Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/724 E. 2026/1641 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/724
Karar No
2026/1641
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/724 KARAR NO : 2026/1641

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2024 NUMARASI : 2022/1149 Esas - 2024/171 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat DAVA TARİHİ : 07/10/2022 KARAR TARİHİ : 16/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :16/10/2026

Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/02/2024 tarih 2022/1149 Esas 2024/171 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu ... idaresindeki ... plakalı araçla, davalı ... 'in maliki olduğu ... idaresindeki ... plakalı aracın 29.07.2022 tarihinde çarpışmasıyla müvekkilinin aracında yaklaşık 25.022,22 TL tutarında maddi hasar meydana geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL araç değer kaybı, 50,00 TL hasar fark bedelinin ve 50,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şahıslardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. CEVAP:Davalı ... şirketi vekili, kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının hasar tazminat talebinin fahiş olduğunu, aracın onarımının kasko sigortacısı .... AŞ tarafından yapılarak davacıya teslim edildiğini, hasar ödemesinin 26.10.2022 tarihinde 25.022,24 TL kasko sigortacısı .... AŞ'nin müvekkil sigorta şirketine rucü talebi ile kasko sigortacısına yapıldığını, değer kaybı tazminatının ise 01.10.2022 tarihinde 7.107 TL'nin ödendiğini, hasar bedlinin ödendiğini ve müvekkilinin başka herhangi bir yükümlüğünün kalmadığını, müvekkili şirketin ispatlanamayan söz konusu zararı tazminle mükellef olmadığını, değer kaybı ödemesinin yapıldığını, araç mahrumiyeti talebinin ZMMS teminatı dışında kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar ... ve ...'e usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sigorta şirketine ZMM sigortası ile sigortalı olan araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının 35.000,00TL olduğu, davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 7.107,00 TL değer kaybı ödemesinin mahsubuyla kalan miktarın 27.893,00 TL olduğu, dava konusu aracın makul onarım süresinin 15 gün olacağı, bu süre için araç mahrumiyet bedelinin 4.500,00 TL olabileceği, her ne kadar hasar fark bedeli talep edilmiş ise de; aracın onarımının yetkili serviste orjinal parçalar kullanılarak gerçekleştirildiği, davacının onarıma yönelik herhangi bir ücret ödemediği bu suretle davacının aracının orjinal parçalarla onarımının sağlanarak gerçek zararının giderilmiş olması nedeniyle, ödeme yapan sigorta şirketi ile servis arasındaki iskonto oranının gerçek zarar tamamen giderildiğinden istenemeyeceğinden bu yöndeki talebin reddi gerektiği, değer kaybı zararının sigorta teminatı kapsamında olduğu ve davacıya ait aracın hususi kullanım amacı olduğundan hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesi gerektiinden, davanın kısmen kabulü ile, davacı vekilinin bakiye hasar bedeli alacağı talebinin reddine; 27.893,00 TL değer kaybının davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 29.07.2022 tarihinden davalı sigorta yönünden sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere sigorta şirketine başvuru tarihinden (09.09.2022) 8 iş günü sonrasından itibaren işleyecek yasal faiz ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4.500,00 TL araç mahrumiyet bedelinin davalılar ... ve ...' den kaza tarihi olan 29.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile alınarak alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı Davacı vekili ve Davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, alacağın davalı sigorta şirketinden tahsil edilirken temerrüt tarihi olan 09.09.2022 tarihinden 8 iş günü sonrasından itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili kararının hatalı olduğunu, davacının araç değer kaybı ve hasar fark bedeli alacaklarının ödenmesi için davalı sigorta şirketine Kep üzerinden 09.09.2022 tarihinde başvuru yapıldığı, davalı sigorta şirketinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek 19.09.2022 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü ve avans faizinden sorumlu hale geldiğini, sigortacı, poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın, tespit edilen hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olduğunu, hasar bedeli tespit edilirken, sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb. nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılması davacı zarar göreni bağlamayacak olup, iskonto indirimi yapılmaksızın aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle meydana gelen gerçek zararın tespiti gerektiğini, kaza neticesinde davacıya ait araçta iskontosuz KDV hariç 24.947,40-TL tutarında maddi hasar meydana geldiği, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanmadan tespit edilen hasar bedeline KDV de dahil edildiğinde araçta 29.437,93-TL maddi hasar olduğu, davalı ... . Şirketi tarafından hasar bedeline ilişkin yapılan 25.022,24-TL ödeme mahsup edildiğinde 4.415,69-TL bakiye hasar bedelinin bulunduğu ve gerçek zarar kapsamında bu bedelin davacıya ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, müvekkillerinin arabuluculuk sürecine dahil edilmediği, arabuluculuk süreci yalnızca sigorta şirketi ile yürütüldüğü, müvekkillerinin arabuluculuk sürecine dahil edilmediği halde arabuluculuk ücretinden de sorumlu tutulduklarını, arabuluculuk dava şartı olduğundan davalılar açısından davanın reddi gerektiğini, davanın kısmi dava olarak açılması da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının aracında meydana gelen değer kaybı zararının da sigorta teminatı kapsamında olduğunu, onarımın da yine sigorta tarafından yapıldığından müvekkillerinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, vekalet ücreti, arabuluculuk ücreti ve yargılama giderleri konusunda da kararın hatalı olduğunu belirtmiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle bakiye onarım ve değer kaybı bedeli ile araç mahrumiyet zararının karşı araç işleteni, sürücüsü ve ZMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan zarardan davalı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 22.2.2012 tarih ve 2011/17-787 E. - 2012/92 K., Yargıtay 17. HD' nın 20/05/2013 tairh ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. sayılı ilamları) Zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerinde olup, sigorta şirketinin zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. KTK m. 99 gereği ve KZMSS B.2 “Tazminat ve giderlerin ödenmesi” “2.1. Sigortacı; hak sahibinin, kaza veya zararın tespit edilebilmesi için gerekli tüm belgeleri sigortacının merkez veya şubelerinden birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde tazminatı hak sahibine öder, "hükmüne göre sigorta şirketine 09.09.2022 tarihinde davacı tarafından başvurulduğu ve mahkemece bu tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren sigorta şirketinin temerrüde düştüğü ve uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanıp, aracın kullanım şeklinin hususi olduğu gerekçesiyle asıl alacağa yasal faiz işletilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı, gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren işletenler hem de ZMSS şirketi sorumludur. Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlüdür. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih ve 2011/4075 E. - 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih ve 2015/17481 E. - 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih ve 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih ve 2014/4531 E. 2014/3704 K. sayılı ilamları ) Somut olayda, davacının aracının onarımını yaptıran sigorta şirketinin davalı ZMMS sigortacısı değil; davacının kasko sigortacısı .... A.Ş olduğu, ayrıca aracın onarımının yetkili serviste orjinal parçalar kullanılarak gerçekleştirildiği, davacının onarıma yönelik herhangi bir ücret ödemediği bu suretle davacının aracının orjinal parçalarla onarımının sağlanarak gerçek zararının giderilmiş olması nedeniyle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf istinafının da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur hasar ve değer kaybının anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, hasarın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmış olmasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Diğer taraftan, davacı tarafça davadan önce davalı sigorta şirketine 2918 Sayılı Kanunun 97.maddesi gereğince başvuru yapıldığı davacının da kabulünde olduğuna göre bu durumda ayrıca 6325 Sayılı Yasanın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurma şartı aranmadığı halde bu yola başvurmuş olması karşısında arabuluculuk ücretinin ve arabuluculuk vekalet ücretinin davalılara yükletilmesinin doğru olmadığı, ancak davalı sigorta şirketince istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle bu konuda davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, davalı gerçek kişilerin bu yöndeki istinaf istemi yerinde bulunarak, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/02/2024 tarih 2022/1149 Esas 2024/171 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; -Davanın KISMEN KABULÜ İLE, -27.893,00 TL değer kaybının davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 29.07.2022 tarihinden davalı sigorta yönünden (sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere) sigorta şirketine başvuru tarihinden (09.09.2022) 8 iş günü sonrasından itibaren işleyecek yasal faiz ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -4.500,00 TL araç mahrumiyet bedelinin davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 29.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile alınarak alınarak davacıya verilmesine, -Davacının bakiye hasar bedeli talebinin REDDİNE; -Kabul edilen miktar üzerinden alınması gerekli 2.212,76 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı toplamından oluşan 695,24 TL harcın mahsubu ile 1.517,52 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, -Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -Davalı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 3.742,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, -Davacı tarafça yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 peşin harç, 614,54 TL tamamlama harcı, 1.274,90 TL keşif harcı, 1.500,00 TL araç ücreti, 3.500,00 TL iki bilirkişi ücreti ile 920,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri ile toplamından oluşan 7.970,84 TL yargılama giderinden 7.145,41 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, -Davalı sigorta şirketi tarafından istinaf yoluna başvurulmadığından davacı lehine oluşan usuli müktesap hak dikkate alınarak AAÜT 16/2-c gereğince, arabuluculuk vekalet ücreti 2.400 TL'nin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, -Davalı sigorta şirketi tarafından istinaf yoluna başvurulmadığından davacı lehine oluşan usuli müktesap hak dikkate alınarak 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı sigorta şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf yoluna başvuran davalılar ... ve ... vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 7-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar ... ve ... tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ve 260,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.429,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 16/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/724, K. 2026/1641, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-724-e-2026-1641-k-4fd412929787