İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/686 E. 2026/53 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/686
Karar No
2026/53
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/686 KARAR NO : 2026/53

DAVA : Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/06/2019 KARAR TARİHİ : 09/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA : Davacı vekili mahkememiz asıl dosyasında dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... tarafından ... için üç adet ... marka iş makinasının tedarik, kurulum, nakliye ve teknik servis hizmetlerinin yerine getirilmesi için düzenlenen ihale kapsamında davalı ... tarafından söz konusu ihalenin kazanıldığını, ...'da kurulu davalı şirketin Türkiye'de herhangi bir ticari servis ve teknik hizmet faaliyeti bulunmadığından ihale konusu hem servis hizmetinin hem de ihalenin kazanılmasına konu iş makinalarının satın alım ve nakliyesi hem pazarlama faaliyetlerinin, hem de teknik servis hizmetlerinin yerine getirilebilmesi için sözleşmeler akdedilmek suretiyle müvekkili şirket ile anlaşıldığı ve müvekkili şirket tarafından sözleşmelere konu tüm işlerin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yerine getirildiği, işbu dava konusu "Satış Komisyonu Anlaşması" gereğince davalı şirket tarafından faturalar mukabilinde bir kısım alacakların davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ödenmişse de bakiye alacaklar yönünden gerekçesiz ve hukuka aykırı olarak davalı şirket tarafından ödemeden kaçınıldığını; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 21.10.2014 tarihinde Satış Komisyonu Anlaşması (...) imzalandığı, ... sayılı sözleşme kapsamında, ... markalı üç adet iş makinesinin tedarikiyle İzmir limanına tesliminin gerçekleştirilmesi işindeki hizmeti nedeniyle 150.000,00 Euro'nun müvekkili şirkete ödenmesinin kararlaştırıldığı; bu tutardan 75.000,oo Euro'nun ... tarafından tam ödemenin gerçekleşmesiyle, 50.000,oo Euro'nun ilk garanti yılı sonunda, 25000,oo Euro'nun ise ikinci garanti yılı süresi sonunda ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda ... tarihli ... numaralı 15.000,00 Euro bedelli fatura düzenlenerek, davalıya mail yoluyla tebliğ edilmesi üzerine 15.01.2015 günü ödendiğini; 14.08.2015 tarih ... numaralı 40.000,oo Euro tutarlı faturanın da anlaşma uyarınca mail yoluyla iletilmesi üzerine 07.09.2015 tarihinde ödendiğini; bakiye 95.000,00 Euro'nun ise davalı şirket tarafından ihaleye konu işin bitiminde ödeneceğinin bildirildiğini, bu yönde davalı tarafından bildirim yapılmadığını; müvekkili şirket tarafından harici olarak ihale konusu işin tamamlanarak ...'ye teslim edildiğinin öğrenildiğini; bunun üzerine, 03.10.2017 tarihinde 95.000,00 Euro tutarlı faturanın düzenlenerek davalıya mail yoluyla iletildiğini; davalı şirket tarafından ... nezdinde alınan ihaleye konu işin tamamı müvekkili şirket ile akdettiği aracılık pazarlama ve hizmet sözleşmesi gereğince yerine getirildiğini; müvekkili şirketin danışmanlığı ve faaliyeti gereği ihale süreci tamamlanarak, ... nezdinde kesin kabulün sağlandığını, taraflar arasında akdedilen 21.10.2014 tarihli satış komisyonu anlaşması gereğince müvekkilinin hak kazandığı bakiye komisyon ücreti kapsamında şimdilik 10.000,00 Euro'nun temerrüt tarihinden itibaren kamu bankalarınca Euro cinsinden vadeli mevduata işleyecek en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVA CEVAP :Davalı vekili mahkememiz asıl dosyasında cevap dilekçesinde özetle; davadaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, İtalyan yasalarına tabi müvekkili ... firmasının ... Genel Müdürlüğünün ... Liman İşletmesi ihtiyaçlarını gidermek üzere 4734 Sayılı yasa kapsamında gerçekleştirdiği 11.184.500,00 Euro bedelli bir ihaleye iştirak ederek kazandığını; müvekkili şirketin kendisini ihaleden haberdar ederek ihaleye katılmasını sağlayan, ihale sürecinde kendisine idari konularda yardım eden, kendisine vekaleten bütün görüşmeleri yapan, hukukçularla ilişkileri düzenleyen, sözleşmenin imzalanmasına kadar bütün akdi ve idari iş işlemleri icra eden ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... numarasında tescilli ve ... adresinde kain ... Tic.A.