Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/884 E. 2026/1063 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/884
Karar No
2026/1063
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/884 - Karar No:2026/1063 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.6 md) Süreden Yönünden Reddine ESAS NO : 2026/884 KARAR NO : 2026/1063

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2026 NUMARASI : 2025/912 E-2026/352 K

DAVACI-BİRLEŞEN DAVADA DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVALI/BİRLEŞEN DAVADA DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali -Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :22/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/10/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali-alacak istemine ilişkin davada mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan 30.05.2017 tarihli sözleşme ile ana müteahhit tarafından davalı borçlu şirkete 26.11.2016 tarihinde ihale edilen “...İşleri kapsamında yapılacak olan çelik kolonları ile krişlerinin 1 saat Yangına Dayanıklı Boya ile korunması işleri”nin ihale doküman ve içeriklerine, MAF dosyasına uygun olarak birim fiyatla müvekkili şirket tarafından üstlenilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin, sözleşme ve ekleri ile yükümlendiği işleri ifaya başladığını, daha sözleşmenin başında davalı borçlu tarafın sözleşme ile yükümlendiği ana edim olan ödemeler başta olmak üzere bilhassa uygulama sahası uygulamaya uygun olarak teslim edilmediğini, müvekkili şirket sahada çalışmaya başladıktan sonra Maf Dosyası gereği çatı veya cephesi açık olan yerlerde hiçbir şekilde uygulama yapılamayacağı belirtilmesine ve bu husus da taraflarca mutabık kalınmasına rağmen müvekkili şirketin, üst işveren ... ve davalı tarafça uygulama yapmaya zorlandığını ve bu durumun malzeme ve işçilikte fahiş/öngörülemeyen bir artış olmasına sebebiyet verdiğini, sözleşmenin imzası safhasında kolonların astar öncesi temizliğinin nasıl olacağı MS dosyası ile karşı tarafça onaylanmasına rağmen müvekkili şirkete 1 ay boyunca kolonların zımpara ile kazınması sureti ile temizliğinin yaptırıldığını, bitirilmiş olan imalatların ( temizlik, astar, yangın boyası ve son kat boya ) aynı gün veya bir sonraki günün başlangıcında teslim alınmayarak sahada çalışan diğer taşeron firma işçilerinin ve makineleri tarafından uygulaması tamamlanan imalatlara sürekli zarar verilmesinin önüne ihtarlara rağmen geçilmediğini, bu sebeple imalatı tamamlanan sahalarda sürekli geri dönüşler yapılıp tadilat ve yeniden uygulama yapılmasına sebebiyet verildiğini, uygulanan yangın boyasının su bazlı olup sahadaki diğer imalatlar sebebiyle ve sahanın çatı ve cephelerinin açık olması sebebiyle sürekli tozlanma olduğunu, bu tozların uygulama yapılan sahada boyaya yapışması sebebiyle müvekkilinden neşet etmeyen bu aksaklıkların ek işçilik ve malzeme ile zımpara yapılmak sureti ile bertaraf edilmesi cihetine gidildiğini, neticede müvekkili şirketten sözleşmede belirtilmeyen imalat ve uygulama şeklinin yapılmasının istendiğini ve bu hususun dayatılarak sözleşme kapsamındaki işlerin haksız tutumlar, ek talepler, yer teslimindeki gecikmeler, sahadaki olumsuz koşullar sebebiyle tamamlanamadığını, müvekkili şirket tarafından davalı tarafa gönderilen maillerde de ifade edildiği gibi işin devamı sırasında 800.000,00 TL civarında harcama yapılmasına sebebiyet verilmiş olduğunu, yine davalı şirkete gönderilen Bakırköy 8. Noterliği'nin 01.12.2017 tarih ve 20532 yevmiyeli ihtarnamesi ile son kez bildirildiğini, davalı tarafın ise müvekkili şirkete gönderdiği 01.12.2017 tarihli Ankara 17. Noterliği'nin 17204 yevmiyeli ihtarnamesi ile “işin süresi içinde teslim edilmediğini” bahane/gerekçe göstermek sureti ile 30.05.2017 tarihli sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ettiklerini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin sözleşme gereği üstlenmiş olduğu işeri askıya aldığını ve sahaya işçi çıkarmadığını, davalı tarafın 02.12.2017 tarihli mail göndererek müvekkili tarafından sahaya ekip çıkarılmadığını, bunun akde aykırı olduğunu, akdi ifaya devam edilmez ise sahaya başka taşeron sokulacağını ve işin bunlar marifeti ile yürütüleceğini ihtar ettiğini, ödemelerin yapılmaya başlanacağını, üst işveren ... ile de görüşüldüğünü , tüm pürüzlerin ortadan kaldırıldığını ve mevcut işi firmanızla devam ettireceğiz, işin aksaması yönündeki tüm engelleri kaldıracağız, firmanıza destek olacağız taahhüdü ile müvekkilinin olumsuz koşullarda işin kalan kısmını da teslim etmeye zorladığını, tarafların 02.12.2017 tarihinde ve 06.12.2017 tarihinde çözüm hususunda son bir toplantı yaptığını bazı kararlar alındığını, davalı tarafın bu toplantılarda da üstüne düşen ve taahhüt eden edimlerin hiçbirini yerine getirmediğini, akde aykırı tutumlarına devam ettiğini bunun üzerine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1364 D.