Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1443 E. 2026/1756 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1443
Karar No
2026/1756
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1443 - 2026/1756 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1443 KARAR NO : 2026/1756 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2022 NUMARASI : 2021/355 E. - 2022/299 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/11/2022 Tarih ve 2021/355 Esas - 2022/299 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/12749 sayılı "şekil+... ..." ibareli marka başvurusuna davalı firmanın "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine müvekkilinin markasının reddediliğini, bu karara karşı yapılan itirazın da dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa taraf markalarının benzer olmadığını ileri sürerek, dava konusu YİDK kararının iptalini ve markanın tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilin ... ibareli seri markaları bulunduğunu, ... ibaresinin müvekkilin ticaret unvanı olduğunu, dava konusu markanın asıl unsurunun ... olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "Şekil+ ... ..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ibareli tescilli markaları arasında emtia benzerliği yanında işaretsel olarak ortak bazı harflerde bulunsa da markanın bütünselliği ilkesi de gözetilerek biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas, karıştırılma koşullarının oluşmadığı, davacı tarafın 2011/11198 sayılı önceki markasının müktesep hak oluşturduğunu ileri sürse de marka işaretleri benzer olmasına rağmen emtia benzerliği oluşmadığından müktesep hak koşulunun da oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2021-M-8058 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait ... ibareli markaların 35. sınıf da dahil olmak üzere birçok sınıfta tescilli olduğunu, müvekkile ait ... markasının T/03067 no ile tanınmış marka statüsünde bulunduğunu, itiraza konu 2020/12749 başvuru numaralı ... ... markasının da aynı şekilde 35. sınıfta tescil başvurusu bulunduğunu, marka müracaatının tüm sınıflardaki tüm emtia yönünden tamamen reddi gerektiğini, markada kullanılan “...” ve “...” ibarelerinin itiraza konu markanın esaslı unsurunu oluşturan ... kelimesini vurgulamak amaçlı kullanılmış olup, markada bu ibarelerin herhangi bir ayırt edicilik vasfı bulunmadığını, itiraz edilen “...” esas unsurlu markaya, esas unsura hiçbir etkisi olmayan yan unsurlar eklenerek, müvekkiline ait “...” markası arasındaki ayniyet ortadan kaldırılmaya çalışıldığını, ancak yan unsurların eklenmesinin iltibası ortadan kaldırmadığını, taraf markalarının kapsamındaki mal/hizmetlerin de SMK'nın 6/1. maddesi anlamında aynı/aynı tür/benzer olması karşısında taraflara ait ürünlerin aynı tüketici kesimine yan yana raflarda sunulacağı dikkate alındığında itiraza konu markanın müvekkilin tanınmış tescilli markalarına olan benzerliği ve davacı markasının ayırt edici niteliğe haiz olmaması nedeniyle, müvekkile ait bir alt marka, bir seri marka olarak algılanması kaçınılmaz olacağını, emsal kararlar bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların gerçekleştiğini, “...” ibaresinin markada baskın bir şekilde ilk okunan ve algılanan unsur olduğunu, başvuru markasında yer alan mallarla itiraza mesnet markaların kapsamında bulunan malların/hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu ve aralarında iltibas ihtimalinin bulunduğunu, “...” kelimesine “-...” ve “...” ibareleri eklenmek suretiyle davacı tarafından oluşturulmuş olan “... ...” ibaresi, önceki tarihte başvurusu yapılmış olan “...” ortak ibareli davalı markalarından farklılaştırmaya yetmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının "şekil+... ..."" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasından sonra davalı tarafça mesnet "..." markalarına dayalı olarak yapılan itiraz sonucunda başvurunun reddine karar verildiği, bu karara yönelik olarak davacının itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davacının başvurusuna konu markası ile davalının itirazına mesnet markası arasında, somut uyuşmazlıkta başvuru kapsamından çıkarılan emtia yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacının başvurusuna konu ibarenin "Şekil+ ... ..." olduğu, başvuru konusu ibarede karşılaştırmada esas alınacak ibarenin "..." olduğu, zira "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, davalının markasının da "..." esas ibaresinden oluştuğu, bu itibarla taraf markalarında karşılaştırılacak ibarelerin aynı olduğu, "..." ibaresinin başvuru kapsamından çıkarılan dava konusu 35. Sınıf emtia için zayıf bir ibare olarak da nitelendirilemeyeceği, zira "..." ibaresinin, bir etken madde adı ya da tanımlayıcı bir ibare olmadığı, taraf markalarının asli unsuru aynı kelimeden oluştuğundan, tüketici kitlesi daha bilinçli ve dikkatli olsa dahi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğunun, en azından dava konusu başvurunun, redde mesnet markaların serisi arasına gireceğinin ve tüketicilerce markaların ilişkilendirileceğinin kabulü gerektiği, bu nedenle de tarafların markalarının görsel, anlamsal ve işitsel olarak benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığı kanaatine varılmıştır. Ancak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davalının itirazına mesnet markaları ile davacının başvurusunun kapsamında bulunan ve çıkarılan emtianın benzer olduğu, zira karşılaştırılan malların dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunduğu için davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Diğer yandan ilk derece mahkemesince davacı tarafın 2011/11198 sayılı önceki markasının, markalar arasında emtia benzerliği oluşmadığından müktesep hak sağlamayacağı yerinde olarak belirlenmiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/11/2022 gün ve 2021/355 Esas - 2022/299 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yatırılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 7-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istinaf aşamasında yatırılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı giderinin davacıdan alınarak davalı Türk Patent ve Marka Kurumuna verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1443, K. 2026/1756, T. 30.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1443-e-2026-1756-k-69330b0221ff