Ş. ile Aracılık Danışmanlık ve Komisyon sözleşmesi akdederek bu kapsamda mezkur şirketle yola devam ettiğini, müvekkilinin başkaca bir şirketten herhangi bir hizmet almadığı gibi komisyon ve hizmet bedeli karşılığında da çalıştırmadığını, müvekkili şirketin, sözü edilen danışman firmaya işleri Türk yasalarına göre görebilmesi ve işlemleri başlatması, takip etmesi ve sonuçlandırması için ...Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... yevmiye numaralı ... 10. Noterliğince tasdikli, ... tarih ve ... Yevmiye numaralı 2 adet vekaletname verdiğini; müvekkili şirketin ihaleye konu mobil liman vinçlerinin ... Genel Müdürlüğü'nün kabulünün ardından anılan idare ile akdedilen sözleşmeden kaynaklanan 3 adet mobil liman vincin garanti ve servis hizmetlerinin temini ile yedek parça değişim iş ve işlemlerinin icrası amacıyla 01.12.2014 günü ... A.Ş. ile 24 ay süreli garanti ve teknik servis sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme uyarınca KDV hariç aylık 26.500.oo Euro ödemesinin taahhüt edildiğini; davalı ...A.Ş.'nin ... A.Ş.'nin içinde bulunduğu ... A.Ş.'nin birleşeni olduğunu; müvekkili şirketin alınan hizmetler karşılığında bütün ödemeleri ...A.Ş.'ye yaptığını; davacı ... A.Ş.'nin müvekkiline ... A.Ş.'nin ... A.Ş. tarafından devir alındığını; hizmetlerde herhangi bir değişiklik olmayacağını garanti ve hizmet tedarik edilen ürün faturalarının bundan sonra ... A.Ş. tarafından faturalanacağının bildirildiğini; TTK.m.136/1 kapsamında davalı ... A.Ş .'nin devir almak suretiyle ... A.Ş. ile birleşmesi nedeniyle adı geçen dava dışı şirketin alacak ve borçlarını yasa gereği devraldığını; davacı şirket yetkililerinin şifahi olarak ...'ye teslimi üstlenilen 3 adet liman vincinin teknik evsafa uymadığını; liman idaresince kabulünün imkansız olduğunu; vinçlerin kabul edilmemesi halinde, sözleşmede yer alan cezai şartların uygulanacağını, kendilerine toplamda 171.000,oo Euro ödenmesi halinde kabul işlemlerinin yaptırılacağı istikametinde korku ve endişe aşılandığını, müvekkili şirketten 2 adet toplam 171.000,oo Euro ödemeyi tek taraflı olarak taahhüt eden iki adet ödeme taahhüdü aldığını; ... ile akdedilen servis sözleşmesi kapsam, amaç ve içeriğiyle hiçbir ilişkisi bulunmayan suni ve hiçbir zaman icra, imkan ve ihtimali bulunmayan hizmet bedeline ticari kılıf uydurmak suretiyle 05.04.2015 tarihli 5.900,00 Euro, 05.05.2015 tarihli 11.800,00 Euro, 01.06.2015 tarihli 7.080,oo Euro ve 18.06.2015 tarihli 5,900,oo Euro bedelli '..." açıklamalı 4 adet fatura ile 14.01.2014 tarihli 15.000,00 Euro, 02 02.2015 tarihli 20.000,oo Euro ve 14.08.2015 tarihli 40.000,oo Euro bedelli 3 adet satış komisyonu açıklamalı fatura düzenlenerek müvekkili şirkete gönderdiğini; Türkiye'de şubesi bulunmayan, başkaca iştigali olmayan Türkiye'deki ticari ve idari hayata yabancı olan 11.184.500,oo Euro bedelli ihaledeki haklarının zarara uğrayacağı düşüncesiyle çaresiz bir şekilde davacı tarafından gönderilen sözde pazarlama ve teşvik ile satış komisyonu açıklamalı faturaların ödemesini davacıya yapmak zorunda kaldığını; fatura içeriklerinde bahsedilen sözde hizmetlerin icra, imkan ve ihtimali bulunmadığını; ihaleye konu satışa aracılık eden yasal merkezi Menemen/İzmir'de olan ...A Ş. ye ihalenin kazanılması gereken idari iş ve işlemlerden mütevellit satış komisyonlarının ödendiğini ve faturaya bağlandığını; müvekkili şirkete korku, endişe ve hak edişlerini alamayacağı kaygısıyla imzalatılan 2 adet ödeme taahhüdünün tarihinin 2014 yılı Ekim ayı olduğunu, ihalenin sözleşme tarihinin 2012 yılı olduğu dikkate alındığında, belirtilen taahhütlerin hangi amaçlar ile alındığı ve satış komisyonu içerikli