Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/447 E. 2026/1241 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/447
- Karar No
- 2026/1241
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/447 Esas 2026/1241 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/447 KARAR NO : 2026/1241
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İİNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20/12/2023 NUMARASI : 2023/343 Esas 2023/1148 Karar DAVA : Anonim şirketin haklı nedenle feshi DAVA TARİHİ : 17/04/2023
KARAR TARİHİ : 25/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2026
Taraflar arasındaki anonim şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı şirketin 2013 yılında tek ortaklı olarak kurulduğunu, şu anda şirketin iki ortağı bulunduğunu, müvekkilinin %49, dava dışı ...'in de %51 hisse sahibi olduğunu, müvekkilinin şirketin işleyişi ile ilgili hiç bir bilgi alamadığını, şirketin üç sene üst üste zarar ettiğini, tüm kararların diğer ortak tarafından alındığını, müvekkilinin şirketin adresinin değiştiğinden dahi haberdar olmadığını, diğer ortağın şirkete ait demirbaşları usulsüzce sattığını, şirket adına kayıtlı faydalı model ve patentleri de kendi şahsı üzerine satış göstermekte olduğunu ve bu ücretleri hukuka aykırı olarak şirket hesabından tahsil ettiğini, şirketin banka hesaplarına vergi borçlarından dolayı bloke konulduğunu, hacizler uygulandığını, şirketin iflasa sürüklendiğini, bu şartlarda şirketin devamının mümkün olmadığını belirterek, şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; %51 hisse sahibi ...'in şirketi temsil yetkisi bulunduğunu, davacının şirketin ortağı olarak şirketten her türlü bilgiyi alma hakkı bulunduğunu, bu hususta kendisine noter ihtarnamesi gönderildiğini, davacı tarafın şirketten yazılı veya şifahi olarak herhangi bir talebi olmadığını, davacı tarafın genel kuruldan 15 gün önce belge inceleme talebinde bulunabileceğini, şirketin kurulduğu günden bu yana faal olduğunu, pandemi döneminde ülke genelinde yaşanan krizden dolayı şirketin zarar ettiğini, 2022 yılı sonu itibariyle de kar elde ettiğini, 2019 yılında şirketin zarar etmesinden davacının sorumlu olduğunu, bu dönemde şirketten 400.000,00 TL nakit çektiğini, bu nakitin halen ödenmediğini, ayrıca 10.000 USD'yi bizzat çekerek yetkilisi olduğu ... ... A.Ş'ne aktardığının tespit edildiğini, bunun dışında yine davacı tarafından muhtelif giderlerin çekildiğini, 2019-2020 yıllarında müvekkili şirket adına Gaziantep'te faaliyet gösteren eloksal vinç işi alındığını, projenin yanlış uygulanmasından kaynaklı şirketin 195.000,00 TL zarar ettiğini, bu duruma davacının sebebiyet verdiğini, şirketin adres değişikliğinin ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, müvekkilinin şirkete ait hiç bir demirbaşı satmadığını, usulsüz bir işlemi olmadığını, şirketin ...'a taşınması sonucu iki adet vinçten birinin htiyaç kalmadığından satıldığını ve bedelinin şirket kasasına yatırıldığını, bu hususun kayıtlarda bulunduğunu, şirketin vergi borçlarının ödenerek hacizlerin kaldırıldığını, başkaca bir haciz bulunmadığını, davacı tarafın husumet beslediğini, davayı bu sebeple açtığını, şirketin zararda olduğunu, ya da fesih koşullarının oluştuğunu ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ortaklar arasında güven ilişkisi zedelenmiş ise de, bu durum tek başına haklı nedenle fesih gerekçesi olmadığı, davalı şirketin ticari faaliyetlerine devam ettiği, şirketin organlarının, ticari defterlerinin mevcut olduğu ve kayıtlarının tutulduğu, 2021 yılına kadar 2021 dahil genel kurul toplantılarının yapıldığı, yönetim kurulunun ibra edildiği, kar payı dağıtılmaması yönündeki kararlara davacı tarafından kabul yönünde oy kullanıldığı ve kararların oybirliği