Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/706 E. 2026/1696 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/706
Karar No
2026/1696
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/706 Esas

KARAR NO:2026/1696 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2020/174 Esas - 2022/526 Karar

TARİHİ:23/06/2022

DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı ile gerekli sözleşmeleri akdederek, davalı şirket nezdindeki hesabıyla ağırlıklı olarak Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasasında türev araç işlemleri (vadeli işlem sözleşmeleri ve opsiyon sözleşmeleri) gerçekleştirdiğiniDavacı ile Davalı Şirket arasında imzalanan sözleşmeler çerçevesinde gerçekleştirilen türev araç işlemlerinde, Davalı Kurum personelinin hatalı yönlendirmeleri ve bilgisizliği sebebiyle 09.08.2018 - 13.08.2018 döneminde Davacının Şirket nezdindeki hesabında bulunan 1.079.402,43 TL tutarındaki bakiyesinin tamamen eridiği ve ayrıca 2.052.380,56 TL tutarında da Şirkete borçlandığını Davalı Kurum tarafından Davalıya tebliğ edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 17.09.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Davalıdan eksik teminat adı altında 2.052.380,56 TL talep edildiği, ödemenin yapılmaması halinde başta ihtiyati haciz olmak üzere tüm yasal yollara başvuru yapılacağının belirtildiğini Davalının haciz tehdidi altında olması sebebiyle, kusurlu taraf ve tarafların tespiti için geçecek çalışmalar süresince tüm dava hakları saklı kalmak kaydıyla Davacı ile Davalı Şirket arasında 22.09.2018 tarihinde bir protokol imzalandığı ve söz konusu protokol hükümleri doğrultusunda Davacının Davalı Kurum'a 1.750.000,00 TL ödediğini Dilekçede yer alan açıklamalar ve gerçekleştirilen işlemler incelendiğinde Davacının maruz kaldığı zararın, Davalı Kurum çalışanı tarafından piyasanın ve teminat sisteminin işleyişi hakkında Davacıya doğru ve detaylı bir bilgi vermemesi ve yanlış yönlendirmesi sebebiyle oluştuğu,Davalı Kurumun ifa yardımcısı niteliğindeki çalışanının vermiş olduğu zararı kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde tazmin etme yükümlülüğü bulunduğunu,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca Davalı aleyhine iş bu dava ikame edilmeden arabuluculuğa başvuru yapıldığı ancak arabulucu görüşmelerinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını 10.08.2018 tarihinde saat 09:33'te gerçekleştirilen kayıtlı telefon görüşmesinde aracı Kurum personelinin Davacının pozisyonları kapatma yönündeki talebini reddettiği, kapatmamasını tavsiye ettiği, sonraki süreçte de Davacının zararını azaltmak amacıyla dolar alacağı future işlemler gerçekleştirmek istediği, ancak personelin bu durumda da fatura işlemlerinde yalnızca kapama yapılabildiğini, girilen emirlerin ... tarafından reddedildiğini belirterek işlemleri gerçekleştirmediğini Davacının dolar kurunda ani ve sert hareketlerin yaşandığı 10.08.2018 tarihinde yukarı fiyat hareketleri nedeniyle karşı karşıya kaldığı riski azaltmak amacıyla açık pozisyonlarının tersi pozisyon almak suretiyle kapama yapmak istediğini

10.08.2018 tarihinde gün içerisinde yapılan farklı görüşmelerde Davalı Kurumun çelişkili ifadeler kurarak Davacıyı yanılttığı ve zararın artmasına neden olduğunu, saat 13:56'da Davacının pozisyon kapatmak istediğini ancak ...'ın fiyat vermemesi nedeniyle pozisyon kapatamadığını, 14:07'deki görüşmede ... tarafından uygulanan fiyat limitleri nedeniyle işlem gerçekleştirilemediğinin beyan edildiğini, saat 16:41'deki görüşmede ise fiyat alamama gibi bir durumun söz konusu olmadığını, özel fiyat alarak işlem gerçekleştirme imkanından bahsedildiğini,davalı Kurum ile yapılan görüşmelerde Davacının birçok defa teminatların hesaplanması, teminat tamamlama süreci, teminat tamamlama sürecine uymaması durumunda izlenecek yöntem hakkında bilgi talep ettiğini ancak Davalı Kurum personelinin saat 16:41'deki görüşmede yeterli bilgilendirmeyi yapamadığını,13.08.2018 tarihinde aracı Kurumun mevzuata aykırı bir biçimde