faturaların konusu ve icrasının imkansız sözde hizmetler olduğunu; davacı firmanın hile ve ikrah kullanmak suretiyle haksız zenginleşmesinin akabinde tahsil edilen tutarların iadesi için takip başlatılması sonrasında yıllarca talep etmediği sözde bakiye alacağının tahsili için açtığı davadaki taleplerin hukuken himaye görmeyeceğini; TMK.m.6 hükmü uyarınca davacının fatura münderecatının doğru olduğunu ispatla yükümlü olduğundan bahisle yerinde olmayan davanın reddini talep etmiştir BİRLESEN DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...'nun ... Liman işletmesi ihtiyaçlarını gidermek için 4734 sayılı yasa gereği gerçekleştirilen ihaleyi kazandığını; ihale bedelinin 11.184.500 Euro olduğunu; müvekkili şirketin bu işte ... AŞ'den danışmanlık ve komisyon hizmeti aldığını; bu şirkete...Başkonsolosluğu ile ... 10. Noterliğinden taktikli iki vekaletname verdiğini; Türkiye'de yapılacak işler içinde müvekkili şirketin 3 adet modil liman vinçinin bakım ve servisi içinde ... AŞ ile anlaştığını; davalı şirketinde ... Şirketinin içinde olduğunu; müvekkilinin hizmet karşılıklarını hep ...'ye ödediğini; ancak davalının ...'nin kendilerince devir alındığını bildirdiğini bu hususun 06/01/2016 tarihli sicil gazetesi ile de yayınlandığını; davalı şirketin müvekkiline ait modil işlerini ve halatlarını ... tarafından kabulünün mümkün olmadığını, kendilerine cezai şartta uygulanacağını belirterek ancak 171.000 Euro gönderirseniz biz bu işlemleri yaptırırız dediğini; davalı şirketin bu bildirimi üzerine kendilerinin korkarak parayı ödemeye razı olduklarını; davalı şirketin çeşitli isimler altında 2015 yılında faturalar kestiğini, fatura bedelleri karşılığında ödeme yaptıklarını ancak; söz konusu faturaları davalının korkutması nedeniyle ödemek zorunda kaldıklarını; yoksa bunları gerektirecek hizmet ve mal alımlarının söz konusu olmadığını belbirterek bu faturalar karşılığında yapmak zorunda kaldıkları ödemelerin iadesi için ... 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduklarını; davalının haksız bir itirazla takibi durdurduğunu, icra takibi konusu 113.778,81 Euro'nun ticari temerrüt faizi, vekalet ücreti ve icra takip masrafları il birlikte alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, özetle; davacı tarafın korkutmaya dayandığını, TBK'nun 39. Maddesi gereğince korkutmadan mütevelli açılacak davalarda bir yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu; sürenin geçtiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini; kaldı ki, ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacı tarafın söz konusu ödemeleri korku halinde yapıldığını ispat etmek zorunda bulunduğunu; davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini; davacı tarafından ileriye sürülen ve iadesi istenen bedellerden kaynaklı kendilerininde bakiye alacaklarının bulunduğunu, ... 10. Asliye Ticaret mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklarının tahsili için dava açtıklarını, o davanın bekletici mesele kabulü gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Asıl dava davalı yanın tek taraflı olarak düzenleyip imzaladığı 21.10.2014 tarihli satış komisyonu alacağı sözleşmesi kapsamında davacı yanın bakiye 95.000 Euro alacağının istemi ile açılmış bir alacak davası olup birleşen dosya ise davalı yanın hile ikrah ve çeşitli desiseler sureti ile borç ihtiva etmeyen faturalar düzenlemek sureti ile tahsil edildiği iddia olunan faturalardan kaynaklı olarak davalı -birleşen dosya davacı yanca davacı- birleşen dosya davalı yan aleyhinde başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı-birleşen dosya davalı yan itirazın iptali davasının yasal sürede açılmadığını iddia etmiştir.Birleşen Dava itirazın iptali davası olup, bu davaların en geç itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiği İİK 67/1 maddesinin amir hükmü gereğidir. Dosya içerisindeki icra takip dosyası incelendiğinde itirazın alacaklıya( davalı-birleşen dosya davacı) tebliğine dair bir belgeye rastlanmamıştır.Bu nedenle davanın yasal süresi içinde açıldığının kabulü gerekir.Davacının bu itirazının yersiz olduğu anlaşılmış, itibar edilmemiştir. Kapatılan... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 09/06/2021 tarih ve ... Esas...sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45.Hukuk Dairesinin 17.12.2025 tarih ...Esas - ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir. Asıl dosya ve birleşen ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...esas sayılı dosyasında, davacı vekilince daha önce sunulan ticari defter ve kayıtların incelenerek bozma ilamında işaret edilen hususlarda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti 03/04/2026 tarihli ek raporunda özetle: birleşen dava yönünden kök raporda işaret edilen hususların cari olduğu, asıl davanın reddi halinde birleşen davanın dinlenebileceği, bu ihtimalde sözleşmelerin irade fesadıyla malul olduğu ve dönmenin hak düşürücü süre içerisinde gerçekleştiğinin sübuta ermesi halinde ödenen 105.680,00 Euro ile bu tutarın ödeme tarihleriyle takip tarihi arasındaki faiz tutarının 7.116,15 Euro olarak kök raporda hesaplandığı, asıl dava yönünden irade fesadı varlığının ispatlanamaması halinde 21.10.2014 tarihli sözleşme kapsamında ödenmemiş tutarın 75.000,00 Euro olduğu, 21.10.2014 tarihli sözleşme dışında bir hizmet aldığının kanıtlanamaması halinde anılan sözleşme kapsamındaki bakiye 75.000,00 Euro tutarından ayrıca 30.680,00 Euro tutarının mahsubu gerekip gerekmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, birleşen davanın konusunun asıl davanın uyuşmazlık konusuyla aynı yönde olduğu, asıl davanın kabulü ihtimalinde birleşen davadaki taleplerin dinlenemeyeceği, asıl davanın reddi ihtimalinde yani taahhütnamelerin irade fesadı olduğu sonucuna varılması halinde ödenen tutarlar kapsamında takipteki gibi 105.680,00 Euro istenebileceği, bu tutarın ödeme tarihiyle takip tarihi arasındaki birikmiş faizinin kök raporda gösterildiği üzere 7.116,15 Euro olarak hesaplandığı, davacının takibinde asıl alacağına takip tarihinden itibaren yıllık yüzde 2,5 oranında faiz yürütülmesini talep ettiği, tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir. Asıl dava, satış komisyonu sözleşmesi kaynaklı fatura alacağı istemine ilişkin olup taraflar arasındaki 21/10/2014 tarihli satış komisyonu anlaşması uyarınca düzenlenen 03/10/2017 tarihli 95.000 Euro bedelli faturanın ödenmesi talep edilmiş, birleşen davada ise asıl davanın davalısı olan tarafça 21/10/2024 ve 19/03/2015 tarihli iki ayrı anlaşmanın birleşen dosya davalısı olan tarafın aldatma ve korkutması ile imzalandığı, bu nedenle geçersiz anlaşma uyarınca düzenlenen faturalara karşılık yapılan ödemelerin iadesi gerektiği belirtilerek takibe karşı itirazının iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Asıl dosya bakımından yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamı akabinde 19/03/2015 tarihli "..." başlıklı sözleşme tercümesi dosyaya ibraz edilerek dosya ek rapor için bilirkişiye tevdi edilmiştir. Dosya kapsamı hukuki nitelendirmeler, denetime uygun bulunan bilirkişi raporu ve ek rapor bir bütün olarak değerlendirildirildiğinde, davanın 21/10/20214 tarihli satış komisyonu sözleşmesinden kaynaklı komisyon alacağına ilişkin olduğu, 21.10.2014 tarihli sözleşme kapsamında davalının 150.000 Euro satış komisyonu alacağı ödemekle yükümlü olduğu, bu borcunun 75.000 Euroluk kısmının ise ifa edilmediği anlaşılmakla asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine 0.000-EURO alacağın dava tarihi olan 28/12/2018 tarihinden itibaren, 65.000-EURO alacağın ise ıslah tarihi olan 14/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince Euro için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Birleşen dosya bakımından yapılan incelemede ; Bir hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun hukuki sonuçlar doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir. İrade bozukluğu kavramının iki farklı yönü bulunmakta olup, bunlardan ilki iradenin henüz oluşum evresindeki sakatlık, diğeri ise iradenin açığa vurulması (beyanı-bildirimi) evresinde meydana gelen sakatlıktır. İrade bozukluğu hâlleri mülga 818 sayılı BK'da "Rızadaki fesat" başlığı altında "Hata", "Hile" ve "İkrah" olarak 23 ila 31. maddeler arasında hükme bağlanmış iken, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 30 ila 39. maddeleri arasında bu defa "Yanılma", "Aldatma" ve "Korkutma" başlıkları altında düzenlenmiştir. Görüleceği üzere Türk Borçlar Hukuku sisteminde iradeyi bozan sebepler üç durum olarak hüküm altına alınmış olup, yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) gerçekleşme biçimleri bakımından birbirinden farklıdırlar. Aldatma TBK'nın 36. maddesinde; " Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir" şeklinde düzenlenmiştir. Kanunda hilenin tanımına doğrudan yer verilmemiş ise de aldatma (hile); genel olarak, bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Yanılma (hata) ise; irade ile beyan arasında istemeyerek meydana gelen bir uyumsuzluk hâlidir. Hatada yanılma, hilede ise kasıtlı olarak yanıltma söz konusudur. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 03.04.1963 tarih ve ...E., ... K. sayılı kararında hile; "…gerçek durumu bilmesi hâlinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılmış olması demektir" şeklinde tanımlanmıştır. Hilenin varlığının kabulü için bazı şartların gerçekleşmesine ihtiyaç vardır: Birinci şart "aldatma fiili"dir. Aldatan şahıs diğerini yanıltmış (hataya düşürmüş) olmalıdır. Fakat karşı tarafın düştüğü bu yanılmanın esaslı olması gerekmez (TBK. m.36/1). Çünkü aldatan hiçbir surette korunmaya layık değildir. Aldatan, sözleşmenin yapılması ve özellikle görüşmeler sırasında, belirli konu ve hususlarda doğru olmayan bilgiler vermekte veya bazı hususları dürüstlük kuralına göre açıklaması gerekirken kasten gizlemektedir. İkinci şart; "aldatma kastı"dır. Aldatan, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etmek için ona bilerek ve isteyerek (kasten) gerçek dışı beyanda bulunmuş olmalıdır. Başka bir deyişle, yalan söyleyende karşı tarafı aldatmak ve onun gerçeği bilmesi hâlinde yapmayacak olduğu bir sözleşmeyi yapmağa sevk etmek niyeti bulunmalıdır. Eğer bir kimse, bilmemesi ağır bir kusur teşkil etmesine rağmen, durumu bilmeden bir beyanda bulunmuş ise aldatma kastı yoktur. Üçüncü şart ise "illiyet bağı"dır. Sözleşme aldatma sonucu, onun etkisi ile yapılmalıdır. Aldatılan yapmış olduğu sözleşmeyi, aldatma olmasıydı ya hiç yapmayacak ya da daha iyi şartlarda yapacak idiyse, illiyet bağı gerçekleşmiş olur. Aldatma fiili, sözleşmenin kurulmasının asli şartı olmalı, aldatma ile sözleşmenin kurulması arasında tabi bir illiyet bağı bulunmalıdır (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 414 vd., HGK'nın 20.10.2010 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı). Türk hukukunda irade bozukluğuna bağlanan yaptırım ise bir kesin hükümsüzlük (butlan) hâli değildir. Mülga BK'nın 23 ve devamı maddelerinde "...ilzam olunamaz." (BK.23), "...o akit ile ilzam olunmaz." (BK.28), "...kendi hakkında lüzum ifade etmez" (BK.29/I), TBK'nda ise "... bağlı olmaz." (TBK. m.30), "...sözleşmeyle bağlı değildir." (TBK. m.36 ve 37/1) ibareleri kullanılmak suretiyle irade bozukluğuyla yapılan sözleşmelerin, iradesi hata, hile veya ikrahla sakatlanan kimseyi bağlamayacağı öngörülerek, bu kişiye belli bir süre içerisinde kullanabileceği iptal hakkı tanımıştır. Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere taraflardan biri diğer tarafı hileyle sözleşme yapmaya yöneltmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı hâlinde aldatılan taraf, hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Ancak, hile üçüncü bir kişi tarafından da yapılabilir. Böyle bir durumda kural olarak aldatılan taraf sözleşme ile bağlı ise de üçüncü kişinin hilesini karşı taraf sözleşmenin yapıldığı sırada biliyor ya da bilmesi gerekiyor ise aldatılan taraf sözleşmenin iptalini isteyebilir. Öte yandan, aldatmayı (hileyi) ispat yükü aldatılan tarafa aittir. Hile bir haksız fiil olduğundan her türlü delille kanıtlanması mümkündür. ( Bkz. Yargıtay HGK. ... E, ... K. Sayılı ilamı) Mülga 818 sayılı Borçlar Kanununda olduğu gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda da (TBK) sözleşme; borç ilişkisinin kaynakları arasında sayılmış ve sözleşmenin tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulacağı (TBK. m.1) hüküm altına alınmıştır. İrade beyanı, irade ve beyan unsurlarından oluşur. Bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan sakatlıklara irade bozukluğu denir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. b.,Ankara 2017, s. 392). Kanun, esaslı olmayan hataların sözleşmenin iptaline yol açmasını ise kabul etmemiştir. Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz ( TBK. m.30, BK. m.23). Ancak taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa, yanılma esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir (TBK. m. 36/1, BK. m. 28/1). Az yukarıda değinildiği gibi iradesi sakatlanan tarafın sözleşmeyi iptal hakkını kullanması, diğer bir anlatımla sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmesi TBK'nın 39. maddesinde (818 sayılı BK'nın 31. maddesinde) belli bir süreye bağlanmıştır. Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır (TBK. m. 39/1). Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(TBK) 37. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun(BK) 29.) maddesine göre, bir kimse karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK'nin 38. (BK'nin 30.) maddesinde belirtildiği gibi, korkutmadan(ikrah-tehdit) söz edilebilmesi için, korkutmanın sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız(hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması yani sözleşmenin korkunun yarattığı etki sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili(makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir. Hemen belirtmek gerekir ki, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir(TBK'nın 39. md). Buradaki süre Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararında da belirtildiği üzere hak düşürücü süre niteliğinde olup, hak düşürücü sürenin de Kanunun açık hükmü uyarınca hata ve hilenin/yanılma ve aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı kuşkusuzdur. İradesi sakatlanan tarafın hata veya hileyi öğrendiği andan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi veya verdiği şeyi geri istemesi zorunludur. ( Bkz. Yargıtay HGK. ... E, ... K. Sayılı ilamı) Somut olayda davalı-birleşen davalı yanın davacının hata hile ve korkutması nedeni ile verdiğini beyan ettiği taahhütler farklı tarihlerde verilmiştir. Buna göre birinci taahhüdün tarihi 21.10.2014 olup ikinci taahhüdün tarihi ise 19.03.2015 tarihidir. Davalı-birleşen davacı yanın birleşen davada dava konusu ettiği 7 adet fatura 15.01.2015-07.09.2015 tarih aralığında keşide edilmiştir. Birleşen dosya davacı yan davasını 24.06.2019 tarihinde açmıştır. Davalı geçersiz olduğunu iddia ettiği 21.10.2014 tarihli sözleşme kapsamında davacıya 2 farklı tarihte toplam 55.000 Euro ödeme yapmıştır. Davalı-birleşen davacı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin 6. Sayfasında davanın yasal süre içinde açıldığını, müvekkilinin işin geçici kabulünü 10 Ekim 2017 tarihinde öğrendiğini, icra takibine 08.02.2018 tarihinde geçildiğini bu nedenle hak düşürücü sürenin geçmediğini iddia etmiştir. Dosya kapsamındaki belgeler incelenmiş ... liman başkanlığının 11.02.2019 tarihli cevabi yazısı incelenmiş buna göre ihaleye konu vinçlerin geçici kabulünün 17.12.2014 tarihinde yapıldığı, kesin kabul ve işlemlerinin 29.04.2015 tarihinde