Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2205 E. 2026/1163 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2205
Karar No
2026/1163
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2205

KARAR NO : 2026/1163

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/05/2022

NUMARASI : 2016/598 Esas, 2022/406 Karar

DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 02/06/2016

BİRLEŞEN İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN

2016/602 ESAS SAYILI DOSYASI

DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 14/10/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile dava dışı ... ... arasında Kongo Cumhuriyeti'nde yapımı planlanan Kintele Kongre Merkezi ve otel Projesinin mimari iş ve işlemlerine ilişkin sözleşme akdedildiğini, alt yüklenicilerden birisinin de davacı olduğunu, müvekkil şirketin iç mimari/tasarım uygulama projesinin çizimi ve uygulaması işini üstlendiğini, ancak söz konusu iç mimari işlerin davalı tarafından ilk olarak dava dışı ... şirketine verildiğini, işin ifası esnasında davalının dava dışı ... firması ile sözleşmesini feshederek yaptırılan iç mimari projesinin uygulama projesinin çizimi ve projenin uygulanması işinin davacı şirkete taşere edildiği, buna göre davacı müvekkil ile davalı yan arasında davacıya taşere edilmek suretiyle anlaşma sağlanan işin konusunu; çizimi gerçekleştirilmiş iç mimari tasarım projesinin çizimi ve projenin uygulanması işleminin gerçekleştirilmesi ile ifa edilen bu işin karşılığında davalı tarafından iş sahibi sıfatıyla davacıya 117.000-Euro + KDV olmak üzere toplam 137.639,92-TL Euro ödenmesi olup, taraflar bu hususta 26/05/2015 tarihinde anlaşma sağladıklarını, belirtildiği gibi davalı şirket davacı müvekkile taşere ettiği iç mimari tasarım projesinin uygulama projesinin çizimi ve projenin uygulanması işinde çizilmiş projelendirilmiş, hazır iç mimarı tasarım projesinde kesinlikle hiçbir değişiklik yapılmamasını ve belirlenen esaslar çerçevesinde kısıtlı zaman diliminde 09/07/2015 tarihine kadar işin teslimininin talep edildiğini, 09/07/2015 tarihinde davalıya kesin proje teslimininin yapıldığını, davalı da ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin projeyi teslim aldığını, davalı şirket davacı müvekkilden teslim aldığı uygulama projesi ve uygulama işlerinin yapım aşamasında dava dışı ... çizimi gerçekleştirilen iç mimari tasarımlarındaki eksiklik ve hatalar nedeniyle iş sahibi dava dışı ... talebi üzerine davalı, teslim edilen iş mimari tasarım projesinde köklü değişiklikler ve esaslı revizyonlar yapılmasını davacıdan talep edildiğini, davalının davacıdan iç mimari tasarım projesi'nde talep ettiği işbu köklü ve esaslı değişim ve revizyonlar, iç mimari proje'de %90 oranında davacı yanca değişiklik yapılmasına, adeta sıfırdan/en baştan bir iç mimari/tasarım projesi çizimini gerektirdiğini, davacı sözleşme gereği üstlendiği edimlerini eksiksiz hatta aynı proje içinde 2 ayrı eser meydana getirerek, ifa ettiği halde, davalı, sözleşme ile yüklendiği kanundan doğan sorumluluğuna aykırı davranarak, dayacı müvekkile, ilave taleplerinden doğan borcunu ödemediğini belirterek ilave işlere ilişkin 110.000-Euro alacağın (ıslah ve fazlaya dair talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 10.000-Euro tutarındaki kısmının temerrüt tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesindeki beyanları tekrar ederek, sözleşme bedeli olan 137.639,92 Euro'dan ödenmeyen kısım olarak bakiye 59.449,00 Euronun tüm ihtarlara rağmen ödenmediğini, alacağın tahsili için giriştikleri icra takibine borçlu - davalının haksız yere itiraz ettiğini, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Asıl davada cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin dava dışı iş sahibine ait bir kongre binası ve bir şehir merkezi olmak üzere iki farklı projenin mimari ve iç mimari işlerini gerçekleştirmeyi üstlendiğini, projedeki iç mimari bölümlerinin uygulama projelerinin çizim ve uygulanması işlerinin davacıya devredildiğini, yapılması umulan işlere karşılık 34.700-Euro'luk kısmı ön ödeme olarak, bakiye 43.490-Buro ise işin kısmen tesliminden sonra davacı Şirket hesabına gönderildiğini, davacı Şirkete toplam 78.190 Euro ödendiğini, davacı Şirket ile 26.06.2015 tarihinde anlaştığını ve 09.07.2015 tarihinde projenin teslim edildiğini ve aynı konulu projenin değişiklikler sebebiyle 17/09/2015 tarihinde ikinci kez teslim edildiğini, ihtilafın projenin 09.07.2015 tarihinde teslim edilmesinden sonra, değişiklik yapılarak 17.09.2015'de yeniden teslim edilmek zorunda kalınması ve bu dönemde ek çalışma yapılmasından kaynaklandığını, davacı Şirket, dava dışı CA20 firmasından çalışması akabinde çalışmaya başladığı, projenin aşamalarından avan proje/ön proje ve kesin/ruhsat projeleri aşamaları CA20 firması tarafından gerçekleştirildiğini, davacı Şirket ile uygulama projesi aşaması için anlaşıldığını, dava dışı CA20 firması tarafından teslim edilen kesin projede bazı basit eksikliklerin bulunması sebebiyle, davacı Şirketin kesin projedeki bazı hususları düzeltmesi ve nihai hale getirmesi kararlaştırıldığını, davacı Şirketin 09.07.2015 tarihinde kesin projeyi müvekkil Şirkete teslim ettiği, davacı Şirketin esas çalışması bu andan itibaren başladığını, kendileri tarafından da belirtildiği gibi 17.09.2015 tarihinde “sözde” uygulama projesi tevdi edildiğini, bu proje dahi çok geç tevdi edilmiş olup; içerdiği sayısız kusur ve eksiklik sebebiyle birçok kere düzeltilmesi istenmiş; ancak davacı Şirket, bir türlü üst işverenin (dava dışı ... Şirketi'nin) kabul edebileceği bir proje hazırlayamadığı, sadece davacı Şirketin iddiaları dikkate alındığında, davacı Şirket, sadece birkaç gün içinde yaklaşık 140.000 Euro değerinde bir proje hazırladığı, akabinde proje tamamen değiştirilmiş ve iki buçuk ay sonra da aynı proje ikinci kez teslim edildiğini, 09.07.2015 tarihinde tevdi edilen proje, hali hazırda dava dışı CA20 tarafından hazırlanmış kesin projenin nihai hale getirilmesinden ibaret olduğunu, bu tarihten sonra, uygulama projesi çalışılmaya başlanmış; birçok kere teslim süresi ertelenmek zorunda kalmış; nihayet 17.09.2015 tarihinde “sözde” uygulama projesi teslim edildiğini, bu projedeki, gecikmeler, eksiklikler, kusurlar kârşı dava dilekçesinde ayrıca açıklanacağını, müvekkil Şirket, davacı Şirketin anlaşmaları çerçevesinde belirlenen işleri, belirlenen standartlarda yapacağı düşüncesiyle talep edilen ödemeleri yaptığını, ancak davacı Şirket kendisinden istenen projeleri zamanında teslim edemediğini, teslim edilen projeler sayısız teknik kusur içerdiğinden üst işveren (dava dışı ... Şirketi) tarafından reddedildiğini, müvekkil Şirket çok uzun çalışma saatleri harcayarak eksiklikleri ve kusurları gidermek zorunda kaldığını, müvekkil şirketin, davacı Şirkete borcu olmadığını belirterek asıl davanını reddini savunmuştur.

