Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1026 E. 2026/1026 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1026
- Karar No
- 2026/1026
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1026 - 2026/1522 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1026 KARAR NO : 2026/1522
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :26/04/2023 NUMARASI :2021/986 Esas - 2023/248 Karar
DAVACI :...İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI :... BETON SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... - .... DAVA :Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :29/11/2021
KARAR TARİHİ :17/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ :28/09/2026 Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 26/04/2023 tarih, 2021/986 Esas - 2023/248 Karar sayılı kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dairemizin 19/06/2025 tarih ve 2024/197 Esas 2025/1148 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/04/2026 tarih ve 2025/5207 Esas 2026/1953 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyanın yukarıda yer alan esasa kaydı sonrası yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 13.11.2017 tarihli 319 numaralı ... Beton San ve Tic. Ltd. Şti. Satış Sözleşmesi başlıklı sabit fiyatlı beton satış sözleşmenin imzalandığını ancak davalı tarafın sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ettiğini, davalı tarafın fesih tarihindeki piyasa fiyatlarını dikkate almadan sözleşmedeki birim fiyata göre (129-TL) para iadesi (358.449,57-TL) yaptığını, feshin haksız olduğunu ve davalıya bu konuda ihtarnameler gönderildiğini belirterek belirsiz alacak davası olarak açtığı tazminat talepli davasında teslim edilmeyen beton fark bedeli olarak şimdilik 10.000-TL tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı taraf ıslah dilekçesinde sözleşmede kararlaştırılan ve ön ödemesi yapılmış olan ancak teslim edilmemiş eksik 3.063 m³ beton üzerinden talebini arttırarak birim fiyatı 281,94-TL olmak üzere toplam 505.132,65-TL zarar talebinde bulunmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında 13.11.2017 tarihinde 20.000 m³ satış sözleşmesi yapıldığını, söz konusu sözleşmenin kendilerince Sakarya 4. Noterliğinin 27.07.2021 tarih 12664 yevmiye nolu ihtarnamesi ile haklı nedenle fesih edildiğini, söz konusu feshin yasal ve haklı olduğunu, davacı tarafın iddialarının kabul edilebilir nitelikte olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın kısmen kabulüne, 67.846,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından katılma yoluyla tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtar ve dava dilekçesindeki talep müspet zararın tazminine yönelik olduğundan yerel mahkemenin yanılgılı değerlendirme yaparak davanın satış sözleşmesinin feshi sebebiyle uğranılan menfi zararın (kaçırılan fırsat) tazmini davası olduğuna kanaat getirilmesi ve bu şekildeki hatalı kanaate rağmen (kaçırılan fırsat zarar hesabına da uymayan müspet zarar hesabında zararın alınan ikame ürün bedeline göre belirlenmesi yöntemine uyan bir metod kullanılarak) karar vermesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin müspet zarar hesabına kısmen uygun olan kök rapora göre değerlendirme yapması gerekmekte iken hatalı bir değerlendirme yapması sonucu hukuka aykırı bir karar verildiğini, davada 6098 sayılı TBK'nın 213 maddesinin uygulanması gerektiğini, davacının fesih tarihinden sonra 3. kişilerden aldığı (ikame alım) beton ile sınırlı olarak (somut yöntem), almadığı ikame ürün olmayan kısım için soyut yöntem uygulanarak zararın hesap edilmesi ya da TBK'nın 213. maddesinin 3. fıkrasına göre soyut yönteme göre hesaplama yapılarak ve bilirkişi raporu aldırılarak hüküm kurulması gerektiğini, yerel mahkemece TBK'nın 213. maddesinin 3. fıkrasındaki kritere göre (betonun piyasa fiyatlı ürün olması nedeniyle soyut yöntem) piyasa fiyatının belirlenmesinde kök raporda hata yapılmış olsada aldırılan kök rapora göre hüküm kurulması gerekmekte iken TBK'nın 213/2. fıkrasına göre (ikame ürün alımı baz alınarak hesaplama yapılan somut yönteme göre) aldırılan ek bilirkişi raporu baz alınarak ikame ürün alınmayan kısım değerlendirilmeksizin verilen kararın hatalı olduğunu, yerel mahkemenin davanın belirsiz alacak davası olmadığına kısmi dava olduğuna ilişkin kararının da hatalı olduğunu, yerel mahkemenin zarar miktarı ile ilgili davalının temerrüde düşürülmediği hususundaki kabulünün de yersiz olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın beton ihtiyacı içinde olmadığını, 2020 Aralık ayından sonra beton taleplerinin olmadığını, bu hususun da dosya kapsamında alınmış raporlarla tarafların ticari defter incelemesi neticesi açıkça tespit edildiğini, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere tarafların iradelerinin etkileyip sözleşme yapmalarına neden olan şartlar daha sonra önemli surette, çarpıcı, adaletsizliğe yol açan olayların gerçekleşmesi ile değişmişse taraflar artık o akte bağlı tutulmayacaklarını, akdin kurulduğu zaman mevcut olan ve taraflarca kararlaştırılan koşullardan esaslı değişikliklerde oluşan fahiş değişikler sebebi ile haklı nedenle sözleşmeyi fesh ettiklerini, zira taraflar arasında sözleşme edim dengesinin bozulmasının sebebinin salgın hastalık sebebi ile oluşan mal tedarik zincirinin bozulması, petrol fiyatlarının fahiş artmasından kaynaklanan küresel bir kriz olup öngörülmesinin mümkün olmadığını, davacının sözleşmenin feshinden sonra yaptıkları alımlara ilişkin kısmi kabul edilen karara karşı yapmış oldukları istinaf itirazları haksız olduğunu, müsbet zararın tazmini için gerekli hukuki şartlar oluşmadığını, tazminat borcunun doğması için borçlunun kusurlu olmasının şart olduğunu, dava ve olayda fiyatların 8-10 katına çıkmasında davalı şirketin bir kusurunun bulunmadığının açık olduğunu, yine mahkemece delillerin toplanması ile tarafların ticari defter incelemelerinde görüldüğü üzere davacı taraf sözleme feshediltikten sonra da sözleşmeye konu edilen hazır beton ihtiyacı içinde olmadığını, ifasının ne zaman olacağı salt alacaklı tarafın keyfiyetinde olan bir durumda sözleşmenin devamından ve davalının temerrütünden bahsedilemeyeceğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının lehe olarak kaldırılmasına, davacının haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2023 tarih, 2021/986 Esas - 2023/248 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; satım sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklı zarar istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 13/11/2017 tarihli ... beton sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasında akdolunan beton satış sözleşmesi kapsamında, davalı toplam 20.000 metre küp betonun ilk 2852,50 m³ miktarda C 25/30 beton alımını m³'ünü 126,00-TL birim fiyat üzerinden, sonraki beton alımlarında m³'ünü 129,00-TL'den davacıya satışını edim olarak yüklendiği, davacının da toplam sözleşme bedeli olarak 2.567,442-TL davalıya ödediği, sözleşmede taraflar arasında herhangi bir vade kararlaştırılmamış olduğu, davalı sözleşme kapsamında satımını üstlendiği ve bedelini peşin olarak aldığı betonun 3063 metre küplük kısmının satışını ve teslimini gerçekleştirmediği, davalının davacı şirketin hesabına 13/07/2021 tarihinde '13/11/2017 tarihli sözleşme iptali cari hesap kalan' açıklamasıyla 358.449,57-TL iade ettiği, ayrıca Sakarya 4. Noterliğinin 04/08/2021 tarih, 13298 yevmiye nolu cevabı ihtarnamesinde beton fiyatlarında yaşanan aşırı artış yüzünden TBK'nın 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmeyi feshettiklerini ve rayiç değerde beton bedelini ödemeyeceklerini belirttikleri, davacı tarafça davalının sözleşmeyi haksız feshi karşısında, sözleşme bedelini peşin olarak ödemesi ancak sözleşme gereği satımı kararlaştırılandan daha az miktarda beton satımı gerçekleştirilmiş olması karşısında bakiye kalan beton miktarının fesih tarihindeki rayiç değerine uyarlanarak zararını talep ettiği, davalı tarafça taraflar arasındaki şifahen anlaşmaya istinaden davacı taraf sözleşme konusu betonu en geç 1 yıl içerisinde alınacağı konusunda mutabık kalmalarına rağmen davacı üzerine düşeni yerine getirmediğinden davalı firmanın yasal haklarını kullanarak davacıya durumu derhal bildirdiğinden davanın reddini talep ettiği, Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından ve katılma yoluyla davalı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dairemiz kararının davacı vekili tarafından temyizi edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/04/2026 tarih ve 2025/5207 Esas 2026/1953 Karar sayılı kararında; "... Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken, bedeli peşin ödenen ancak teslim edilmeyen 3.063 m³ beton miktarına göre, davacının fesih tarihinden dava tarihine kadar dava dışı firmalardan aldığı beton miktarı yönünden gerçekte ödediği birim bedelle sınırlı olmak üzere teslim edilmeyen bakiye beton miktarı için ise dava tarihindeki rayiç bedel dikkate alınarak bedel farkının belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, fesih tarihinden dava tarihine kadar davacının oluşan ihtiyacı için dava dışı firmalardan temin ettiği 356 m³ beton miktarı dikkate alınarak hesaplanan tazminat üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ..." gerekçesi ile dairemiz kararı bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılamada bedeli peşin ödenen ancak teslim edilmeyen 3.063 m³ beton miktarına göre, davacının fesih tarihinden dava tarihine kadar dava dışı firmalardan aldığı beton miktarı (356 m³) yönünden gerçekte ödediği birim bedel ile sözleşme bedeli arasındaki farkın ve bakiye beton miktarı (2.707 m³) için ise dava tarihindeki rayiç bedel ile sözleşme bedeli arasındaki farkın belirlenmesi için rapor alınması için dosyanın bir mali müşavir bilirkişi bir de inşaat bilirkişiden oluşan bilirkişi kuruluna tevdi edildiği, 01/09/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; hesaplamaya esas teslim edilmeyen C25/30 beton miktarının 3.063,00 m³ olduğu, fesih tarihi ile dava tarihi arasında dava dışı firmalardan temin edilen 356,00 m³ C25 betonun gerçek alım bedelinin 113.770,00 TL, aynı miktarın sözleşme bedelinin 45.924,00 TL ve bu kaleme ilişkin bedel farkının 67.846,00 TL olduğu, rayiç üzerinden değerlendirilecek bakiye miktarın 2.707,00 m³ olduğu; dosyaya sunulan Kasım 2021 piyasa verisi uyarınca dava tarihi itibarıyla C25/30 hazır beton rayiç birim bedelinin 413,00 TL/m³ kabulüyle, sözleşme birim bedeli olan 129,00 TL/m³ arasındaki 284,00 TL/m³ fark üzerinden bu kaleme ilişkin bedel farkının 768.788,00 TL olduğu, her iki kalemin toplam bedel farkının 836.634,00 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Somut olayda; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere bedeli peşin ödenen ancak teslim edilmeyen 3.063 m³ beton miktarına göre, davacının fesih tarihinden dava tarihine kadar dava dışı firmalardan aldığı beton miktarı yönünden hesaplamada fesih tarihi ile dava tarihi arasında dava dışı firmalardan temin edilen 356,00 m³ C25 betonun gerçek alım bedelinin 113.770,00 TL, aynı miktarın sözleşme bedelinin 45.924,00 TL ve bu kaleme ilişkin bedel farkının 67.846,00 TL olduğu, teslim edilmeyen 2.707,00 m³ bakiye beton miktarının ise rayiç birim bedelinin 413,00 TL/m³ kabulüyle, sözleşme birim bedeli olan 129,00 TL/m³ arasındaki 284,00 TL/m³ fark üzerinden bu kaleme ilişkin bedel farkının 768.788,00 TL olduğu, her iki kalemin toplam bedel farkının 836.634,00 TL olduğu, davalının da 358.449,57 TL para iadesi yapmış olduğu, buna göre aradaki farkın yani davacının zararının 478,184,43 TL olduğu anlaşıldığından bu bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yargıtay HGK'nın 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı kararı uyarınca, Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan duruşmalı yargılamada taraflar yararına ayrıca istinaf vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; 1-Davanın kısmen kabulü ile; 478.184,43-TL tazminatın 30/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alınması gerekli 32.664,78-TL karar ve ilam harcından, peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 8.626,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 24.038,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacının yaptığı toplam 12.616,10-TL yargılama gideri ile 170,78-TL peşin harç, 8.456,00-TL ıslah harcı ve 59,30-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 21.302,18-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%94,67 kabul) 20.165,73-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalının yaptığı toplam 900,00-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%94,67 Kabul) 48,01-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesaplanan 76.509,51-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesaplanan 26.948,22-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, 8-6325 sayılı HUAK'ın 18/A-11 maddesi uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%94,67 kabul) 70,42-TL'lik kısmının davacıdan, kalan kısmının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Tarafların istinaf ve temyiz aşamasında yatırdığı gider avanslarından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara iadesine, 10-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay'ın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere TEMYİZ yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi.17/09/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*