Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/932 E. 2026/1503 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/932
- Karar No
- 2026/1503
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/932 KARAR NO : 2026/1503
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.03.2024 NUMARASI : 2022/926 E. - 2024/192 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02.10.2026
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.03.2024 tarih 2022/926 E. - 2024/192 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 15.08.2022 tarihinde ...'a ait onun sevk ve iradesindeki ... plakalı aracın, müvekkili ...'e ve kendi sevk ve idaresindeki .... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın İstanbul ili, Beykoz ilçesi ....Caddesi üzerinde meydana geldiğini, müvekkilinin trafik kurallarına uygun bir şekilde ilerlerken, yolun durumuna uygun olarak yavaşladığı sırada takip mesafesini korumayan sigortalı araç sürücüsünün müvekkilinin aracına arkadan çarpması neticesinde gerçekleştiğini, işbu davanın 1 no'lu davalı ...'a kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü, araç sahibi ve işleteni sıfatıyla, 2 no'lu davalı.... A.Ş.'ye 07.04.2022 - 07.04.2023 tarihleri arasında geçerli olan 295572848 poliçe no’lu ZMMS poliçesi nedeniyle yönetildiğini, TTK m.4, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, Asliye Ticaret Mahkemelerinin işbu davada görevli olduğunu, HMK’ya göre özel kanun niteliğinde olan KTK ve sigorta poliçesi genel koşullarına uygun olarak; İzmir’de davalı sigorta şirketinin şubesinin bulunması nedeniyle İzmir Mahkemelerinin görülen davada yetkili olduğunu, dava açılmadan evvel arabuluculuk yoluna gidildiğini, dava şartının yerine getirildiğini fakat anlaşma sağlanamadığını, müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası brüt hasar, Almanya’da bulunan .....Motorlu Araç Bilirkişi Bürosu tarafından düzenlenen 31.08.2022 tarihli bilirkişi raporu ile KDV dahil 8.475,70 EUR, müvekkili aracının rayiç değerinin 12.000,00 EUR, hurda değerinin ise 2.700,00 EUR olarak tespit edildiğini, bu durumda aracın tamir edilmesinin daha ekonomik olduğu kabul edilerek, müvekkili nezdinde gerçekleşen gerçek zarar tamirat bedeli olan 8.475,70 EUR olarak belirlendiğini,... A.Ş.'nin davalı ZMMS sıfatıyla zarar görene gerçek zararını ödemek zorunda olduğundan, hasar bedeline yansıyacak KDV miktarı da ödenmek zorunda olduğunu, müvekkilinin daimi ikametgâhı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında müvekkilinin zararı gidermek için yabancı para üzerinden harcama yapacağının da kabulünün gerektiğini, bu durumda müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı zararının da Euro üzerinden hesaplanması ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, müvekkili adına davalı sigorta şirketine KEP üzerinden yapılan hasar ihbarının ... A.Ş.'ye 04.10.2022 tarihinde teslim edildiğini, hasar ihbarının davalı .... A.Ş.'ye 09.10.2022 tarihinde yapıldığının kabulünün gerektiğini, KTK m.99 hükmü uyarınca, davalı .... A.Ş. ödemekle yükümlü olduğu zarar miktarı bakımından ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonu olan 20.10.2022 tarihinden itibaren temerrüt (yasal) faizine hükmolunması gerektiğini, müvekkili tarafından ödenen yurtdışı bilirkişi ücretinin yargılama giderlerinden sayılarak davalılara yükletilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne; hasar bedelinden oluşan 8.475,70 EUR maddi tazminatın 1 nolu davalıdan kaza tarihi olan 15.08.2022 tarihinden, 2 nolu davalı sigorta şirketinden temerrüde düştüğü 20.10.2022 tarihinden itibaren (ZMMS poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, müvekkilinin bilirkişi ücreti olarak ödediği 992,22 EUR’nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk lirası olarak yargılama giderleri ile birlikte davalı