Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2230 E. 2026/1105 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2230
Karar No
2026/1105
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2230 Esas

KARAR NO : 2026/1105 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2021/499 Esas- 2023/681 Karar

TARİH: 03/10/2023

DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 04/06/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin öncü enerji şirketlerinden biri olduğunu, davalı ile aralarında 1998 yılından bu yana en sonuncusu 11.02.2020 tarihli olmak üzere “... Karayolları Üzeri 28. Km, ... Mah, Edremit / Van” adresinde kurulu bulunan akaryakıt istasyonu için 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre müvekkilinin davalıya akaryakıt ürünleri ikmal edeceğini, davalının da sözleşme şartlarına göre müvekkili şirketten aldığı ürünleri mezkur istasyonda son tüketicilere satacağını ancak davalının finansal zorlukları gerekçe göstererek müvekkili ile akdedilen tüm sözleşmeleri feshetmek istediğini, bunun üzerine taraflar arasında 11.02.2020 tarihli bir Fesih Protokolü imzalandığını ve Bayilik Sözleşmesi ve eki mahiyetindeki protokollerin feshedildiğini, davalının bu davaya konu borçlarını ikrar ettiğini, davalı ile bayilik sözleşmesi ile aynı gün ürün alım taahhütnamesinin imzalandığını, bu taahhütname ile davalının müvekkilinden yılda en az 300 ton akaryakıt almayı, eksik aldığı ton başına ise 295 TL cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, 11/02/2020 ila 11/02/2025 tarihleri arasında yürürlükte kalması gereken bayilik sözleşmesinin, davalının talebi ile süresinden önce 11/02/2021 tarihinde sona erdirildiğini, davalının sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içerisinde eksik ürün alarak, sona erdiği tarih ile normalde sona ereceği tarih arasında ise hiç ürün almayarak taahhüdünü ihlal ettiğini, bu nedenle müvekkilinin davalıdan 424.879,06 TL cezai şart alacağının olduğunu, ayrıca davalının sözleşmenin erken sona ermesine sebep olması nedeniyle de çerçeve protokolün 13 ve 13/c maddesi kapsamında cezai şartın doğumuna sebep olduğunu, bu nedenle de müvekkilinin davalıdan 100.000 TL cezai şart alacağının bulunduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL akaryakıt ürün alım taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart, 5.000 TL sözleşmenin erken sona ermesinden kaynaklı cezai şart olmak üzere toplam 10.000 TL alacağın sözleşmesel faiz/ticari temerrüt faiziyle beraber davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının huzurdaki dava ile talep ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacı tarafın iddia edilen hususlarda talep edilen tazminatın miktarının belli olduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davasına konu olamayacağını, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, davacının açtığı bu dava ile haksız kazanç elde etme niyetinde olduğunu, sözleşme ile üslendiği sorumlulukları yerine getirmediğini, müvekkilinin davacıdan sözleşme kapsamında gerekli hizmeti ve ürünleri alamadığını, müvekkilinin uzun soluklu sözleşmeye daima riyaet etmesine rağmen davacı tarafın piyasa şartlarına oranla ağır koşulları sebebiyle gerekli satımı yapamadığını, bunun sebebinin de davacı olduğunu, davacı tarafın piyasa şartlarına göre ağır koşulları olduğunu, bu sebeple müvekkilinin akaryakıt sektöründe ticari hayatına devam edemediğini, istasyonunu satmak zorunda kaldığını, müvekkilinin davacı firma ile sözleşme şartlarının ağırlığı, piyasa şartlarına göre yüksek talepleri ve bu talepler dolayısıyla satış yapılamadığı gibi hususlarda bir çok kez görüşüldüğünü beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce sonlandırılmış olması nedeni ile ürün alım taahhüdüne uyulmadığından, cezai şart alacağı ve sözleşmenin erken sonlanması nedeni ile doğan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 11/02/2020 tarihinde imzalandığı ve süresinin beş yıl olarak belirlendiği, taraflar arasında imzalanan 11/02/2020 tarihli fesih protokolü ile bayilik sözleşmesinin tarafların mutabakatı ile sonlandırıldığı, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi tarafların yükümlülüklerini düzenlemiş olup, davacı bu yükümlülüklerini yerine getirmeden beş yıl süreli sözleşmeyi aynı gün 11/02/2020 