Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1268 E. 2026/658 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1268
Karar No
2026/658
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1268

KARAR NO: 2026/658

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 16/04/2024

NUMARASI: 2017/935 E. - 2024/261 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkili ...’a ...’da bulanan bir arsayı vereceğini bildirdiğini, ancak sonrasında bu sözünden caydığını, ve müvekkiline şiddet uygulayarak müvekkili şirketinde borçlu gösterildiği 195.000,00 TL değerinde senet imzalattığını, akabinde senetleri ... İcra Müdürlüğünde takibe koyduğunu, haciz yoluyla 87.000,00 TL bedelin tahsil edildiğini, ancak müvekkillerinin davalıya hiçbir ticari münasebeti bulunmadığını beyan ederek müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine ve icra dosyasındaki senetlerin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların uzun yıllardan beri tanışıklıkları olduğunu, müvekkilinin davacıya borç verdiğini karşılığında işbu senetlerin düzenlendiğini, senetler ödenmeyince müvekkilinin senetleri .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, takipten 7 yıl sonra senetler zorla düzenlendi iddiası ile dava açmasının haksız olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası dosya arasına alınmıştır.

Yargılama devam ederken davalı 28.03.2019 tarihinde vefat etmiş olup mirasçıları davaya dahil edilmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....davacı senedin elinden baskı ve tehdit ile alındığını ispat yükü altındadır. Davacı iddiasını ispata yeterli delil sunmuş değildir. Zira mahkemece dinlenen tanıkların hiç biri davacının tehdit edildiğine bizzat şahit olmadığı gibi, davacı da yine 25.04.2023 tarihli duruşmada bizzat olayı gören tanık olmadığını beyan etmiştir. Yine aynı celsede korkması nedeniyle savcılığı suç duyurusunda bulunmadığını beyan eden davacının mahkeme dosyasını açmışken 7 yıldır devam eden süreçte davalının tehditlerinin devam ettiğinden bahisle savcılığa suç duyurusunda bulunmaması hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacı dava konusu senedin baskı ve tehditle alındığına dair üzerine düşen ispat külfetini yerine getirememiştir. Bu sebeple ispat edilemeyen davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı ... İstinaf Dilekçesinde Özetle;

-Davalının ... İlçesinde bulunan arsayı davacıya vereceğini beyan ettiğini sonrada vazgeçtiğini, sonrasında şiddet uygulayarak davacıya ait olan şirketi de 159.000,00 TL borçlu göstererek senet imzalattığını, haciz yolu ile 87.000,00 TL. bedelin tahsil edildiğini, ancak kendisinin Davalı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, tanıkların dinlendiğini, dinlenen tanıklardan...beyanında; "Davacıya ait olan ... AŞ. De 2007-2011 yılları arasında Muhasebe Müdürü olarak çalıştığını,

Dava konusu senetlere ilişkin; E.Banka Müdürlüğü sonrası; İş Yerinde Muhasebe Müdürü olmasına rağmen söz konusu SENETLER Hakkında bilgisinin olmadığını ve rastlamadığını... Yalnız,Davalı ...”nin Vefat ettiğini, sağlığında ...Mahallesi camisinde beraber namaz kıldıklarını, Bazen de çalıştığı İŞ YERİNE geldiğini ve Davacı olan ... ile görüşürdü. ... yok ise; Satın Alma Müdürü olan... ile görüştüğünü, ve bürosuna da davet ettiğini ama gidemediğini... Ve daha sonraları Şirketten ayrıldığını, kendisini aradığını ve telefonumu da Şirketten aldığını söylediğini, Kendisini Yazıhanesine önemli bir konu görüşeceğini beyan ettiğini, Görüşmelerde ...'da bir ŞİRKET Kuracağını ve çevremin de bu KOOPERATİFE yönlendirmemi ve Şirketin de Müdürlüğünü önerdi.

