Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/8 E. 2026/819 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/8
- Karar No
- 2026/819
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/8
KARAR NO: 2026/819
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/04/2022
NUMARASI: 2018/315 Esas - 2022/338 Karar
DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, davalı firmanın ...Şubesi aracılığıyla 17.11.2017 tarihinde müşterisine 305 adet polar mont göndermek istediğini, davacının ticari faaliyeti kapsamında gönderdiği bu montlar davalı firmanın ...şubesinde iki parça olacak şekilde paketlendiğini, davacının göndereceği ürünleri davalı firma şubesine teslim eden ...'nm tanıklık beyanlarıyla da bu husus ortaya çıkacağını, müşteriye gönderilen ve iki parça halinde davalı firmaca çıkarılan montlardan 102 adedi müşteriye teslim edildiğini, 203 adedi ise davalı şirket sorumluluğundayken kaybolduğunu, davalı firmaya zarar ve ziyanlarının karşılanması adıma defaten sözlü ve yazılı olarak başvurular yapıldığını ancak davalı firma davacının zararını karşılamaya yönelik bir işlem tesis etmediğini, davalı firmaya .... Noterliğinden 16.03.2018 tarihinde ... Yevmiye numarası ile zararlarının tazmini adına ihtarname keşide edilerek davalıya süre verdiğini, iş bu ilitamame 19.03.2018 tarihinde davalı firmaya tebliğ edildiğini, Ancak davalının herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, iş bu taşımaya ilişkin irsaliye seri/no; ...olup kargo numarası: ... olduğunu, kargonun çıkış merkezi ..., Varış Merkezi de ... olduğunu, davalı firma kayıtlarında da 2 parça olarak teslim alınan ürünlerin ...çıkış biriminden ... plakalı araçla Boğaziçi Transfer merkezine vardığını, buradan da ...plakalı araçla ... Transfer Merkezine ulaştığını, bu aşamaya kadar okunan parça sayısı teslim edilen parça sayısı olan iki adet olduğunu, ... Transfer Merkezi çıkış biriminden ... plakalı araçla Bursa 1 Transfer Merkezi varış birimine ulaşan kargo adedi (okunan parça sayısı) ise bir olduğunu, yine Bursa Transfer Merkezi çıkış biriminden ... plakalı araçla ... son varış birimine ulaşan kargo adedi (okunan parça sayısı) da bir olduğunu, davalı şirket aracılığıyla müşteriye gönderilen montların birim fiyatı, faturalardan da açıkça anlaşılacağı üzere, 122-TL + %8 KDV olduğunu, davacının 305 adet polar mont, Kamer Tekstil - ...adına gönderildiğini, davalı şirketin sistem kayıtlarının yanı sıra davacının müşterisi olan ...'in tanıklık beyanlarıyla da kendisine kaç adet mal teslim edildiği ortaya çıkacağını, kaybolan ürünler adına maddi zararları ile yoksun kalınan karlarının davalı şirketçe karşılanması gerektiğini, davalı şirketin iş bu % 100 kusurlu fiilinden dolayı davacının ticari itibarı zedelendiğini, müşteri portföyü de daraldığını, davacının manevi zararlarının da tazmin edilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi tazminat, 5.000,00 TL manevi tazminat ve haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari avans faizi işletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin itirazlarının olduğu dava dilekçesinin eklerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, huzurdaki davada davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığımı, davalı şirketin dava konusu kargo taşımasını yerine getirdiklerini, bu hususun kargo teslim formu ve davalı şirket kayıtlarıyla sabit olduğunu, davalı şirkete teslim edilen kargonun, alıcısının...-...'e imzası karşılığında usulüne uygun olarak teslim edildiğini, kargonun alıcısının imza atarak, imzalanan yerde yer alan "Gönderiyi Eksiksiz ve Hasarsız Olarak Teslim Aldım.” ifadesini kabul ettiğini, davacı tarafından süresinde bildirim yapılmadığını, davacının dava konusu kargoyu 17.11.2017 tarihinde davalı şirkete teslim ettiğini, davanın da 10.04.2018 tarihinde açılmış olduğu dikkate alındığında, davacının anılan düzenlemedeki süreler geçtikten sonra bildirimde bulunduğu görüldüğünü, davalı şirkete teslim edilen kargo içeriğinde davaya konu edilen emtianın bulunduğunu, bu emtianın davalı şirkete tam ve hasarsız olarak teslim edildiğinin davacı tarafça kesin delillerle ispatı gerektiğini, dava dilekçesinde davacı tarafından, davalı şirkete 305 adet polar mont teslim edildiği ancak teslim edilen ürünlerin, 102 adedinin alıcıya teslim edildiğini, 203 adedinin ise taşıma sırasında kaybolduğu iddia edildiğini, söz konusu paket içerisindeki emtianın ne olduğu hususu net bir şekilde tespit edilemediğini, bu nedenle öncelikle davacı tarafından kayıp olduğu iddia