Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2105 E. 2026/1751 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2105
Karar No
2026/1751
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2105 - 2026/1751 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/2105 KARAR NO : 2026/1751 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2026 NUMARASI : 2026/104 E. - 2026/260 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü.

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/06/2026 tarih ve 2026/104 E. - 2026/260 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, müvekkillerinin 2006/101103, 201082432, 2011/20664, 2012/84048, 2013/63966, 2010/32118, 2001/20895, 187307, 150485 sayılı "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... başvuruda bulunduğunu, 2020/163535 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkilleri tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddine karar verildiğini, kararın hukuka ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, dava konusu “...” ibaresinin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1. maddesi uyarınca, müvekkili şirketler adına tescilli markalar ile benzer olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirketler adına tescilli markaların seri markası olduğu izlenimi yarattığını, müvekkili şirketler tarafından kullanıma ilişkin olarak sunulan delillerin Kurum tarafından dikkate alınmadığını, dava konusu ibarenin müvekkili şirketlerin tescilli markalarının kapsamında bulunan 19. Sınıf emtia bakımından tescil edilmek istenmesinin mal ve hizmet sınıfı benzerliğini de doğurduğunu, müvekkilinin Sermaye Piyasası mevzuatına tabi gayrimenkul yatırım ortaklığı olduğunu ve bu kapsamda projeler geliştirmesi nedeniyle dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 19. sınıftaki malların müvekkili şirketlere ait markaların tescilli olduğu mallar ve hizmetler ile benzer/yüksek düzeyde ilintili olduğunu, müvekkili şirket ... Tic. A.Ş.’nin tüm mal ve hizmet sınıflarında tescili olan “...” tanınmış markasının sahibi bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığını ve davalının müvekkillerinin markalarını bilmemesinin mümkün olmadığını, dava konusu ibarenin tescili ile müvekkili şirketlere ait markaların garanti ve reklam gücünden yararlanılarak haksız şekilde ticari değer elde edileceği ve bu kapsamda müvekkili şirketler adına tescilli markaların itibarına zarar verileceğini, dava konusu marka başvurusunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümlerine de aykırı nitelikte olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’in 2023-M-1146 sayılı kararının iptaline ve 2020/163535 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin 1995 yılında kurulduğunu ve davacı firmalardan habersiz herhangi bir taklit amacı olmaksızın, kurucularının soyadından oluşan bir marka almak istediğini, müvekkili şirketin yaklaşık 30 yıldır sektöründe kendi soyadını taşıyan "..." ibaresi ile faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda müvekkilinin "..." markasını tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu, davacı şirketler ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ilişki ve benzerliğin olmadığını, davacı şirketlerin markalarını dava konusu markanın tescilli olduğu sınıfta ciddi bir şekilde kullanıldığını ispat ile yükümlü olduğunu ve ciddi kullanımın ya da kullanmamaya dair geçerli sebeplerin sunulmaması halinde davanın reddinin gerekeceğini, bu kapsamda davacı şirketler tarafından sunulan delillerin, kullanım ispatı talebine konu markaların ciddi kullanımlarını ispatlamaya yetecek nitelikte olmadığının açık olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketlerin “...” esas unsurlu kullanımlarının davalı şirketin dava konusu 2020/163535 sayılı "..." ibareli markasının kapsamında bulunan 19. Sınıf emtia bakımından olmadığı, davacıların dosyaya sunduğu delillerin markalarını bu emtia bakımından SMK’nın 9. maddesi uyarınca ciddi bir şekilde kullandıkları iddialarını ispata yeterli olmadığı anlaşılmakla, kullanım ispatlanamadığından, işaretsel benzerlik değerlendirilmesi yapılmasına gerek görülmediği, somut olayda davacılardan ... Anonim Şirketi’nin “...” ibareli markasının T/00259 numarası ile Özel Korunan Markalar Siciline kayıtlı olduğu, ancak bu markanın tanınmışlığının davacı şirketin faaliyet alanı olan “gıda ürünleri” bakımından olduğu, bu nedenle davacı markasının tanınmışlığının davalı markasının tescilli olduğu 19. Sınıf emtiaya sirayet etmeyeceği, aynı zamanda davalı şirketin davacı şirketlerin markalarından istifade edebileceği, onun ayırt edici karakterine zarar verebileceği yönündeki iddiaları destekler nitelikte delilin dosyada yer almadığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacıların iş bu iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, istinaf kararının gereklerinin yerine getirilmeden hüküm tesisinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu istinaf kararı doğrultusunda yapılması gerekenin, müvekkilleri adına gerek itiraz aşamalarında gerekse dava aşamasında dosyaya ibraz edilen delillerin, kullanımın ispatlanması gereken zaman aralığında olup olmadığının, söz konusu delillerin müvekkili şirketler adına tescilli markaların ciddi şekilde kullanıldığını kanıtlayıp kanıtlamadığının açık ve net bir şekilde, yasal gerekçeleri ile birlikte ortaya konulmak suretiyle belirlenmesi olduğunu, bu kapsamda yeterli/gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığını, itiraz ve dava aşamasında ibraz edilen delillerin, müvekkili şirketler adına tescilli markaların dava konusu marka başvurusu kapsamındaki tüm mal/hizmet sınıfı da dahil ciddi şekilde kullanıldığını ve tanınmışlığını ispatladığını, müvekkili şirketler adına tescilli markalar ile dava konusu “..." marka başvurusu arasında, görsel/işitsel/bütünsel/kavramsal ve mal/hizmet sınıfları açılarından “çifte benzerlik” koşulunun oluştuğunu, müvekkili