ile alındığı, şirket öz sermayesinin yıllara göre artış gösterdiği, borca batık olmadığı, net işletme sermayesinin pozitif durumda ve kısa vadeli borçlarını ödeme yeteneğini koruduğu; şirketin kötü yönetilmediği, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirme gücünün bulunduğu, şirket varlıklarının yanlış kullanılmadığı, azınlık olan davacıya karşı fiili veya manevi güç baskısı uygulanmadığı gibi meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi gibi bir durumunda söz konusu olmadığı, bu haliyle davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü , dava dışı şirket ortağı olan müdür tarafından şirketin kötü yönetilerek zarara uğratıldığı iddiası ve bu kapsamda haklı nedenle fesih gerekçelerinin mevcut olmadığı ve aksinin de davacı tarafça ispat edilemediği, dolayısıyla davalı şirketin haklı nedenle feshi koşullarının oluşmadığı, bu nedenle alternatif çözüm yollarının da uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı anlaşılmakla, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunda sadece davalı yan tarafından sunulan bilançolar üzerinden inceleme yapılarak bir sonuca varıldığını , ancak bilirkişi raporuna esas alınan bilançoların makyajlı olup gerçekleri yansıtmadığını, mahkemeden davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde tarafının da hazır bulunduğu inceleme yapılmasının gerekçesiz olarak reddedildiğini, davacı yanca mali veriler ve bilançolar devamlı olarak istenilmesine rağmen davalı yan tarafından kasıtlı olarak gönderilmediğini, mali müşaviri ...'nun bu hususa şahit olduğunu, mahkemece davacı iddialarının yeterli araştırılmadığını , eksik inceleme ile karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 531. maddesi uyarınca davalı ...'nin haklı nedenle feshi talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda ,Ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği ancak, Davalı şirketin ticari faaliyetlerine devam ettiği, şirketin organlarının, ticari defterlerinin mevcut olduğu ve kayıtlarının tutulduğu, 2021 yılına kadar 2021 dahil genel kurul toplantılarının yapıldığı, yönetim kurulunun ibra edildiği, kar payı dağıtılmaması yönündeki kararlara davacı tarafından kabul yönünde oy kullanıldığı ve kararların oybirliği ile alındığı, dosya muhteviyatında davacının davalı şirketten bilgi talebine dair her hangi bir belgenin bulunmadığı, Şirket öz sermayesinin yıllara göre artış gösterdiği,borca batık olmadığı, Net İşletme Sermayesinin pozitif durumda ve kısa vadeli borçlarını ödeme yeteneğini koruduğu; dolayısıyla davalı şirketin haklı nedenle feshi koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mehkemisinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm karar verebilir" düzenlemesi bulunmaktadır. Anonim şirketlerde feshi düzenleyen az yukarıda anılan hükme göre; haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az 1/10 sahip pay sahibi şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini talep edebileceği, mahkeme feshi yerine feshi talep eden ortağın ortaklık payını karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlemek suretiyle pay sahibinin şirketten çıkarılmasına yada uygun düşen bir çözüme karar verebileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK. kapsamında anonim şirket ortaklığından çıkma müessesesi düzenlenmiş değildir. Davacının netice-i talebinde şirketin feshi de bulunduğundan eldeki davanın TTK'nun 531. maddesine göre anonim şirketin feshi, olmadığı takdirde pay bedelinin ödenerek davacı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkin olduğunun kabulü gerekmiştir. TTK md, 531 de düzenlenen haklı sebeple fesih davası esasen iki şartın birlikte gerçekleşmesini aramaktadır. Bunlardan ilki haklı bir sebebin varlığı, diğeri ise davayı açacak pay sahibi veya sahiplerinin sermayenin en az onda birine sahip olmaları olup, davacının şirkette %34 oranında hisseye sahip olduğu dikkate alındığında ikinci şartın gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Haklı sebebin varlığı davanın diğer şartıdır. Haklı sebep yoksa Hakim haklı sebeple şirketin feshine karar veremeyeceği gibi maddede öngörülen duruma uygun çözümlerden birisine de karar veremez. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebeple fesih davası esas itibarıyla azlığı, çoğunluğun gücünü kötüye kullanımından korumaya yönelik bir önlem olarak düşünülmüştür. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması vargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Bu durumda mehaz İsviçre doktrini ve yargı kararlarında haklı sehep olarak sayılan hususlara bakmakta fayda vardır. Genel kurulun çok defa kanuna aykırı hır şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların sistematik ve devamlı ihlali, özellikle pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının düzenli azalması veya uzun süre kar payı dağıtılmaması. şirketin çoğunluk pay sahipleri tarafından kötü idaresi nedeniyle krize sürüklenmesi, şirketin amacına ulaşılmasının engellenmesi, organların bloke edilmesi ve şirketin amacı dışında işler yapılması haklı sebeplerden sayılmıştır. Buna karşılık varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmemektedir. Dosya kapsamında yer alan davacının iddiasına dayanak Üsküdar 22. Noterliği'nin 27/02/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ; ''Şahsım şirketinizde %49 pay sahibi olup şirket ortaklarındandır. Tarafıma bugüne kadar şirketin işleyişiyle ilgili herhangi bir bilgi ve belge verilmemiştir. Şirket 3 sene üst üste zarar etmiş ve bu zararın önlenmesi için herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Şirketin adresi hiçbir şekilde tarafıma nedenine dair bilgi verilmeden değiştirilmiş ve bu husus tarafımca haricen öğrenilmiştir. Şirket ana sözleşmesi ve iç yönergesine aykırı olarak Yönetim Kurulu Başkanı ...'in şirkete ait demirbaşların usulsüzce satışını yaptığı bilgisi alınmıştır. Ortağı olduğum şirketin bilgim olmadan demirbaşlarının satılması hukuka ve kanuna açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Şirketin banka hesaplarına vergi borçlarından dolayı bloke konulması şirketin itibarını zedelemenin yanı sıra şirketi iflasa sürüklemektedir. Yönetim Kurulu Başkanı ... hiçbir şekilde şirket ile ilgilenmemekte şirket idaresini şirket çalışanlarına bırakmış durumdadır. Şirket ortağı olarak tüm çabalarıma rağmen tarafımla herhangi bir şekilde iletişim kurulmamakla Yönetim Kurulu Başkanı ... şirketi zarar ettirmekte ve şirketi iflasa götürmektedir. Yönetim Kurulu Başkanı ... şirket adına kayıtlı olan faydalı model ve patentleri kendi şahsı üzerine satış göstermekte ve bu ücretleri hukuka aykırı olarak şirket hesabından tahsil etmektedir. Açıklanan tüm bu nedenlerle %49 pay sahibi bulunduğum ...'nin ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi'nden feshini isteme zarureti hasıl olmuştur. '' şeklinde tanzim edilen ihtar içeriğinde herhangi bir bilgi alma talebinin yer almadığı görülmüştür. Haklı sebep TTK’nunda sadece kollektif ortaklığın feshine ilişkin 245. maddesinde, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması olarak tanımlanmış ve özellikle; a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, gibi hâller haklı sebepler olarak örneklenmiştir. Anonim şirketler yönünden kanun koyucu hangi hallerin haklı nedenle fesih sebebi sayılacağını ne tadadi ne de örnek olarak saymıştır. Madde gerekçesinde öğreti ve uygulamaya bırakıldığı açıklanarak İsviçre Federal Mahkemesinin, genel kurulun bir