Asıl iş sahibi ile yapılan sözleşmeye göre müvekkilinin işi teslim etmesi gereken tarihin 07.08.2015 olduğunu, oysaki davacı, taahhüt ettiği tarihlerde işleri göndermeyerek, müvekkilinin taraf olduğu yukarıdaki Sözleşmedeki süreleri kaçırarak üst işveren ile neredeyse Sözleşmenin feshi aşamasına gelinmesine sebebiyet verdiğini, karşı davamızın kabulü ile anlaşmaya uymayarak eksik, kusurlu ve geç teslim gerçekleştiren davacı Şirkete ödenen 78.190 Euro'nun müvekkil Şirkete iadesi gerektiğini, bunun yanında, davacı Şirket tarafından teslim edilen işlerdeki eksiklerin tamamlanması ve kusurların giderilmesi için harcanın mesainin karşılığı olarak 50.351,98 EUR + KDV (KDV dâhil 59.147,11 EUR) mesai alacağı ve müvekkilin ikinci proje bakımından dava dışı ... Şirketi'nin gösterdiği bir şirketle çalışmak zorunda kalması sebebiyle doğrudan uğradığı 270.000 - EUR + KDV'nin (KDV dâhil 317.123,43 EUR) zarar ve dava dışı ... Şirketi'nin ödemesinin gecikmesinden doğan 4.000 EUR karşılığı toplamda 458.460,54 EUR maddi tazminat ve 100.000 TL manevi tazminat alacağı ortaya çıktığını, müvekkil Şirketin alacaklı olduğu toplam meblağ, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla 458.460,54 EUR maddi + 100.000 TL manevi tazminat olduğunu belirterek karşı davanın kabulü ile toplam alacağımızdan şimdilik 200.000 TL'nin davacı karşı davalı Şirketten temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline, Yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davacı/alacaklı görünen tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada cevap dilekçesinde özetle: dava konusu sözleşmeye ilişkin projenin iç mimariyle ilgili bir bölümünün şifai bir anlaşma ile, davacıya taşere edildiğini, üst işveren dava dışı ... şirketinin projeden beklentileri, şartnameler, uyulması gereken standartların davacıya bildirildiğin ancak sunulan projelerin çok sayıda eksiklik ve kusur içerdiğinden tüm çabalara rağmen, üst işveren tarafından onaylanmadığını, bu karşılık davacının onaylanabilir bir proje sunabileceği düşüncesiyle, yapılmayan iş bedellerinin dahi ödendiğini, sabit bulunan tüm bu hususlara rağmen, davacının tamamen gerçek dışı bir fatura düzenleyerek icra takibine giriştiğini, müvekkilinin borçlu değil; uğratıldığı zarar itibariyle alacaklı durumunda bulunduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından, işbu haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, davacı tarafın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkeme, dosya kapsamına yansıyan tüm raporlarda, davalı yanın karşı davasında talep ettiği tazminat talebinin ispatlanamadığı, davacının 10.000 EURO kısmi bedelle açtığı ve sonrasında ıslah yoluyla 62.202,71-EURO olarak talebini artırdığı asıl davada, davacının taraflar arasındaki taşeron sözleşmesine dayalı olarak gerçekleştirdiği edimlerin bedelini davalı yandan tahsil edemediği, ıslah dilekçesinde belirtilen miktar kadar alacaklı olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla takip bedeli kadar alacaklı olduğuna ilişkin iddiasını alacağa dayanak olarak gösterdiği faturası, vergi beyannamesi, ticari defter kayıtları ile ortaya koyduğu, bilirkişi raporlarının davacının iddiasını destekler mahiyette olduğu, takip öncesi faiz talebinin alacağın mahiyetine uygun düşmediği, buna karşılık takip talebine konu edilen alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle miktar itibarıyla hesaplanabilir olduğu gerekçesiyle;

