Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1199 E. 2025/1199 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1199
- Karar No
- 2025/1199
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1199 - 2026/1241 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1199 KARAR NO : 2026/1241
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2025 NUMARASI : 2023/322 Esas - 2025/382 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 15/09/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17/09/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.09.2022 tarihinde, davalı Sigorta Şirketi'ne ZMSS(Trf.) sigorta poliçesiyle sigortalı araç sürücüsü ...in kusurlu olarak yaya konumundaki müvekkili ...'a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, aracın ZMMS poliçesinin davalı ... A.Ş. tarafından düzenlendiğini, dava konusu kaza nedeniyle müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, sürekli bakım ihtiyacı içine düştüğünü, davalı Sigorta Şirketi'ne yapılan müracaat üzerine davalı tarafından taraflarına 26.12.2022 tarihinde 55.068,94 TL sürekli sakatlık tazminatı, 03.01.2023 tarihinde 2.712,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatı, 8.242,34 TL geçici iş göremezlik tazminatı ödemesinin yapıldığını, ancak zararın karşılanmadığını belirtilerek, müvekkilinin yaralanması nedeniyle geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kalması sebebiyle şimdilik, 1.000,00 TL maddi tazminatın, tedavi süresince bakım ihtiyacı doğduğundan şimdilik 100,00 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13/03/2025 tarihi ıslah dilekçesinde; sürekli iş göremezlik için 700,00 TL talep edilen tazminatı 315.724,69 TL artırarak 316.424,69 TL üzerinden, geçici iş göremezlik için 300 TL talep edilen maddi tazminatı 3.302,01 TL artırarak 3.602,01 TL üzerinden ve bakıcı giderleri için istedikleri 100 TL üzerinden talep edilen maddi tazminatı 617,47 TL artırarak 717,47 TL üzerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik toplam 320.744,17 TL üzerinden (kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik toplam 320.744,17 TL'nin kaza tarihinden itibaren tazminata işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Sigorta Şirketi'nden tahsil edilerek davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili Sigorta Şirketi'nin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dolayısıyla da kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının da belirlenmesi gerektiğini, davacı ile mutabakata varılarak davacıya toplamda 66.023,78 TL ödemenin yapılmış olunduğunu ve sorumluluklarının da kalmadığını, kusur tespiti ve maluliyet tespiti için ATK'dan rapor alınması gerektiğini, davacının sigortalının kusuru ile maluliyet arasındaki illiyet bağını ispat etmesi gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosu göre hesaplama yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri tazminatının poliçe kapsamında olmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, somut olayda 08.09.2022 tarihinde meydana gelen kazada Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nca alınan 07/10/2024 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranının %18 olduğu, iyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğinin tespit edildiği, kusura ilişkin alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı Sigorta Şirketi'ne sigortalı 06 T 7059 plakalı otomobil sürücüsü ...in meydana gelen kazanın oluşumunda %25 oranında kusurlu olacağı, davacı yaya ...'ın meydana gelen kazanın oluşumunda %75 oranında kusurlu olacağının tespit edildiği, davalı Sigorta Şirketi'nin zarardan sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağı, buna göre kaza neticesinde davacının maluliyeti ve gerçek zararının belirlenmesine yönelik Yargıtay yerleşmiş içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 hayat tablosu ve iskonto yöntemi kullanılan, davalının yapmış olduğu ödemelerin güncellenerek mahsup edildiği aktüer bilirkişi incelemesindeki tespitlerin hüküm kurmaya elverişli olduğu görüldüğünden, davanın kabulü ile 316.424,69 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 3.602,01 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 717,47 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 320.744,17 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek (sigortalı araç ticari olmakla) avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "1-Davanın KABULÜ İLE, 316.424,69 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 3.602,01 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 717,47 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 320.744,17 TL maddi tazminatın, temerrüt tarihi olan 26.