Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2028 E. 2026/803 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2028
Karar No
2026/803
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2028 KARAR NO : 2026/803

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2024 NUMARASI : 2024/192 E. 2024/931 K. DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin ) KARAR TARİHİ : 07.05.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07.05.2026 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.11.2024 tarih 2024/192 E. 2024/931 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;...Şti.'nin ".... Mah.... Cad.... Blok no:..." adresinde 03.02.2022 tarihinde kurulduğunu, şirket kuruluşunda konulması taahhüt edilen sermayenin 100.000,00 TL olduğu, sermaye beheri 50,00-TL değerinde 2.000 Paya ayrıldığı, kuruluşta şirket hiseleri %45.... + %45 .... + %10 ... olmak üzere 3 ortak tarafından taahhüt edildiğini, şirket ana sözleşmesi gereği taahhüt edilen sermaye borçlarının; 900 paya karşılık gelen (%45) 45.000 TL.lik kısmı ...., 900 paya karşılık gelen (%45) 45.000 TL.lik kısmı .., 200 paya karşılık gelen (%10) 10.000,00-TL'lik kısmı ... tarafından 24 ay içinde ödeneceğini, davalıların, ortaklardan ....'in vefatını şirkete bildirip, kendi adlarına ortaklık kaydının tescilini talep ettiğini, şirketin süresi içinde İzmir 14. Noterliği'nin 27.09.2023 tarihli 4951 ve 4952 yevmiye numaralı ihtarnameleriyle şirketin esas sermaye payının geçtiği kişileri-mirasçıları şirket ortağı olarak onaylamayı reddettiğini, şirketin, iktisap edilen payları şirket ortağı ... nam ve hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı önerdiğini, davalıların bu güne kadar hisse devrine yanaşmadığını, TTK. 596/2 hükümleri uyarınca davalıların şirkete mirasen ortak olma talebi yasal süresi içinde şirket tüzel kişiliği tarafından reddedildiğinden ve muris ...’in mirasen intikal eden ortaklık hisselerinin tamamı ... tarafından gerçek değeri üzerinden satın alınması teklif edildiğinden, davalıların hisse devrine ilişkin gerekli resmi iş ve işlemleri tamamlamak üzere 15 gün içerisinde şirkete başvurmaları gerektiğinin ihtar olunduğunu, söz konusu ihtarnamelerin davalılar vekiline 27.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği halde, hisse devri için gerekli yasal işlemlerin yapılmadığını, TTK. 596. Maddesi ile payı, mirasen kazanan kişilerin şirket yönünden uygun olmayabileceğini, bu sebeple şirkete, payı kazanan kişiyi reddetmek yetkisinin tanındığını, kanunun böyle bir durumda payı devralan kişinin şirkete girmesini engellemek için bazı imkânlar tanıdığını, şirket iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebileceğini, bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesinin şart olduğunu, şirketin, kendisine tanınan yasal ön alım hakkı gereği, kendisi, ortakları veya üçüncü bir kişi hesabına tek yanlı bir kurucu yenilik doğuran hakkı kullandığını, şirketin üç ay içinde bu pay geçişini açık ve yazılı şekilde reddetmezse, onay vermiş sayıldığını, red kararının, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkili olduğu, şirkete mirasen ortak olması istenilen ...'ın 6 yaşında,....'ın ise 3 yaşında olduğunu, şirketin % 45 hissedarı ....'in davalı ... ile olan evliliğinden 23.05.2018 doğumlu ... 6 Yaşında ve 19.12.2021 doğumlu ... ise 3 yaşında olduğunu, davalıların anlaşmaya yanaşmaması üzerine hisselerin gerçek değerinin mahkemece tespitini talep ettiklerini, davalı tarafın gerçek değerin tespiti ile hisse devrine yanaşmaması üzerine hisselerin bildirim tarihindeki gerçek değerinin tespiti için mahkemeye başvurma gereği hasıl olduğunu, davalıların murisi ...'e ait payın, bildirim tarihi itibarıyla gerçek değerinin tespiti ile mahkemece tespit edilecek değerin depo ettirilmesine ve adı geçen %45 hissenin davacı şirket ortağı ... adına davacı şirket pay defterine ve Ticaret Sicile tesciline, pay devrinin Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına karar verilmesi için iş bu davanın açılması gereğini, TTK.596/2 maddesi gereğince muris ...’in, ...