Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1527 E. 2025/61 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1527
Karar No
2025/61
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1527 - 2025/61 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 7. HUKUK DAİRESİ K A R A R

DOSYA NO : 2024/1527 KARAR NO : 2025/61

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/884 Değ. İş KARAR NO : 2024/884 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 23/10/2024 TALEP EDEN : ... VEKİLİ : ... KARŞI TARAF : 1 -... VEKİLİ : ... KARŞI TARAF : 2 -... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : İhtiyati Haciz B.A.M. KARAR TARİHİ : 30/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/02/2025 Talep eden tarafından, karşı taraf aleyhine ihtiyati haciz istenmesi üzerine yapılan değerlendirme sonunda mahalli mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Talep eden vekili talep dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan 01.10.2022 tarihli ...-Şehir Hastanesi Hafif Raylı Sistem Hattı İnşaat Ve Elektromekanik Sistemler Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşlemi St-Soz-004 Numaralı Hazır Beton Teminine İlişkin Tedarik Sözleşmesi uyarınca, karşı taraf adi ortaklığa beton temin edildiğini, sözleşmenin karşı tarafça Ankara 79. Noterliği’nin 04.09.2024 tarihli ve 22824 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız şekilde feshedildiğini, fatura ve irsaliyelerden anlaşılacağı üzere talep eden şirketin cari alacağının bulunduğunu, sözleşmeyi fesih gerekçesi olarak betonun kalitesinin düşük olduğunu öne sürmüşse de buna gerekçe olarak gösterdiği testler sırasında alınan numuneler hatalı şekilde alınmış olup esas alınmasının mümkün olmadığını, ayrıca taraflarınca delil tespiti için mahkemeye başvurulduğunu, analiz yaptırılmak üzere ilgili kuruma gönderildiğini, karşı taraf borcu ödememe gerekçesi olarak yapılacak testler sonrasında kırım masrafı vb. ortaya çıkabileceğini öne sürmüşse de dava tarihi itibariyle bu yönde bir test sonucu olmadığını, karşı tarafın iddia ettiği olası mahsup kalemlerinin yargılamaya muhtaç olduğunu, ancak talep eden şirketin tedarikini yaptığı beton nedeniyle alacağının sabit ve vadesinin gelmiş olduğunu, sözleşmenin 5.3. maddesi uyarınca teslim etmesi gereken çekleri teslim etmediği gibi peşin ödeme yapmaktan da imtina ettiğini, karşı tarafça gönderilen mail ile 26.03.2024 tarihi itibariyle 25.153.557,69.-TL borçlu oldukları konusunda mutabakat sağlandığını, bu tarihten sonra da beton tedariki devam etmiş olup kısmi ödemeler yapılmışsa da cari hesap bakiye 25.426.698,88.-TL’nin ödenmediğini bu tutar üzerinden ihtiyati hacze hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, temin edilen hazır beton ürünün kalitesinin düşük olduğu gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiği, talep eden 12.09.2024 tarihli noter ihtarnamesinde, karşı tarafın iddiaların kabul edilmediği, sözleşmenin feshinin haksız olduğu belirtilerek cari hesap bakiye 25.426.698,88.-TL alacağın tahsili istendiği, bu ihtarnameye cevaben karşı tarafça keşide edilen 18.09.2024 tarihli ihtarnamede ise, cari hesap alacağın tutarına, mevcudiyetine ya da muacceliyetine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmeksizin muhtemel zararları olabileceğinden bahisle mahsuplaşma haklarının bulunduğundan ödeme yapılmayacağını bildirdiği, taraflar arasındaki ticari ilişkide düzenlenen e fatura, sevk irsaliyelerin 3 adet klasör içinde sunulduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap bakiye ekstresinin ve hesap mutabakatına yönelik 27.03.2024 tarihli e-postanın dosyaya ibraz edildiği, karşı taraf teslim edilen ürünlerin kalitesi düşük ayıplı olduğundan bahisle zararının bulunduğunu ileri sürmüşse de, ihtarname içeriğinde hangi üründen ne kadar zararının bulunduğuna herhangi bir somut delil, belge ve bilgiye rastlanılmadığı gerekçesiyle yaklaşık ispatın gerçekleştiğinin kabulü ile %15 teminat mukabilinde 25.426.698,88.-TL alacağın temini bakımından borçluların malları ile alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiştir. Karşı taraf vekili ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde, beton kalitesi nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, carideki borcun yargılamayı gerektirdiğini, haciz kararının kaldırılmasına, kaldırılmaması halinde teminat tutarı kadar banka teminat mektubu veya nakit teminat yatırılması halinde ihtiyati haciz kararını kaldırılmasını talep etmiştir. Karşı taraf vekili 30/09/2024 tarihli dilekçesinde, beton kalitesinin sözleşmeye aykırı ve ayıplı olduğunun teknik incelemeler ile tespit edildiğini, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir. İtirazın duruşmalı incelenmesine karar verilmiş, 09/10/2024 tarihli ara