İş sayılı dosyası üzerinden keşif ve delil tespiti talebinde bulunulduğunu, dosyaya sunulan 20.02.2018 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporu'nda sözleşmenin başından itibaren akde aykırı olarak sözleşmede ve eklerinde belirtilen şartların sağlanmadığı, saha koşullarının tüm talep ve ihtarlara rağmen boya yapımına uygun hale getirilmediği, bu aksaklıklardan davalı tarafın mesul olduğu, davalı tarafça sözleşmeye uygun yer tesliminin yapılmadığı, bu ve uygulama yapılan alanın açık olması sebebiyle maddi ve manevi zararların husule geldiği, yapılan boya uygulamalarının tamamlanan kısımlarında diğer taşeron firma elemanlarının çalışmaları sebebiyle boya imalatlarına zarar verildiği, işin başlangıcından delil tespiti anına kadar tüm işçilik ve imalat hesaplarının toplamda 985.603,16 TL olduğu, ayrıca mezkur işçilik ve imalat hesapları üzerinden uzayan zaman süresi de nazarı itibara alınarak %15 kar tahakkuku gerektiği yönünde tespit yapıldığını, bu tespit sonrası keşide edilen 16.03.2018 tarihli faturanın Bakırköy 28. Noterliği'nin 22.03.2018 tarih ve 07846 yevmiyeli ihtarnamesi ile birlikte davalı tarafa gönderildiğini, ancak davalı tarafın fatura bedelini ödememesi üzerine hakkında İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/22936 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketçe yetki itirazında bulunulması üzerine takibe Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8841 Esas sayılı dosyası ile devam edildiğini, davalı borçlu tarafından bu takipte gönderilen ödeme emrine de itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğunu belirterek itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; Sözleşmeye konu işin bitiş tarihinin 15.08.2017 olduğunu, davacı şirketin taahhüt ettiği işi belirtilen sürede bitiremediğini, davacı şirket alanında uzman olduğunu iddia etmesi ve hatta sözleşmenin 3. maddesi gereği proje işini yerinde inceleyip, tüm şartları kabul etmesine rağmen işi tamamlayamadığını, proje konusu işin kış aylarına sarktığını ve kış koşullarında müvekkili şirketin imkanları ile tamamlanabildiğini, davacı firmanın, müvekkili şirketin tüm uyarılarına rağmen gerekli ciddiyeti ve özeni göstermemesi, tecrübesizliği ve yetersizliği hatta proje konusu işte koordinasyon ve organizasyon eksikliği gibi pek çok faktörler nedeniyle işi eksik bırakarak şantiye alanını terk ettiğini, müvekkili şirketin de...ana işverene karşı çok zor durumda kaldığını, işin süresinde bitirilmediği ve idari yönetimin standartlarına uygun yürütülmediği, bir an önce eksiksiz teslim yapılmazsa sözleşmenin haklı olarak feshedileceği konusunın davacı şirkete ihtar edildiğini, davacının, haksız ve hukuka aykırı bir delil tespit raporu doğrultusunda alacakları olduğu iddiası ile Ankara 28. İcra Müdürlüğü 2018/8841 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, tek taraflı olarak düzenlenen raporun HMK'nın 400. maddesi uyarınca hem usule hem de hukuka aykırı olduğunu, 20.02.2018 tarihli Bilirkişi Kurul Raporu incelendiğinde, kurulun kendi tespitlerinden ziyade talepte bulunan şirketin, iddialarının aynen kabul ettiğinin anlaşıldığını, bilirkişilerin mevcut durumu değil, delil tespiti talebinde bulunan tarafın iddialarını aynen raporlarına konu ettiklerini, davacı vekilinin sözleşmede kararlaştırılandan daha fazla ekip ve ekipmanın sevk edildiği iddialarının asılsız olduğunu, davacı tarafından yapılan işlerde eksik ve ayıpların tespit edildiğini, bunların mail ile davacı şirkete bildirildiğini, davacı şirketin gerekli koordinasyonu sağlamadığı için müvekkili şirkete sık sık revize iş programı sunduğunu, müvekkil şirkete...ana işveren tarafından gönderilen mail yazısında, sözleşme konusu iş ile ilgili ekip ve ekipman sayısının istenilen düzeyde olmadığı, Temmuz 2017 yılında tamamlanması gereken imalatların hala devam etmekte olduğu, 30.11.2017 tarihine kadar “tamamlanmazsa hak ediş ödemesi yapılmayacağının" ihtar edildiğini, anılan yazının davacı şirkete uyarı mahiyetinde gönderildiğini, davacının, işe fiilen başladığı anda engel olabilecek tüm hususları müvekkili şirket ve dava dışı ...' ya yazılı olarak bildirmesi ve uygunsuz koşullar giderilmeden işe başlamaması gerektiğini, yangına dayanıklı boyama işini yüklenen... A.