taraflara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı sigorta şirketi vekili, davanın zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin ve davacı tarafın delillerinin taraflarına tebliğinin talep edildiği, müvekkili şirketin ticari merkezi itibariyle söz konusu davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, işbu davanın öncelikle yetkili İstanbul Anadolu Mahkemelerine gönderilmesinin talep edildiği, davacı tarafın, araç hasarı zararı yönünden talep konusunu belirlediği ve fakat davasını yine de belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın dava konusu tamamen ve açık şekilde belirli olduğunu iddia etmesine rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğu, huzurdaki davanın usulden reddinin talep edildiği, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğu, müvekkili şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limiti ise kaza tarihi itibariyle araç başına 100.000,00 TL olduğu, ZMSS Sigortası Genel Şartları'na göre yabancı plakalı araçların değer kaybı taleplerinin poliçe teminatı dışında olduğu, somut uyuşmazlıkta, yabancı plakalı aracın hasarı karşılanmış olup sigorta poliçesi üzerinden tazmin edilebilecek başka bir tazminat kalemi bulunmadığı, davacıya ait aracın davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının tespitinin talep edildiği, davaya konu edilen aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağı için belirtilen hususların tespitinin ve netice olarak davanın reddinin talep edildiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla araç hasarı talebine ilişkin karşı yanın yokluklarında aldırmış olduğu tespit raporu veya faturalar varsa bunun kabulünün mümkün olmadığı, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanın avans faiz talebine itiraz edildiği belirtilerek, zamanaşımına uğramış davanın reddine, yetkisiz mahkemede dava açıldığından davanın reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, hasar tazminatı ve değer kaybı taleplerinin öncelikle usulden reddine, aksi halde cevap dilekçesinde belirttikleri ve re'sen gözetilecek nedenlerle esastan reddine, TTK. Md. 1447 kapsamında hasar ile beyanın uyumlu olup olmadığının araştırılmasına, ret taleplerinin kabul edilmemesi halinde; kabul anlamına gelmemek kaydı ile araç hasarı ve değer kaybı talepleri yönünden yukarıda belirtildiği gibi bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, arabuluculuk sürecindeki temsile ilişkin vekalet ücretinin reddine, talebin kabulü halinde, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, dava konusu kazanın İstanbul ili Beykoz ilçesinde gerçekleştiği, yine sigorta poliçesinin İstanbul ilinde faaliyet gösteren bir acente aracılığı ile tanzim edildiği, diğer davalı sigorta şirketinin genel merkezinin de İstanbul'da bulunduğu, dolayısı ile davada İzmir ili mahkemeleri değil, İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemelerinin yetkili olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan davacının müvekkilinden habersiz olarak hazırlattığı ekspertiz raporu incelendiğinde kazadan kaynaklı olarak davacının aracında ön tampon hasarı, arka kaput deformasyonu, sol arka far kırığı, sol arka yan duvarın içe göçmesi, arka panelde sac yamulması olduğu ve arka park sensörlerinin hasar gördüğünün iddia edildiği, iddia edilen bu altı kalem hasarın, kaza ile uyumlu olmadığı, bu kazanın arkadan düşük hızla çarpma ile gerçekleşen basit bir kaza olduğu, gerek davacı tarafından sunulan kaza anından sonra çekilmiş fotoğraflar, gerekse dilekçe ekinde sunulan fotoğraflar incelendiğinde davacının aracında meydana gelen hasarın aracın arka tamponunun sol kısmında gerçekleşen ve basit müdahaleler ile giderilebilecek hasarlar olduğunun görüldüğü, kazada aracın sadece arka tamponunda göçük meydana geldiği ve bu hasarın herhangi bir tamircide cüzi bir miktara tamir edilebilecek kadar düşük