değişen piyasa koşulları nedeniyle VİOP nezdinde gerçekleşen işlemlerde teminat oranlarının değiştiğini bildirdiğini,10.08.2018 tarihinde özellikle akşam seans kapanmadan önce gerçekleştirilen görüşmelerde Davacının 13.08.2018 tarihinde yaşanabilecek gelişmelerden dolayı tedirgin olduğunu, zararını azaltmak için pozisyon kapatmak istediğini, ancak Davalı Kurum tarafından işlemi 13.08.2018 tarihine bırakması konusunda yönlendirildiğini, personelin çeşitli bahaneler ile pozisyon kapama imkanı sağlamadığını ve zararın büyümesine sebebiyet verdiğini, piyasa yapıcılardan işlem gerçekleştirmek üzere fiyat alınarak pozisyon kapatılması mümkün iken Müvekkili ısrarla pozisyon kapatmak istemesine rağmen bu alternatifin neredeyse hiç kullanılmadığını, diğer müşterilerin pozisyonlarının %20-30 oranında azaltılması imkanı sağlandığı halde, davacının pozisyon kapatma arzusuna rağmen fiyat alınamadığı, emir girilemediği gerekçeleri ile pozisyonların kapatılmadığını,13.08.2018 tarihinde fiyatların 10.08.2018 tarihine göre daha dengesiz durumda olmasına rağmen Davalı Kurum tarafından pozisyonların resen teker teker kapatıldığını, davalı Kurum personelinin 10.08.2018 tarihinde saat 17:25'deki görüşmede pozisyonların kapatılması için en doğru yöntemin ... ile görüşerek yapılması gerektiği olduğunu ifade ettiğini, davalı aracı Kurumun Davacının hesabına bilgisi dışında para yatırarak sermaye piyasası mevzuatına aykırı davrandığını beyanla;Müvekkili ...'ün, Davalı ... A.Ş.'nin sorumlu olduğu sözleşmeye aykırı davranış ve kusurlu eylemleri neticesinde uğramış olduğu zararın, (zarar tutarının tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere) asgari 310.000,00- TL'sinin dava tarihinden bu yana işleyecek kısa vadeli avanslar için uygulanan avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın tarafları arasında davaya konu vakıalara ilişkin akdedilmiş geçerli bir protokolün varlığı ve taraflar arasında akdedilen protokolün feshine ilişkin davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. Maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmemesi sebepleriyle işbu davanın evleviyetiyle esasa girilmeksizin reddinin gerektiğini,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. Maddesi tahtında işbu davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddinin gerektiği, davacının talep etmiş olduğu dava değerine kısa vadeli avanslar için uygulanacak faiz türünün işbu uyuşmazlığa ilişkin müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulması ihtimalinde tatbik edilmesinin mümkün olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması göz önüne alındığında; Yargıtay Kararları uyarınca davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddinin gerektiğini,Davacı tarafın zarar iddiasına konu ettiği işlemlere karşılık gelen zarar iddiasını somutlaştırması gerektiği, Davacının dava dilekçesinde somutlaştırma yükünü yerine getirmediği, Sayın Mahkemenin davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği somut olmayan hususların belirlenmesini yeni bir vakıa meydana getirmeden sadece mevcut vakıa kapsamında Davacından istemesi gerektiği, somutlaştırma yüküne ilişkin eksiklik Davacı tarafından tamamlanmaz ise ispatsız kalan davanın reddine karar verilmesini istediklerini, davacının bir yatırım şirketinin yönetim kurulu başkan vekili olup, dava konusu edilen işlemlerin niteliğini, risklerini ve takdirini herkesten çok bilen birisi olduğunu, öte yandan, opsiyon işlemlerinin acemisi olmadığını, türev işlemlerini meslek haline getirmiş deneyimli bir piyasa oyuncusu olduğunu, işlemlerin yapıldığı tarihte döviz kurunun hiç kimsenin öngöremeyeceği bir seyir göstererek olağanüstü durumun ortaya çıktığını, bunun opsiyonlu işlemlerin doğal bir riski olduğunu, yatırım şirketine kusur atfedilemeyeceğini, davacıya defalarca ve detaylı olarak risklerin bildirildiğini, davacının da bu riskleri kabul ettiğini Davaya konu 10.08.2018 tarihinde ... üzerinden fiyat alımında opsiyon alış piyasasında herhangi bir fiyat