Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1167 E. 2026/1350 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1167
Karar No
2026/1350
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1167 - 2026/1350 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1167 KARAR NO : 2026/1350 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : 2023/318 E. - 2024/72 K.

DAVACI : VEKİLİ :

DAVALI : VEKİLİ :

DAVALI :

DAVALI : VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2024 tarih ve 2023/318 E. - 2024/72 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şahıslar adına tescili istenen 2022/047346 sayılı ve 2022/047346 kod numarasını alan “...” ibareli marka başvurusunun, davacıya ait “...” esas unsurlu 2013/60855, 2018/18599, 2018/18606, 2018/18610, 2018/18616 sayılı markalar ile benzer olduğunu ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, buna rağmen 14.07.2023 tarih ve 2023-M-7796 sayılı YİDK kararı ile markalar arasında 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ve SMK m. 6/5 hükmünün koşullarının varlığının muteriz tarafından ispatlanmadığından itirazın haksız olarak reddedildiğini ileri sürerek, davalı TÜRKPATENT’in 14.07.2023 tarih ve 2023-M-7796 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı şahıslara ait 02.04.2022 tarih ve 2022/047346 başvuru numarası ile kayıtlı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde 30. ve 35. sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar savunmada bulunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markalar görsel açıdan ortak "..." ibaresini içerseler de, davalı markasının başında yer alan "daha" ibaresi ile markanın sonunda yer alan “...” ibaresinin yer almasının, davalı markasını davacı markalarından yeterince farklı hale getirdiği, davalı markasında dikkat çekici şekilde konumlandırılmayan "F" ve "O" figürü, renk unsuru ve markanın bir bütün halinde tek kelimeden oluşması dikkate alındığında; markaların görsel olarak benzer olmadıkları, taraf markalarında ortak "..." ibaresinin bulunup, bu ibarenin telaffuzundan doğan düşük düzeyde işitsel benzerlik bulunmakta ise de davalı markasındaki "..." ibaresinin önüne ve arkasına eklenen kelimelerle, işitsel benzerliğin bertaraf edildiği, taraf markaları kavramsal açıdan “...” ibaresinin anlamını içermekte ise de bu hususun tek başına kavramsal benzerlik oluşturmayacağı, davalının markasının "..." ibaresinin önünde ve arkasında başkaca kelimeler de içermesi sebebiyle anlamsal olarak farklılaşacağı, taraf markaları arasında SMK 6/1 kapsamında iltibas oluşmayacağı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği hususlarının kanıtlanamadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, somut olayda davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka ile müvekkiline ait markaların görsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkile ait “...” markası davaya konu markada aynen yer almakta olup, tüketicilerin zihninde oluşacak ilk intiba bakımından daha dikkat çekici ve ön planda, markanın esas konumunda bulunduğunu, bu durumda ortalama düzeydeki tüketiciler davalı yan markasını müvekkil markalarının devamı olarak algılamakta olup, bir kelime markasındaki ufak görsel farklılığın markaları görsel olarak farklı kılmayacağını, markalar arasında işitsel benzerliğin ayırt edilemeyecek seviyede benzer olduğunu, zihinde ilk olarak birbirini çağrıştıran “...” ve “...” ibareleri göz önüne alındığında, davalının markasındaki minimal farklılıklar, gerek görsel gerekse işitsel unsurlar temelinde markaların ayırt edilebilmesini sağlayacak nitelik ve yeterlilikte bulunmadığını, müvekkil şirket adına tescilli “...” markasının tanınmış marka olması nedeniyle, dava konusu markanın tescilinin karışıklık meydana getireceğini, “...” ve “...” ibareleri tanımlayıcı ve eylem niteliğinde olması hasebiyle davalıların markasının farklılaşmayacağını; davalı şahısların davaya konu marka başvurusu ile müvekkili şirketin tanınmış markaları üzerinden haksız kazanç elde etme gayesi içerisinde olduğunu, davalı markasının tescil edilmesinin müvekkili şirketin tanınmış markalarının ayırt ediciliğine zarar vereceğini, müvekkil şirketin itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve her ne kadar tarafların markalarını kullanacakları 30. sınıf mallar ile 30. sınıfa özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri aynı türden ise de ibareler yönünden davalı markasının başında yer alan "..." ibaresi ile markanın sonunda yer alan “...” ibaresinin yer almasının, davalı markasını davacı markalarından yeterince farklı hale getirdiği, davalı markasında dikkat çekici şekilde konumlandırılmayan "F" ve "O" figürü ve renk unsuru ve markanın bir bütün halinde tek kelimeden oluşması dikkate alındığında; markaların görsel olarak benzer olmadıkları, taraf markalarında ortak "..." ibaresinden kaynaklı düzeyde bir benzerlik bulunmakta ise de davalı markasındaki "..." ibaresinin önüne ve arkasına eklenen kelimelerle bu benzerliğin bertaraf edildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, istinaf aşamasında peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1167, K. 2026/1350, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1167-e-2026-1350-k-a98a0614eeea