Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/179 E. 2026/1199 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/179
- Karar No
- 2026/1199
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/179 Esas 2026/1199 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/179 KARAR NO : 2026/1199
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2023 NUMARASI : 2022/612 Esas 2023/903 Karar
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 23/09/2022 KARAR TARİHİ : 24/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2026
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında proje finansman ve proje devir sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme uyarınca iki adet ges projesinin tamamlanarak sözleşme doğrultusunda sahibi olduğu ... A.Ş'nin hisselerini davalıya devrettiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini, davalının ise bakiye sözleşme bedelini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca Euro döviz cinsine uyguladığı en yüksek mevduat faiz oranı (değişen oranlarda) üzerinden aynen veya fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden değişen oranlarda faizi TL karşılığı olarak davalıdan tahsiline, bu mümkün değilse bakiye sözleşme bedeli karşılığı devri gerçekleşen %40 oranındaki 200 şirket hissesinin müvekkiline iadesine ya da davalı tarafından müvekkiline verilen 72.000,00 Euro'nun davalıya geri verilerek şirket hisselerinin tamamının müvekkili adına tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunulan talep açıklaması ile taleplerinin 48.000,00 Euro'nun ödenmesi, mümkün değil ise bakiye sözleşme bedeli karşılığı devredilen %40 oranındaki 200 şirket hissesinin davacıya iadesi olduğu bildirilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacının projelendirdiği ges projesinin yatırımcısı olduğunu, 120.000,00 Euro bedelle taraflar arasında anlaşma sağlandığını, davacıya 72.000,00 Euro ödeme yapıldığını, davacının ... sahasındaki tapu sorununu hallemediğini, buna rağmen kalan bakiye 48.000,00 Euro'yu talep etmeye çalıştığını, kendi edimini yerine getirmemesine rağmen müvekkilinden edimini yerine getirmesini istediğini, tüm sahanın yatırım bedelinin finansman maliyetleri hariç 1.300.000,00 Usd olduğunu, tümünün müvekkili tarafından karşılandığını, proje bedeli olarak davacının aldığı 72.000,00 Euro karşılığında sahanın davacıya iade edilmesinin de mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin hisse devir sözleşmesi olarak gösterilmeye çalışıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; tarafların kabulünde olan 15/01/2015 tarihli pay devri sözleşmesine göre, davacı tarafın bedelini tam olarak almadığı halde sözleşme uyarınca ... A.Ş hisselerini davalıya devrettiği, davacı tarafın proje sahasının tapusunu devredemediği, söz konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı, taşınmazın zilyetliğinin ise noterden devrinin yapıldığı, davalı tarafın sözleşmeyi fesih hakkını kullanmadığı, proje sahası üzerinde bulunan Güneş Enerji Sisteminin kurulup üretime başladığı, her ne kadar taşınmazın tapu kaydı devredilmemişse de mevcut durum itibariyle davacının tapu kaydını devretmesinin mümkün olmadığı, şirketin hisselerini devralan davalı tarafın tapu kaydının devredilmemesi nedeniyle bakiye satım bedelinin talep edilemeyeceğine dair savunmasının TMK'nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 48.000,00 Euro'nun 10/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının 1 yıllık Euro cinsinden açmış olduğu mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranıyla birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece lehimize vekalet ücretine