çok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılması, azınlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kârın düzenli olarak azalması hallerini haklı sebep olarak saydığı belirtilmiştir. İsviçre hukukunda; "Şirket sözleşmesinin yapıldığı sırada mevcut olan kişisel veya objektif nitelikteki esas şartlar, şirketin amacına ulaşılmasını imkânsız hale getirecek veya önemli ölçüde zorlaştıracak yahut tehlikeye düşürecek şekilde ortadan kalkmış ve şirketin devamı ortak için çekilmez hale gelmiş ise, şirketin feshi için haklı sebep vardır" (Özlem İlbaşmış Hızlısoy, Anonim Şirketin Haklı Nedenle Feshi, Doktora Tezi, Ankara 2015, s.51-52) İsviçre Federal Mahkemenin kararlarında; -Şirketin sürekli kötü yönetimi, -Şirketin belirli bir ivme ile zarar etmesi ve bir süre sonra şirketin iflasın eşiğine gelecek olması, -Aile şirketlerinde, aile içi kavgaların veya bazı aile bireylerinin aileden dışlanması, -Şirketin uzun yıllar kar etmemesi veya/ve kar dağıtmaması (kronik karsızlık), -Yönetim Kulunun uzun yıllar huzur hakkı almaması, -Şirketin amacını yerine getiremez durumda olması ve/veya uzun süre de durumun böyle devam edeceğinin anlaşılması gibi vakıaları haklı sebep olarak benimsediğini görüyoruz (Eser Rüzgar, Anonim Şirketin Azlık Tarafından Feshine İlişkin Dava ile İlgili İsviçre Federal Mahkemesi Kararlarının Değerlendirilmesi, TAAD, Ocak 2014, Yıl:5, S:16, s.340) Türk yargı kararlarında ise; Haklı sebep objektif veya sübjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir.
Doktrinde haklı sebeple fesih için, şirketin kötü yönetilmesi, pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, pay sahiplerinin haksız ve keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulmaları, şirketin amacına hizmet etmemesi, kar dağıtmayarak ortakları açlığa mahkum etmek, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere şirket imkanlarının kaydırılması, şirket imkanlarının yanlış kullanılması ve israfı, genel kurul ve yönetim kurulunun kilitlenmesi sürekli olarak gereksiz yere toplantıya çağrılması, azlığa karşı manevi güç ve baskı uygulamak, azlığın meşru taleplerinin sürekli ret edilmesi, pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetlerinin ortadan kalması şeklinde örneklemeler” yapıldığı görülmektedir. Doktrinde haklı sebeplerin görünüm biçimlerini "çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin sebepler", "kişisel sebepler" ve "ortaklığa ilişkin sebepler" olarak üç büyük gruba ayırdıkları ve örneğin eşitlik veya hakların sakınılarak kullanılması gibi azınlığın korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlalini, pay sahiplerinin mali nitelikteki ve/veya yönetime katılma haklarını ihlal eden uygulamaları, pay sahibinin kişisel uyuşmazlık çıkarmasını veya bazen onun kişiliğinde diyelim iflas, ölüm, kısıtlanma gibi gerçekleşen bazı nedenleri, ortaksal yükümlülüklerin ihlalini, pay sahiplerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılmasını, taraflar arasında imzalanmış bulunan pay sahipleri sözleşmesinin ihlalini, nihayet şirketin kötü yönetilmesini, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesini haklı sebebe örnek olarak verdikleri gözlemlenmektedir (Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuki Mütalaalar 15. Kitap 2012-2013, s. 294). İlbasmış, çoğunluğun gücünü kötüye kullanması, şirketin amacına ulaşılmasının imkansızlığı, sermaye kaybı, işletme konusunu değiştirilmesi, genel kurulu ve yönetim kurlunun işlevsizliği, kötü yönetim ve kişisel nedenleri haklı sebep olarak sınıflandırıp açıklamaktadır (İlbasmış s. 69-160). Çamoğlu ise; haklı sebep için istenilen devamlılık unsurunun bazı durumlarda gerekli olmadığını, tek bir sebebin bile bazen haklı sebep olarak kabul edilebileceğini belirterek «yöneticiler tarafından yapılan bir gümrük yolsuzluğu, milletlerarası