verilemediği, opsiyon piyasasına konu fiyatların 1 gün geriden geldiği göz önüne alındığında müvekkil şirket ile müşteri temsilcisinin 10.08.2018 tarihi için bir fiyat öngörüsünü Davacı ile paylaşmasının beklenemeyeceği, davacının pozisyonlarının müvekkil şirket tarafından kapatılamamasının sebebinin davaya konu tarihler arasında opsiyon piyasalarından alım ve satım emri veren kişilerinin bulunmuyor olması olduğu, bu tarihler arasında zararı sınırlayabilmek adına vadeli piyasada işlem yapılmak istendiğinde ..., işbu ters işlemin opsiyon satışından farklı olarak vadeli piyasada alım işlemi olarak gerçekleştirilmek istediğinde bu işlemin niteliği itibariyle yeni bir işlem olduğundan beisle yeniden teminat yatırılması gerektiğini sistem üzerinden bildirerek ters işlem yapılmasına sistem üzerinden izin verilmediğini, davaya konu tarihlerde opsiyon piyasasında alım ve satım işlemleri için herhangi bir teklif bulunmadığından müvekkil şirket müşteri temsilcisinin kotasyon yaratarak pozisyon kapatabilmek için piyasa sağlayıcılarla konuşarak fiyat almaya çalıştığını beyan ederek ; her türlü dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasında akdedilmiş geçerli bir protokolün varlığı nedeniyle esasa girişilmeksizin davanın reddine,Usul itirazlarnın dikkate alınarak işbu davanın usulden reddine,her hâlükârda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/06/2022 tarih ve 2020/174 Esas - 2022/526 Karar sayılı kararında;"... Mahkememizce alınan her iki bilirkişi raporunda da olayın gelişimi ve değerlendirmesinin benzer olduğu görülmüştür.Haksız fiilden kaynaklanan tazminat sorumluluğunun unsurları ;hukuka aykırı eylem, davacının zararı, davalının kusuru ve eylem ile zarar arasında illiyet bağı şeklindedir.Davalı kurum tarafından davacıya yapılan bilgilendirmenin yasal mevzuat ile getirilen koşulları taşıdığı, kurum çalışanının telefon görüşmelerindeki eksik bilgilendirmesinin, ihmal olarak nitelenebileceği, ihmali davranış ile davacının zararı arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığı takdir olunmuştur. Davacının zararının piyasada yaşanan olağandışı oynaklık sebebiyle likitide sağlayıcıların kotasyon vermemesinden kaynaklandığı sabit bulunmuştur. İspatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,

''1-İspatlanamayan davanın reddine'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu dava konusu zararın oluşmasına aracı kurum çalışanlarının hatalı yönlendirmelerinin, piyasanın ve teminat sisteminin işleyine ilişkin bilgisizliğinin sebebiyet vermiş olduğunu, davalı kurumun sermaye piyasası mevzuatına ve müvekkil ile akdetmiş olduğu sözleşmelere aykırı davranışları sebebiyle müvekkilin uğramış olduğu zararı tazmin etme yükümlülüğü bulunduğunu, yerel mahkemenin aracı kurum çalışanının müvekkile açık ve net bir şekilde izahat veremediğini kabul ettiğini, ancak bunu bilirkişilerin görüşleri çerçevesinde ihmal olarak nitelendirdiğini, yine davalı tarafın ve bilirkişilerin yanlış yönlendirmeleri neticesinde de zararın piyasalarda fiyat oluşmaması sebebiyle gerçekleştiği ve aracı kurum çalışanı dikkatli, bilgili ve özenli olsaydı dahi zararın oluşacağı yönünde kanaat oluşturduğunu, yerel mahkemece dosyada mübrez ses kaytlarının dinlemediğini, yalnızca bilirkişi raporları çerçevesinde bilirkişilerin kendisine sunduğu kadarıyla konuya vakıf olduğunu, aksi durumda bu derece yüksek zarar tutarları oluşurken hiçbir teknik bilgiyi iletemeyen, teminat hesabı dahi yapamayan bir çalışanın eylemlerini ihmal değil, ağır kusur olarak değerlendireceğini,09.08.2018 tarihinde davalı şirket yetkili müşteri temsilcisi tarafından müvekkile gönderilen e-posta ile teminat tamamlama çağrısı yapıldığını, işbu çağrı sonrasında müvekkilin 433.704,50 TL tutarındaki teminatını tamamladığını, böylece davalı aracı kurum tarafından kendisinden talep edilen tutarda teminatı yatırarak teminat tamamlama yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ancak 10.08.2018 tarihinde müvekkilin piyasada yaşanan USD fiyatlarının