Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1646 E. 2026/1813 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1646
Karar No
2026/1813
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1646 - 2026/1813 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1646 KARAR NO : 2026/1813 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2024 NUMARASI : 2023/498 E. - 2024/394 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2024 tarih ve 2023/498 E. - 2024/394 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şahsın 2022/065153 sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunun, görsel, fonetik, anlamsal, okunuş ve işitsel olarak müvekkili firmanın nihai tüketici nezdinde tanınmış seri markası niteliğindeki “...” ibaresi ile iltibas oluşturduğunu, müvekkilinin gerek tescilli markaları ile gerekse de internet sitesi ile “...” ibaresi bakımından gerçek hak sahibi olduğunu, davalının müvekkili adına tanınmış marka statüsünde tescilli “...” markasından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını, buna rağmen açıkça müvekkili adına tescilli tanınmış marka ve sair seri markaların hakim unsurunu birebir ihtiva eder şekilde “... ...” ibareli marka müracaatını gerçekleştirmesinin kötüniyetini ortaya koyduğunu, bu nedenle davalının marka başvurusuna itirazlarını reddeden dava konusu Türkpatent YİDK karanının usul ve yasaya aykırı olduğuunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'2023-M-9700 sayılı kararın iptali ile 2022/065153 numaralı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların karşılaştırılan markalarının görsel, fonetik ve faaliyet konuları bakımından birbirinden tamamen farklı olduğunu, ikisi arasında karıştırılma ihtimaline yol açan tek bir ortaklık dahi bulunmadığını, bir markanın tanınmış olmasının, o marka ile benzerlik içeren markaların tesciline her durum ve şart altında engel olunabileceği anlamına gelmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın kapsamındaki mallar/hizmetlerin davacının markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmaması nedeniyle, dava konusu markanın, davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamayacağı, davacı markalarının itibarına zarar vermeyeceği veya ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, kötü niyet iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın, müvekkilinin ".../..." ibareli markaları ile aynı sınıfta tescil edilmesi halinde, ilgili tüketici kesimi nezdinde müvekkilinin tanınmış markalarının serisi olarak algılanacağını, başvuruda yer alan "..." ibaresinin figüratif unsur konumunda bulunduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini 30/12/2013 tarihinden bu yana internet sitesi olarak da kullandığını, ... ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, tanınmış "..." ibareli seri markalarının hakim unsurunu birebir ihtiva eden başvurunun kötüniyetle yapıldığını, davalının müvekkilinin tanınmış markalarını bilmediğinin kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ......." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu markanın bütünsel bir algı yarattığı ve bu haliyle davacı markalarından yeterince farklılaştığı, SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların ortaya çıkacağının ve başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı, öte yandan tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından davacının alan adı ve gerçek hak sahipliğine dayalı iddialarının da sonuca etkili görülmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1646, K. 2026/1813, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1646-e-2026-1813-k-3ff3f4b247dc