Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1382 E. 2026/880 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1382
Karar No
2026/880
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1382 KARAR NO : 2026/880

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Sigorta Tazminatı

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ :11/06/2026

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; 11.08.2021 tarihinde müvekkil şirkete ait olan ancak .... İşler Daire Başkanlığı personeli tarafından ihale kapsamında kullanılan; davalı tarafından kaskosu yapılan ... plaka numaralı aracın alınan iş kapsamında şoförü tarafından kullanılırken aracın altının fark edilmeyen ancak yolda bulunan bir yükseltiye çarptığını, araç kullanıcısının gelen çarpma sesi üzerine aracı çekici ile sorununun anlaşılması ve tamiri için servise götürdüğünü, serviste aracın kartel kısmının sert bir cisme çarptığı için büküldüğünü ve de bu durumda aracın motoruna yağ gitmediği tespitinde bulunulduğunu, sadece kartel kısmı ve yağ gitmeyen kısımların tamiri yapılarak araç teslim edildiğini, bu sebeple sadece kartel kısmındaki hasar tespit edildiğini ve davalı tarafından yalnızca bu ödendiğini, her ne kadar bu kazaya ilişkin eksper raporu alınmış olsa da eksper kontrolünde motora bakıldığını ancak durumun eksper raporuna geçirilmediğini, sadece aracın aldığı hasarların rapora geçirilebildiği müvekkili şirkete bildirildiğini, ancak Diyarbakır ... yetkili bayisinin düzenlediği tutanaktan da anlaşılacağı üzere aracın alt kartel kısmının almış olduğu darbe sonucunda süzgecin tıkanmasından dolayı motor onarımının uygun görüldüğünü ve aracın onarılması için yetkili servise 24.12.2021 tarihinde teslim edildiğini, aracın yaklaşık 3 ay serviste kaldığını, uygun görülen motor onarımı için ise aracın kaskolu olmasına rağmen müvekkili şirket tarafından ... TL ödeme yapıldığını, davalı sigorta şirketine 15.04.2022 tarihinde ... aracılığı ile başvuru da bulunmasına rağmen davalı tarafından başvuruya bir cevap verilmediğini iddia ederek ... TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın yetkili ve görevli mahkemede ikame olunmadığını, ... Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı arabuluculuk kurumuna başvurmadığını huzurdaki dava, dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sigortalı araçta meydana gelen hasarı tamamen karşılamış olduğunu, müvekkili şirkete yapılan başvuru neticesinde incelemelere başlandığını ve ekspertiz raporu uyarınca sigortalı araçta tespit edilen ... TL hasar bedelinin 04.10.2021 tarihinde ödendiğini, muafiyete ilişkin özel şartın dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin kdv tutarından sorumlu olmadığını, davacının faiz taleplerinin kabul edilemez olduğunu, davanın öncelikle işin esasına girilmeksizin usuli nedenler ile reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davacıya yapılan gerçek zarar bedelinde ödemeyle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacıya ait ... plaka sayılı araç davalı şirketin13/05/2021 başlangıç 13/05/2022 bitiş tarihli kasko sigorta poliçesi ile davalı sigorta şirketince kaskolandığı, söz konusu aracın 15/04/2022 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda hasara uğramış olduğu, aldırılan 01/02/2023 tarihli makine mühendisinin düzenlediği bilirkişi raporuna göre ... TL hasarın olduğu, raporun denetime elverişli olduğu ve bu bedelin tamamının davacı tarafından davalı sigorta şirketinden talep edebileceği gerekçesiyle davanın davanın kabulü ile, ... TL'nin 31/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun ek madde 6 uyarınca sigorta alacaklarında alacağın devrinin yasaklandığını, mahkeme kapsamına sunulan alacağın devrine dair sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunu, bilirkişi raporu tespitlerine itibar edilmemesi gerektiğini, araç üzerinde yapılacak fiziken inceleme ile yeniden rapor tesisi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, müvekkili şirket kdv tutarından sorumlu olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; *Davacıya