Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/679 E. 2026/1694 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/679
- Karar No
- 2026/1694
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/679 Esas
KARAR NO:2026/1694 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Kapatılan Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi)
NUMARASI:2022/391 Esas - 2024/70 Karar
TARİHİ:18/01/2024
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:24/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davacıya yönelik "1.100.000,00-TL bedelli çek"e ilişkin kambiyo senetlerine mahsus ilâmsız icra yolu ile takip yapıldıysa da davacının adı geçen çeki ödemiş olması dolayısıyla davacının borcunun bulunmadığı ve ödendiğinin tespiti ve kötü niyetli olarak davalı tarafça başlatılan icra takibinin hâlihazırda güncel borç tutarının 1.431.290,00-TL olduğunu ve davalı şirketin kötü niyetli olarak davacının iş hayatına giren herkese muhtelif yerlerde tasarrufun iptali davaları açtığını, arabuluculuk başvurusu sonunda anlaşmama tutanağı tutulduğunu, çekin ödenmesine rağmen davalının çeki davacıya vermediğini, geçmişe dayalı ticaretlerinden dolayı çekin akıbetini sormadığını, çekin kötü niyetli olarak ve haksız şekilde icra takibine konu edildiğini geç öğrendiklerini, bu nedenle yasal haklarını kullanamadıklarını, takibe konu çekin ödendiğine ilişkin banka dekonlarının dava dilekçelerindeki şekilde olduğunu, ve dekontların dava dilekçeleri ekinde sunulduğunu, Davalı tarafın davacı müvekkil nezdinde pek çok asılsız dava ve ithamlarda bulunduğunu, bunun esas sebebinin, davalı tarafın davacıya satmış olduğu araçların bedelinin ödenmesi ile ilgili olarak piyasa koşullarındaki değişiklik olduğunu, davalı tarafın aracı sattığındaki değeri her ne ise şu anki piyasa değerinin en az iki katı olduğunu ve hırsla hareket ederek davacıdan aldığından daha fazla bedel talep ettiğini, bu hususta davacının ticaret yaptığı insanlara da dava yönelttiğini ve ticarî itibarını hukuk dışı mantıkla zedelediğini, davacının davalı şirketten ... plakalı 2016 model ...; ... plakalı, 2020 model ...; ... plakalı, 2017 model ...; ... plakalı, 2021 model ...; ...plakalı, 2020 model ... marka araç satın aldığını, bu araçların birçok tasarrufun iptali davasına da konu olan araçlar olduğunu, davacı taraftan bunun haricinde ... plakalı, 2018 model ... de satın alındığını ve hızlı satış yöntemi ile satıldığını, davacının satış yöntemi olarak araçları mümkün olduğunca galeri esnaflarından, şirketlerden görüp alıcı bulduğunda aracı alıp kısa zaman aralıklarla devir yaparak kâr elde eden ve buna hızlı satış yöntemi olarak isimlendirilen bir yöntemle aracılık ettiğini, işbu nedenle de satın aldığı araçların pek çoğunu önceden davalının elinde görüp fotoğrafladığını ve araçların henüz bedelini ödemeden kendince kârını üstüne koyarak alıcı bulmaya çalıştığını, alıcısı bulununca da kendi ticarî hacmini kullanarak çek keşide ettiğini ve satış yaptığını, davacı ...'ın tek ticaretinin, davalı ... OTO ile sınırlı olmadığını, davacının pek çok şirket ve galeri firmalarıyla bağlantılı olarak araç alış-satış işi yaptığını, 2011 yılından beri bu işle iştigal ettiğini, pek çok büyük filo ile bağlantısı olduğunu ve yurtdışından da toplu bir şekilde araç ithalatı da yaptığını, ek'te görüleceği üzere Beşiktaş .... Noterliği'nin 17.06.2021 tarih, ... yevmiye numaralı "Araç Satış Sözleşmesi"nde görüleceği üzere "... ... A.Ş." den ... plakalı, 2017 model, ... marka araç satın aldığını,18.06.2021 tarihinde satıcı ... A.Ş. tarafından 138.100,00-TL tutarında satın alındığının faturalandırıldığını ve ardından yine 21.06.2021 tarihinde hızlı-satış yöntemi ile Bakırköy ... Noterliği'nin 21.06.2021 tarih, ... yevmiye numaralı "Araç Satış Sözleşmesi"nde görüleceği üzere ...'a 144.000,00-TL bedeliyle aracın satışının verildiğini, davacı ...'