Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/624 E. 2026/827 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/624
Karar No
2026/827
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/624

KARAR NO: 2026/827

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/02/2024

NUMARASI: 2021/160 E. - 2024/120 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlunun 03/02/2021 tarihinde davacının e-devlet hesabını kontrol ettiğinde tanımadıkları ... isimli bir şahsın alacaklı gözüktüğü bir icra dosyasının olduğunu görmüş olduğunu, durumu davacı babasına bildirmesi üzerine davacının e-devlet hesabından Uyap Vatandaş Portal'a girdiği ve alacaklısı ... olan 300.000,00 TL bedelli bir senede dayanılarak .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından davacının aleyhinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığının, örnek no 10 ödeme emrinin davacının ...Mah. 1....Sk. No:... İç Kapı No:... .../ İstanbul adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddelerine göre usulsüz olarak tebliğ edildiğinin, icra takibinin kesinleştirildiğinin, davacının mal varlığına haciz konulduğunun görülmüş olduğunu, davacı müvekkilinin ödeme emrinin tebliği işleminden haberi olmadığından yasal süresi içerisinde borca ve imzaya itiraz edememiş olduğunu, davacı müvekkilinn davalıyı tanımadığını ve davalı ile her hangi bir ticari veya borç ilişkisi olmadığını, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibinden ve takip dayanağı senetten kaynaklı bir borcu bulunmadığını, anılan icra takibinin dayanağı kambiyo senedi olarak takibe konulan belgedeki imzanın davacı müvekkiline ait olmadığını, anılan belgenin sahte olarak düzenlenmiş olduğunu, davalı hakkında sahte resmi evrak düzenlemek ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/9433 soruşturma sayılı dosyasından suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu beyanla; .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin tedbiren durdurulmasına, gerek görülmesi halinde borç miktarını karşılayan bir taşınmazının ayni teminat kabul edilerek davacıya ait taşınmaz, araç, taşınır mallarına, banka hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına konulan hacizlerin kaldırılmasına, .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin dayanağı belgedeki/senetteki borçlu imzalarının davacı müvekkiline ait olmadığının ve davacının davalıya bir borcunun bulunmadığının tespiti ile .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibinin ve takip dayanağı senedin iptaline, icra takibinde kesinleşen miktarın en az yüzde yirmisi oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; borçlu tarafın icra takibine konu borç için menfi tespit davası açabilmesi için öncelikle arabulucuya başvuru yapmasının zorunlu olduğunu, bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkememiz aksi kanaatte ise, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takipte borçluya yapılan tebligatın Tebligat Kanunu'na uygun olarak tebliğ edilmiş olup, herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, davacının imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının bilirkişi raporu alınmasını gerektirir husus olup, alınacak rapor neticesinde iddiaların gerek olup olmadığının anlaşılacak olduğunu beyanla; öncelikle arabuluculuk sürecine başvurulmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, mahkememiz aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2021/160 esas, 2024/120 karar sayılı, 13/02/2024 tarihli kararı ile; "Dava, kambiyo senedi altındaki imzanın eli ürünü olmadığından bahisle menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın dava konusu senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığına ilişkindir. ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından tanzim olunan raporda imzanın davacının mevcut mukayese imzaları ile senette yer alan imza arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Davacının dosya arasında yer alan imza örnekleri ile senet üzerinde yer alan imzalarının açıkça farklı olduğu gibi Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/9433 Sor. Sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda da senet üzerinde yer alan imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Dava konusu bonoda davalı lehdar, davacı ise keşideci olup, davalı ile davacının doğrudan ilişki içinde olması ve taraflar arasında yüzyüzelik bulunması nedeniyle davalı, davacının imzasının adı geçene ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Senetteki imzasının davacı eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan, bu senede dayalı olarak başlatılan takipte, davalı ağır kusurlu kabul edileceğinden, tazminat ile sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu nedenlerle davanın KABULÜNE,

