Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/649 E. 2026/835 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/649
Karar No
2026/835
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/649

KARAR NO:2026/835

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:06/02/2026

NUMARASI:2025/882 Esas - 2026/67 Karar

DAVANIN KONUSU:Yöneticinin azli- yetkilerinin sınırlandırılması

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın feragat nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şirketi'nin müdürü davalı ...’in, şirketin ve ortağının menfaatlerine aykırı davranışları, yetkisini kötüye kullanması, ortaklık ilişkisinin temelini sarsan eylemleri ve şirket malvarlığını tehlikeye düşürmesi, ağır derece kusur ve suç teşkil eden eylemlerinin mevcut olması, şirketin işleyişinin durmuş noktaya gelmiş olması, şirkette ki personellerin tümden iş bırakma durumunun olması, personeller ile ...'in çalışamaz olması, personellerin ağır mobbing altında olması, şirket işleyişinin, ortakların ve çalışanların can güvenliğinin tehlikede olması, şirket menfaatini tehlikeye atması, şirkete devam eden, güncel ve ağır zarar doğuran eylemleri devam etmesi nedeniyle davalının şirket müdürlük, temsil ve yönetim tüm yetkilerinin dava süresince tedbiren durdurulmasına, şirket merkez ve şubelerinden dava sonuçlanıncaya kadar veya mahkemece takdir edilecek süre kadar uzaklaştırılmasına, müvekkilinin ölüm tehdidi almış olması ve ağır şekilde fiziksel şiddet tehdidi altında olduğundan şirkete girişinin güvenli şekilde sağlanmasını işbu yönde gerekli tedbirlerin alınmasını, tüm haksız ve kanuna aykırı iş ve işlemlerin ve tespiti için özel denetçi atanmasını, tespit edilen tüm olağanüstü işler için; davalı tarafından işlemlerin tek başına yapılmaması konusunda yetkilerinin tedbiren kısıtlanmasına, şirketin müvekkilinin yönetim ve idaresine bırakılmasına, işbu yönde gerekli tedbirlerin alınmasına, mal kaçırma ve şirketi zarara uğratma durumu olması nedeniyle ivedilikle şirket adına kayıtlı tüm taşınmaz mallar üzerine tek başına yapılacak bir işlem ile davalı tarafından satılmaması için, ''... tarafından satılmaz" veya "... tarafından yapılacak işlemlerde diğer müdür ...'in imzaya iştirakinin aranması" şeklinde ... aleyhine tedbir konulmamasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafça cevap süresinin uzatılması talebinde bulunulmuş daha sonra davacı tarafça davadan feragat edilmesi nedeniyle davalı tarafça esasa ilişkin cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekili tarafından sunulan 31/01/2026 tarihli feragat dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhameleri Kanunu m. 307 vd. uyarınca feragat ettiklerini, vekalet ücretleri konusunda taraflar arasında mutabakatın sağlandığını, her iki tarafın da feragat nedeniyle birbirlerinden vekalet ücreti talebi bulunmadığını, dava nedeniyle yapılan tüm harç ve giderlerinin davacı tarafın üzerine bırakılmasını kabul ettiklerini, davadan feragat doğrultusunda davanın feragat sebebiyle reddini, harç ve giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan 06/02/2026 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Davacının feragat dilekçesini kabul ettiklerini, bu çerçevede davacı taraftan herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinin bulunmadığını, feragat nedeniyle vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin taraflar lehine herhangi bir hüküm tesis edilmemesini, harç ve giderlerinin davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Her ne kadar davacı tarafından davalı şirket yetkilisinin görevinden azledilmesi ve özel denetçi istemi ile dava açılmış ise de; davacı vekili tarafından sunulan 30/01/2026 tarihli dilekçe ile;davadan feragat ettiklerini beyan ettiği davacının dosyada mevcut vekaletnamesinin incelenmesinde davacı vekilinin feragata ilişkin yetkisinin bulunduğu, davalı tarafça sunulan dilekçe ile de davadan feragat nedeniyle vekalet ücreti talep edilmediği anlaşıldığından, feragat beyanı kesin hükmün sonuçlarını doğuran irade beyanı olduğundan..." gerekçesiyle, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın yöneticilerin azli ve özel denetçi tayini konulu olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülmesi için görüşmeler yapıldığını, müvekkilinin dürüstlük kuralı gereğince, davanın HMK'nın 123. maddesi gereğince geri alınması teklifinde bulunduğunu ancak davalının buna muvafakat etmediğini, davalının müvekkiline şirket müdürlüğünden istifa edeceğini, şirketi tamamen müvekkiline bırakacağı ve ortaklığı dürüstçe sonlandıracağı vaatlerinde bulunarak bu işlemlerin tek şartı olarak feragat dilekçesinin verilmesini öne sürdüğünü, irade fesadı nedeniyle feragatin iptali