ın davalı şirketten satın aldığı araçlar karşısında noter huzurunda satış yapılmadan ücretlerin büyük kısımlarının "..." ... Bankası iban numarasına gönderildiğini, gönderilen bedellere ilişkin olarak faturalandırma işlemi dahi yapılmadığını, hileli işlem yaparak kötü niyetli davranan bir tacirin banka hesabına para alması mümkün olmadığı gibi bu alacağını vergilendirilmek üzere faturalandırmasının da mümkün olmadığını, taraflar arasında geçmişten süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, davacının, ilk kez davalı taraftan araç alıp satmış olmadığını, davalıya daha önce dava değerinden daha fazla araçlar satın alıp sattığını ve bedelini de ödediğinin, davalıya ödendiği ve davacı tarafınca geri alınan çeklerden belli olduğunu, buna örnek çeklerin mevcut olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin aralarından adeta su sızmayacak seviyeye geldiğini, davalı şirket yetkilisi ...'ın, davacıdan vadesi gelmemiş olmasına rağmen çeklerin ödemesini talep etiğini, davacının da güvenerek ödemeleri önden gönderdiğini, çekleri iade bile almadığını, İşbu iyi niyet ortamını davalı şirketin bertaraf ettiğini ve huzurdaki davaya konu icra takibini ikame ettiğini, davalı şirketin, davacıya karşı beslemiş olduğu husumeti kötü niyet çerçevesinde daha da genişleterek davacının birlikte ticaret yaptığı hemen tüm şirket ve şahıslara tasarrufun iptali davası açarak ucuz değer göstererek ihtiyatî haciz kararı aldırmaya çalıştığını, dosyaları bildirdiklerini, davacı ile davalı şirket arasındaki araç alış listesinin dava dilekçelerinde belirtildiği gibi olduğunu, davalı şirketin kötü niyetle, ödenmiş olmasına rağmen, hukuken elinde dahi bulunmaması gereken 30.10.2021 tarihli, 1.100.000,00-TL bedelli çeki, kötü niyetle icra takibine konu ettiğini ve işbu nedenle davacı ...'ın borcunun ödenmiş olması nedeniyle borcunun bulunmadığının menfi tespitini, çekin 1.100.000,00-TL olması ve güncel piyasa koşulları karşısında icra takibinin yargılama sona erinceye dek, tedbiren icranın durdurulmasını, işbu haksız icra takibi nedeniyle ticari itibarı zedelenen, haksız hacizler sonucu aktif malvarlığını kullanamayan davacıyı zarara uğramış olduğundan davacı müvekkil yararına asıl alacağın %100'ü oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 329 vd. hükümleri gereğince davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi dolayısıyla lehe vekâlet ücreti tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı vekili meslektaşlarının mesleki nezaket ve edepli ifadelerle dilekçelerini hazırlamasını tavsiye ettiklerini, hiç tanımadığı ve sadece davacının beyanları doğrultusunda fikir sahibi olduğu davalı firma hakkında "yağmacı" ifadesini kullanmasını kınadıklarını, davacı ...'ın her ne demekse "hızlı ticaret" yaptığını ve piyasadan daha başka kişilerden araç alıp sattığı iddiasına dayanak olarak sadece ... Oto'dan aldığı 1 adet araç gösterildiğini, gerçekte ise davacı ...'ın bir-kaç araç alıp güven sağladıktan sonra vadeli çeklerle çok sayıda araç aldığını ve daha sonra çekleri ödemediğini, davalının alacağının sadece takip dayanağı çek olmadığını, bunun dışında toplam 1.982.500,00 TL tutarındaki 4 çek daha bulunduğunu, davacının bu eyleminin kanundaki tanımının "dolandırıcılık olmasına rağmen bugüne kadar davacı hakkında bu ifadeyi kullanmadıkları halde davacı vekilinin, müvekkillerini yağmacılıkla suçlayabildiğini, diğer taraftan davacınıni davalının alacağını tahsil etmek için tasarrufun iptali davaları açması üzerine davacı ... bazı kişileri azmettirerek davalının işyerini kurşunlattığını ve davalının çalışanlarının ölümden döndüğünü, davacı tarafın bu davranışının "yavuz hırsızın ev sahibini bastırmaya çalışmasının" tipik bir örneği olduğunu, davalı şirketin İstanbul/B.evler'de 2. El araç alım-satımı yaptığını, davalının da kabulünde olduğu gibi taraflar arasındaki ilişkinin birden fazla araç alım satımına dayandığını, davacı vekilinin, dava dilekçesinde ödemesi yapılan dava konusu çekin vadesi gelmeden ödendiğini ve davacının davalıya güvendiği için çeki iade almadığını iddia ettiğini ancak akabinde daha önceki birtakım çek bedellerinin ise ödendiği için iade alındığını beyan ettiğini, bu ifadeden de anlaşılacağı üzere davalının ödenen çekleri davacıya iade ettiğini ve olması gerektiği üzere ödemesi yapılmayan çekleri iade etmediğini, davacının, davalı şirket yetkililerine güven telkin ederek kısa bir zaman dilimi içerisinde çok sayıda araç aldığını ve araç satış bedellerine karşılık vadeli çekler vermişse de birtakım çekler ödenmediğini, bunun üzerine 1.100.000,00 TL tutarındaki alacağının tahsili için 12.11.2021 tarihinde Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile davacı ... aleyhine icra takibine başlandığını