Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/621 E. 2026/905 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/621
Karar No
2026/905
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/621

KARAR NO: 2026/905

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 17/01/2024

NUMARASI: 2022/303 E. - 2024/7 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2014 yılında İstanbul'da kurulan, otomobil kiralama işlemleri ile kiralama hizmetleri verebilmek için gerekli tesisleri kurup üçüncü şahıs ve kurumlara kiralama işlemlerinin aynı sıra, inşaat faaliyetleri, yedek parça üretimi ve otomobil alım satımı işlemlerini yürüten bir firma olduğunu, müvekkilinin "..." esas unsurlu markalarını çeşitli sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkili adına tescilli "..." esaslı unsurunu içeren davalının ticaret unvanının, müvekkiline ait marka ve ticaret unvanı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı tarafından kullanılan "... ..." unvanını ayırt edebilmesinin mümkün olmadığını, ... ibaresinin ayırt edicilikten yoksun olduğunu, ticaret unvanına karakterini veren ibarenin müvekkilinin "..." ibaresi olduğunu, davalının sonraki tarihli kötüniyetli kullanımı ve tescillerinin, müvekkili markasına zarar verdiğini, bu kullanım üzerinden haksız kazanç elde edeceğinin açık olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalının, davaya konu ticaret unvanına ilişkin kötüniyet mahsulü tescilinin müvekkiline ait "..." markası ve "..." esas unsurlu ticaret unvanı üzerindeki sair fikri mülkiyet unsurlarından kaynaklanan haklarına marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tespit edilen söz konusu hukuka aykırılıkların durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin çıkarılmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davaya yetkili yer mahkemesinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin "..." unvanının hem babasının ismi hem de oğlunun ismi olduğunu, Türkiye'de ... ismiyle kurulmuş 224'ten fazla firma bulunduğunu, bu suretle davacıya hasredilmiş bir isim olmadığının açık olduğunu, müvekkilinin otomobil veya otelcilik işleri ile iştigal etmediğini, İzmir ilinde faaliyet gösteren müvekkili açısından amblem veya sair hiçbir uzantısı bilinmeyen ve hiçbir reklam unsuru olamayacak davacının İstanbul'daki firmasının otomobil ve otel üzerine faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin sadece ... alanında faaliyet gösterdiğini, benzerlik ve iltibas ihtimali değerlendirmesi yapılırken, markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerin hedef tüketicilerinin de dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin dükkanı ile davacının hiçbir ilintisi ve ismine yönelen bir satış, iş yapılmadığının görüldüğünü, açıklanan nedenlerle öncelikle zamanaşımı sebebiyle davanın reddine, aksi kanaat hasıl olursa yetkili mahkeme İzmir Mahkemeleri olacağından yetkisizlik kararı verilmesini, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, tarafların ticari defterleri, mahallinde yapılan tespit sonucunda alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin sonraki tarihli ticaret unvanının ... ... LİMİTED ŞİRKETİ olup, yapılan tespitte görülen ve bilirkişi raporunda belirtildiği üzere markasal kullanımının bulunmadığı görülmüştür. Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/06/2020 tarih ve 2019/1692 Esas - 2020/3239 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere SMK'nın 29/1-a hükmü ile yapılan yollama gereği m.7/3-e maddesinde yer alan "işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması" hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabilecektir. Zira m.7/3'de işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlanmıştır. Marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılmasıdır. Diğer taraftan, SMK'nın 7/3-e maddesinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile ...sayılı A.B. Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3. maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekir. Buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olup, tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olması marka hakkına tecavüz teşkil etmez. Bu itibarla davacı tarafın marka haklarına tecavüze dair talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının davalı tarafa ait ticaret unvanının terkinine dair talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Davalı şirketin, önceki tarihli tescil sahibi davacı şirketin iştigal alanında yer almayan ve kendi ana sözleşmesinde yer alan “Mobilyacılık” sektöründe faaliyet göstermesi ve unvanın çekirdek kısmının “...” olması, davacının ise “...” olması nedeni ile iltibastan bahsedilemeyeceğinden bu talep yönünden de davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Müvekkili ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 2014 yılında İstanbul'da kurulan, otomobil kiralama işlemleri ile kiralama hizmetleri verebilmek için gerekli tesisleri kurup üçüncü şahıs ve kurumlara kiralama işlemlerinin yanı sıra, inşaat faaliyetleri, yedek parça üretimi ve otomobil alım satımı işlemlerini yürüten bir firma olduğunu, oto kiralama, turizm, eğitim sektöründe bilinen firma olduğunu, Müvekkilinin “...” markasının "... başvuru numarası ile 01 / 02 / 03 / 04 / 05 / 06 / 07 / 08 /09/ 10/11/12 / 13 /14/15/16/17/18/19/20/21/ 22 /23 /24 /26 / 27 / 28 / 29 / 30/31/32 /33/ 34 /35 / 36 /37 / 38 / 39 / 40 / 41 / 42 / 43 / 44 / 45 / sınıflarda yer alan ürün ve hizmetleri de kapsayacak şekilde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edildiğini,