maliyetli bir hasar olduğu, müvekkilinin, tesadüfen kaza yerinin hemen karşısına denk gelen boyasız göçük onarım merkezinde aracın hızlıca tamir edilmesi için davacıya teklifte bulunduğu, davacının rahat hissetmesi için de tutanağı tanzim eden polis memurunu olay yerine bizzat kendisi çağırdığı, davacının bu tekliflerin tamamını reddettiği, aracı Almanya'da tamir ettireceğini beyan ettiği ve tutanak tanziminden sonra olay yerinden uzaklaştığı, daha sonra ise fahiş miktarlı fatura ile müvekkiline karşı bu davayı açtığı, davacının kötüniyetli olduğu, araçta daha önceden mevcut olan veya kaza sonrasında oluşup kazayla ilgili olmayan hasarları müvekkiline yüklemeye çalıştığı, dosyaya sunulu eksper raporunda davacının aracının piyasa değerinin 12.000 Euro olduğunun belirtildiği, kaza nedeni ile oluştuğu iddia edilen zararların tamir maliyetinin ise 8.475,50 Euro olarak belirtildiği, aracın bedelinin %70'ine denk gelen bir tamir masrafı oluşturacak nitelikte bir hasardan sonra binlerce kilometre yol kat edebilecek durumda Türkiye'den Almanya'ya gidebileceğini iddia etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının Türkiye'deyken araçtaki hasarları mahkemeye başvurarak tespit ettirmediği, kim olduğu bilinmeyen yurtdışındaki bir ekspertizciden rapor aldığı, bu ekspertiz raporunun kabulünün mümkün olmadığı, her ne kadar arabuculuk kanununda toplantıya katılmayan tarafın yargılama giderinin tamamından sorumlu olacağı hususu düzenlenmiş ise de müvekkilinin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen bu davaya diğer davalı sigorta şirketi yönünden ticari bir iş olduğundan bahisle dahil edildiği, müvekkili yönünden asıl görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan kendisi ile ilgili zorunlu arabuluculuk süreci işletilmesine gerek olmadığı kazanın kaygan zemin nedeni ile yoldaki çukurun da etkisiyle meydana gelmiş olduğundan olayda yol bakım sorumlusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin de sorumlu olup olmadığı hususunun bilirkişi raporunda irdelenmesinin talep edildiği, davacı tarafın zararın tamamının kendisi tarafından karşılandığını iddia ederek bu davayı açmış ise de oluşan zararların Almanya'da düzenlenmiş bir kasko poliçesi ile teminat altına alınmış olması, davacıya da iddia ettiği zarar kalemleri nedeni ile ödeme yapılmış olmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bu nedenle davacının sahibi olduğu ... plakalı, ... şasi numaralı aracın 15.08.2022 tarihini kapsayan bir sigorta poliçesinin bulunup bulunmadığı, var ise bu sigorta poliçesinin .... plakalı aracın yurt dışında karıştığı kazaları teminat altına alıp almadığı, ''.... Berlin'' adresinde faaliyet gösteren '.... '' telefon numaralı .... Motorlu Araç Bilirkişi Bürosu tarafından düzenlenen ve 230822/204 sayı 31.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda sözü edilen hasarlar için 1 ve 2 numaralı başlıklar altında tespit edilen sigorta şirketi/şirketlerince ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarında gerekirse istinabe yolu ile bilgi alınmasının talep edildiği, müvekkilinin 32 yaşında bekçilik mesleğini icra eden maaşlı bir kişi olduğu, hayattaki tek mal varlığının bir adet aracı olduğu, davacının, küçük bir tamirat ile onarılabilecek kadar basit hasarların olduğu bir kazada müvekkilinden neredeyse hayattaki tek malvarlığını talep ettiği, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının taleplerinin yerinde bulunduğu durumda müvekkili aleyhine fiili ödeme tarihindeki Euro kuru üzerinden hüküm kurulmasının ekonomik mahvına sebep olabilecek nitelikte olduğu, bu nedenle her iki tarafın mülkiyet hakkı arasında adil bir dengeleme oluşması ve dava kabul edilecekse bile hükmedilecek tazminatın TL üzerinden olması ve faizin de yasal faizi aşmaması gerektiği belirtilerek öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemeleri olduğunun tespitine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yukarıda oluş şekli belirtilen davaya konu trafik kazasından kaynaklı davacı aracında toplamda 8.475,70 Euro hasar meydana geldiği, aracın kazadan evvelki ikinci el piyasa rayiç değerinin 12.000,00 Euro olduğu yönünde bilirkişi görüşü dikkate alındığında araçtaki hasarın araç değerinin % 50'sini aştığından aracın pert olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda istem konusu edilen husus gerçek zararın giderilmesine yönelik olduğundan davacının da gerçek zararının belirtilen hususlar göz önüne alındığında gerçek zarar sovtaj değeri ile rayiç değer arası fark olduğundan dosya kapsamına göre kazadan evvel ikinci el rayiç değeri olan 12.000,00 euro'dan bilirkişi tarafından yapılan tespite istinaden 2.700,00 euro sovtaj bedeli düşülmesi ile davacının gerçek zararının 6.800,00 euro olacağı, her ne kadar davacı tarafça sovtaj değerinin daha düşük olması gerektiği belirtilmiş ise de davacı yanca ibraz edilen belgelerde araç değeri 2.700,00 euro olarak gösterilmiş ise de gösterilen belgelerdeki alım teklifine yönelik başkaca herhangi bir belge bulunmadığı, bu nedenle araçtaki hasar göz önüne alınmakla birikişi tarafından belirlenen sovtaj değerinin yerinde olduğu, dolayısıyla bu yönlerden davacı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davacı nezdinde oluşan 6.800,00 Euro gerçek hasar bedelinden davalı sigortanın 2918 sayılı yasanın 91. maddesi gereği, davalı ....'ın ise 6098 sayılı yasanın 52 vd maddeleri gereği sorumlu olacağı gibi davalı sürücü ....'ın sorumluluğunun olay tarihi itibariyle oluşacağından bu tarih itibari ile adı geçen davalının temerrüte düşeceği, davalı sigortanın ise kendisine yapılan başvuruya 8 iş günü içerisinde cevap verilmemekle birlikte 20/10/2022 tarihi itibariyle temerrüte düşeceği anlaşılmakla açılı davanın kısmen kabulüne yönelik karar vermek gerekmiş ayrıca yukarıda belirtildiği şekilde davacı zararı yargılama sonucu ortaya çıktığından davadan evvel davacı yanın harici ekspertiz incelemesi yaptırmasında hukuki yararının bulunduğu, söz konusu ekspertiz ücretinin Almanya koşullarına göre makul olduğu yönündeki bilirkişi değerlendirmesine katılmakla birlikte ekspertiz ücreti olan 992,22 Euronun tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri olarak davalılardan tahsili bakımından da davacı talebinin yerinde olduğu, her ne kadar davacı vekili tarafından arabuluculuk görüşmeleri nedeniyle ayrıca vekalet ücreti talep edilmiş ise de 6325 sayılı yasadan kaynaklı arabuluculuk yönünden vekalet görevi nedeniyle verilen hizmetin vekil ile asil arasındaki avukatlık hizmeti nedeniyle belirlenen ücrete mahsus olduğu ve bu nedenle ücretin asil tarafından karşılanması gerektiği, bu tutarın iş bu davada verilen hizmet ilgi tutularak talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15/08/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı; davacı aracının uğradığı gerçek hasar tutarı olduğu anlaşılan 6.800,00 Euro'nun davalı....'tan olay tarihinden davalı ....dan ise temerrüt tarihi olarak belirtilen 20/10/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalılardan (davalı sigortanın bu tutarın 100.000,00 TL'sinden sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili aracının hurda değerinin kaza tarihi itibari ile ve Alman rayiç değerine göre belirlenmesi gerektiğini, bu değerlendirme doğru bir şekilde yapıldığında müvekkiline ait aracın, tamirinin ekonomik olacağının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili aracında meydana gelen zararın tespiti amacıyla 31.08.2022 tarihli yurt dışı bilirkişi raporu ile müvekkil aracının rayiç değerinin 12.000,00 Euro olarak tespit edildiğini, hurda değeri bakımındansa Almanya'da bu hususta çalışan firmalardan teklifler alındığını, bu tekliflerin en yükseği dikkate