tarihli fesih protokolü ile davalı ile mutabakat sonucu feshetmiş ve sonlandırmış olduğundan, bayilik sözlemesinin düzenlendiği cezai şartları isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Mahkemece, sözleşmenin varlığı hakkında maddi hataya düşülerek karar verildiği, taraflar arasında imzalanan eski sözleşmeleri fesheden protokolün, işbu davaya konu sözleşmeyi feshetmiş gibi değerlendirildiği, fesih protokolünün eski sözleşmelere ilişkin olduğu, bu durumun protokolün 3. maddesinden anlaşılabildiği, ayrıca 5 yıl için imzalanan bir sözleşmenin aynı gün sona erdirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve dosyadaki bütün belgelerin bu durumu destekler nitelikte olduğu, davalının bayilik sözleşmesinin 11/02/2020 tarihinden itibaren devam etmesi sebebiyle kendisine akaryakıt satışının devam ettiği, yine davalının bu tarihten sonra EPDK'dan bayilik lisansı aldığı ancak bayilik lisansının EPDK tarafından istasyonu başkasına satması nedeniyle iptal edildiği, bu nedenle sözleşmenin erken sona erdiği, Mahkemece hatalı değerlendirme ile karar verildiğine ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesinin davalı tarafça süresinden önce sona erdirildiğinden bahisle cezai şart ve gerek sözleşme süresince eksik ürün alınması ve gerekse sözleşmenin sona erdiği tarihten sona ermesi gereken tarihe kadar ürün alınmamış olması sebebiyle ürün alım taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart alacağının tahsili talebine ilişkindir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Dosya kapsamından; davacı tarafça dava dilekçesinin ilk kısmında, taraflar arasında 1998 yılından itibaren bayilik ilişkisinin bulunduğunu ve bu ilişkinin bayilik sözleşmeleri çerçevesinde yürütüldüğünü, en sonuncu bayilik sözleşmesinin 11/02/2020 tarihinde imzalandığını ve süresinin 5 yıl olduğunu ancak davalının talebi ile bu sözleşmenin 11/02/2020 tarihli fesih protokolü ile sona erdirildiğini, dilekçenin devamında ise sözleşmenin davalının talebi ile 11/02/2021 tarihinde sonlandırıldığını beyan ettiği, dava konusu edilen cezai şart alacaklarının dayanağının 11/02/2020 tarihli bayilik sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki olan aynı tarihli çerçeve protokol ve ürün alım taahhütnamesi olduğu, Mahkemece, davacının alacak talebini dayandırdığı 11/02/2020 tarihli bayilik sözleşmesi ile eklerini aynı tarihli fesih protokolü ile sonlandırdığı ve bu sözleşme ve eklerine göre talepte bulunamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan 11/02/2020 tarihli fesih protokolünün 1.1. maddesi ile bu protokolün imzalanmasından önce taraflar arasında akdedilen tüm sözleşmelerin mutabakat dahilinde sona erdirildiğinin ve 1.3. maddesinde; bayinin, iş bu protokol ile feshedilen 10/11/2019 tarihli bayilik sözleşmesi ve ekleri ile aynı tarihli ürün alım taahhütnamesi kapsamında davacıdan satın almayı taahhüt ettiği asgari ürün alım taahhüdünü yerine getirmediğinin kabul edildiği, 11/02/2020 tarihinde yani aynı gün içerisinde, tarafların hem yeni bir bayilik sözleşmesi imzalaması hem de bu imzaladıkları sözleşmeyi feshetmiş olmalarının hayatın olağan akışına ve akaryakıt sektörünün işleyişine aykırı olduğu, bu kapsamda her ne kadar Mahkemece, dava dilekçesinde yer alan ve sözleşmenin aynı gün imzalanan fesih protokolü ile feshedildiğine dair iddianın davacı vekiline açıklattırılmamış olması hatalı ise de, dosya kapsamında mübrez delillerden ve alınan bilirkişi raporlarından, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 11/02/2020 tarihinde sona ermediği, bu tarihten sonra da davalının, davacıdan ürün almaya devam ettiğinin anlaşıldığı, kaldı ki davacı vekilinin 27/01/20222 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin, davalının faaliyette bulunduğu akaryakıt istasyonunu üçüncü kişiye satması ve bu nedenle EPDK tarafından bayilik lisansının iptal edilmesi nedeniyle sona erdiğini beyan ettiği, davalı tarafından da cevap dilekçesinde bayilik faaliyetinin yürütüldüğü istasyonun satıldığının kabul edildiği ve dilekçe ekinde tapu kayıtlarının sunulduğu, buna göre Mahkemece, 11/02/2020 tarihli bayilik sözleşmesinin aynı tarihli fesih protokolü ile sona erdirildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmış ve davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.