-uyuşmazlık kapsamında 13.06.2023 tarihinde bilirkişi kök raporunda “Dosyada yer alan ve keşif sırasında yapılan tespitler üzerine çekilen görsellerden anlaşılacağı üzere Davalının işyeri tabelasında davacının markasında geçen “... ..." ifadesinin yer aldığı, işyerinde herhangi bir markasal kullanıma rastlanmadığı, davalının ticaret ünvanında yer alan ... ifadesini markasal olarak kullandığına dair herhangi bir belge bulunmadığı, mevcut inceleme kapsamında davalının ... ifadesini Vergi Levhasında ve Ticaret Sicil Gazetesinde geçtiği gibi Ticaret Unvanı olarak kullandığı tespit edilmiştir.” şeklinde bir tespitte bulunulduğunu, bilirkişi kök raporunun eksik ve hatalı olması sebepleriyle söz konusu rapora itiraz edildiğini, akabinde ise 06.10.2023 tarihli celsesinde “ticari unvan terkin talebinin marka hakkının yanı sıra ticari unvanına da dayandığından bu hususta özellikle davacının ticari unvanının tescilli olduğu faaliyet konuları ile davalının ticari faaliyetleri ve tescilli olduğu ve faaliyet konuları sınıfsal olarak kıyaslanmak suretiyle inceleme yapılarak ek rapor hazırlanması” yönünde ara karar tesis edildiğini, ek rapor kapsamında Müvekkili ile davalının şirket ana sözleşmelerinde geçen faaliyet alanları, amaç ve konuları karşılaştırılmış olup özetle “Otomobil ve yedek parça alım satım, İnşaat işleri ve malzemeleri,” başlığında benzerlikler tespit edildiğini, Yargıtay kararları ve doktrindeki görüşler ışığında, aynı bilirkişi tarafından hazırlanmış olan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden verilen kararların Yargıtay tarafından bozma sebebi kabul edildiğini,

-Davaya konu “... ... LİMİTED ŞİRKETİ” ticaret unvanı müvekkili markasına ve ticaret unvanına karşı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinden, davalının işbu ticaret unvanı tescili haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ticaret unvanının ticari faaliyetlerdeki kullanımının sadece işletme evrakıyla sınırlı olmadığını, unvanın sadece taciri diğer tacirlerden ayırmadığını, bundan başka, mallar ve özellikle hizmetler için de bir ayırt edici işaret olarak kullanılmakta olduğunu, müvekkiline ait “...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (Türk Patent) nezdinde ilk olarak 10.10.2008 sayısı ile tescil ettirildiği ve davalının ticaret unvanının şirketin kuruşu olan 21.10.2021 yılı dikkate alındığında öncelik ilkesi gereği “...” markasına sahip müvekkilinin korunması gerektiğini, Davalının ticaret unvanına konu işaretin ayırt edicilik vasfı taşıyabileceği halde ticaret unvanında müvekkiline ait “...” markasını esaslı unsuru olarak kullanan “... ... LİMİTED ŞİRKETİ” ticaret unvanı ile müvekkili markası görsel, işitsel ve kavramsal yönden birbirlerine iltibas derecesinde benzerlik teşkil etmenin ötesine geçerek birebir aynı olma özelliğini teşkil ettiğini, markalar arasındaki bütünsel benzerlik değerlendirildiğinde davaya konu ticaret unvanı/markanın müvekkili tescilli markasına yalnızca hiçbir ayırt ediciliği bulunmayan ... ibaresinin eklenmesiyle oluşturulduğunu, Davalıya ait ticaret unvanında öne çıkan unsurlar “...” ve “...” kelimeleri olduğundan ortalama bir tüketicinin müvekkiline ait "..." markası ile davalı tarafından kullanılan "... ..." unvanını ayırt edebilmesinin mümkün olmadığını, davalının müvekkilinin "..." markasına ilave ettiği ... ibaresi tamamen ayırt edicilikten yoksun olup, ticaret unvanına karakterini veren ibarenin müvekkilinin "..." ibaresi olduğunu, davalının ilgili markayı tahrif edip müvekkili markasına yakınlaştırarak kullanmasının yanı sıra, müvekkilinin tescilleri kapsamında yer alan başta 20 ve 37. Sınıflardaki ... ile inşaat ve yapı hizmetleri üzerinde kullandığını,