alınarak gerçek zararın tazmini talep edildiğini, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi tarafından ise rapor tarihi itibari ile denetime elverişsiz bir şekilde müvekkiline ait aracın, hurda değerinin fahiş bir değerde belirlendiğini, bu raporların hükme esas alındığını ve hurda değerinin hatalı belirlenmesi sonucu tamiratın ekonomik olmadığı yönünde hatalı hüküm tesis edildiğini, hurda değeri doğru bir şekilde değerlendirildikten sonra rayiç değerden hurda değeri düşüldüğünde bulunacak gerçek zarar miktarı, hasar miktarından büyük olacağından tamiratın ekonomik olduğu kanaatine varılması gerektiğini, müvekkiline ait aracın hurda değeri hatalı belirlendiğinden tamirin ekonomik olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemece müvekkiline ait aracın rayiç değeri, kaza sonrası araçta meydana gelen hasar miktarı ve kazada tarafların kusur durumları doğru bir şekilde belirlenmiş olup bu tespitlere bir itirazları bulunmadığını, davanın hatalı hurda değeri tespiti nedeniyle kısmi kabul edilmesi sonucunda tarafları aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin kaldırılması gerektiğini, davanın tam kabulüne karar verilmesi, reddedilen kısım için karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılması ve yurtdışı ekspertiz ücreti olan 992,22 Euro bedelin yargılama giderinden sayılarak fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiğini, davalı sigortanın yabancı para borcundan sorumluluğu yönünden kanunda düzenlenmiş bir istisna bulunmadığından, sigorta teminatının temerrüt tarihindeki karşılığından sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili, yerel mahkeme kararının hukuk ve adalet ile bağdaşır hiç bir yanı olmadığını, açık ve net bir şekilde hataya düşerek davacının haksız talebinin kabul edildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, Türkiye'de en fazla 20.000-TL'ye tamir edilecek basit tampon hasarı için Almanya'da güvenilirliği şüpheli bir firmadan özel bir ekspertiz raporu aldığını, kaza ile asla bağdaşmayan ekspertiz raporuna dayanarak dava açtığını mahkeme bilirkişisinin de bu raporu esas alarak rapor sunduğunu, kararın bu şekilde verildiğini, davacının hiç bir surette Türkiye'de veya Almanya'da araçtaki hasar için mahkeme tespiti yaptırmadığını, onarıma dair tek bir fatura sunmadığını, aracın gerçekte tamir edilip edilmediğinin de belli olmadığını, karara dayanak teşkil eden Almanya özel ekspertiz raporu ve mahkeme bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yolun bozuk olması nedeniyle müvekkilinin aracına hakim olamadığını ve arkadan hafif bir şekilde davacının aracına çarptığını, bu çarpma sonucunda davacı aracının arka tamponunda küçük bir hasar meydana geldiğini, aracın önünde, yanında hiç bir hasar olmadığını, buna rağmen 31.08.2022 tarihli Almanya'da mukim ....Firması raporunda aracın pert olduğu sonucuna varıldığını, karara esas olan raporu hazırlayan bilirkişinin de bu firmanın yaptığı tespitlere tamamen uyduğunu, 31.08.2022 tarihli .... firması raporunun kaza ile uyumlu olmadığını, yoldaki çökmeyi gidermeyen ve kazanın oluşumuna yolaçan Karayolları İdaresinin müşterek kusurunun dikkate alınması gerektiğini, talepleri üzerine mahkemece, davacının Almanya'daki veya Türkiye'deki sigorta kurumlarından tahsilat yapıp yapmadığı yolunda araştırma yapılmasına karar verildiğini, ancak cevaplar gelmeden hüküm oluşturulduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kaza tarihindeki Euro bedeli üzerinden kararlaştırılması gerektiğini, mahkemece davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun fiili ödeme tarihindeki kura göre kararlaştırıldığını, davacının talebi yabancı para cinsinden olduğu için bu sorumluluğun kaza tarihindeki kur üzerinden belirlenmesi gerektiğini, 100.000-TL. kaza tarihinde ne kadar euro ediyorsa sorumluluğun da bu şekilde olması