terör listesindeki bir kişi ya da kuruluşla işbirliği veya gıda üretimi yapan bir firmanın bilinçli olarak halk sağlığına aykırı ürünler imal ettiğinin saptanmasını» örnek olarak vermiştir (Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshinde Hakimin Takdir Yetkisi, Batider, Yıl:2015, C.XXXI, S:1, s. 7). Azınlığın haklarının devamlılık arz edecek şekilde çoğunluk tarafından ihlal edilmesi bu suretle ortaklık ilişkisinin çekilmez hale getirilmesi yanında sahtecilik gibi, yöneticilerin suça bulaşarak ortaklığın ceza kovuşturması ile karşı karşıya bırakılması veya kayıtlarda yapılan usulsüzlüklerle vergi veya ceza kovuşturmasına uğramak gibi nedenler de ...’nun belirttiği gibi ortaklığın feshi için tek başına sebep oluşturabilir. Anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin ortaklığın işleyişinde rol oynamayacağı kabul edilmiştir. Bu yüzden, çok sayıda pay sahibinin bulunduğu büyük çaplı anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketlerinde ve küçük ortaklıklarda kişi ortaklıklarıyla önemli benzerlik söz konusudur. Bu bakımdan somut olayın ve şirket tipinin özelliklerine göre, bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta dahi, istinaden kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verileceği kabul edilmelidir (11. HD, 02.06.2014, E:2014/3669, K:2014/10238; Yargıtay 11. HD E:2019/2942 K:2021/1647 sayılı Kararı). ...; iletişim kopukluğu, güven ortamını zedeleyen olgular, şiddetli geçimsizlik, ihanet gibi kişi ortaklıklarına özgü nedenlerin az ortaklı kapalı anonim şirketler açısından haklı sebep olarak değerlendirilebileceği görüşündedir ( Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshinde Hakimin Takdir Yetkisi s. 8). Nomer, şahsi ilişkilerin bir sermaye şirketi olan anonim ortaklıklarda fesih sebebi olarak görülmesinin mümkün olmadığı, şirket ortakları arasındaki ihtilaf ve şahsi çekişmelerin ancak şahıs şirketi olan kollektif ve komandit ortaklıklarda haklı sebep olarak nitelendirilebileceği görüşündedir (Füsun Nomer Ertan, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Üzerine Düşünceler, İÜHFM, C.LXXIII, S:1, s. 426). Kaşrak, doktrin ve yargı uygulamalarını açıkladıktan sonra ; şahsi sebeplerin dışlanmasının TMK 4. madde sindeki hakimin bu kavramı doldurmasına ilişkin metoduna aykırı olduğunu, davalı şirketin yapı ve özellikleri dikkate alınarak ileri sürülen şahsi sebeplerin şirketin işleyişine etki ederek ilişkinin mevcut haliyle devamını objektif ve sürekli olarak çekilmez hale getirip getirmediğinin incelenmesi sonucunda haklı sebebin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Esra Kaşrak, Anonim Şirketlerin Haklı Sebeple Feshine Şahsi Sebeplerin Değerlendirmeye Alınıp Alınamayacağı Hususunun Hakimin Takdir Yetkisi Bakımından Değerlendirilmesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XXIII, Yıl:2019, S:3, s. 186). Yargıtay’ın kararlarında vurguladığı gibi sermaye şirketi olan anonim ortaklıkta kural olarak pay sahipleri arasındaki ihtilafların haklı sebep oluşturması mümkün değildir. Ancak kapalı aile ortaklıklarında pay sahipleri arasındaki çekişmeler tarafların ortaklığı sürdürmelerini imkansız hale getirmiş ise haklı sebep sayılabilirler. Hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır. Kanunda tanımlanmadığına göre hâkim TMK 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir. Somut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. Haklı nedenin tespitinde anonim şirketin ortaklık amacının da gözetilmesi gerekir. Bilindiği üzere anonim şirketler ortaklarına kâr dağıtmak amacıyla kurulmuş kâr amacını güden ortaklık türüdür. Bu nedenle sürekli zarar etme, kâr dağıtmamayı şirket politikası haline getirerek azınlığın kârdan pay alma hakkını sürekli