kararla sözleşmeye konu betonu yüklenici borçlu adi ortaklığa tedarik eden alacaklı firma hakkında, Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı Alt Yapı Yatırımları Genel Müdürlüğünün "Beton İmalat Kalitesi" konulu 74491678-755.99/2138679 sayılı yazısında, betonun kabul edilebilir nitelikte olmadığından bu firmadan beton tedarikinin sonlandırılmasının istendiği, bunun üzerine borçlu tarafça sözleşmenin feshedildiği, ayıp hususunda birden fazla teknik incelemenin yapıldığı ve bir kısmının halen sonuçlanmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin m.7.9’da ise, “Satıcı, alıcıya teslim edilen hazır betonun modern teknoloji uygulanarak ve kontrolden geçirilerek standartlara ve siparişte öngörülen kalifikasyonlara tam olarak uyacak biçimde hazırlandığını kabul ve taahhüt eder. Satıcı tarafından bu standartlara uygun beton temin edilmemesi halinde alıcının doğmuş ve doğacak tüm zararlarını satıcı herhangi bir itirazi kayıt ileri sürmeksizin tazmin edecektir…zararlar satıcının alacaklarından mahsup edilebilecektir” şeklinde düzenlemesi bulunduğu, bu haliyle alacağın varlığı ve miktarı yargılamanın konusunu oluşturduğu, ihtiyati haciz noktasında yaklaşık ispat olgusu gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. Talep eden vekili istinaf dilekçesinde, talep eden şirketin cari alacağı bulunduğunu, tespit dosyasında İTÜ’den alınan bilirkişi raporunda beton kalitesinin TS EN 13791 standardında C30 /37 için verilen değerleri sağladığının tespit edildiğini, devam eden testlerde de aynı sonucun çıktığını, sözleşmenin feshinin ya da cari borcun ödenmemesinin haklı olduğunu destekleyecek delil sunulmadığını, betonun kalitesiz olduğu iddiasının asılsız olduğunu, yapılacak testler sonrasında kırım masrafı vb. ortaya çıkabileceğini öne sürmüşse de betonların sözleşmeye uygun olduğunun ortaya çıktığı, mahsup kalemleri bulunmadığını, yargılamaya muhtaç olduğu, talep edenin ise sabit ve vadesi gelmiş alacağı bulunduğu, sözleşmede 7 günde bir fatura düzenleneceği ve 7 gün içinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, yeni delil ortaya çıkmamasına rağmen mahkemenin kararını değiştirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Karşı taraf vekili istinafa cevap dilekçesinde, teslim edilen betonların sözleşme ve eki şartnamelerine uygun olmadığını, bu hususun iş sahibi tarafından ihtar edildiğini, 04/09/2024 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, standartlara uygun olmayan beton tespit edilmesi halinde betonların kırdırılacak ve ayıptan kaynaklı sorumluluğun ortaya çıkacağının cari kayda dayanarak ihtiyati haciz kararı almasının hukuk kaidelerine aykırılık teşkil ettiğini, talep edenin sözleşmede verdiği taahhütte zararların alacağından mahsup edilmesini kabul ettiğini, istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Talep ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. İhtiyati haczin şartları ve etkileri 2004 sayılı İİK’nun 257. ve devamı maddelerde düzenlemiş olup, 257. maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Somut olayda, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin sona erdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Talep eden bakiye iş bedelinin tahsilini temin bakımından ihtiyati haciz talep etmiş, karşı taraf ise işin ayıplı olarak meydana getirildiğini, sözleşme gereğince alacaklı olduğunu ileri sürmüştür Dosyanın geldiği aşama itibariyle davacı tarafın alacağın varlığı ve miktarına yönelik iddialarının yaklaşık olarak ispatı koşulunun sağlanmadığı, İİK'nın 258/1. maddesinde düzenlenen yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiği yönünde yeterli koşul bulunmadığı, bunların yanında, aleyhine ihtiyati haciz istenenin; borçlarından kurtulmak amacıyla mallarını gizleme, kaçırma çabası içerisinde olduğuna ilişkin somut bir bilgi ya da belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından mahkemece ihtiyati haczin kaldırılması kararında isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle talep eden vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden başvurunun esastan reddi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2024 tarih 2024/884 D.iş sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuru aşamasında harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, 4-Karar tebliğ işlemlerinin 7035 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 359/3 hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesince yapılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 30/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... Başkan ...

... Üye ...

... Üye ...

... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1527, K. 2025/61, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1527-e-2025-61-k-b8e307d364cb