Ş. tarafından hazırlanması gereken ITP'nin, boyanın kabulü kriterleri eksik yapıldığı için birçok soruna neden olduğunu, anılan durumlar ile ilgili olarak müvekkili şirket tarafından karşı yana yazılı ve sözlü birçok uyarı yapılmasına ve haklı fesih şartları oluşmasına rağmen... A.Ş. tarafından sunulan revize programlar neticesinde işin zamanında biteceği taahhüdüne güvenilerek işlerin devamına karar verildiğini, davacı şirket yetkilisinin müvekkil şirkete gönderdiği 29.11.2017 tarihli mailde, işin bitirilme taahhüdü tarihinden yaklaşık 4 ay kadar sonra uygulanan boyaların iç ortam ürünü olduğu, uygulama sonrasında ortam koşullarına maruz kalındığında sıkıntılar olabileceğinin bildirildiğini, davacı şirketin, işin %44'ünü tamamlayabildiğini, tamamladığı işin hak ediş ödemelerinin de yapıldığını, işin kalanının müvekkili tarafından tamamlandığını, yapılan ek maliyetler ile müvekkilinin, davacının kusuru nedeniyle zarara uğradığını, davacının en fazla isteyebileceği tutarın (3.580 m2 x 11,90 Euro=) 42.602 Euro olduğunu, davacı tarafın kesmiş olduğu ikinci faturanın dava konusu sözleşme konusu işin toplam bedelinden bile fazla olduğunu, kabul edilemeyeceğini, müvekkil şirketin tüm iyi niyetli ve hoşgörülü çabaları karşısında davacı şirketin akde aykırı davranmaya devam etmesi ve taahhüt ettiği işi tamamlamak için hiçbir çaba göstermemesi nedeniyle Ankara 17. Noterliğinin 04.01.2018 Tarihli 00169 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tek taraflı olarak davacı şirketin akdinin feshedildiğini belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında tanzim edilen 30.05.2017 Tarihli Yüklenici Sözleşmesine aykırı davranan davalı yüklenici şirketin, proje konusu işi eksik ifa etmesi neticesinde müvekkili şirketin... Kafes İşleri kapsamında "... İle Korunması" işinden dolayı uğradığı zarar, ana müteahhitin müvekkiline kestiği tüm cezalar ve yapılan kesintiler dahil, projenin bitirilmesi için yapılan ek maliyetler olmak üzere fazlaya ilişkin dava ve ıslah hakları saklı kalmak üzere ve Euro cinsinden olan alacaklarının fiili ödeme günündeki döviz kuru üzerinden hesaplanarak şimdilik toplam 10.000 TL uğranılan zararın, temerrüt tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;"Toplanan deliller, dosya içeriği ve özellikle 27/03/2023 tarihli asıl, 06/09/2023 tarihli ek rapor birlikte değerlendirildiğinde; sözleşmenin feshinde her iki tarafından kusurlu olduğu, sözlemeyi fesheden asıl davada davalı birleşen davada davacı ...Anonim Şirketi'nin sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle menfi zarar talep edebileceği, birleşen dava konusu edilen hususların müspet zarar kapsamında bulunduğu, kaldı ki fesihte kusurunun bulunması nedeniyle menfi zararı da talep edemeyeceği kanaatine varıldığından birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş, asıl dava yönünden ise, davacı... Ticaret Anonim Şirketi'nin sözleşmenin feshinde müşterek kusurlu olduğundan icra takibine konu edilen kar mahrumiyetini isteyemeyeceği, her ne kadar taraflar arasında kesin hakediş düzenlenmiş ise de, icra takibine konu edilen asıl alacağın İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1364 D.iş sayılı tespit bilirkişi raporuna dayanılarak talep edildiği ve fazla imalat bedelini de kapsadığı, kesin hakedişin sözleşmeye dahil olan imalatları kapsaması nedeniyle fazla imalat yönünden bağlayıcı olmayacağı, sözleşmenin feshinde her iki tarafa eşit oranda kusurlu olarak değerlendirilmekle, asıl davada hesaplanan fazla imalat bedelinin %50'sinin talep edilebileceği, davacının 22.03.2018 tarihli ihtarının ekinde yer alan fatura konusu imalatlar için olduğu, hüküm altına alınan alacak yönünden icra takibinden önce usulüne uygun şekilde temerrüt gerçekleşmediğinden icra takibinden