hükmedilirken dava tarihi olan 23.09.2022 tarihindeki Euro kuru olan 18,0024 TL'nin dikkate alındığının görüldüğünü, emsal yargı kararlarından da bilindiği üzere yabancı para cinsi üzerinden açılan davalarda vekalet ücreti hesaplaması yapılırken karar tarihindeki efektif satış kurunun dikkate alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme edimini yerine getirmeyen davacının bakiye bedele hak kazanmadığının sözleşme maddeleri ile sabit olduğunu, mahkemenin verdiği bu kararın TMK'nun 2. maddesinin açık ihlali olduğunu, edimini yerine getirmeyen taraf olan davacının, edimin yerine gelmediği sabit olmasına rağmen bakiye bedeli talep ettiğini, bunun da açıkça TMK'nun 2. maddenin ihlali olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmaya göre davacı, güneş enerjisi santrali sahalarını projelendirdiğini, bu projelendirme hizmetleri için projelendirme hizmet bedeli aldığını, mevzuat gereği projelendirdiği firmaların hisselerini yatırımcılara sattığını, müvekkili gibi yatırımcıların da, buraya güneş enerjisi santralini inşa ettiğini, yani esasen davacının verdiği hizmet, sadece projelendirme hizmeti olduğunu, santralin yatırımı, yatırımcı müvekkili tarafından yapıldığını, ancak davacının, projelendirme hizmetini tam olarak yerine getirmediğini, müvekkilinin firmanın üzerine 1.300.000,00 Usd'yi geçen harcama yapmasına rağmen, sahanın tapusunu müvekkile devretmediğini, bu surette edimini yerine getirmediğini, taraflar arasındaki sözleşmelerde de, son projelendirme bedelinin de tapu devrinden sonra verileceği yazılı olduğunu, bu halde, tapu devri olmadan bakiye bedeli talep edemeyeceği aşikar olup, müvekkiline karşı açılan işbu davanın haksız ve mesnetsiz bulunduğunu, mahkemece de tespit edildiği üzere sözleşmenin şartı olan tapu devri gerçekleşmediğini, 15.01.2015 tarihli pay devri sözleşmesi madde 6.6.3. ve 6.6.4.'e göre imar onayı ve tapunun devri halinde bakiye 48.000,00 Euro'un ödeneceğinin taraflar arasında düzenlendiğini, taraflar arasında 21.02.2017 tarihli proje finansman ve proje devri protokolünün de imzalandığını, dosyada bulunan işbu protokole göre davacı, 240.000,00 Euro karşılığında müvekkiline toplam 2 megawat'lık 3 adet saha taahhüt ettiğini, ancak sadece 1 megawat'lık sahayı projelendirebildiğini, ..., projeleri tamamlamayı ve projelerin üretime geçmesiyle tamamını (tapular dahil) ...'a devretmeyi taahhüt ettiğini, işbu protokolün 5. maddesinin 2. bendinde açıkça; "imar değişikliği tamamlanmamış ve tapu devri gerçekleşmemiş ise ödeme yapılmayacaktır" ibaresi açıkça yer aldığını, güneş enerjisi santrallerinin kurulacağı sahaların tapuları, en geç her projelerin inşaatının başlama tarihine kadar bila bedel ...’a devredileceğini, tapu devirleri gerçekleşmediği takdirde ...’ın finansman ve diğer ödemeleri yapmak yükümlülüğünün kendi takdirinde olduğunu, eğer tapular 3. kişiler adına ise, bu kişilerle görüşerek tapu devrini bila bedel sağlamak yükümlülüğünün ...’a ait olduğunu, bu 3. kişilerden devir esnasında, 3. kişilerce başka bir isim altında para veya karşılık talep edildiği takdirde, bu bedellerin, ... tarafından karşılanacağını hükmünün yer aldığını, davacının, işbu protokoller ile tapuyu devretmeyi, basiretli tacir olarak taahhüt etmesine rağmen, kendisinin de itiraf ettiği üzere devredemediğini, bakiye bedeli talep ettiğini, yani davacının, kendi edimini yerine getirmeden müvekkilinden edimini yerine getirmesini talep ettiğini, bu talebinin kabul edilemeyeceğini, dosyada mübrez sözleşmelerden de açıkça anlaşılacağı üzere müvekkilinin, sözleşmenin son şartı olan tapu devrinin gerçekleşmesi halinde davacı tarafça hak edilmiş olacak bakiye 48.000 