edilen kargonun içeriğinde gerçekten, bahsi geçen ve bedeli talep edilen ürünün bulunduğu hususu kesin delillerle ispat edilmesi gerektiğini, göndericinin ürün teslimi sırasında gönderilenin cinsi, miktarı, niteliği gibi hususları tam ve doğru olarak bildirmekle yükümlü olduğunu, davalı şirketin sorumluluğuna gidilmesi ihtimalinde talep edilebilecek tutarın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunu, dava konusu olayda manevi tazminatın koşulları oluşmadığını, yukarıda açıklandığı üzere, davalı şirketin huzurdaki davada sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle haksız ve mesnetsiz iddialarla açılan işbu davanın reddi gerektiğini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Nihayetinde davalı taşıyıcı tarafından içeriğini bilinemeyen bir paketin ziyaya uğratıldığı davacı taraf delilleri ve dosyada mübrez davalı taraf iç yazışmalarından ve bilirkişi tespit ve değerlendirmelerinde anlaşılmakta olup, davalı taşıyıcının bu haliyle sorumluluğun belirlenmesi gerekmektedir. 25.01.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda malın adet olarak miktarı, birim fiyatı ve toplam tutarının davacının beyanına göre doğruluğu kabul edilerek, davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 24.766,00 TL asıl alacak, 946,03 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.712,03 TL alacaklı olacağı" şeklinde tespit yapılmış ise de mahkememizce, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin varlığı, tespit edilemediğinden, 6102 sayılı TTK 882. maddesine göre, 880. ve 881. maddeleri uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu da gözetilerek bu hesaplamaya itibar edilmemiştir. Davacı tarafça dosya kapsamında meydana gelen zararın kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilemediğinden sorumluluğunun TTK'nın 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk kapsamında kaldığı kanaatine varılmıştır. Yine 16.01.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise varsayımsal metot ile davacının iddia ettiği 203 adet polar montun tahmini brüt ağırlığı üzerinden taşıyıcının ödemekle yükümlü olduğu tazminat tutarının 6.116,53 TL ile sınırlı olduğuna yönelik tespit yapılmış olup, dava konusu edilen pakete yönelik sevk irsaliyesi bulunmadığından irsaliyedeki miktar anlaşılamadığı gibi bu malların dava konusu mallar olup olmadığı dahi belli olmadığından, bu hesaplamaya itibar edilmemiştir. Nihayeten; dosyaya sunulan 27.12.2021 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda da açıkça kabul olunduğu üzere, davalı taşıyıcının kendi kayıtlarına göre 2 paketi taşımak için teslim aldığı da anlaşılmakla, paket içeriği konusunda dosya kapsamında mahkememizce itibar edilebilir ve denetlenebilir bir delilin bulunmaması da göz önüne alınarak, taşıma irsaliyesinde taraflarca taşınması kararlaştırılan paket özellikleri dava konusu edilen paket yönünden de 2 parça kargodan kısmi ziyaya uğrayan 1 parçanın bu nitelik ve vasıfta olduğunun kabulü gerekmiştir. TTK'nın 875. maddesi uyarınca davalı taşıyıcının eşyanın ziyaı nedeniyle davacının uğradığı zarardan sorumlu bulunduğu, taşıyıcının TTK'nın 876. maddesi uyarınca sorumluluktan kurtulamayacağı, davacı tarafça dosya kapsamında meydana gelen zararın kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilemediğinden sorumluluğunun TTK'nın 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk kapsamında kaldığı anlaşılmakla, bu sınırın da dava konusu edilen paket yönünden de 2 parça kargodan kısmi ziyaya uğrayan 1 parçanın bu nitelik ve vasıfta olduğunun kabulü ile mümkün olduğu kanaati ile, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 91,30-TL'nin 17/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik istemin reddine, dair hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirme de ise, TTK.'nın 875/1. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyanından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Ancak manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu manevi acı ve ızdırabı ifade eder.