şirketler adına tescilli “...” esas unsurunun yer aldığı markaların, 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi kapsamında tanındığının gözardı edildiğini, kötüniyetli olarak yapılan dava konusu marka başvurusunun reddi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiş, ayrıca davalının 2020/163535 sayılı tescil başvurusuna konu “...” ibaresini kullanması, hukuka aykırı bir şekilde müvekkil şirketler açısından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağından; 2020/163535 sayılı marka tescil başvurusuna konu “...” ibaresinin davalı tarafından kullanılmasının ve devrinin önlenmesi adına, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgili mevzuat hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE : 1- Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesince daha önce verilen kararın sadece davalılarca istinaf edildiği, bu kapsamda somut uyumazlığın konusunun kullanmama definin yerinde olup olmadığı ve SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, dosya kapsamında, davacılar tarafından yapılan itiraz neticesinde davalı tarafın kullanım ispatı talebinde bulunduğu, bunun üzerine davacılar tarafından sunulan belgelerin Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kullanımın ispatına yeterli olmadığı yönünde karar verildiği, bu karara yapılan itirazın da YİDK tarafından itiraz gerekçeleri arasında kullanım ispatı talebine ilişkin herhangi bir açıklama ve itiraz bulunulmadığı gerekçesi ile reddine karar verildiği, 6769 sayılı SMK’nın 19/2. maddesine göre markanın ciddi şekilde kullanımın ispatlanması gereken dönemin davalının itiraza konu markasının başvuru tarihinden önceki beş yıllık süre olup, itiraz konusu marka başvurusu 23.12.2020 tarihinde yapıldığından, kullanımın ispatlaması gereken zaman aralığının 23.12.2015- 23.12.2020 tarihleri arasındaki dönem olduğu, davacıların itirazlarına mesnet markalarını, ayrı ayrı, bu dönem içerisinde tescilli bulunduğu sınıflarda Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ispat etmesi gerektiği, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda bu yönde bir ispat bulunmadığının belirlendiği, her ne kadar Mahkemece önceki verilen karar ile 37. sınıf açısından davacıların mesnet markasını ciddi bir şekilde kullandığı kanaatine ulaşılmış ise de, bu kararın Dairemizce, inceleme ve değerlendirmenin yeterli ve denetime elverişli olmadığı gerekçesi ile kaldırıldığı, zira mahkemece önceki kararda, kullanım ispatı sağladığı belirtilen delillerin hangi davacıya ait olduğu, ciddi kullanıldığı sonucuna ulaşılan marka veya markaların hangi numaralı markalar olduğu, ciddi kullanım sayılan delilin 37. sınıfta bulunan hangi hizmetin karşılığı bulunduğu, diğer bir deyişle 37. sınıftaki hizmetlerin hangilerini karşıladığı, bu delillerin kullanımın ispatlanması gereken zaman aralığında olup olmadığı hususları tartışılmadığı gibi bilirkişi raporundan neden ayrılındığı hususlarının da karar yerinde denetime elverişli şekilde gerekçelendirilmediğinin belirlendiği, kaldırma kararı üzerine mahkemece davacıların dosyaya sunduğu delillerin markalarını SMK’nın 9. maddesi uyarınca ciddi bir şekilde kullandıkları iddialarını ispata yeterli olmadığı gerekçesine yer verildiği, dosya kapsamına göre davacıların tescilli markalarının kullanım ispatı bulunmadığına dair tespitinin yerinde bulunduğu, dosya kapsamında davacıların kullanımlarını ispatlayamaması nedeniyle somut olayda SMK'nın 6/1. maddesinin uygulama alanı bulamayacağı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar verilmiştir. 2- Ayrıca davacılar vekilince sunulan istiaf dilekçesinin sonuç kısmında, davalının 2020/163535 sayılı tescil başvurusuna konu “...” ibaresini kullanmasının, hukuka aykırı bir şekilde müvekkili şirketler açısından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağını ileri sürerek, 2020/163535 sayılı marka tescil başvurusuna konu “...” ibaresinin davalı tarafından kullanılmasının ve devrinin önlenmesi adına, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgili mevzuat hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince, HMK 389 v.d. maddeleri uyarınca dava konusu marka başvurusunun yargılama sürecinde el değiştirmesi halinde ise hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı anlaşıldığından; 2020/163535 sayılı marka başvurusunun, dava sonuçlanıncaya kadar 3. kişilere devrinin önlenmesine dair tedbir kararı verdiği görülmekte olup, davacının bu yeniden aynı talepte bulunmasında hukuki yararının olmadığı açıktır. Diğer yandan davacının davalı adına tescilli 2020/163535 sayılı markasının kullanmasının önlenmesini içeren ihtiyati tedbir isteminin iş bu davanın konusu olmadığı, böyle bir talebin ancak marka tecavüzü davasında ileri sürülebileceği, ihtiyati tedbir kararının ise sadece "uyuşmazlık konusu" hakkında verilebileceği, iş bu davada da davacının, davalının markanın tesciline ilişkin Kurum kararının iptali ile birlikte davalıya ait markanın hükümsüzlüğünü istediği, bu nedenle bu ihtiyati tedbir talebinin yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) no'lu bette açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin esas hakkındaki karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) no'lu bette açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ihtiyati tedbir isteminin REDDİNE; 3-Harçlar Kanunu uyarınca davacılardan alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacılar tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar uhdesinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2026 tarihinde, yukarıda (1) no'lu bette verilen esastan ret kararı yönünden, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu AÇIK, yukarıda (2) no'lu bette verilen ihtiyati tedbir isteminin reddi kararı yönünden KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2105, K. 2026/1751, T. 30.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2105-e-2026-1751-k-3c0e0297d941