Şti.nde bulunan hisselerinin bildirim tarihi itibarıyla gerçek değerinin tespitine, tespit edilen hisse bedellerinin mahkemece belirlenecek bir hesaba tevdii ile depo edilmesine, depo kararı sonrası....Şti.nde müteveffa ... adına kayıtlı 900 paya karşılık gelen (%45) 45.000 TL.lik, hisselerin ... adına şirket pay defterine tesciline, tescilin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine ve gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'nin, müteveffa ....’in eşi olduğunu,.... .'in 03.07.2022 tarihinde vefat ettiğini,.... ve ....'ın ise müteveffa....'ın çocukları olduğunu, muris..... ' ın,...... ŞTİ.’nin 9/20 hissedarı olduğunu, şirketin, ... ilçesinde... isimli marka ile anlaşmalı olduğunu, sütlü tatlı satışı yaptığını, davacı şirketin, iki kardeş ... ve .... ile babaları... tarafından kurulduğunu, ....'ın, 03/07/2022 tarihinde vefat ettiğini, davalılar ve davacı ... başta olmak üzere hep birlikte cenazeyi kaldırdıklarını, davalının, rahmetli eşinin payı olan şirket hakkında bilgi sahibi olamadığı, hem bilgi sahibi olmak hem de miras hukukundan kaynaklı olarak payların hisseleri oranında tescil edilmesini talep eden Kuşadası 4. Noterliği'nden 08/09/2023 tarih 10778 yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, davalı şirket tarafından İzmir 14. Noterliği 27/09/2023 tarihli 4951 Yevmiye Numaralı İhtarnamesi keşide edildiğini, bu ihtarnamede ...'nin, küçük... ve küçük....'ın şirket ortağı onaylamayı reddettiğini, muris ...'ın şirkette bulunan hisselerinin gerçek değeri üzerinde şirket ortağı ... tarafından devralınmasının önerildiği ve ....'i kabul ettiğinin beyan edildiğini, yine ... ve ... tarafından İzmir 14. Noterliği 27/09/2023 tarihli 4952 Yevmiye Numaralı İhtarnamesinin keşide edildiğini, bu ihtarnamede ise şirket tarafından başvurunun reddedildiğini, .... tarafından hisselerin satın alınacağı, 15 gün içinde müracaat edilmesi gerektiğinin beyan edildiğini, davalılar gerçek değeri üzerinden satın alınmasını uygun bulmadıkları için verilen süre içinde şirkete ve veya ....'e başvuru yapmadığını, dava dilekçesinin 1. maddesinde ele alınan şirket yapısı ile ilgili kısmına katıldıklarını, 2. Maddesinde ele alınan...'in vefatını şirkete bildirip kendi adlarına ortaklık kaydı talebi olduğuna katıldıklarını, 3. Maddesinde yer alan şirket süresi içinde ortağın mirasçılarını şirket ortağı olarak onaylamayı reddetmiştir kısmına katıldıklarını, dilekçede izah edildiği üzere şirket genel kurul toplantısı yapmaksızın ihtarname keşide ettiğini, şirketin bu iradesinin genel kurul kararına dayanmadığı için hukuksuz olduğunu, 4. Maddesinde yer alan kısma da itiraz ettiklerini, davacı ...'in, gerçek değerinden almayı teklif ettiğini beyan etmişse de gerçek değerini teklif etmediğini, ihtarnamesinde yazdığı gibi mali kayıtları göstermeksizin borçlardan bahsettiğini, torunlarının ve gelinin hakkına göz diktiğini, davalılara gerçek değer üzerinden somut bir teklifinin söz konusu olmadığını, davacıların beyanlarına itiraz ettikleri, 5. ve 6. maddesine katıldıklarını, davacıların kanuna aykırı hareket ettiklerinden (genel kurul yapmamaları, gerçek değeri teklif etmemelerinden) dolayı davalıların hisse devrine onay vermediğini, 7. Maddesine katılmadıklarını, her ne kadar davacıların TTK 596. Maddesine göre şirketin red hakkı olduğunu beyan etse de genel kurul kararı almayan şirketin red hakkından bahsedilmesi söz konusu olmadığını, davacıların davası hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 8. Maddesinin doğru olduğu, çocukların küçük olduğunu, davalının küçüklerin anneleri olduğunu, babasız kalan çocukların haklarını amcası ve dedesinin koruması gerekirken değerinin çok altında bir bedelle elde etmeye çalışmasının hukuka ve aile içi ahlaka sığmadığı, ihtilafın; davalılara muris ....'dan intikal eden şirket hisselerinin usulüne uygun reddedilip reddedilmediğini, davacı lehine tescilin şartlarınn oluşup oluşmadığı hakkında olduğunu, hukuki ihtilafı çözecek hükmün TTK 596. Maddesinde yer aldığını, davacı şirketin her ne kadar ihtarname