ve takibin kesinleştiğini, bir kısım çeklerin ise henüz takibe konulmadığını, dava dilekçesinde "taraflar arasında 5 adet araç alım-satımı" yapıldığı yönündeki beyanın gerçeğe aykırı olduğunu, gerçekte ise davalı tarafından davacı tarafa toplam 13 adet araç satıldığını bunlara ilişkin detay bilgileri gösteren tablonun cevap dilekçelerinin ekinde sunulduğunu, ödemesi yapılmadığı için icraya konulan çeke yönelik davacı tarafından dosyaya sunulan birtakım makbuzlara bakıldığında görüleceği üzere ödemenin neye karşılık yapıldığının belli olmadığını, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi nazara alındığında TBK m. 102 uyarınca, makbuzda bir açıklık bulunmadıkça ödemenin, muaccel borç için yapılmış sayılacağını, davacı tarafın davalı nezdindeki çeke mahsuben ödeme yapmış olması halinde bu durumu banka dekontuna açıkça yazması gerektiğini, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığında davacının davalıya büyük miktarda borçlu olduğu ve yapılan ödemelerin başka araç alışverişinden kaynaklandığı, dava konusu çeke mahsuben herhangi bir ödeme yapılmadığının tespit edileceğini, davacı tarafın karşılıksız çek keşide etmek suçundan ayrıca icra ceza mahkemesine şikayet edildiğini, davalının davalıya gerçekte borçlu olduğunu bilen davacı tarafın icra takibinin üzerinden aylar geçtikten sonra sadece icra ceza mahkemesindeki yargılamayı geciktrmek maksadıyla iş bu davayı açtığını, beyanla haksız ve dayanaksız davanın reddine, davacıdan %40 oranında kötü niyet tazminatının alınarak davalıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 18/01/2024 tarih ve 2022/391 Esas - 2024/70 Karar sayılı kararında;".....Dosyadaki mevcut deliller kapsamında; hangi ödemenin veya çekin, hangi araca dair yapıldığına, verildiğine dair yapılan açıklamaların birbiriyle çeliştiği, ödemelere ait detaylı ön mutabakat eksikliği bulunduğu, Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edilen 30.10.2021 tarihli 1.100.000,00-TL tutarındaki çek bedelini, davalı (lehtar) alacaklıya takipten önce ödediğini ve fakat çek aslını almadığını iddia eden davacı borçlunun, işbu davada borçlu bulunmadığını ispat yükü altında olduğu ve davacı tarafından sunulan banka dekontlarında, hangi borcuna istinaden ödeme yapıldığına ilişkin bir açıklamaya yer verilmediğinin görüldüğü, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunun, taraf beyanları ve davalı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile sabit olduğu, davacının borçlu bulunmadığını ispat zımnında kendi ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, davalı şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede ise davacının davalıya 2.921.000,00.-TL borcu bulunduğunun tespit edildiği, takip konusu çek bedelinin, takipten önce veya sonra davacı tarafından, davalı şirkete ödenmiş olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği anlaşıldığından, davanın reddine, İİK. 72/4 uyarınca taraflar arasında yargılama gerektiği ve dosyaya teminat da yatırılmadığı anlaşılmakla, şartları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''Davanın REDDİNE,
1-İİK. 72/4 uyarınca şartları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,''karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının Küçükçekmece 1. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus ilâmsız icra yolu ile icra takibi başlattığını, davacı müvekkilin davalı tarafla arasında yapmış olduğu tüm ticaretinde ödenen çeklerin geri iadesini sağladığını, ancak en son 1.100.000,00-TL tutarındaki takibe ilişkin çek bedelini ödemiş olmasına rağmen davalının çeki davacı müvekkile güven sağlamak suretiyle vermekten çekindiğini, davacı müvekkilin de geçmişe dayalı ticaretinden dolayı güvenerek çekin akıbetini sormadığını, çekin kötü niyetli olarak ve haksızca aleyhinde icra takibine konu edildiğini çok sonradan öğrendiğini, bu nedenle yasal haklarını dahi kullanamadığını,Davacı müvekkilin davalı şirketten ... plakalı 2016 model ...; ... plakalı, 2020 model ...; ... plakalı, 2017 model ...; ... plakalı, 2021 model ...; ...plakalı, 2020 model ... marka araç satın aldığını, bu araçların birçok tasarrufun iptali davasına da konu olan araçlar olduğunu, davacı taraftan bunun haricinde ... plakalı, 2018 model ...'nin de satın alıp hızlı satış yöntemi ile satıldığını, davacının