yapıldığı, 1 nolu vincin garanti süresinin 18.06.2017 tarihinde, 2 nolu vincin garantisinin 06.08.2017 tarihinde ve 3 nolu vincin garanti süresinin 23.07.2017 tarihinde bittiği 1 aylık deneme ve 24 aylık garanti süresince bakım ve onarımlarının asıl dosya davacısı şirket tarafından yapıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı birleşen davacı gerek dava gerek savunma dilekçelerinde ve gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde müvekkilinin geçici kabulü 10 Ekim 2017 tarihinde öğrendiğini iddia etmiştir. Oysaki dosyada bulunan resmi yazılara göre geçici kabulünün 17.12.2014 tarihinde yapıldığı, kesin kabul ve işlemlerinin 29.04.2015 tarihinde yapıldığı görülmüştür. Geçici kabul işleminde davalı-birleşen dosya davacı şirket yetkilisi ...'nın imzasının olduğu, geçici kabul değerlendirme raporunda yine bu yetkilinin imzası olduğu, Kesin kabul işleminin 29.04.2015 te yapıldığı, davalı yetkilisi ... isimli kişinin imzası olduğu anlaşılmıştır. Dolayısı ile davalı-birleşen dosya davacı yanın geçici kabulü 10.09.2017 de öğrendiği yolundaki beyanlarının yersiz olduğu anlaşılmıştır. Davalı-birleşen dosya davacısı davacının korkutma ve hileleri nedeni ile idarenin geçici ve kabul işlemlerini yapmayacağına dair davacının yarattığı endişe ve korkutma ortamı nedeni ile bu taahhütleri verdiğini savunmuştur. Oysa ki asıl dosya kapsamındaki 2. Taahhüdün tarihinin işin geçici kabul tarihinden sonra olduğu görülmüştür. Davalı-birleşen dosya davacının hata hile ve korkutma etkisi ile söz konusu taahhütleri verdiği kabul edilse dahi söz konusu işin kesin kabul tarihi 29.04.2015 tarihi olup Türk Borçlar kanunun 39. Maddesi gereği 1 yıllık hak düşürücü süre 29.04.2016 tarihinde dolmuş olup birleşen davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur, H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, Mahkememizin asıl dosyası olan ... E. Sayılı dosya yönünden; ASIL DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 10.000-EURO alacağın dava tarihi olan 28/12/2018 tarihinden itibaren, 65.000-EURO alacağın ise ıslah tarihi olan 14/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince Euro için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 1-Alınması gerekli 47.146,16 TL nispi harçtan dava açılırken peşin alınan 1.028,07 TL ile ıslah harcı 14.062,55 TL nin mahsubu ile bakiye 32.056,54 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2-Davacı yanca ödenen 35,90 TL başvuru harcı, 1.028,07 TL peşin harç ve 14.062,55 TL ıslah harcı toplamı 15.126,52 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.850,00 TL'den kabul-red oranına göre hesaplanan 2.223,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafça sarf edilen 24.323,55-TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan 5.351,181-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmının davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereği 109.526,93 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Birleşen ... 7. Asliye Ticaret mahkemesi ...E. Sayılı dosya yönünden; DAVANIN REDDİNE, 1-Alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 10.045,63 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.313,63 TL harcın birleşen dosya davacı yana iadesine, 2-Birleşen dosya davacı yanın yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3-Birleşen dosya davalı yan vekille temsil edildiğinden red edilen miktar üzerinden yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri gereği hesaplanan 117.617,01 TL nispi vekalet ücretinin birleşen dosya davacı yandan tahsili ile birleşen dosya davalı yana ödenmesine, 4-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin birleşen dosya davacı yandan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 09/09/2026

Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/686, K. 2026/53, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-686-e-2026-53-k-33912c6e8c7f