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili şirketin davacıya başvuru aşamasında ödeme yaptığını, bu nedenle müvekkili şirketin tazmin sorumluluğunun sona erdiğini, kesinlikle davayı kabul manasında olmamak üzere, dava konusu kaza tarihinde iş görmeyen ev hanımı davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, yapılan ödeme ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, kusur raporunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerce tanzim edilmesi gerektiğini, davacının dava konusu kazaya ilişkin maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilmesi gerektiğini, fakat yerel mahkemenin Üniversite Hastanesi tarafından takdir edilen maluliyet oranını dikkate aldığını, davacı ...'ın ev hanımı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı, iş görülemeyen süreçte yaşanan ücret kaybı zararını tazmin etmeyi amaçladığını, davacı ...'ın ev hanımı olduğu dikkate alındığında herhangi bir ücret kaybından söz edilemeyeceğini, bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, aktüer hesap raporunun hatalı olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin rapor tarihine göre güncellenmesine rağmen tekrar ilk ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; faiz başlangıç tarihine ilişkin Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2008/2484 E. - 4216 K. sayılı ilamında; “Haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi için ihtar gerekmez. Bu durumda, davacı tarafın ıslah yolu ile talep ettiği tazminata kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir” denildiğini, yüksek mahkemenin bu içtihatları ve öğretideki “Gasp eden daima temerrüt halindedir.” prensibi ışığında, hükmedilen maddi tazminata (ıslah edilen bedelin kabul edilen kısmı dâhil) kazanın meydana geldiği tarihten itibaren avans faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli iş görmezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderine ilişkindir. Davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, ödeme tarihi itibariyle davacıya yapılan ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmeli, şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacı yana yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Bu nedenle güncellemenin yasal faizle yapılmaması gerektiğine ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.; “Sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemeyi destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılmadan önce alan davacılar, hesap tarihine kadar geçen süre nedeni ile aldıkları paranın yasal faizi kadar kazanım elde etmişlerdir.Zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacılara yapılan sigorta ödemesinin, ödeme günü ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi de hesaplanarak, ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesi gerekir (YHGK., 14.03.2012, 2011/4-824 esas, 2012/134 karar).”
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkeme tarafından alınan maluliyet tespitine ilişkin raporun da belirlenen bu esaslara, oluşa, usul ve yasaya uygun olması nedeni ile rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. Kusura ilişkin olarak, dosyada alınan kusur raporunun ceza dosyasında alınan raporla uyumlu olduğu ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. Davacının ev hanımı olduğundan bahisle iş göremezlik tazminatına hak kazanamayacağına yönelik itirazda bulunulmuş ise de, ev hanımının iş göremezlik tazminatı bir çalışmanın karşılığı değil aynı zamanda ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin yerine getirilmesine (efor tazminatı) ilişkin olduğundan buna yönelik itiraz yerinde değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2020/3869 Esas, 2021/1624 Karar sayılı ilamı). Faiz başlangıcına ilişkin olarak, Sigorta Şirketi hakkında, ZMMS kapsamında açılan sorumluluk davasında, KTK'nın 99. maddesinde sigorta şirketinin, zarar görenin Genel Şartlar'da sayılan evraklar ile kendisine müracaat etmesi halinde, 8 iş günü sonunda temerrüdünün gerçekleşeceği kabul edilmiştir. Zarar görenin eksik evrak ile müracaat etmesi halinde temerrüt başvuru ile gerçekleşmeyeceğinden, başvuru sonrasında bir şekilde temerrüt gerçekleşmiş ise bu tarihte, aksi takdirde ancak açılan dava tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilebilir. Somut olayda ise, davalı Sigorta Şirketi tarafından kısmi ödeme yapıldığı anlaşılmakla, tazminatın tamamına davalı Sigorta Şirketi yönünden belirtilen kısmi ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isabetli bulunmuştur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04/02/2020 tarih ve 2019/4875 Esas, 2020/720 Karar sayılı ilamı). Faiz konusunda ise, işletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve davacının avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmekte olup, aracın kullanım amacının ticari olduğu anlaşılmakla avans faize hükmedilmesi isabetli bulunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yatırılması gereken 21.910,03 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 5.478,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.431,63 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf talebinde bulunan taraflarca yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.