Euro'yu zaten ödeyeceğini, mahkemece davalıca sözleşmeyi fesih hakkının kullanılmadığı şeklinde gerekçeye yer verilmesinin isabetsiz olduğunu, müvekkilinin zaten sözleşmenin yerine getirilmesini beklediğini, müvekkili lehine olanın, sözleşme gereğinin yerine getirilmesi olduğunu, sözleşmenin feshi ihtimalinde müvekkilinin bu proje için yaptığı 1.300.000,00 Usd yatırım harcamasının ne olacağını, davacının taahhüt etmesine rağmen, tesisin kurulduğu alanın tapusunu çıkartamadığını, halen tapusuz bir yerde müvekkilinin milyon doların üzerinde harcama yaptığı tesis bulunduğunu, halen daha tapu çıkmadığı gibi, davacının bu hususta bir girişim dahi başlatmadığını, dolayısıyla müvekkilinin, işbu sözleşmeyi feshetmesinden bahsedilmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin istediği tek şey zaten bu sözleşmenin gereklerinin tamamlanması, yani tapu devrinin sağlanması olduğunu, mahkemece de tespit edildiği üzere davacının tapu kaydını devredememesinin mevcut durum itibariyle mevcut olduğunu, davacının tapu kaydını ileride devredebilmesinin gayet muhtemel olduğunu, bu durumda alacağı tutar da Euro üzerinden olduğundan zarar etmesinin de söz konusu olmayacağını, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşme geçerliliğini korumakta, henüz tamamlanmamış halde olduğunu, bu şekilde paranın ödenmesine karar verildiği takdirde, davacı taraf sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirmemesine rağmen, sözleşmesel yükümlülüğünden kurtulacağını, sonrasında tapu devri için de kılını kıpırdatmayacağını, müvekkilinin yatırım yaptığı sahanın üzerinde müvekkilinsı herhangi bir şekilde mülkiyet hakkı bulunmadığını, her ne kadar şimdilik saha kullanılabilir olsa dahi, mevzuat değişikliği halinde ne olacağı belli olmadığını, hatta 3. kişilerin bu taşınmaz üzerinde hak iddia etmelerinin de muhtemel bulunduğunu, nitekim, EPDK'nın yaptığı mevzuat değişiklikleri ile sahaların üretim şartlarının değiştiğini, bu hususta yakın tarihlerde, çatılardaki güneş enerjisi üretimi ile mevzuat değişikliği olduğunu, pek çok kişinin mağdur edildiğini, sahanın mülkiyeti ile ilgili, 3. kişilerin veya kurumların hak ileri sürüp sürmeyeceğinin de belli olmadığını, yani yapı kayıt belgesinin, geçici bir çözüm olup, ileride ne olacağının belli olmadığını, buna rağmen basiretli bir tacir olarak, projelendirdiği sahanın tapusunu devretmeyi taahhüt etmesine rağmen devretmeyen davacının, bu şekilde haksız bir dava açması ve alacak talep etmesinin yerinde olmadığını, daha önce de davacıya beyan edildiği üzere, tapuyu devrettiği takdirde, bakiye proje bedeli kendisine ödeneceğini, ancak tapuyu devretmemesi halinde bakiye bedeli talep etmesi mümkün olmadığını, davacının bu bedeli talep etmesinin mümkün olamayacağını, ticari hayatta sözleşmelerin bir hükmü kalmayacağını, bundan sonra müvekkilinin, tapu devrini nasıl talep edeceğini, soruların cevabı bulunmadığını, tacirler arası halen devam eden sözleşmede açık anlaşma maddeleri bulunmasına rağmen sanki sözleşme ile belirlenemeyen bir boşluk varmış gibi sayın mahkemece sözleşme hükümleri aleyhine ve özellikle de TMK 2. maddesi yorumu ile takdir yetkisi kullanılmasının usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşmede yer alan edimin davacı tarafça eksik yapılmasına rağmen davacıya tüm bedelin verilmesi halinde müvekkilinin açıkça mağduriyeti doğduğunu, tapu kaydı olmaksızın mevcut hali ile 1.300.000,00 Usd kadar işbu projeye yatırım yapmış olan müvekkilinin risk altında olduğunu, müvekkilinin bu aşamadan sonra tapu devrini kimden talep edeceğini, davacının bu devri yapmayacağının ortada olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, proje