Asıl davanın kabulü ile 10.000,00-Euro'nun dava tarihinden, 52.202,71-Euro'nun 05/02/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasının 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca uygulanan 1 yıllık en yüksek mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davanın reddine, birleşen davada itirazın kısmen iptali ile 59.449,00-Euro asıl alacak yönünden takibin takip talebindeki şartlarla devamına, takip öncesi işlemiş faiz yönünden istemin reddine, alacağın %20'si olan 38.526,51-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı-karşı davacı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1-Mahkemece ikinci bilirkişi heyetince hazırlanan kök ve ek raporun hükme esas alındığı, bilirkişi raporunda sözleşme bedelinin KDV dahil 137.639,92 Euro olduğu, esas davanın konusu revizyon bedelinin toplam iş bedelinin %20'si olduğu yani (137.639,92 X 1.20 = 165.167,90 - 137.639,92) 27.527,98 Euro olduğunun tespit edildiği, sözleşme konusu iş eksik ve hatalı teslim edildiğinden %15 indirim gerektiğinin belirtildiği ve toplam alacağın 62.202,71 Euro olduğu tespit edildiği,

Nihai revizyon bedelinin (165.167,90 - 137.639,92) X 0.85 = 23.527,98 Euro olduğu, ancak Mahkemenin sehven vahim bir hata yaparak bilirkişi raporundaki toplu meblağı (ödenmemiş sözleşme bedelini de dahil ederek) dikkate alarak asıl davada 62.202,71 Euro'nun kabulüne karar verdiği,

Bilirkişi raporu çerçevesinde toplam sözleşme bedeli 137.639,92 Euro olduğu, 78.190,00 Euro ödenip 59.442,92 Euro ödenmediği, toplam sözleşme bedelinden %15 indirim yapılması gerektiği, yani 137.639,92 sözleşme bedeli 116.993,93 Euro olması gerektiği, buna göre ödenmemiş bulunan ve ödenmesi gereken bedel, itirazın iptali davasında iddia edildiği gibi 59.442,92 Euro değil; 116.993,93 - 78.190,00 = 38.203,93 Euro olduğu, yani itirazın iptali davasında, bilirkişi raporu uyarınca, 38.203,93 Euro bedelin üzerinde davanın reddine karar verilmesi gerektiği,