keşide ederek davalıların başvurusunu reddettiğini beyan etmiş olsa da bu hususun TTK 596. Maddesi gereğince yeterli olmadığını, yaptıkları başvurunun genel kurul tarafından reddedilmesi gerekirken sadece genel kurul kararına dayanmayan ihtarname başvurunun reddini sağlamaya yetmediğini, davalıların bu hukuka aykırılığı kabul etmediğini, davacıların kötü niyetle hareket ederek, gelinlerini ve torunlarını şirket kazançlarından mahrum bırakmak istediklerinin açık olduğunu ancak bu işlemleri genel kurul kararına dayanmadığı için sakat kaldığını, Kuşadası 4. Noterliği 08/09/2023 tarihli ihtarname ile davalılar adına yaptığı başvurunun üzerinden 3 ay geçmiş olmasına rağmen TTK 596. Maddesine uygun olarak 3 ay içinde başvurunun reddedilmediğini, davacıların davasının hukuki dayanaktan yoksun olup reddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09.05.2016 tarihli, 2015/10379 E. ve 2016/5220 K. numaralı kararında üç aylık sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunun değerlendirildiğini, hiç bir şekilde kanuni şartları sağlanmaması nedeniyle davacı ...'in hisseleri almak hakkı anlamına gelmemek kaydı ile; bir an için usulüne uygun red işleminden bahsedilecekse de TTK 597. Maddesi gereğince şirketin gerçek değerinin tespit edilmesi gerektiğini, TTK 596-597 maddesi düzenlemesi gereği şirket payının değerlemesi yapılırken temel alınacak değer esası olarak gerçek değer belirtildiği, gerçek değerin, bir şirketin sahip olduğu varlıklar, bunların karşılığı, şirketin sermaye yapısı, beklenen büyüme oranı ile gibi varlıkla ilgili sahip olunan tüm bilgilerin ve işletmeye ve sektöre ilişkin öngörülen durumların göz önüne alınarak belirlendiği değerler olduğunu, gerçek değer şirketin/işletmenin olağan faaliyetlerini devam ettireceği varsayımı üzerine değerlendirme yapılan bir değer esası olup işleyen işletme değerinin alt görünümü olduğunu, işleyen işletme değeri, değerleme boyunca ve daha sonra işletmenin faaliyetlerini olağan şekilde devam ettireceği varsayımına dayanılarak hesap edildiğini, bu kapsamda TTK 596-597 hükmü uyarınca geçerli bir teklif yapılabilmesi için önerinin gerçek değer üzerinden satın alınmasına yönelik olması gerektiğini, kanun koyucu payların satın alınması devri için yapılacak değerlemede değer esası olarak gerçek değerin esas alınması gerektiğini öngördüğünü, gerçek değer işleyen işletme değerinin bir izdüşümü ve bu yaklaşımda şirketin olağan faaliyetlerinin değerleme sırasında ve sonrasında devam edeceği varsayımı üzerinde hareket edilmesi gerektiğini, davacı şirketin .... isimli marka ile franchise anlaşması bulunduğunu, ....ilçesinde faaliyet gösterdiğini,....'ta başka bir marka işletme olmadığını, şirketin tekel konumunda olduğunu, bu doğrultuda gerçek değer şirketin yalnızca bilançosu temel alınarak belirlenecek bir değer olmayıp, şirketin öz değeri ve karlılığı da dahil olmak üzere şirketin tüm değerini yansıtması, değer esası olarak gerçek değerin temel alınmasının emredici hüküm niteliğinde olduğunu, davacının değer içeren gerçek bir teklifi olmadığı, ihtarnamede şirketin 100.000 TL üzerinden kurulduğu ve çok fazla borçlanıldığını ifade ettiğini, bu husus göz önüne alındığında teklif edilen bedelin davalıların şirket nezdindeki paylarının / hisselerinin gerçek değerini karşılamadığını, davalılara mirasen intikal eden paylar karşılığında teklif edilen bedelin gerçek değeri yansıtmadığı ve bu nedenlerle kabul edilemeyeceğinin aşikar olduğunu, davalıların başvurusu üzerinden 3 ay geçmiş olmasına rağmen kanuna uygun olarak red kararı verilmediği için davalılar lehine TTK 598. Maddesine göre tescil davası açmak, geçen süre içinde usulsüz işlemler hakkında her türlü yasal haklarının saklı tutulduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK 596/2 maddesindeki " şirket " ibaresi ile TTK. 595/2 madde uyarınca şirket ortaklar genel kurulunun kastedildiği, davacı şirket tarafından İzmir 14. Noterliği'nin 27/09/2023 tarihli 4951 Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile davalı ... , küçük .... ve küçük ....'ın ... 