Buna göre Mahkemece; öncelikle taraf vekillerine, 11/02/2020 tarihli bayilik sözleşmesi ve eklerinin feshine dair diğer tarafa göndermiş oldukları bir fesih ihtarnamesi veya aralarında imzalamış oldukları bir fesih protokolünün bulunup bulunmadığı hususunun açıklattırılması, yapılacak açıklamalar ve davacı vekilinin sözleşmenin, davalının bayilik lisansının iptal edilmesi ile fiilen sona erdiğine dair beyanı ile davalının istasyonu satmış olduğuna dair savunması nazara alınarak EPDK'dan, davalının bayilik lisansının hangi tarihte ve hangi gerekçe ile iptal edildiğinin sorulması, davalının bayilik faaliyetini sürdürdüğü taşınmazın tapu kaydının devir sözleşmeleri ile birlikte celp edilmesi ve buna göre sözleşmenin hangi tarihte, kim tarafından ve ne şekilde (haklı/haksız fesih) sona erdirildiğinin tespit edilmesi, yapılacak bu tespite ve 11/02/2020 tarihli bayilik sözleşmesi ve çerçeve protokol hükümlerine göre, davacının çerçeve protokolün 13/c maddesinde düzenlenmiş 100.000 TL tutarındaki cezai şart bedelini talep edip edemeyeceğinin değerlendirilmesi, sözleşmenin sona erdiği tarihin tam olarak tespitinden sonra, bilirkişi heyetinden, taraflar arasındaki ürün alım taahhütnamesi hükümleri gereğince davacının sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içerisinde eksik ürün alıp almadığı ve bu nedenle davacının cezai şart talep edip edemeyeceği, davacının, sözleşmenin sona erdiği tarih ile yürürlükte kalması gereken tarih arasındaki sürede hiç ürün alınmamış olması sebebiyle talep ettiği cezai şart bedeli yönünden ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/04/2025 tarihli, 2025/1378 Esas ve 2025/2996 Karar sayılı ilamı nazara alınarak; davacının taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra aynı bölgede benzer bir bayilik ilişkisi kurup kurmadığı, henüz bir bayilik verilmediyse ne kadarlık (makul) bir süre içinde verilebileceği tespit edilerek belirlenen sınırlı süre itibarıyla kâr mahrumiyetinin tespiti için rapor alınması ve alınacak rapor ile dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/10/2023 tarihli, 2021/499 Esas ve 2023/681 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,

4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,

6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2230, K. 2026/1105, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2230-e-2026-1105-k-8e3cde8132b8