yukarı yönlü hareketi nedeniyle karşı karşıya kaldığı riski azaltmak amacıyla, vadesinde USD ödeme yükümlülüğü bulunan açık pozisyonlarını tersi pozisyon almak suretiyle kapatmak istediğini, ancak gerçekleştirilen telefon görüşmesinde davalı şirket çalışanı tarafından açıkça müvekkilin kapatma yönündeki talebinin davalı şirket çalışanı tarafından reddedildiğini ve açıkça kapatılmamasının tavsiye edildiğini, aracı kurum personelinin yanlış yönlendirmesi neticesinde müvekkilin çok yüksek bir kayba uğradığını, müvekkilin defaatle teminatların hesaplanması, teminat tamamlama süreci, teminat tamamlama çağrısına uymaması durumunda izlenecek yöntem konusunda davalı şirket çalışanından bilgi talep ettiğini, ancak davalı şirket çalışanı kendisinin de teminat tamamlama hesaplamalarında “kaybolduğunu”, “anlayamadığını” ifade ettiğini, özellikle teminat tamamlama konusunda yeterli bilgilendirmeyi hiçbir şekilde yapmadığını, bilmediğini söylediğini, çelişkili ve tutarsız açıklamalarda, yanlış değerlendirmelerde bulunduğunu,Müvekkilin teminatların takibi konusunda kendisine düşen görev ve özeni gösterdiğini, davalı şirketin uymakla yükümlü olduğu mevzuat ve uyması gereken etik ilkeler ve davranış kurallarına tamamen aykırı olarak hareket ettiğini, ve kar / zararın hesaplanması, işlemlerinin gerçekleştirilmesi, emir iletebilmesi için gerekli olan bilgiyi temin edemediğini, gerekmesi halinde teminat yatırma konusundaki arzusuna rağmen adeta çaresiz bir şekilde sahip olduğu pozisyonları nedeniyle müvekkili zararının artmasına seyirci kalmak zorunda bıraktığını, davalı şirket çalışanının kusurlu hareketlerinden davalı şirketin sorumlu olduğunu,Dosyada alınan her iki bilirkişi raporu ile de davalı şirket personelinin mesleki yetersizliği, yanlış yönlendirmelerinin mevcut olduğunun açıkça tespit edildiğini, ancak bilirkişi kurumunun düzenlediği mevzuata aykırı olarak hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunduklarını, görevleri dahilinde olmamasına karşın "ihmal - kusur" değerlendirmesi yaptıklarını, açıkça kusurun “ihmal” seviyesinde olduğuna hükmettiklerini, ancak bilirkişi heyetinin kusurun ihmal mi yoksa ağır kusur mu olduğuna karar veremeyeceğini, buna yetkisi olmadığını, heyetin bu yorumunun açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle söz konusu raporun hükme esas alınmaması ve yeniden bir heyet tarafından incelemeye gidilmesi gerektiğini, ayrıca söz konusu iki raporun çelişkili olduğunu, söz konusu çelişkilerin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılması gerektiğini,Yerel mahkemenin likidite sağlayacısından kotasyon verilmemesi nedeniyle zararın meydana geldiğine ilişkin gerekçesinin çürütüldüğünü, zira ... tarafından sunulan beyan dilekçeleri incelendiğinde müvekkil tarafından talep edilen işlemlerle ilgili o tarihlerde hiçbir teknik vb problemin mevcut olmadığının açıkça beyan edildiğini, ayrıca diğer aracı kurumların aynı gün ve saatte müvekkil tarafından talep edilen işlemleri gerçekleştirebildiğini,Davalı şirketin tabi olduğu mevzuata, müvekkil ile imzalamış olduğu sözleşmelere ve meslek kuralları ile etik ilkeler ve davranış kurallarına aykırı hareket ettiğini, yerel mahkeme kararının davalı şirketin hiçbir yaptırıma tabi olmamasına sebebiyet verdiğini, TBK 116 maddesi çerçevesinde davalı şirketin çalışanının vermiş olduğu zarardan kusursuz sorumlu olduğunu ve zararı gidermekle yükümlü olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetler Çerçeve Sözleşmesi, Türev Araçlar Risk Bildirim Formu, Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi kapsamında davalı aracı kurumun sözleşmeye aykırı ve kusurlu işlemleri nedeniyle zarara uğradığından bahisle tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verildiği ve karar karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.Davacı taraf, davalı kurum personelinin hatalı yönlendirmeleri ve bilgisizliği sebebiyle 09.08.2018-13.08.2018 döneminde 10.08.2018 tarihinde yatırım hesabında bulunan 1.079.402,43 TL tutarındaki