'nin ortağı olarak onaylanmalarının reddedildiğinin bildirildiği ancak ihtarnamede herhangi bir ortaklar kurulu kararından bahsedilmediği, TTK 596/2 düzenlemesi kapsamında usulüne uygun onaylamanın reddi işleminin yapılmadığı, bunun yanında 21.09.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının yapıldığı ve onaylamanın reddine yönelik karar alındığının kabulü halinde de TTK 617/3 maddesi yollaması ile uygulanması gereken TTK 416. Maddesinde yer alan düzenleme uyarıncasöz konusu kararın çağrısız olarak yapılan toplantıda alındığı ve toplantıya davalıların katılmadığı, toplantıda maddede aranan çoğunluk sağlanamadığından alınan kararın yok hükmünde olduğu, miras bırakan ... ...in esas sermaye payının TTK 596/1 maddesi gereğince davalılara geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müteveffa şirket ortağı ...'in mirasçıları olan davalıların şirket hissedarlıklarının kabul edilmediğini, hisselerin gerçek değerinin diğer şirket ortağı ... tarafından alınması suretiyle davalılara teklif yöneltildiği, ilk derece mahkemesince davalılara yönelik keşide edilen ihtarnamede bir ortaklar kurulu kararından bahsedilmediğine yönelik değerlendirme yapıldığını ancak bunun kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemece TTK 596/2.maddesinde geçer şirket ibaresiyle şirket ortaklar kurulunun kastedildiğinin belirtildiği ancak davacı şirket ortakları tarafından keşide edilen ihtarnamede onaylamanın reddi cümlesinde kullanılan şirket ibaresinin davacı şirket ve ortakları olarak değerlendirilmediğini, davacı şirket ve ortaklarının ihtarnamede kullandıkları şirket ibaresiyle TTK anlamında şirket ibaresi arasında bir fark bulunmadığını, aynı zamanda ortaklığın reddedildiğinin bildirildiğini, TTK 596/2.maddesi kapsamında şirketin payın miras yoluyla geçişini onaylamayı reddedebileceğini, düzenlemenin bu hususta genel kurul onayı gerekli olduğu izlenimi uyandırdığını ancak TTK 596/1.maddesinde bu hususta genel kurul onayına gerek bulunmadığının açık şekilde belirtildiğini, düzenlemenin 2.fıkrasında bu düzenlemenin onaylamanın reddine ilişkin değil şirkete tanınan alım hakkına ilişkin olduğunu, limited şirketin alım hakkını kullanarak geçmişe etkili şekilde mirasçılara geçen payları tek taraflı olarak satın alabileceğini, bu hakkın kullanılması için şirketin tek taraflı bir irade açıklamasının yeterli olduğunu, 596/2 düzenlemesinde yer alan önerinin, hakkın kullanımına ilişkin değil payların satın alma bedeline ilişkin olduğunu, ilgili maddeyle şirkete tek taraflı olarak payları alım hakkı tanınmasına rağmen mirasçılara payları satma hakkının tanınmadığını, mirasçıların şirket tarafından önerilen miktarı kabul etmemeleri halinde payın gerçek değerinin mahkeme tarafından belirleneceğini, mirasçıların şirketin alım hakkını engelleyemeyeceklerini, alım hakkının değil alış bedelinin belirlemesinin uyuşmazlık konusu olabileceğini, davacı şirketin 21.09.2023 tarihli genel kurulunun tescil ve ilan edilmediği, davalılara bu toplantıya dair tebligat yapılmadığı, bu bakımdan red kararı olmadığı belirtilmiş ise de bu durumun şirketin payları alım hakkını engellemediğini, genel kurul için çağrının usulüne göre yapılmadığı, gündemin gereği gibi ilan edilmediği hususların mahkemece resen dikkate alınamayacağını, ilgililerin hak düşürücü süre içerisinde iptal davası açabileceklerini, mahkemenin bu durumu resen dikkate almasının hatalı olduğunu, salt çağrıda usulsüzlük bulunmasının genel kurul kararlarının iptali sonucunu doğurmayacağını, alınan kararın mahiyeti ve çağrı usulüne uygun yapılsaydı ve davalılar toplantıya katılsaydı karar alma nisabının değişip değişmeyeceğinin incelenmesi gerektiği, şirketin 2000 paydan oluştuğunu ve davalıların pay oranlarının %45 olduğunu, 1100 pay ile şirketin %55'inin temsil edilmesiyle ilgili kararın alındığını, davalılara kararın ihtarla tebliğ edildiğini, kararın olağan nisapla alınmasının mümkün olduğunu, dosyada mevcut bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davalıların murisi şirket ortağına ait payların mirasçılara