engellemek, kâr dağıtımı yapmamak sureti ile ortaklarını kazanç elde etmesi engellenirken çoğunluğun kararı ile çoğunluğa çeşitli isimler altında ödentiler yaparak örtülü kazanç aktarımı yapmak, haklı sebep sayılabilir. Diğer taraftan, hâkim bu değerlendirmeyi yaparken fesih davası açmanın davacı ortaklar için en son çare olup olmadığını da denetlemelidir. Örneğin; çekişmeyi yaratan genel kurul kararı aleyhine iptal davası açma imkanı varsa veya ortaklık esas sözleşmesinde başka bir hukuki olanağın kullanılması mümkün iken bu yola gidilmeden fesih davası açılması, davanın reddini gerektirebilir. Bu nedenle fesih davasının ikincil dava ve son çare olduğu da söylenebilir Yasaman; Federal Mahkemenin 50 yıllık uygulamasında haklı sebeple fesih davasının en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, azınlığın ortaklıklar hukuku çerçevesinde bütün imkanlarını kullanarak hakkını kullanması gerektiği, bütün bunlara rağmen bir sonuç alamıyorsa ortaklığın feshinin istenebileceği yolunda kararların istikrar kazandığını belirtmektedir (Hamdi Yasaman, Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi, s. 716-717). Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. HD 6/2/2014 gün ve E:2012/9510 K:2014/2041 sayılı Karar). Her hak gibi azınlığa tanınan bu hakkın kullanılması da TMK'nun 2. maddesindeki iyi niyet esasına tabi olacaktır. Yani azınlığın bu hakkı kullanması iyi niyet kuralı çerçevesinde korunmaya değer değilse ve talep iyi niyete dayanmıyorsa mahkemece koşullar oluşsa bile (iyi niyete dayanmadığı için) fesih talebi reddedilecektir. Buna karşılık fesih koşullarının oluşması için çoğunluk pay sahiplerinin kusurlu davranışlarının bulunması şart değildir (İlbasmış, s. 52). Tüm dosya kapsamı, davacının istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; davacının şirketin %49 pay sahibi ortaklarından olduğu, dava konusu şirketin mali konularıyla ilgili kendisine bilgi verilmediğini ve davalı yanca şirketin iflasa süreklendiğini iddia ettiği, bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında TTK'nun 437. maddesinde mahkemeye başvuracağına ilişkin yasal haklarını kullanması gerektiği, davacının şirketten mali konularla ilgili bilgi istediğine ilişkin delilin/ihtarnamenin dosya kapsamında bulunmadığı gibi yukarıda ayrıntısıyla izah edilen ihtarname içeriği ile de sabit olduğu üzere davacının davalı şirketten mali konularda bilgi istemediği, şirketin feshini talep edeceğini beyan ettiği , bu durumda davacının bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini, bilgi almasının engellediğini ispat edemediği, yine davacının davalı şirketi zararlandırıcı işlemler yaptığı, demirbaşını azalttığı , şirketi iflasa sürüklediği iddia edilmiş ise de , davalı şirketin öz sermayesinin yıllara göre artış gösterdiği,borca batık olmadığı, davalı şirketin davacının iddia ettiği gibi bir takım yapılandırılmış SGK ve vergi borcu var ise de net işletme sermayesinin pozitif durumda ve kısa vadeli borçlarını ödeme yeteneğini koruduğunun denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlenmesi karşısında davacı tarafça haklı sebebin varlığının ispat edilemediği, haklı nedenle feshin son çare olduğu ve haklı nedenle fesih davasının ikincil özelliği gözetildiğinde davacının azınlık haklarına ilişkin haklarını kullanmadan doğrudan dava açarak fesih talebinde bulunamayacağı gözetildiğinde, bu nedenlerle 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi gereğince davalı şirketin feshini gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığından , ispat edilemeyen davanın redddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu görülmüştür. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2026
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...