-Müvekkilinin “...” markaları birçok alanda iştigal etmeleri sebebiyle çeşitli sınıflarda tescilli olmakla beraber özellikle; 20. sınıfta “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, kampçılar için uyku tulumları, deniz yatakları. Aynalar. Arı kovanları, suni petekler ve petek çıtaları. Bebekler için ana kucakları, parmaklıklı oyun parkları (iç mekanlar için), bebek beşikleri, yürüteçler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları, künyeler, isimlikler, etiketler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul variller, fıçılar, bidonlar, hazneler (depolar), kutular, ambalaj kapları, nakliye amaçlı konteynerler, sandıklar, taşıma paletleri, vanalar, fıçı muslukları. Ahşap veya sentetik malzemelerden alet-edevat ve kap-kacaklar için saplar, kulplar, tutamaklar, düğmeler; şişe tapaları ve kapakları, perçinler, çiviler, vidalar, dübeller, kablo kıskaçları ve kelepçeleri, derz artıları; elbise askıları (ayaklı, sabitlenen) ve kılıfları. Tahta, mum, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları. Sepetler, balıkçı sepetleri. Ev hayvanları için kulübeler, yuvalar, yataklar. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul portatif merdivenler, hareketli merdivenler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul mobilyalar için bağlantılar, tertibatlar ve parçalar, pencere ve kapı armatürleri, açma kapama tertibatları, kilitler. Bambu perdeler, stor perdeler, şerit perdeler, dekorasyon amaçlı boncuklu perdeler; perde kopçaları, perde halkaları, perde kancaları, perde çubukları." 37. Sınıfta “İnşaat hizmetleri, inşaat araç, gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve yakıt dolumu).

Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.." tescilleri, davalının da hizmet verdiği alanı kapsadığını, davalı ticaret unvanını kapsamındaki faaliyet alanlarının; “..., otomobil ve yedek parça alım satım, inşaat işleri ve malzemeleri” alanlarında kullanmakta, şirket sözleşmesinde de özet olarak bu alanlar yer almakta olduğunu, müvekkili markasının tescil edildiği mal ve hizmet sınıfları ile davalının ticaret unvanını kullandığı faaliyet alanlarının bu sınıflarda birebir aynı olduğunu, Davalının, müvekkili markalarının tescil edildiği ve fiilen kullandığı aynı mal ve hizmet sınıflarında işbu davaya konu ticaret unvanını kullanmasının müvekkili markasından haksız olarak yararlanmasına yol açmakta ve işletmeler arasında iltibasa neden olduğunu,

-Davalının, müvekkilinin Türkiye'de tanınmış marka tescilini aldıktan sonra “...” ibaresini esas unsur olarak içeren ... ... Limited Şirketi ticaret unvanını tescil ettirmesinin dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, ticaret unvanı kullanımının markasal kullanım olarak değil de unvan kullanımı olarak kabul edilmesi için ticaret unvanının sicilde yazılı ve kayıtlı olduğu şekilde kullanılması ve unvandaki çekirdek sözcük ya da sözcüklerin, farklı renkte, büyük puntolarla ya da öne çıkarılarak kullanılmamış olması gerektiğini, ticaret unvanının kanunun belirtiği şekilde unvan olarak kullanılmaması durumunda markasal kullanımdan bahsedilecek olup işbu kullanım marka hakkına tecavüz teşkil edeceğini, müvekkilinin gerçek ve tek hak sahibi olduğu "..." ibaresinin, davalının ticaret unvanında kaldırılmasını ve kullanılmasının önlenmesi gerektiğini, davaya konu “...” esaslı unsurunu içeren ... ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin ticaret unvanının müvekkiline ait tescilli “...” markası ile bağlantılı olduğu ve/veya müvekkiline ait “...” markalarına ait bir serinin devamı niteliğinde olduğu algısı oluşacağını, Müvekkilinin Türkiye genelinde pek çok farklı sektörde faaliyet gösterdiği ve tüketici nezdinde geniş bir hizmet yelpazesine sahip olduğunu, davalının kötü niyetli olarak müvekkile ait markayı ticaret unvanlarında esaslı unsur olarak kullandığı ve bu kullanımı müvekkili markası kapsamındaki hizmetler üzerinde gerçekleştirdiğini,