ait ... plaka sayılı aracın 13/05/2021-1305/2022 tarihlerini kapsar şekilde Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile davalı ... Şirketi nezdinde sigortalı olduğu, *11/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle hasarlanan davacıya ait aracın davalı ... Şirketi tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde 11/08/2021 tarihli ekspertiz raporunda Motor yağ karteri, karter contası ve motor yağının değiştirildiği ve dava konusu aracın onarımı için ...TL (KDV Hariç) tutarında bir ücret olduğu tespit edilmiş, tedarikçi firmaya ödenecek tutar düşülmek suretiyle davacıya ... TL ödeme yapıldığı, dava konusu aracın ekspertiz incelemesinden sonra bir kilometreden fazla yol yapmadan motorunun yatak sarması nedeniyle yetkili servise götürlerek tamirinin yapıldığı ve davacını ... TL ödeme yaptığı ve fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak yapılan tamir masrafına ilişkin ... TL’nin davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açtığı, * Yargılama esnasında Diyarbakır 1. Noterliğinin 06/06/2023 tarihli ve ... yevniye numaralı "Alacağın Devri" başlıklı sözleşme ile davacının eldeki dosya alacağını ve ferilerini ...'a devrettiği anlaşılmaktadır. Hukuki bir işlem (tasarrufi işlem) olan alacağın temliki sonrasında alacak üçüncü kişiye intikal etmektedir. Bu andan itibaren üçüncü kişi, borçlu karşısında alacaklı sıfatını kazanmaktadır. Niteliği itibariyle alacağın temliki, alacaklının tasarruf işlemidir. Temlik, alacağın tamamı için yapılabileceği gibi bir kısmı için de yapılabilir (somut olaydaki gibi). Tam temlikte alacağın aslı ve fer’ileri temlik alana geçmekte olup alacaklı borç ilişkisinde taraf olmaktan çıkar. Kısmi temlikte ise, temlik edilen asıl alacak ve bu oranda fer’ilerinin temlik alana geçmesi söz konusudur. Temlik edilmeyen kısım itibariyle borçlunun temlik eden alacaklıya karşı sorumluluğu devam eder. Temlik alan, temliki ve alacağın varlığını ispat ederek borçludan talepte bulunur. Temlik ile birlikte temlik alan, alacağın aslı ve fer’ileriyle birlikte, alacağa bağlı rüçhan haklarını da iktisap eder. Dolayısıyla temliğe konu alacak itibariyle dava ve takip hakkı da temlik alana geçer. Alacağın temlikinde esasen borç değişmez, sadece onu talep edecek taraf değişmiş olur. 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na eklenen Ek Madde 6 hükmü aynen; "(1) Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a) Alacaklı tarafından bizzat, b) Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukat vasıtasıyla, c) Alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla, takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar. (2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. (3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenir." şeklindedir. 5684 sayılı Kanunu’na Ek Madde 6(3) hükmü uyarınca Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yayımlan 12/02/2021 tarihli "5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu Ek 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Genelge (2021/1)" başlıklı Genelgenin "Tüzel kişiler" başlıklı 12(1). maddesi ise aynen "Tüzel kişilerin tazminat alacaklısı olduğu durumlar, Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamında değildir." şeklindedir. Şu hâle göre; 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na Ek Madde 6 hükmünün eklendiği, bu maddenin temlik yasağına ilişkin olduğu anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na eklenen Ek Madde 6 hükmü ile Sigortacılık Kanunu Ek 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Genelge hükümleri de değerlendirilerek sonucuna göre başvuranın aktif husumet ehliyetin değerlendirilmesi gerekir (Aynı yönde bkz. Yargıtay 4. HD'nin 23/11/2023 tarih ve 2023/10493 E., 2023/12521 K. sayılı kararı). Anılan düzenlenme çerçevesinde; sigorta ilişkisinden kaynaklı tazminat alcağının temliki yasaklanmış ise de, "ticari paket sigorta poliçesi" kapsamında tazminat alacaklısı sigortalı ....'nin tüzel kişi olması nedeniyle 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na