gerektiğini, aksi durumda müvekkili aleyhine, sigorta şirketi lehine adil olmayan karar oluşacağını, istinaf dairesinin ispatlanamayan kötüniyetli davanın tamamen reddine veya sömürüye yol açmayacak adil bir karara hükmetmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde olay tarihi olan 15 8 2022 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın müvekkiline ait ve kendisinin kullandığı ... plakalı araca arkadan çarparak maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkilinin aracını Almanya'da tamir ettirdiğini, hasar olarak KDV dahil 8.475,70 Euro alacağının bulunduğunu, aracın rayiç ikinci el değerinin 12.000 Euro olup hurda değerinin ise 2.700 Euro olduğunu tespit edildiğini belirterek bu bedelin davalılardan tahsilini, ayrıca yurt dışında yapılan 992,22 Euro yargılama giderinin de davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... zararın bu miktar olmadığını, talebin gerek kusur ve gerekse maddi bakımdan doğru belirtilmediğini, davanın reddini istediğini beyan etmiş, diğer davalı ... . A.Ş. ise sigortanın sorumluluğunun 100.000 lirayla sınırlı olduğunu, kusur oranını aşan bir tazminata hükmedilemeyeceğini, değer kaybına hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise aracın rayiç değerinin 12.000 Euro olduğu, ancak aracın tamir bedelinin 8475, 70 Euro olması nedeniyle araç değerinin % 50'sini aşan tamir masrafı gözetilerek aracın perte ayrılması gerektiğini, aracın sovtaj değerinin ise 5.200 Euro olup kalan gerçek zarar miktarının ise 6.800 Euro olduğunu, 992,22 Euro ekspertiz faturasının ise makul olduğunu tespit ettiklerini, ayrıca kazada arkadan çarpan davalının %100 kusurlu olduğunu belirtmişlerdir. Mahkemece verilen hükme davacı ... ile davalı ... istinaf talebinde bulunmuşlardır. Davacının istinaf talebinde aracın sovtaj devrine ilişkin tespitin yerinde olmadığı, hurda değerinin 5.200 Euro olmayıp en fazla 2.700 Euro olduğunu, mahkemenin bu tespitinin doğru olmadığını, gerçek zararın bu nedenle doğru tespit edilmediğini, aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini, ayrıca sigorta şirketinin sorumluluğunun temerrüt tarihi itibariyle Euro üzerinden belirlenmesi gerektiğini iddia ederek istinaf talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ise istinaf talebinde ekspertiz raporu ve mahkeme bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bu derece yüksek bir tamir masrafının bulunamayacağını, kara yollarının sorumluluğunun bulunduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. Tarafların istinaf talepleri incelendiğinde davacının sovtaj bedeline ilişkin iddiasının geçerli ve ispatlanabilir bir sebebinin bulunmadığı, teknik bilirkişinin yapmış olduğu tespitte de belirlendiği üzere aracın pert bedelinin 2700 Euro'dan fazla olacağı tespit edilmekle bu yöndeki itirazın reddine karar verilmiştir. Davacının davasının kısmen reddi nedeniyle aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi ve mahkeme kararında yer alan davalı sigortanın sorumluluğunun belirlenerek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesindeki faiz oranı uygulanarak ödeme tarihindeki kur karşılığının davalılardan tahsilinde hukuka aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf talebinin de reddi gerekmiştir. Davalı ...'ın istinaf talebinde de teknik yönden yapılan itirazların yerinde olmadığı, soruşturmanın mahkemece yapıldığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kaza tarihindeki euro üzerinden belirlenmesi talebinin ise yerinde olmadığı belirlenmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 8.849,57 TL'den peşin alınan 2.757,59 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.091,98 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı vekili ve davalı ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 02.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.