-davalının, müvekkilinin ... markasının kötü niyetli bir şekilde kopyalanması suretiyle oluşturulmuş ... ... LİMİTED ŞİRKETİ ticaret unvanını izinsiz ve hukuka aykırı olarak tescil ettirmekle kalmayıp ilgili markayı /unvanı tahrif ederek müvekkiline karşı kötü niyet yaratacak şekilde kullandığını ve müvekkili aleyhinde marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, müvekkilinin, davalı ile hiçbir tarihte iş ilişkisi olmadığını ve müvekkilinin davalıya hiçbir zaman kendisine benzerlerini kullanma izni ve yetkisi de vermediğini, tüketicilerin davalı ... ... LİMİTED ŞİRKETİ ile müvekkili ... ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ arasında bir bağlantı olduğu izlenimine kapılacağı ve müvekkili markasının vermiş olduğu güven ve itibar sebebiyle davalı tarafından verilen hizmete ilgi göstereceğini, haksız rekabet oluşacağını, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosyada alınan raporlar ile müvekkilinin davacı ile hiçbir surette iltibas halinde olmadığının anlaşıldığını, kötü niyetli olarak dava açıldığını, yüzlerce tüzel kişinin ... eki taşıdığı bu ekin sık kullanılan isimlerden olduğu dikkate alındığında davacının bu yönüyle bu isim açısından bir tekel oluşturamayacağını, İzmir ilinde yapılan keşif ile ve delil olarak sundukları davadan seneler öncesine ait müvekkili işyeri uydu görüntüleri ile taraflar arasında ürün veya sair hususlarda hiçbir benzerlik bulunmadığını, Davacının tanınmış bir marka olmadığını, müvekkilinin davacıyı hiç bilmediği gibi davacının da müvekkili ticari olarak bilmediğini, internet üzerinden tüm tüzel kişiler ilan edildiği için ünvan aratmak usulü ile müvekkili bulan davacı gayrı ciddi olan bu davayı açtığını, Davacının ticaret unvanının dava tarihi itibariyle tanınmış olduğu da ispat edilemediğinden ve tarafların ticari işletmelerinin faaliyet konuları tamamen birbirinden farklı olduğundan her iki sektörün tüketicileri nezdinde bu iki ticaret unvanının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalının, davacıya ait markadan doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin terkinine karar verilmesi talebine yöneliktir.

Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı adına kayıtlı marka tescil belgeleri ve taraflara ait ticaret sicil kayıtları celp olunmuştur. TPMK kayıtlarına göre, ... tescil numaralı "..." markasının 1-45 sınıflarında davacı adına tescilli olduğu görülmüştür.

Dosya, davalı yanın fiili markasal kullanımlarının tespiti yönünden mahallinde bir sınai mülkiyet uzmanı ile birlikte keşif yapılması için İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılmış, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/31 talimat sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporunda; "davacının markasında ve ticaret unvanında yer alan ... ifadesinin davalının "... Mah. ... Sokak, No:... ..." adresinde markasal kullanımına rastlanmadığı, davalının vergi levhasında ve ticaret sicil gazetesinde ticaret unvanının ... ... Limited Şirketi olarak geçtiği" hususlarını tespit etmiştir.