itibaren faiz istenebileceği, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı istenemeyeceği kanaatine varılmakla birleşen davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı/birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hatalı hukuki değerlendirme ile sözleşmenin feshinde müvekkilinin %50 kusurlu olduğu kabul edilerek tespit edilen fazla imalat bedelinin %50 sine karar verilmiş ise de, davalı tarafından yer tesliminin yapılmadığını, davalının sözleşmenin ifası için gerekli koşulları elverişli hale getirmediği, bunun sonucu teslim tarihinin uzadığını ve maliyetin arttığını, ortak kusur kabul edilerek kar mahrumiyeti red edilmiş ise de, delil tespiti bilirkişi raporunda müvekkillerinin kar mahrumiyetinin talep edebileceğinin belirtildiğini, dava konusu alacağın likit olduğunu, icra inkar tazminatının hatalı olduğunu, 28. Noterliğin 22/03/2018 ihtarı ile temerrüt ve ödeme ihtarında bulunduklarını, işlemiş faizin kabul edilemeyeceğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı/birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kusuru nedeniyle süresinde işlerin yerine getirilemediğini, fesih hakedişi düzenlendikten sonra davacının maliyet artışı talep ettiğini, bunun kusurlu bir davranış olduğunu, taraf arasında imzalanan kesin hakedişin yapılan tüm işi içermekte olup, ihtirazi kayıt ileri sürülmemesine rağmen mahkemece fesih hakedişin tüm imalatları kapsamadığı yorumunun yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dosya içinde mevcut olan ve taraflar arasında düzenlenen 1 numaralı hakediş ve işin karşılıklı anlaşmaya sonlandırmasını sağlayan 2 nolu fesih hakediş değerlendirilmeksizin karar verildiğini, yüklenicinin sözleşmenin ifasında gerekli tedbirleri almayarak iş sahibinin zararına neden olmasının da dikkate alınmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali-alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusuna yönelik yapılan incelenmesinde; HMK'nun 345/1. maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvuru süresi iki hafta olup, bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. Eldeki dosyada, mahkeme kararı davalı vekiline 29/06/2026 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, istinaf kanun yoluna başvuru süresinin son günü 13/07/2026 pazartesi gününe uzamış ancak, davalı vekilince sürenin dolmasından sonra,14/07/2026 tarihinde istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin süresinde olmaması nedeniyle, istinaf başvurusunun süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Davacı/birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusuna yönelik yapılan incelemede; Mahkemece, davacının 22/03/2018 tarihli ihtarının ekinde yer alan fatura konusu imalatlar için olduğunu, hüküm altına alınan alacak yönünden icra takibinden önce usulüne uygun şekilde temerrüt gerçekleşmediği gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, dosyada bulunan ihtarnamenin ekinde 16/03/2018 tarihli fatura bulunduğu, ihtarın 05/04/2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, içeriğinde 16/03/2018 tarihli fatura bedelinin ödenmesinin talep edildiği, takip dosyası incelendiğinde ise aynı faturanın takibe dayanak yapıldığı ve faturadaki 2 nolu hakedişin bedeli olan 1.051.392,00 TL nin tahsilinin talep edildiği, bu durumda ihtarnamenin tebliğ edildiği 05/04/2018 tarihinden takip tarihi 06/07/2018 tarihi arası işlemiş faiz hesaplatılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle işlemiş faiz talebinin reddi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346/1 ve 352/1.c maddeleri gereğince SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE, 2-Davalı-birleşen davada davacı tarafından yatırılan toplam 7.133,13 TL istinaf karar harcının talep halinde davalı-birleşen davada davacıya iadesine,

3-Davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/05/2026 gün ve 2025/912 Esas 2026/352 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davacı-birleşen davada davalı tarafından yatırılan 732,00 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5- Davacı-birleşen davada davalı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 22/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/884, K. 2026/1063, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-884-e-2026-1063-k-fb8fc26658ec