Kabul etmediğini... Davacıdan için geçe burada olduğunu ve oturduğu koltuktan bACAKLARINA SOPA ile Vurduğunu da beyan ettiğini ....Ayıp ettiğini ve yaşlı bir insan olduğunu söylediğini...Hemen ayrıldığını ve bir daha da kendisi ile de görüşmediğini" beyan ettiğini, Mahkemenin, davacının senedin elinden alındığını ispat etmesi gerektiğini ve bu konuda delil ibraz ederek ispat edemediğini, yine dinlenen tanıklar da; davacının tehdit edildiğine dair bilgilerinin olmadığını,

Davacı da beyanında; Tehdit olayını gören olmadığını beyan ettiğini...Davacı mahkemedeki beyanında da korkması nedeni ile C. Savcılığına da suç duyurusunda bulunamadığını beyan ettiğini ve ispat edilemeyen davanın reddine karar verdiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, kendisinin yaşlı bir kişi olduğunu, uzun süredir de izlendiğini, kendisinin bu olay nedeni ile de sıkıntı ve stres yaşadığını, dövülme olayını; yargıya intikal ettiremediğini, davalının da devamlı tehdit ve izlemeleri karşısında susmak zorunda kaldığını, Davalının beni tehditleri yanında gençlik çağında olan kızlarına da, bir şeyler yapacağı tehditi içinde olduğunu, ağır bir baskı altında kaldığı için resmi makamlara da başvuramadığını, dövülme olayında da uzun süre tedavi gördüğünü, Mahkemenin kararında, yaşadığı bu sıkıntılarını değerlendirmediğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, taraflar arasındaki senetlere dayalı davacı aleyhine başlatılan icra takibinin kesinleştiği, davacının dava konusu senetleri cebir ve tehdit altında imzaladığı gerekçesiyle menfi tespit istemine ilişkindir.

Tanık ... 13.04.2021 tarihli duruşmada; “Ben ... şirketinde usta olarak çalışıyordum, 2006 yılında emekli oldum, emekli olmadan önce son zamanlarda şirketin ofis bölümünde çalışıyordum. Davalı olan ... sık sık ofise gelirdi ve ...’yı sorardı, hal ve tavırları adeta kabadayı gibiydi, bu bizi rahatsız ederdi, geldiğinde genelde muhasebe bölümüne ve satım alma bölümüne giderdi. 2010 yılında ben ...’nın şirketinde çalışmıyordum, zaten 2006 yılında emekli olmuştum, senetlerin ... ya şiddet uygulanarak alındığına dair bir şey görmedim, duymadım.” şeklinde beyanda bulundu.

Tanık ... 25.04.2023 tarihli duruşmada; “Ben olayın olduğu sırada ... Beyle birlikte değildim, bahsettiğiniz davalı şahsı tanımam, bahsedilen darp olayını ... Bey'den duydum, kendisinden duyduğum kendisini döverek borç altına sokmuşlar, ancak olaya bizzat şahit değilim, ayrıca ben şirketin o dönem muhasebesinde görevli idim, şirket kayıtlarına biz bu senetleri geçmedik, bize böyle bir evrak gelmedi.” şeklinde beyanda bulundu.

Tanık ... 25.04.2023 tarihli celsede; “2008-2010 yılları arasında ... Bey'in yanında çalıştım, kendisinin şoförlüğünü yaptığım gibi ailesine de yardımcı olurdum, tam hatırlamamakla birlikte 2009 yılında ... Bey bir gün ofise geldiğinde kendisinin yıpranmış ve darp edilmiş bir hali olduğunu gördüm, hatta olaydan sonraki yıllarda fizik tedavisi görmeye başladı, ancak darp edilmesine bizzat şahit değilim.” şeklinde beyanda bulundu.