finansman ve proje devir protokolünden kaynaklanan alacağın tahsili, olmadığı takdirde bakiye sözleşme bedeli karşılığı devredilen şirket hisselerinin iadesi ya da ödenen bedelin iadesiyle şirket hisselerin tamamının devreden adına tescili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı tarafından dava dilekçesinde terditli taleplerden ilki olan alacak talebi yönünden şimdilik 10.000,00 Euro'nun davalıdan tahsili talep edilmiştir. Mahkemece ön inceleme duruşmasında davacı yana dava değeri ve talebini açıklaması için süre verilmiş, davacı vekili 28/03/2023 tarihli talep açıklama dilekçesinde 48.000,00 Euro'nun ödenmesi, mümkün değil ise bakiye sözleşme bedeli karşılığı devredilen %40 oranındaki 200 şirket hissesinin davacıya iadesini talep ettiklerini bildirmiş, 48.000,00 Euro üzerinden eksik peşin harcın ikmal edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, anonim şirket hisse devrinden kaynaklı olmayıp, proje finansman ve proje devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Terditli talep içeren işbu davada ilk talep anılan sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsilidir. Taraflar arasında akdedilen protokolde davacının ...'da o dönem sahibi olduğu ... ... A.Ş'ye devredilecek arsa üzerine güneş enerji santrali inşa edeceği, santralin kurulması ve işletilmesi için yasal ve bürokratik prosedürleri yerine getireceği, davalının da davacıya bunun karşılığı olarak 120.000,00 Euro ödeneceği, yatırım maliyetlerinin davalı tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Açıklanan bu durum karşısında ... ... A.Ş'nin merkezi İstanbul ise de, taraflar arasında anılan anonim şirket hisse devrinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olmadığından kesin yetkili mahkemenin varlığından söz edilemeyecektir. İşin esasına gelindiğinde, davacı yan taraflar arasında proje finansman ve proje devir protokolü imzalandığını, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini ifa etmesine rağmen davalının bakiye sözleşme bedeli olan 48.000,00 Euro'yu ödemediğini iddia etmiş, davalı yan ise davacının ges projesinin kurulu bulunduğu sahadaki taşınmazın tapu sorununun davacı tarafından giderilmesi gerektiğini, bu hususun davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğü olduğunu, davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerinin tümünü ifa etmediğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, proje finansman ve proje devir protokolü uyarınca davacının davalıdan talep edebileceği bakiye bir alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davacının anılan sözleşme kapsamındaki edimlerini ifa edip etmediği hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, tarafların kabulünde olan 21/02/2017 tarihli proje finansman ve proje devir protokolünde 3 adet ges projesinin devri kapsamında davalının davacıya toplam 240.000,00 Euro ödeyeceği 144.000,00 Euro devir bedelinin ödendiği, ... için bakiye 48.000,00 Euro, ... için bakiye 24.000,00 Euro, ... için bakiye 24.000,00 Euro kaldığı belirtildikten sonra 5/2. maddesinde bakiye proje devir ve tapu devir bedelinin yarısı inşaata başlama aşamasında, kalan diğer yarısı tesislerin tamamlanıp geçici kabul işlemlerin tamamlanıp davalıya devredilmesinden sonra ödeneceği, imar değişikliği tamamlanmamış veya tapu devri gerçekleşmemiş ise ödemenin yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. İşbu davada davacı ... projesi kapsamında alacaklı olduğunu ileri sürmüştür. Anılan projenin tesis edildiği taşınmazın yapı kayıt belgesi alınmış ise de, taşınmazın tapu kaydı davalıya/tüm hisseleri davalıya ait olan ... A.