geçişinin reddinin tespiti ve payların davacı ortağa geçiş bedelinin tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nın 596.maddesinin 1.fıkrasında "Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. " 2.fıkrasında " Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır. " ve 4.fıkrasında ise "Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak reddetmemişse onayını vermiş sayılır." hükümleri düzenlenmiştir. Somut olayda, 100.000,00-TL sermayeli davacı şirketin 45.000,00-TL bedelli %45 hissesi davalıların murisi ....'e ait olduğu, davalıların murisi olan ortağın 03.07.2022 tarihinde vefat ettiği, vefat sonrasında davacı şirket tarafından keşide edilen İzmir 14. Noterliği'nin 27.09.2023 tarihli 4951 ve 4952 yevmiye numaralı ihtarnameleriyle şirketin esas sermaye payının geçtiği kişileri-mirasçıları şirket ortağı olarak onaylamayı reddettiğinin bildirildiği, davalı tarafça miras yoluyla geçen payların devrinin gerçekleştirilmediği, uyuşmazlığın esas sermaye payının mirasçılara geçişinin onaylanmasının reddi kararının alınıp alınmadığı, onaylamanın reddi kararının şirket ortaklar kurulu kararıyla alınmasının gerekip gerekmediği, olağanüstü genel kurul kararıyla alınan ortaklar kurulu kararının onaylamanın reddini sağlayıp sağlamayacağı noktalarında toplanmaktadır. TTK'nın 596/1.maddesindeki düzenleme uyarınca, limited şirketlerde bir payın miras yoluyla iktisabında, ortakların muvafakatine gerek olmadığı gibi, miras yolu ile payın intikalinde mirasçılar, miras payı oranında hissedar olurlar. Davalı şirkette, %45 pay sahibi olan davalılar murisi şirket ortağı ...., vefat tarihi olan 03.07.2022 tarihinde davalıların miras yoluyla davacı şirkette pay sahibi oldukları anlaşılmaktadır. TTK'nın 596/2. maddesindeki düzenlemeye göre, payı edinmiş olan mirasçıların limited ortaklığa ortak olarak katılması kesin olmayıp, ortaklık mirasçıların orak olarak katılmasına iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde ret hakkını kullanarak engel olabilir. Ret hakkının nasıl kullanılacağı bu kanun hükmünde düzenlenmemiştir. Ancak payın devrindeki gibi (TTK'nın 595/2) ret için genel kurul kararı gerekli olup, ret kararının TTK 620.maddesi uyarınca olağan yeter sayılarla alınması gereklidir. Miras yoluyla şirkette pay iktisap eden davalılar ile şirketin diğer ortakları .... ve ... birlikte şirkette pay sahibi ortak olduklarından, davalıların genel kurul toplantısına çağrılarak, kararların yeterli oy sayısı ile alınması gerekmektedir. Ne var ki şirket ortakları .... ve ..., kardeş ve çocukları olan diğer ortak ....in vefat ettiğini bildikleri halde, 21.09.2023 tarihinde çağrısız olağanüstü genel kurulda onaylamanın reddi kararı alınmıştır. Her ne kadar istinaf itirazlarında çağrısız toplantı yapılarak, karar alınabileceği belirtilmiş ise de TTK'nın 416. maddesindeki düzenlemeye göre, çağrısız toplantı yapıldığında alınan genel kurul kararının geçerli olabilmesi için, çağrılmayan ortağın-ortakların genel kurulda hazır olması ve oy birliği ile kararın alınması gerekmektedir. Muris ortağın vefat ettiği tarih itibarıyla, davalılar miras yoluyla pay sahibi ortak olduklarından, şirketin diğer ortakları ... ve ... tarafından TTK hükümlerine aykırı olarak tek başına şirket adına aldığı karar yok hükmündedir. Yok hükmündeki bu karara dayanılarak, yasal üç aylık süre içerisinde, davalı şirketin ret hakkının kullandığı kabul edilemeyeceği gibi, alınan kararın noter tasdikinin bulunmadığı ve ilan da edilmediği, karar muteber kabul edilse dahi şekli unsurları itibariyle her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğundan üç aylık sürede bu kararın alındığı kesin delillerle ispat edilmedikçe davalılar açısından sonuç doğurmayacağı, bu haliyle davalıların ortaklığı kesinleşmiş olmakla, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin, davanın kabulü gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/05/20

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2028, K. 2026/803, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2028-e-2026-803-k-22274736feb1