2-Sözleşmeye göre işin 07.08.2015 tarihinde teslimi gerekirken, ilk teslimin 17.09.2015 tarihinde yapıldığının ikrar edildiği ve nihai teslimin 25.11.2015 tarihinde yapıldığını, işteki bu gecikmenin dikkate alınmadığını,

3-08.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda işin eksik ve hatalı teslim edildiği tespit edildiğini, davacının ayıplı ifası nedeniyle müvekkilinin ödemeleri durdurup sözleşmeyi feshettiğini ve işi kendisi tamamlayarak asıl iş sahibine teslim ettiği, buna rağmen asıl davada borçlu çıkarıldığı,

4-Yapılan işte revizyon olmadığı, bu konuda müvekkiline yapılan bildirim/ihtar bulunmadığı,

5-Taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığı ve bu nedenle sözleşme bedeline dair mahkeme kararının hatalı olduğu,

6-Karşı dava kapsamında taleplerin hiç değerlendirilmediği, davacının ayıplı/eksik ifası ve geç teslimi sebebiyle işin başkaca bir firmaya yaptırıldığı ve bu nedenle zararların oluştuğu,

7-İcra inkar tazminatına dair hükmün de hatalı olduğu,

Gerekçeleriyle, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı/karşı davalı ve birleşen dava davacısı yüklenici, karşı taraf ise iş sahibidir.

Asıl davada davacı yüklenici davalı iş sahibinin ilk olarak dava dışı ... firmasına verip sözleşmenin ifası sürecinde feshedilen oteldeki iç mimari projenin uygulama projesinin çizimi ve projenin uygulanması işinin kendisine verildiğini, işin 09.07.2015 tarihinde teslim edildiğini ancak asıl iş sahibinin teslim edilen işe dair esaslı değişiklik ve revizyon talepleri neticesinde %90 oranında değişiklik içeren iç mimari/tasarım projesi çizimini gerçekleştirip teslim ettiğini belirterek, sonradan gerçekleştirdiği ilave işler nedeniyle alacağın tahsilini talep etmiş; birleşen davada davacı yüklenici 09.07.2015 tarihinde teslim edilen işe dair bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı-karşı davacı iş sahibi sözleşmesi feshedilen dava dışı ... firmasından kalan bir kısım işlerin davacı tarafından tamamlanarak işin 09.07.2015 tarihinde teslim edildiğini ancak esas işin bu süreçten sonra başladığını, sonraki süreçte yapılan işin eksik-ayıplı olması ve geç teslimi nediyle kendisinin zarara uğradığını, asıl iş sahibine işin teslimi için masraflar yaptığını belirterek asıl ve birleşen davaların reddini, karşı davanın kabulünü talep etmiş, mahkeme asıl ve birleşen davaların kabulüne, karşı davanın reddine karar vermiş olup, verilen karar iş sahibi vekilince istinaf edilmiştir.

Yabancılık unsuru, bir hukuki işlemi veya ilişkiyi ya da olayı birden fazla devletin hukuku ile irtibatlı hale getiren unsurdur. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 1.maddesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde bu kanunun uygulanacak olup, aynı Kanun'un 2. Maddesinde de hakimin, Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve yetkili olan yabancı hukuku resen uygulayacağı ve yetkili yabancı hukukun içeriğinin tespitinde taraflardan yardım isteyebileceği belirtilmiştir. Yabancı hukukun içeriğinin tespiti, özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, hakim gerekirse bilirkişi incelemesine de gidebilir. Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi halinde ise Türk hukuku uygulanır.

Taraflar arasındaki sözlü anlaşma konusu olan iç mimari projenin uygulama projesinin çizimi ve projenin uygulanması işinin uygulama yerinin Kongo Cumhuriyeti olduğunun anlaşılmasına göre; mahkemece davada yabancılık unsuru olup olmadığı incelenip değerlendirilerek, yabancılık unsurunun bulunduğunun tespiti halinde uyuşmazlığın MÖHUK uyarınca çözümlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği anlaşıldığından davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin esasa ilişkin sair istinaf talepleri incelenmeksizin, istinaf talebinin usulen kabulü ile, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı-karşı davacı .... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE,

2-İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/05/2022 tarih, 2016/598 Esas, 2022/406 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Davalı-karşı davacı .... Ltd. Şti. tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Davalı-karşı davacı .... Ltd. Şti. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2205, K. 2026/1163, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2205-e-2026-1163-k-af4ceb7d032c