Ek Madde 6. maddesindeki temlike ilişkin sınırlamanın eldeki uyuşmazlık yönünden uygulanmayacağı anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Mal sigortalarında sigortalı ile sigortacı arasında gerek rizikonun niteliği ve gerekse tazminat miktarı bakımından bir uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesi genel ve özel şart hükümleri, bu hükümlerde de boşluk olması halinde 6102 sayılı TTK'nın genel hükümlerinden ve devamında 6098 sayılı TBK hükümlerinden yararlanması gerektiği izahtan varestedir. Poliçenin hadise tarihinde geçersiz olduğuna dair bir iddia yoktur. Aksine poliçe tarafların kabulündedir ve sigortacı tarafından tazminat ödenmiştir. Davadaki öncelikli çekişme davalı sigortacı tarafından ödenen hasar tazminatının davacının gerçek zararını karşılayıp karşılamadığı hususundadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda; davaya konu aracın kaza tarihinden sonra herhangi bir kilometre yol yapmadığı, yağ süzgecinin hasar görmesi ile yağ pompası yeterince yağlama yapmadığından, davaya konu araç motorunda yapılan revizyon işleminin 11.08.2021 tarihli kaza sonucu oluştuğu, yedek parça ve işçilik giderlerinin, yapılan piyasa araştırması sonucunda ... TL (KDV Dahil) olduğu, ... Yetkili Servisinin 23.03.2022 tarihinde düzenlemiş olduğu ... e- arşiv faturasında belirtilen yedek parça ve işçilik giderlerinin yapılan piyasa araştırması sonucu ile uyumlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Dava konusu aracın kaza sonrasında tamir edilmiş olması nedeniyle araç motorundaki hasarın gözlemlenmesi mümkün olmadığından bilirkişinin aracı bizzat incelemesinin davanın aydınlatılmasına bir katkı saylamayacağı izahtan varestedir. Öte yandan, bilirkişi raporunda davaya konu aracın karterden aldığı darbe nedeniyle olulaşan hasardan sonra herhangi bir kilometre yapmadığı ve yağ pompası arızası neticesinde motorda yeteri yağlama yapılmadığından motorda yatak sarma olayı gerçekleşecektiği ve bu nedenle motorda revizyon işleminin yapıldığı ve yapılan revizyon işleminin 11.08.2021 tarihli kaza sonucu oluştuğu belirtilerek kaza ile meydana gelen hasar ve onarım arasında illiyet bağının mevcut olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bilirkişi raporunda yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davalı sigortacı tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde motor yağ karteri, karter contası ve motor yağının değiştirildiği ve bu kapsamda davacıya ... TL ödeme yapıldığı ancak davaya konu aracın karterden aldığı darbe ile yağ pompasının arızalanması neticesinde motorda yeterli yağlama yapılamadığı ve motorun yatak sardığı ve bu nedenle motorda revizyon işleminin yapıldığı, bu haliyle davacının gerçek zararının davalı sigorta şirketince karşılamadığı anlaşılmakla davalı vekilinin kaza sebebiyle davacıya ödeme yapıldığına dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekili müvekkilinin KDV sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmektedir. Ne var ki; TTK'nın 1459. maddesi uyarınca, sigortacı sigortalının uğradığı zararı gerçek zararı tazmin etmekle yükümlü olduğundan yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı gibi 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1. maddesine göre Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi olup, davacının aracında meydana gelen hasarın giderilmesi için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de KDV'ye dahil olduğundan hasar tazminatının KDV dahil olarak hesaplanmasında da isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay kapatılan 17. HD'nin 04/04/2016 tarihli,2015/14700 E.-2016/4229 K.sayılı ilamı). Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.197,30 TL harçtan davalı tarafça yatırılan 2.049,34 TL peşin harcın MAHSUBUNA, bakiye 6.148,03 TL’nin davalıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4. maddesi uyarınca kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1382, K. 2026/880, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1382-e-2026-880-k-925c9ad61028