bakiyesinin tamamen eridiği ve ayrıca 2.052.380,56 TL tutarında da davalı kuruma borçlandırıldığı, davalı taraf ile 22.09.2018 tarihinde imzalanan bir protokol ile 1.750.000 TL'nin protokol hükümleri çerçevesinde davalı kuruma ödendiği, dava konusu zararın davalı aracı kurum çalışanlarının hatalı yönlendirmeleri ve teminat sisteminin işleyişi hakkında doğru ve detaylı bir bilgi verilmemesi ve yanlış yönlendirmesi sebebiyle oluştuğu, davalı kurumun ifa yardımcısı niteliğindeki çalışanının vermiş olduğu zararı kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde tazmin etme yükümlülüğü bulunduğununu ileri sürmüştür.Somut olayda, taraflar arasında Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetler Çerçeve Sözleşmesi, Türev Araçlar Risk Bildirim Formu, ... A.Ş. Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasasında Yapılacak Opsiyon Sözleşmesi İşlem Esasları ve Opsiyon İşlemi Bilgilendirme Dokümanı , Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesi imzalandığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Ayrıca davacıya 05.06.2018 tarihinde Sermaye Piyasası Mevzuat gereği uygunluk testi yapıldığı,Yüksek Lisans eğitim düzeyine sahip ve serbest meslek sahibi Müşterinin, Risk ve Getiri Tercihi konusunda “Çok yüksek getiri isterim ve çok yüksek riskli ürünlere yatırım yapabilirim. Gelişmiş yatırım ürünlerinin riskleri konusunda bilgiliyim ve bu ürünlere yatırım yapabilirim (Ana parayı tamamen kaybetmeyi göze alabilirim)” şeklindeki cevabı işaretlediği, Yatırımlarının Süresi konusunda “Orta Vadeli (6-12 ay)” cevabını işaretlediği, Ürünler Hakkındaki Bilgisinin Ölçülmesi amacıyla ise tüm risk gruplarında yer alan ürünlerle ilgili olarak “Ürün hakkında yeterli bilgim var”, İşlem Sıklığı konusundaki bilginin ölçülmesi amacıyla tüm risk gruplarında yer alan ürünlerle ilgili olarak “Sıklıkla (Haftada 1 kaç defa)” ve Hacim konusundaki bilginin ölçülmesi amacıyla tüm risk gruplarında yer alan ürünlerle ilgili olarak “500.001 ve üzeri” şıklarını işaretlediği tespit edilmiştir.Türev araçları alım satım aracılık çerçeve sözleşmesinin tanımlar başlıklı 2. Maddesinde, türev araçları risk bildirim formu, risk bildirimi, opsiyon çerçeve sözleşmesi ile türev araçların alım satımına aracılık çerçeve sözleşmesinin tanımlar başlıklı maddelerinde opsiyon ve türev ürünlere ilişkin detaylı açıklama yapıldığı, her bir sözleşmede risk bildiriminin yer aldığı, taraflar arasındaki türev işlemleri çerçeve sözleşmesinin Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunun "risk bildirimi” başlıklı kısmının 2 ve devamı maddelerinde; Türev araçların çeşitli oranlarda riskere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan teminatın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların toplam teminatı dahi aşabileceği, aracı kuruluşun türev piyasalarda yapacağınız işlemlere ilişkin tarafınıza aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrularmaya muhtaç olabileceğinin dikkate alınması, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği ve bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğunun dikkate alınması gerektiği, sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında değer kaybı olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve döviz hareketlerini kısıtlayabileceği, ek ve/veya yeni vergiler getirebleceği, alım-satım işlemlerinin zamanında gerçekleşmeyebileceği ve teslimat öngörülen sözleşmelerde fiziksel varlığın teslim edilmeme riskine de maruz kalınabileceği ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiği belirtilmiştir.Mahkemece, tarafların delil listesinde bildirdiği taraflar arasında imzalanan tüm sözleşmeler, bildirim formları, ve tüm kayıt ve belgeler getirtilerek ihtilaf dönemine ilişkin ses kayıtlarının dosya arasına alındığı ve bilirkişi marifetiyle dökümlerinin yaptırıldığı, akabinde dosyanın ...