tek ticaretinin davalı ile sınırlı olmadığını, pek çok şirket ve galeri firmalarıyla bağlantılı olarak araç alış - satış işi yaptığını, müvekkilin davalı şirketten satın aldığı araçlar karşısında noter huzurunda satış yapılmadan ücretlerin büyük kısımlarının "... " ... Bankası iban numarasına gönderildiğini, gönderilen bedellere ilişkin olarak faturalandırma işlemi dahi yapıldığını, hileli işlem yaparak kötü niyetli davranan bir tacirin banka hesabına para alması mümkün olmadığı gibi bu alacağını vergilendirilmek üzere faturalandırmasının da mümkün olmadığını, Müvekkil ile davalı şirket arasındaki tüm satış sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin akabinde yapılan ödemeler karşısında banka dekontlarında açıklamalara yer verilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, hızlı alım - satım yapan taraflar arasında anılan plaka / markalı araçların sözleşmelerinde müvekkilin anlık olarak araç bedellerini ödediğini, davalı alacaklının kötüniyetli icra takibi karşısında borcunu ödemiş olan müvekkil aleyhine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi gerçeğe ve hakkaniyete aykırı icra takibinde borçlu müvekkilin borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, çeke dayalı İİK. 72 Madde uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasındaki araç satışına ilişkin ticari ilişki olduğu, dava konusu çekinde bu ticari ilişki kapsamında ödeme amaçlı davalıya verildiği, çek bedeli ödendiği halde çekin iade edilmediği belirtilerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, dava konusu çek bedelinin ödenmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Somut olayda, taraflar arasında birden fazla araş satışına ilişkin ticari ilişki olduğu, davacı tarafça davalı yanın banka İban hesabına 2021/Eylül ayından itibaren 1.100.000,00.-TL tutarında havale/eft yapılmak suretiyle ödeme de bulunduğu, banka dekontları incelendiğinde; 18/10/2021 tarihli 140.000,00 TL. miktarlı havale, 09/09/2021 tarihli 150.000,00 TL. Miktarlı havale, 14/09/2021 tarihli 100.000,00 TL. Miktarlı havale ve 08/09/2021 tarihli 50.000,00 TL. Miktarlı havale dekontunda ne için ödeme yapıldığına ilişkin açıklama olmadığı, 18/10/2021 tarihli 170.000,00 TL. Miktarlı havale ve 11/10/2021 tarihli 240.000,00 TL. Miktarlı havalede araç alım bedeli şeklinde açıklama olduğu, 30/09/2021 tarihli 150.000,00 TL. Miktarlı havale ve 18/10/2021 tarihli 100.000,00 TL. Miktarlı havalede ise araç bedeli şeklinde açıklama olduğu halde hangi araç satışına ilişkin açıklama ve ödemelerin dava konusu çek bedeline karşılık yapıldığına dair banka dekontlarında herhangi bir açıklamanın bulunmadığı,davalı tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında; davacı yan ile arasındaki ticari ilişkiden dolayı davacıdan 4.116.000,00-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ise borcuna karşılık davalıya 1.195.000,00.-TL tutarında ödemede bulunduğu, davalı tarafın davacıdan bakiye (4.116.000-1.195.000) 2.921.000,00.-TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.Çek, TTK'nın 780/1-b maddesine göre kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içerdiğinden sebepten mücerret bir borç ödeme aracı olduğuna ilişkin karine bulunmaktadır.Bu karinenin aksinin iddia eden tarafından ispatlanması gerekir.Dava konusu çek kambiyo senedi niteliğinde olup sebepten mücerrettir.Kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir.Davacı tarafça, dava konusu çekin hangi araç satışı için verildiği ve çek bedelinin ödendiği ve çekin bedelsiz kaldığı yönündeki iddianın HMK 200 maddesi uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerekmektedir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/2473 Esas - 2019/5340 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 19 HD.nin 2014/17834 Esas- 2015/4830 Karar sayılı kararıda benzer mahiyettedir.)Dosya kapsamından, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından dava konusu çekin hangi araç satışına ilişkin verildiği ve çek bedelinin ödendiği ve bu nedenle çekin bedelsiz kaldığı yönündeki iddianın HMK 200 maddesi uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı tesbit edilmiş olup mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, ispat yükü doğru belirlenerek davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.