 3.706,74 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 6.200,00 TL bilirkişi ücreti, 206,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.533,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre marka ihlali yönünden 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat davası yönünden 3.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.766,04-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 430,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.336,04-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı,nın davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5ç-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/756, K. 2026/912, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-756-e-2026-912-k-efe360a3a2d5