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Somut olayda da davacının, davalı taşıyıcıya teslim ettiği ve içeriği belirsiz taşınanı, müşterilerine zamanında teslim edilememesi nedeniyle ticari itibarının zedelendiğini ve manevi zarara uğradığını iddia etmiş ise de, her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği de ispat edilememiştir. Bu itibarla mahkemece, TBK 58 maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının somut uyuşmazlıkta oluşmadığı kanaatine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınan emtianın 2 torba olarak teslim alındığını ve ilgilisine 1 parça olarak teslim edildiğini, ilk derece mahkemesince dava konusu taşınan emtianın belirsiz olduğu şeklindeki değerlendirmenin maddi gerçekliğe ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere açıkça aykırı olduğunu, müşteriye gönderilen ve iki parça halinde davalı firmaca çıkarılan montlardan 102 adedinin müşteriye teslim edildiğini ancak 203 adedi ise davalı şirket sorumluluğundayken kaybolduğunu, davalı firmaya zarar ve ziyanlarının karşılanması adına defaten sözlü ve yazılı olarak başvurular yapıldığını ancak davalı firma davacının zararını karşılamaya yönelik bir işlem tesis etmediğini, dosya kapsamında alınan kök bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporu aynı heyet tarafından oluşturulduğunu, bilirkişi raporlarında eksikliklerin giderilmesini isteyen heyet de kök ve ek rapor veren bilirkişi heyetinin olduğunu ancak bu durumun göz ardı edilerek dosyanın davalı vekilinin talebi doğrultusunda farklı bir bilirkişi heyetine gönderilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyanın gönderildiği yeni heyet bilirkişilerinden ..., işbu davaya konu uyuşmazlık konusunda uzman bir bilirkişi olmadığını, kök ve ek rapor veren bilirkişilerin belirttiği eksiklikler giderilip raporlarının bitirilmesi beklenmeden yeni bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince dosya kapsamında alınan ve davacının gerçek zararının karşılanması gerektiği görüşüne havi bilirkişi raporları dikkate alınmadan öncelikle hatalı tespit ve değerlendirme ile dava konusu kargonun belirsiz olduğu gerekçesi ile ve yine davalı tarafın kanundan kaynaklı sorumluluk sebeplerini sınırlayan hükümlerin uygulanacağına yönelik görüşünün de hukuken yerinde olmadığını, TTK'nın 886. maddesi gereğince gönderinin kaybedilmesi suretiyle davacı şirketin uğradığı zararın davalı şirketin pervasızca davranışından kaynaklanması nedeniyle davalı şirketin TTK 882. maddesindeki sorumluluk sınırlamasından faydalanamayacağının kabulü ile davacının kök ve ek bilirkişi raporlarında belirtilen gerçek zararlarının karşılanması gerektiğini, dosyaya sunulan deliller nazara alınmadan, özellikle bilirkişi raporunda desi, kilogram ve SDR hesaplaması açısından yapılan değerlendirme göz ardı edilerek kargonun desi miktarı, kilogramı ve bunlara bağlı olarak SDR hesaplamasının yanlış hesaplandığını, gerekçeli karara konu edilen bilirkişi raporunda 2 kg gibi afaki bir değer üzerinden hesaplama yapıldığını, bu duruma ilişkin olarak tanık beyanlarında da açıkça anlaşılacağı üzere davalı firma ile sürekli olarak yapılan tahsilatlı kargo taşıma işi gereği olarak davalı firma davacının kargolarını taşıma işini devam ettirmek adına taşınacak kargoların gerçek desi değerini sisteme girmeyerek bir manada iş yaptığı kişileri bu şekilde daha ucuza taşıma işi gerçekleştirerek bir manada avanta verdiğini, bilirkişi raporunda bu husus açısından yapılan değerlendirme fiziki verilere ve dosya kapsamındaki delillere dayanmakta olup bu manada yerinde tespitler içerirken ilk derece mahkemesince son bilirkişi raporundaki görüş üzerinden belirtilen bu durumlar göz ardı edilerek karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bugüne kadar alınan bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere ve dosya kapsamındaki deliller de dikkate alınarak davacı açısından gerçek zararı olan miktarın karşılanması yoluna gidilmesi gerektiğini, bu manada son bilirkişi raporunda hesabı yapılan 24.766,00 TL asıl alacak miktarının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesinin karara bağlanması gerektiğini, ilk derece mahkemesince manevi tazminat istemlerinin reddi gerekçesinin de yerinde olmadığını çünkü dava dosyası kapsamında toplanan deliller ile dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları birlikte dikkate alındığında davalı firmanın haksız fiili sonucunda davacının ticari itibarının zadelendiği açıkça ortada olup bu manada bir miktar manevi tazminatın belirlenerek davacıya ödenmesine karar verilmesinin gerektiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın alıcısına teslim edilmeden kaybolması nedeni ile uğranılan zararın tazmini davasıdır.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının görevlilerince teslim alındıktan sonra alıcısına teslim edilmeden kaybolduğu iddia olunan üründen dolayı davalının zarardan sorumlu olup olmadığı, kargo içeriğinin ispatlanıp ispatlanamadığı ve zararın miktarı noktasındadır.
