İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/864 E. 2026/594 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/864
Karar No
2026/594
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/864 Esas - 2026/594 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/864 Esas KARAR NO : 2026/594

....

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 14/11/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/07/2026

Her ne kadar mahkememiz duruşma tarihi 30/09/2026 tarihine bırakılmış ise de, davacı vekilinin 01/07/2026 havale tarihli davadan feragat ettiğini bildirir dilekçe vermesi ile gün kaydına bakılmaksızın dosya ele alınmış olup ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü ... sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile seyir halindeyken, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun karayoluna katılması sonucu meydana gelen trafik kazasında, kamyon sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu’nun 57/1-a maddesini ihlal ederek kazanın oluşumuna kusuruyla sebebiyet verdiğini, araçta yolcu konumunda bulunan müvekkillerin yakınının kaza neticesinde vefat ettiğini, müvekkillerinin bu elim kaza nedeniyle maddi kayıplara uğradığını ve müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, kazaya karışan aracın işleteni ve sürücüsünün zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, söz konusu aracın davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı bulunduğunu, sigorta şirketine yapılan başvurudan ve arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkillerinin destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir DAVALININ CEVABI: Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle;Hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı süresinin dolduğunu, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün bir kusuru bulunmadığını belirterek kusur tespiti için ... Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmasını talep ettiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunu kabul etmemekle birlikte müteveffanın müterafik kusurunun hesaplanacak tazminat tutarından tenzil edilmesi gerektiğini, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminatı ve limitleri ile sınırlı olduğunu ve gerçek destek miktarını aşamayacağını, tazminat hesabı yapılması halinde progresif rant yöntemi yerine %1.65 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiğini, ... tarafından davacılara yapılan ödemelerin güncellenerek tazminat hesabından mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, tazminata hükmedilmesi halinde faiz başlangıç tarihinin zararın belirlenebildiği tarih olması gerektiğini, davacılara herhangi bir ödeme yapılmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerin hukuki mesnetten yoksun ve gerçeğe aykırı olduğunu, davalıların davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk sürecinin, davalı şirketin sürece dahil edilmemesi nedeniyle usule uygun şekilde tamamlanmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davalıların yerleşim yerlerinin Manavgat ve İstanbul olmasına rağmen davanın yetkisiz olan Ankara mahkemelerinde açıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, alacağın belirli ve hesaplanabilir nitelikte olduğunu, dava değerinin eksik gösterilmesi sebebiyle harç ikmalinin gerektiğini, talep edilen alacakların zaman aşımına uğradığını ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı şirketin kaza tarihi itibariyle poliçe kapsamında İMM güvencesinin bulunduğunu belirterek davanın ilgili sigorta şirketine ihbar edilmesini, kaza oluşumunda müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığını, asıl kusurun müteveffanın içinde bulunduğu aracı sevk ve idare eden sürücüye ait olduğunu, kazaya ilişkin yürütülen ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılması ve dosyanın celbini, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerine yönelik olarak destek ilişkisinin ispatlanamadığını, maddi tazminat koşullarının oluşmadığını, olası bir tazminata hükmedilmesi halinde ise sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde hesaplama yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan... vekili cevap dilekçesinde özetle; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması zorunlu bir dava şartı olmasına rağmen olayla ilgili müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, bu sebeple davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi ile sigortalı araç arasında Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) poliçe limitleri dolmadan müvekkili şirketin (İMM kapsamında) herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dosya kapsamında ZMMS limitlerinin dolmadığının anlaşıldığını, davacı tarafın kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ispat yükü altında olduğunu, kaza tespit tutanağında farklı bir araç sürücüsünün kural ihlali yaptığının belirtildiğini, bu sebeple kusur durumu hakkında bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, tazminat hesaplaması yapılması ihtimalinde kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olmadığı belirtilen müteveffanın müterafık kusurunun dikkate alınarak maddi tazminattan hakkaniyete uygun indirim yapılması gerektiğini, davacının evlenme ihtimali bulunması nedeniyle tazminat hesabında ilgili tablolar uyarınca evlenme ihtimali indirimi uygulanmasının zorunlu olduğunu, müvekkili şirketin temerrüdünün Türk Ticaret Kanunu’nun 1427. maddesi uyarınca ihbardan 45 gün sonra gerçekleştiğini, bu nedenle faiz başlangıcının kaza tarihi değil muacceliyet tarihi olması gerektiğini, yapılacak olası ödemelerin poliçedeki İMM teminat limitleri ile sınırlı olduğunu belirterek, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili 01/07/2026 tarihli dilekçesinde; Dosyadan tamamiyle feragat ettiklerini ve karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimizin bulunmadığını, dosyanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini, karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine bunlara ek olarak dosyaya taraflarınca yatırılan 20.000,00-TL bilirkişi ücretinin de taraflarına iade edilmesine karar verilmesini beyan etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 309/2.maddesi hükmü uyarınca feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Aynı yasanın 311.maddesi hükmü gereğince feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Yapılan yargılama sonucunda toplanan kanıtlardan anlaşıldığı üzere; Davacı vekilinin davadan feragat ettiği ve vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu görülerek H.M.K.’nın 307. vd. maddeleri uyarınca, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Feragat nedeniyle REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL, harcın dava açılışında alınan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile eksik yatırıldığı anlaşılan bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı vekilinin beyanı dikkate alınarak lehlerine vekalet ücretine yer olmadığına, 5-Zorunlu ara buluculuk gideri olan 4.700,00TL'nin taraflar arasında yapılan ibraname gereği davalıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda davacı ve davalı vekilinin yokluğunda HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi 01/07/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/864, K. 2026/594, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-864-e-2026-594-k-4ed455174473