Tanık...20.04.2022 tarihli talimat duruşmasında; “Ben 2007-2011 yılları arasında ...'a ait olan ... AŞ'de muhasebe müdürü olarak görev yaptım, aynı zamanda emekli banka müdürüyüm, benim dava konusu senetlere ilişkin muhasebe müdürü olmama rağmen hiç bir bilgim yoktur, kayıtlarda söz konusu senetlere rastlamadım, ben ...'yle ilgili başka bir olayı anlatmak istiyorum, ... vefat etmiştir, biz rahmetli ile ...'teki camide cuma namazları karşılaşırdık, o da her hafta cumaya gelirdi, bazen de benim çalıştığım firmaya gelirdi, eğer ... firmadaysa onunla görüşür, eğer yok ise de satın alma müdürü... ile görüşürdü, ... cumalarda beni gördüğünde yazıhanesine davet ederdi, davetine icabet etme fırsatı bulamamıştım, ben davacı şirketten ayrıldıktan 6-7 ay sonra bir gün telefonum çaldı, beni arayan ... idi, numaramı şirketten aldığını söyledi, beni yazıhanesine davet ederek önemli bir şey konuşacağım dedi, ben de ertesi gün davalının yazıhanesine gittim, karşılıklı çay içerken ...'da bir kooperatif kurmak istediğini söyledi, benim de emekli banka müdürü olmam nedeniyle benim ve çevremin bu kooperatife üye olmasını teklif etti, ben ekonomik durumumun müsait olmadığını, arkadaşlarıma da bu şekliyle vesile olamayacağımı beyan ederek teklifi reddettim, bunun üzerine yine oturmaya devam ederken bana "Seninki geçen gün burdaydı" dedi, bunun üzerine ben kendisine "Benimki kim ki" diye sordum, kendisi bana "...'u kastediyorum, ...'u buraya oturtturdum, bacaklarına bir kaç kez sopayla vurdum" dedi, bunun üzerine ben şaşırdım, sadece "Ayıp etmişsin, ... senden büyük" dedim, ancak nedenini sormadım, bu konuşmadan sonra orada oturmak da istemedim, hemen yazıhaneden ayrıldım, bir daha da ...'yi görmedim, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Taraf defter ve kayıtlarını incelemek üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ise de defterleri sunulmadığından bu hususta inceleme yapılmamıştır.

Davacı asil 25.04.2023 tarihli celsede; “tehditler devam ettiği için ben savcılığa şikayette bulunmaya korktum, çünkü o dönem gelinlik çağında kızlarım vardı, davalı taraf bu şekilde tehdit edip, darp ederek borç altına sokmuştur, bu nedenle de savcılığa uzun yıllar boyunca şikayet etmeye korktum, bildirmiş olduğum tanıklardan darp edildiğimi bizzat gören bulunmamaktadır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Somut olayda dinlenen taraf tanıklarının, taraflar arasındaki senede konu temel ilişkiye ilişkin bilgilerinin olmadığı, dinlenen tanıkların senedin cebir ve tehdit nedeniyle verildiğine ilişkin doğrudan bilgi sahibi olmadıkları, sadece tanık İdris'in davacının darp edildiğine ilişkin beyanı bulunduğu, ancak senedin darpla alınıp alınmadığına ilişkin beyanının bulunmadığı, tanıkların davacıya davalı tarafından tehditle bono imzalatıldığına dair görgüye dayalı somut bir beyanda bulunmadıkları, davacının anlattıklarına ilişkin dolaylı bilgi sahibi oldukları, cebir ve tehdit iddiasının davacı tarafça kanıtlanması gereken maddi olgu olduğu, Soruşturma dosyasının da bulunmadığı, Mahkemenin sunulu deliller ile bağlı olup, ispatlanamayan maddi olguya ilişkin vicdani hüküm veremeyeceğinden davacının Mahkemenin davacının korkusunu değerlendirmediğine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı, maddi olgunun ispatlanamadığı,davacının takibe konu edilen bonoyu korkutulmak suretiyle iradesi sakatlanarak imzaladığına dair iddiasını ispat edemediği, senet üzerinde nakden bedel kaydı bulunması nedeniyle, ispat yükünün davacıda olduğuna dair mahkeme tespitinin yerinde olduğu, davacının irade fesadı iddiasını ispatlayamadığı gibi, HMK 200. Madde gereğince senedin bedelsiz olduğunun da yazılı belge ile ispatlanamadığı, davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin./04/2024 tarih ve 2017/.. E., 2024/.. K.sayılı kararına karşı davacı ... tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1268, K. 2026/658, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1268-e-2026-658-k-3f7d101ed9b7