Davacı tarafça, dava dışı alıcı ... ...'e teslim edilmek üzere 17.11.2017 tarihinde 2 paket kargo davalıya teslim edilmiş, dava dışı alıcıya 1 koli teslim edilmiş, taraflar arasındaki 05.12.2017 tarihli mail yazışmalarında kargoya ait herhangi bir sonuç alınamadığı belirtilmiş olduğu görülmüştür.
Davacı tarafça, kargonun alıcısına teslim edilmemesi nedeniyle oluşan zararın tahsili istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davacının gönderilerinin, davalının görevlilerince 2 adet koli teslim alındıktan sonra 1 adet kolinin alıcısına teslim edilmediği ihtilaf konusu değildir. Buna göre kargoya konu emtianın taşıyıcı sorumluluğunda iken ziyaa uğradığının kabulü gerekir.
Davacı tarafından, dava dışı... ...'e 17.11.2017 tarihli 305 adet polar emtiası satılmış ve bunu ilişkin olarak ... nolu, KDV dahil 40.186,80 TL bedelli irsaliyele fatura tanzim edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu(VUK)'nun 230/5. Maddesi uyarınca da, satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.
24/12/2015 tarih ve .... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan .. Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin Kargo ve Lojistik İşletmeleri başlıklı 3.4. Maddesinde, kargo ve lojistik işletmeleri ticari nitelikteki gönderileri Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmesi zorunlu tevsik edici belgeler ile birlikte kabul edecekleri ve taşıma esnasında istenildiğinde ibraz edilecek şekilde gönderiye ekleyecekleri hususları düzenlenmiştir. Davalı şirket, dava konusunun ticari bir taşıma olması ve taşıttıranın tüketici olmaması nedeniyle taşımaya konu emtiayı kabul ederken gönderiye ilişkin sevk irsaliyesiyle birlikte kabul etmek zorunda olduğundan, davacının gönderi ile birlikte sevk irsaliyesini de verdiğinin kabulü gerekir. Aksinin davalı tarafça ispatı gerekmektedir. Dosyada böyle bir ispat bulunmadığı nazara alındığında kargo içeriğinin davacının dava dışı...'a kestiği ... nolu irsaliyeli fatura içeriğiyle aynı olduğu anlaşılmaktadır.
TTK'nın 875. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Davalı taşıyıcı, taşımaya konu emtiayı alıcısına teslim edememesine ilişkin hiç bir somut gerekçe ileri sürmemektedir. Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk ise de teslim edilmeme durumuyla ilgili olarak hiç bir gerekçe gösterilmemesi karşısında bu eyleminin pervasızca davranış olarak kabulü gerektiğinden, TTK'nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle davalı taşıyıcı, taşıma konusu emtianın gerçek değerini ödemekle yükümlüdür.
17.11.2017 tarihli 305 adet polar emtiasına ilişkin ... nolu, KDV dahil 40.186,80 TL bedelli irsaliyele faturaya göre, davacının kargoya verdiği yük 305 adet polar mont olup, bu nedenle davalının kargo içeriğinin yanlış bildirildiği savunmasına itibar edilmemiştir. Malın gerçek değerinin TTK'nın 880/3. maddesine göre belirlenmesi gerekir. Taşımaya konu emtia davacı tarafından satılmış ve alıcısına gönderilmek üzere davalı kargo şirketine verilmiştir. Bu durumda, alıcıya kesilen fatura değerinin davacının zararı olarak kabulü gerekir. Davalının taşıma bedelinin ödenmediği yönünde bir iddiası bulunmadığından fatura bedelinden taşıma maliyetinin düşürülmesine de gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının 26.747,28 TL talep edebileceği gözetilerek taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL üzerin kabulüne karar vermesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak sınırlı sorumluluk esaslarına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davacının maddi tazminat talebinin KABULÜ İLE; 10.000,00 TL'nin 17/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin reddine,
3- Alınması gerekli 732,00 TL harç üzerinden başlangıçta alınan 256,17 TL peşin harçtan mahsubu bakiye 475,83 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 256,17 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 265,60 TL posta, tebligat, 3.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.665,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.443,73 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 180,00 TL posta, tebligat, 1.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.580,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 526,67 TL' sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kalan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Maddi tazminat davasında davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Manevi tazminat davasında davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen edilen miktar üzerinden AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine,
10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 66,00 TL olmak üzere toplam 286,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c- Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2026