- finans uzmanı, bankacı ve hukukçu bilirkişilerden oluşan heyete verilerek rapor alındığı, bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine mahkemece yeni heyetten 2. rapor alınarak 2. Rapor doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte yukarıda belirtilen tesbitler ve ilk derece mahkemesince sunulan deliller, 2. Bilirkişi heyet rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; davacı vekilinin eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 2. bilirkişi heyet raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda; Dava konusu olayda davacının zararlı pozisyonlarının kapatılamamasının sebebinin, olağandışı piyasa koşulları sebebiyle ters işlem yapmaya imkan verecek kotasyonların fiyat sağlayıcı diğer kurumlar tarafından sağlanmaması olduğu, davalı kurum çalışanının anılan süreçte yükümlülüğü olmadığı halde piyasadaki diğer kurumlardan kotasyon arayışına girerek piyasa koşulları çerçevesinde yapılması gerekenleri yapma gayretinde bulunduğu, davalı kurum tarafından davacıya gönderilen e-mail ekran görüntüleri çerçevesinde ek teminat lüzumuna ilişkin bilgilendirmeler ile kontrat başına uygulanacak teminat değerlerinde artışa gidildiğine ilişkin bilgilendirmenin sermaye piyasası ve ilgili mevzuata uygun şekilde yapıldığı, davalı şirket personelinin hatalı yönlendirmeleri ve bilgisizliği nedeniyle davacının zararının arttığı yönündeki iddia kapsamında yapılan incelemede, davalı kurum çalışanının hatalı yönlendirme olarak tavsif edilebilecek bir ifadesine rastlanmadığı, mevzuat açısından yapılan bilgilendirmenin esasen yeterli olduğu, taraflar arasındaki telefon görüşmelerindeki eksik bilgilendirme, gerekli özeni göstermede ihmal düzeyinde bir kusur olarak tavsif edilemeyeceği, somut olay çerçevesinde davalıya atfı kabil bir kusurun olmadığı belirtilmiştir.Davaya konu türev sözleşmelerinden opsiyon işlemlerinin döviz ve sermaye piyasalarındaki önceden öngörülmesi olanaksız oynaklık ve değişkenlik nedeniyle yüksek risk içerdiği, bu işlemler nedeniyle kar elde edilmesi mümkün olduğu gibi zarar etme ihtimalinin de bulunduğu, yukarıda açıklanan taraflar arasında imzalanan sözleşmeler, bildirim formları ve Sermaye Piyasası Mevzuat gereği davacıya yapılan uygunluk testine göre davacının döviz ve sermaye piyasalarında önceden öngörülmesi olanaksız olan değişkenlikler konusunda yeterince bilgi sahibi olduğu, tüm bu riskler konusunda davalı kurumca yapılan sözleşmelerle uyarıldığı, taraflar arasında imzalanan türev ürünler sözleşmelerinin geçerli olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmelere göre davacının işlemlerin mahiyetine ve sermaye piyasalarında işlem gören araçların niteliğine ilişkin bilgi sahibi olduğu, taraflar arasındaki türev işlemleri çerçeve sözleşmesinin Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunun "risk bildirimi” başlıklı kısmının 2 ve devamı maddelerinde;Türev araçların çeşitli oranlarda riskere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan teminatın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların toplam teminatı dahi aşabileceği, aracı kuruluşun türev piyasalarda yapacağınız işlemlere ilişkin tarafınıza aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrularmaya muhtaç olabileceğinin dikkate alınması, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği ve bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğunun dikkate alınması gerektiği, sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğunun dikkate alınması gerektiği yönünde davacı tarafın uyarıldığı, dosyaya mübrez delillerden anlaşıldığı üzere davalı aracılığıyla ve davacı talimat ve onayı ile gerçekleştirilen işlemlerden ötürü davacının dönem dönem kar elde ettiği, dönem dönem zarara uğradığı, bu saptamalar karşısında dava konusu dönem boyunca alım satım işlemleri nedeniyle uğranılan zararın davalı tarafın yönlendirmesi ve kusuru ile gerçekleştiğine yönelik davacı iddiasının dinlemeyeceği ve tazminat şartlarının oluşmadığı tespit edilmiştir.Bu tespitlere göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/706, K. 2026/1696, T. 23.06.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-706-e-2026-1696-k-1c93b916564e