Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/33 E. 2026/22 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/33
Karar No
2026/22
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/33 - 2026/22 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/33 KARAR NO : 2026/22

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2024 NUMARASI : 2022/113 E. - 2024/161 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımla İlgili Kurum Kararlarının İptali)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/03/2024 tarih ve 2022/113 E. - 2024/161 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, civata, somun ve gijon bağlantı elamanlarının ticaretini yapan müvekkilinin 2021/011052-1,2,3,4,5 sayılı kontrol vanaları niteliğindeki tasarımın tescili talebinde bulunmuş olup davalı ...Şirketi'nin itirazı üzerine YİDK'nın 2022-T-219 sayılı kararı ile başvurunun reddine karar verildiğini, oysa müvekkiline ait tasarımın davalının itiraza dayanak tasarımı karşısında civata sayısı, civata ve somunların görünürlüğü, köşe sayısı, etiket için ayrılmış düz zemin, renk, feeder tabir edilen destekleyici, flanş delik sayısı, sahip olduğu geometri, markalama bölgesi vs. hususlarla davalının tasarımından görsel olarak farklı olup ayırt edicilik ve yenilik kriterlerine sahip bulunduğunu, 1950'li yıllardan bu yana bir çok kuruluş tarafından üretilen kontrol vanalarının patent hakkının 2010 yılında davalıya verilmiş olmasının kabul edilemez olduğunu, sayılamayacak kadar çok firma ve kuruluşun aynı ürünün üretim ve satışını yaptığını ve davalının itirazının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2022-T-219 sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, itiraza konu 2021 011052/1-2-3-4-5 sıra numaralı tasarım ile itiraz edene ait 2010/05192-3, 2010/05046-1 ve 2010/05046-3 sıra numaralı tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenim itibariyle benzer olup ayırt ediciliğinin bulunmadığını, ayırt edicilik ve yenilik unsurunu içermeyen tasarımın Kurum tarafından reddedilmesinde hukuka aykırılık olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, davaya konu tasarımda müvekkilinin tasarımından farklı olduğu ileri sürülen hususların tasarımları birbirinden uzaklaştırmadığını, söz konusu farklılıkların ayrıntı niteliğinde olduğunu, sınırsız seçenek özgülüğünün bulunduğu nazara alındığında müvekkilinin tasarımları ile olan bu benzerliğin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve daha önceden müvekkili şirketin bünyesinde sigortalı işçi olarak çalışan ve müvekkilinin tasarımının detaylarına hakim olan kişinin davacı şirketin ortağı olmasının savaya konu tasarım başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ortaya koyduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu 2021/011052/1-2 sayılı tasarımın bilirkişi tarafından belirlenen teknik özellikler doğrultusunda davalı tasarımları karşısında yeni ve ayırt edicilik niteliği mevcutken, 2021/011052-3, 4 ve 5 sayılı tasarımların bu özelliklere sahip olmadığı, ayrıca internet arama motorları üzerinde davaya konu tasarım başvurusunun gerçekleştiği 19/10/2021 tarihinden öncesine ait dönem itibariyle görsel yükleme ve sözcük araması yoluyla yapılan incelemeler sonucunda tasarımların mutlak yenilik kriterini sağlamadığının tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin davaya konu tasarım başvurusu ile davalı şirketin itiraza dayanak tasarımlarının, kubbe yapısının derinliği, yan kısımlarında bulunan delik sayısı, markalama bölgesinin bulunması, merkezdeki delik, feederin varlığı, ürünün geometrisi ve ürün üzerindeki çıkıntılar gibi özellikleri itibariyle farklı olduklarını, anılan bu farklılıkların tasarımları ayırt edici niteliği haiz bulunduğunu, bilirkişi raporunda bu farklılıkların göz ardı edildiğini ve bu farklılıklar gereğince tasarımın ayırt edicilik ve yenilik kriterlerine sahip olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1-Dava, endüstriyel tasarımla ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davaya konu 2021/011052/1-2 sayılı istemlerin davalının itiraza dayanak tasarımı karşısında yeni ve ayırt edicilik unsuruna haiz olduğu tespit edilmişse de, davaya konu tasarımın 3-4-5 nolu istemlerinin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yeni ve ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve daha da önemlisi davaya konu tasarımın tüm istemleri itibariyle yapılan araştırma sonucunda mutlak yeni olmadığının belirlendiği ve tasarım konusunda uzman bilirkişilerden oluşan heyet tarafından düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök ve ek raporunun esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır." Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme hakimi tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararı, sadece davacı tarafça istinaf edilmiş ise de yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240).

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28/03/2024 tarih ve 2022/113 E. - 2024/161 K. Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30-TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/33, K. 2026/22, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-33-e-2026-22-k-dc25265a65c2