Davacı dava dilekçesinde ticari unvan terkin talebinde marka hakkının yanı sıra ticari unvanına da dayandığından bu hususta özellikle davacının ticaret unvanının tescilli olduğu faaliyet konuları ile davalının ticari faaliyetleri ve tescilli olduğu ve faaliyet konuları sınıfsal olarak kıyaslanmak suretiyle inceleme yapılarak münhasıran bu hususta ek rapor tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/52 talimat sayılı dosyası üzerinden alınan 24/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; "SMK 7/3-E bendinin olaya uygulanması bakımından kanun maddesinin gerekçesinde yer alan 16 Aralık 2015 tarih ve 2015/2436 (AB) sayılı Yönergesi içeriğinde yer alan “İşaretin ticaret unvanı veya ticaret hayatında kullanılan başka bir ad veya işaret olarak kullanımı da, bu kullanım mal veya hizmetlerin ayırt edilmesi amacına hizmet ettiği takdirde, markaya tecavüz olarak kabul edilmelidir.” Açıklama nedeni ile görüşümüze göre ticaret unvanının marka hakkına tecavüz oluşturabilmesi için ticaret unvanının markasal olarak kullanılıp kullanılmadığına bakılması gerekeceği, bu anlamda davalının keşif sırasında ticaret unvanını markasal olarak kullanımına rastlanmadığının tespit edildiği, Mahkemece davacının ileri sürdüğü SMK 7/3-e bendi nedeni ile ticaret unvanının tescilli marka ile aynı ve benzer olmasının yeterli olduğu markasal kullanımın aranmasına gerek olmadığı yönündeki doktrinsel görüş ve emsal karar örneği benimsendiği takdirde davacının tüm sınıflar için markasını tescil ettirdiği de göze alınarak davalının ticaret unvanında yer alan ... ifadesi ile markanın aynı kelimeden oluşması nedeni ile iltibas yaratacağı sonucuna varılabileceği, TTK 52 bakımından; YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2017/11-1298 K. 2019/335 T. 21.3.2019 tarihli yukarıda yer alan kararı , TİCARET UNVANLARI HAKKINDA TEBLİĞ’in 5. Maddesi, TTK madde 354 ve 36 ile Ticaret Kanunundan ... ilkesinin kaldırılmış olduğu bu nedenle firmaların ana sözleşmelerindeki konulardan farklı herhangi bir konuda da faaliyette bulunabilecekleri ve bu doğrultuda hakkaniyet gereği halihazırda firmaların mevcut faaliyette oldukları iştigal alanları dikkate alındığında Davalının, Davacının iştigal alanında yer almayan ve kendi ana sözleşmesinde yer alan “Mobilyacılık” sektöründe faaliyet göstermesi ve unvanın çekirdek kısmının “...” olması, davacının ise “...” olması nedeni ile İltibastan bahsedilemeyeceği yönünde kanaat oluşmaktadır. Mahkemenizce tarafların şirket ana sözleşmelerinde yer alan faaliyet alanlarının benzerliği dikkate alınarak karar oluşturulmak takdirinde bulunulması halinde özetle “ Otomobil ve yedek parça alım satım, İnşaat işleri ve malzemeleri,” başlığında benzer faaliyet alanlarının bulunması nedeni ile ve ... ifadesinin her iki firmanın ticaret unvanının “ek” kısmı olmasına rağmen ticaret unvanlarının asli unsuru olduğu da dikkate alındığında iltibas oluşacağı yönünde sonucun ortaya çıktığı" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.

6102 Sayılı TTK'nın 50. Maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. Maddesi ile, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Yine 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi çerçevesinde marka sahibinin, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteyebileceği belirtilmiştir.

SMK 7/3-e maddesine göre işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması markaya tecavüz olarak kabul edilmiş ise de; anılan maddenin uygulanabilmesi için işaretin markasal kullanılması gerekir.

Davalının İşyeri tabelasında “... ...” ifadesinin kullanıldığı, işyerinde sandalye, masa, kitaplık gibi parçaları monte edilmemiş ve tamamlanmış olan ürünlerin olduğu, ürünler üzerinde herhangi bir etikete ya da markasal kullanıma rastlanmadığı, vergi levhasında Ticaret Unvanının “... ... LİMİTED ŞİRKETİ” olarak geçtiği ve faaliyet kodu ve adı olarak “... Mağazalar için Tezgah, Banko, Vitrin, Raf, Çekmeceli Dolap, ve Özel ... imalatının (laboratuarlar ve teknik bürolar hariç)” yer aldığı, yine Ticaret Sicil Gazetesinde Ticaret Unvanının “... ... .... Şti.” olarak ticaret siciline kaydedildiği, mobilyacılıktan farklı inşaat, gıda, giyim, haberleşme cihazları farklı sektörlerde de faaliyet alanın şirketin amaç ve konuları alanında yer aldığı, ancak ... kelimesinin markasal olarak kullanılmadığı, ticaret unvanında yer almasının tek başına markasal kullanım oluşturmayacağından marka hakkına tecavüz yönünden verilen kararda aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

Davacının ticaret unvanının ... ...A.Ş. Olduğu ve 25/09/2014 tarihinde kurulduğu, davalının ticaret unvanının ... ... .... Şti. Olduğu 21/10/2021 tarihinde kurulduğu, her iki firmanın amaç ve konuları arasında, Otomobil ve yedek parça alım satım, İnşaat işleri ve malzemeleri konusunda benzerlikler bulunduğu ancak davalının fiili olarak ... faaliyeti ile uğraştığı, ancak davacının ticaret unvan ve marka tescillerinin davalı şirketin tescilinden çok önceki tarihli olduğu, yapılan bilirkişi incelemesinde ... sektöründe faaliyet gösteren davalı şirketin ticaret unvanını markasal olarak kullanmadığından iltibas koşullarının oluşmadığı, ... kelimesinin yanına ... eklenerek farklılık oluştuğu, ticaret unvanı terk koşullarının oluşmadığı, davacının tescilli markasıyla önceki tarihli ticaret unvanından

doğan haklara tecavüz teşkil etmeyeceği bu konuda verilen kararda aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../01/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/.. K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/621, K. 2026/905, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-621-e-2026-905-k-d48bad9e4a18