1-Davacının .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takip dosyasına konu keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 11/04/2019 tanzim, 30/10/2019 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bono nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

2-Davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin kabulü ile takibe konu asıl alacağın % 20' sine tekabül eden 60.000 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava şartı olan arabuluculuk sürecine başvurulmadan söz konusu dava ikame edildiğini, itirazlarına rağmen mahkemece bu husus gözardı edilerek davacı tarafından dava şartı yerine getirilmediği halde yargılamaya devam edildiğini, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunda inceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtildiğini, bilirkişi raporunda imza mukayesesi için inceleme yapılan evraklar yetersiz olduğunu, son derece yüzeysel bir inceleme ile davacının mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği bildirilmesi kabul edilebilir olmadığını, yeni bir bilirkişi raporu aldırılması taleplerinin usulsüz şekilde reddedildiğini, son derece yüzeysel olarak hazırlanmış, denetime elverişli olmayan bu rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkili tacir olup taraflar arasında usulüne uygun olarak keşide edilen bu senede konu alacağına hem yıllardır kavuşamadığını, davacının kötü niyetli açtığı dava neticesinde alacağın alacağının bulunmadığına karar verilerek üzerine bir de kötüniyetli adledilerek takibe konu asıl alacağın %20' si oranında kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, bono üzerindeki imza sahteliğine dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Davalı vekili tarafından dava kapsamında arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğu ve bu şart yerine getirilmeden dava açıldığı istinaf sebebi yapılmış ise de 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca; bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (Değişik ibare: 7445 - 28.3.2023 / m.31 / m.43/1-a) “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak belirtildiği yasal düzenleme, 7445 sayılı Kanun'un 31 ve 43. maddesi gereğince 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiş olup menfi tespit davasının 19/02/2021 tarihinde açıldığı, bu hâli ile davanın açıldığı tarih itibari ile arabulucuya başvurmanın zorunlu olmadığı anlaşılmıştır.

Dosyanın tetkikinde; .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takip dosyasına konu 11/04/2019 düzenlenme tarihli, 30/10/2019 ödeme tarihli 300.000-TL bedelli dava konusu bono keşidecisinin davacı olarak göründüğü, davalının lehtar olduğu, dava kapsamında keşideci imzasının davacıya ait olmadığının iddia edildiği anlaşılmıştır.

İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asılları mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin, istinaf ve temyiz kanun yolu denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Nitekim ilk derece mahkemesi tarafından belgelerin celp edildiği ve ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 17/10/2023 tarihli rapor alındığı, bono üzerindeki keşideci imzası ile davacıya ait tüm mevcut mukayese imzalar arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından imzanın, mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı görülmüştür. Ayrıca davacının şikayeti üzerine başlatılan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/9433 sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da imzanın, mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı/müştekinin eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı görülmüştür.

Somut uyuşmazlık imza sahteliğine dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, bono üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Dosyada mevcut raporun bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, icra takibine dayanak dava konusu bono üzerindeki keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca davacının keşideci, davalının senedin lehtarı olması nedeniyle alacaklı ve borçlu arasında yüz yüzelik ilkesinin söz konusu olduğu, davacı tarafça davalı ile arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının ileri sürüldüğü ve aksi yönde delil bulunmadığı, ayrıca davalı tarafın tacir olduğunu beyan etmekle TTK'nın 18/2. maddesi gereğince basiretli hareket etmekle yükümlü olup imzanın borçluya ait olmadığını bilebilecek konumda olduğu, bu kapsamda senedi takibe koymakla kötüniyetli olduğunun kabulünün gerektiği, İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesindeki düzenleme kapsamında tazminat koşullarının somut olay bakımından gerçekleştiği tespit edilmiştir. Tüm bu nedenlerle, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../02/2024 tarih ve 2021/.... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.107,75-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 5.277,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.830,75-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/624, K. 2026/827, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-624-e-2026-827-k-fb1373352b22