gerektiğini, müvekkilinin davalının kardeşlik hukukuna ve sözlü taahhütlerine güvenerek sulh sürecinin tamamlanması amacıyla 30.01.2026 tarihli feragat dilekçesini sunduğunu ancak davalının feragat beyanının mahkemeye sunulmasının hemen ardından tüm vaatlerinden döndüğünü, şirketi devretmediğini ve müdürlük görevinden ayrılmadığını, HMK'nın 311. maddesi gereğince feragat ve kabulün irade bozukluğu hâllerinde iptalinin istenebileceğini, TBK'nın 36. maddesi uyarınca davalının hileli vaatlerle müvekkilini yanıltarak kesin hüküm sonuçlarını doğuran beyana zorlamasının neticesinde beyanı geçersiz kıldığını, hakkın kötüye kullanıldığını, hayatın olağan akışına aykırılık olduğunu, feragat beyanının arkasındaki irade fesadı ve davalının hileli eylemlerini değerlendirme imkanı bulamadan karar tesis edildiğini, taraflar arasındaki sulh görüşmelerini davalının bu süreçteki vaatlerini ve feragat dilekçesinin hangi şartlar altında verildiğine dair tanıkların bildirileceğini, tanık beyanlarının davalının en başından itibaren müvekkilini yanıltma kastıyla hareket ettiğini göstereceğini, usul ve yasaya aykırı olan feragat kararının kaldırılmasını gerektiğini, buna dair delillerin bulunduğunu, davalının hileli kastını ispatlayan feragat sonrası eylemleri neticesinde suç duyurularında bulunulduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve irade fesadı nedeniyle geçersiz olan feragat beyanının iptali ve dosyanın esastan görülmesi için mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 630/2. maddesi gereğince limited şirket müdürünün müdürlük görevinin sınırlandırılması ve şirkete özel denetçi atanması istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, tarafların dava dışı ... Şirketinin ortakları ve şirket müdürü oldukları, davacının şirketin %50 ortağı ve münferiden tam yetkili müdürü olduğu, şirketin diğer ortak ve müdürünün ise davalı olduğu, davacı tarafça diğer şirket yetkilisi davalının fiziksel şiddet uygulama teşebbüsü, tehdit, hakaret, çocukların şirkete girişinin fiilen engellenmesi, iletişimlerin kesilmesi, bilgi verilmemesi vb. iddialar ile iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 31.01.2026 tarihli dilekçe ile; davadan HMK'nın 307 vd. maddeleri uyarınca feragat ettiklerini, vekalet ücretleri konusunda taraflar arasında mutabakat sağlandığını, her iki tarafında birbirlerinden vekalet ücreti talebinin bulunmadığını, harç ve giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasını kabul ettiklerini ve bu nedenle, davanın feragat nedeniyle reddine, tarafların karşılıklı olarak vekalet ücreti talebi bulunmadığından kanuni olarak ödenmesi gereken vekalet ücretlerinin taraflarca vekillerine bizzat ödenmesi hususunda karar verilmesini, harç ve giderlerin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesine ekli vekaletnamesinde davadan feragat yetkisi mevcuttur. Davalı vekili ise 06.02.2026 tarihli dilekçe ile davacının feragatinin kabulü ile karşı taraftan vekalet ücreti ile yargılama giderlerine dair herhangi bir taleplerinin olmadığını beyan ederek, buna ilişkin herhangi bir hüküm tesis edilmemesini ayrıca harç ve giderlerin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Mahkemece, davanın feragat nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmiştir. HMK'nun 309. maddesinde, feragatin dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, feragatin kayıtsız şartsız olması gerektiği belirtilmiştir. Aynı yasanın 310. maddesinde de, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman talep edilebileceği, 311. maddesinde ise feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı, irade bozukluğu sebebiyle feragatin iptalinin istenebileceği belirtilmiştir.Davacı, davalının hileli yönlendirmesi ve irade fesadı ile feragatin yapıldığını bu sebeple geçerli olmadığını ileri sürmektedir. HMK'nın 309/4. maddesi gereğince feragatin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Ancak aynı Yasanın 311. maddesi gereğince irade bozukluğu hâllerinde feragatin iptalinin istenebileceği düzenlenmiştir. Davacı, HMK'nun 311. maddesi gereğince irade bozukluğu sebebiyle feragatin iptaline dair bir dava açmamıştır. İstinaf incelemesine tabi dava dosyasında, bu konuda herhangi bir talebi de söz konusu olmayıp iddia, istinaf dilekçesiyle ileri sürülmüştür. İrade fesadına ilişkin iddianın ayrı bir dava olarak açılması gerekir. İş bu davada feragatin hileli yapıldığı, iradenin fesada uğradığı bu sebeple geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de bu iddianın dinlenmesi hukuken imkân dâhilinde değildir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/649, K. 2026/835, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-649-e-2026-835-k-4ab5e77b5554