Ş.'ye devredilmemiştir. Açıklanan bu durum karşısında davacının taraflar arasında akdedilen proje finansman ve proje devir protokolü kapsamında tapu devrini gerçekleştirmeye ilişkin edimini ifa ettiğinden söz edilemeyecektir. Anılan edimin ifa edilmemesinin davalı tarafından davacıya ... projesi nedeniyle bakiye 48.000,00 Euro ödemenin yapılmayacağı şeklinde sonuç doğuracağı protokolün 5/2. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece taraflar arasında akdedilen proje finansman ve proje devir protokolünde işbu dava konusu ... projesinin kurulduğu taşınmazın tapu kaydının davacı tarafından davalı adına devrinin gerçekleşmesinin sağlanmasına ilişkin tüm iş ve işlemleri yapması gerektiği, tapu devrinin davalı adına devri gerçekleşmediği takdirde ... projesine ilişkin bakiye davacı alacağı olan 48.000,00 Euro'nun davalı tarafından davacıya ödenmeyeceğinin açıkça hükme bağlandığı, davacının ... projesinin kurulduğu taşınmaza ilişkin tapunun davalı/şirketi adına devrinin sağlanmasını gerçekleştirmediği, taşınmazın yapı kayıt belgesinin alınmış olmasının tapunun devri sonucunu doğurmayacağı, davacının anılan edimini ifa etmediği, bunun sonucu olarak da bakiye sözleşme bedelini davalıdan talep edemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Öte yandan, davacının tüm hisselerine sahip olduğu ... A.Ş'deki hisselerinin tamamını davalıya devrettiği dosya içeriğiyle sabittir. Davalının protokol kapsamındaki yükümlülüğü ges yatırım harcamalarını karşılamak olup, dilekçelerinde 1.300.000,00 Usd yatırım harcaması yaptığı ileri sürülmüştür. Davacının protokol kapsamındaki yükümlülüğü ise ... ges projesinin gerçekleştirilerek projenin davacı tarafından davalıya devri, proje kapsamında ges'in kurulacağı taşınmazın devrinin davalı adına yapılmasının sağlanmasıdır. Davalı tarafından davacının edimlerini yerine getirmesi halinde ödenecek olan toplam rakam 120.000,00 Euro'dur. Bu bedelin 72.000,00 Euro'luk kısmının ödendiği taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. Açıklanan edimler gözetildiğinde davacının ... A.Ş.'deki tüm hisselerini davalıya devretmiş olması bakiye sözleşme bedelini talep edebileceği sonucunu doğurmayacaktır. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler karşısında ... ges projesinin tamamlandığı, dağıtım şirketi ile bağlantı anlaşmalarının yapıldığı, üretime geçtiği anlaşılmıştır. Bu durum, taraflar arasında akdedilen protokoldeki tapu devir ve taşınmaz imar sorununu gidermeyen davacı yana bakiye bedeli talep hakkı vermeyecektir. Bir başka anlatımla, davacı protokolde yer alan tapu devrine ilişkin edimini ifa etmeden davalı yandan bakiye sözleşme bedelinin tahsilini talep edemeyecektir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verildiğinden, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcı ile 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2023 tarih 2022/612 Esas 2023/903 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Alınması gereken 732,00 TL karar ilam harcının peşin yatırılan 3.074,36 TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 11.682,57 TL'den mahsubu ile fazla alınan 14.024,93 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden kararın ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 135.617,28 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 14.756,93 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Ankara 6. Genel İcra Dairesi'nin 2024/700 sayılı takip dosyasına davalı tarafından yatırılan 25/01/2024 tarih 2.094.050,34 TL nakit teminatın İİK'nun 36. maddesi uyarınca davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/09/2026
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.