Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/51 E. 2026/834 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/51
Karar No
2026/834
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/51

KARAR NO: 2026/834

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/10/2022

NUMARASI: 2022/65 Esas - 2022/637 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki kapsamında davalı ...'nin davacı şirkete 56.478,60 TL borçlu olduğunu, fatura borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı icra dosyası takip başlatıldığını, davalı yanın herhangi bir borcu olmadığından icra takibine itiraz ettiğini, yapılan itirazın tamamen haksız olduğunu beyanla davalının davacı şirkete olan borcunun sabit olduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacıya dava konusu fatura ile ilgili herhangi bir borcu bulunmadığını, fatura içeriğini kabul etmediklerini, davalının defterinde dava konusu edilen fatura kaydının bulunmadığını ve fatura içeriği işlerin veya hizmetin yapılıp teslim edildiğine ilişkin bir sevk irsaliyesinin de bulunmadığını, davalı ile davacı arasında ticari bir ilişki de olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Her ne kadar davalı tarafça yanlar arasında ticari sözleşme ilişkisinin bulunmadığı ve faturaya konu hizmetin alınmadığı savunulmuş ise de davalı şirket tarafından hizmet alımına ilişkin, davaya konu faturanın Ba (Bilanço alış) beyannameleri ile Vergi Dairesine bildirildiğine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edildiğine ilişkin bir delil de ileri sürülmemesi göz önüne alındığında, bu durumun faturaya konu hizmetin alındığına dair karine teşkil ettiği, davalı şirketin bu karinenin aksini dava değeri de dikkate alındığında usulüne uygun yazılı deliller ile ispatlaması gerekmekte iken ispatlayamadığı saptanmış olup tüm bu nedenlerle, davacı yanın takip tarihi itibari ile davalıdan 56.478,60-TL alacaklı olduğu sonucuna varılması gerekmiştir. Kabul edilen hukuksal olgu neticesinde; davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle toplam 56.478,60-TL alacaklı olup bu tutar yönünden başlatılan icra takibine davalı/ takip borçlusunun vâki itirazının haksız olduğu, alacağın faturaya dayalı olup likit olduğu görülmekle; davacı yararına %20 icra inkar tazminatına, davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu edilen fatura içeriği işlerin kabulünün mümkün olmadığını, davalının defterlerinde böyle bir fatura kaydı olmadığını ve fatura içeriği işlerin veya hizmetin yapılıp teslim edildiğine ilişkin bir sevk irsaliyesinin de olmadığını ve işbu sebeple de davacı tarafın fatura konusu işler ve hizmetin yapıldığını ispatlaması gerektiğini, mahkeme dosyasına konu icra takibinde fatura adresi ve yine icra dosyasına borçlu adresi olarak bildirilen adres kontrol edildiğinde görüleceği üzere davacı kendisinin halihazırda davalıya ait taşınmazda bulunmasına ve davalının taşınmazdan ayrıldığını bilmesine rağmen yine de adresi kendisinin de kiracı bulunduğu adresi yazarak faturayı ve ödeme emrini tebliğe çıkardığını, davalının faturada ve icra takibinde kötüniyetli olarak kendisinin bildirdiği kiracı olduğu taşınmaza tebligat geldiğinde de yine kendi alacağına ait ödeme emrini de tebliğ aldığını, ödeme emri tebliğ alındığında davalının adreste bulunmadığını da açıkça bildiğini, davacının davalıya fatura düzenlemesinin ve açtığı icra takibinin her şekilde kötüniyetli olarak düzenlendiğini ve tebliğin alınmadığını, mahkeme tarafından davalının BA-BS bildirim kayıtlarının ilgili vergi dairesinden talep edilmediğini, bilirkişi raporunda açıkça taraflarına ait defterlerde ve BA-BS beyan bildirim kayıtlarında dava konusu faturanın olmadığının tespit edildiğini, davalı dava konusu faturayı BA-BS bildirim kayıtlarına eklemediğini, bu sebeple de vergi dairesinden davalı vergi kayıtlarının celbi ile taraflarına ait BA-BS bildirim beyanı olmadığını, davacının icra takibine konu ettiği faturanın davalı defterlerinde bulunmadığını ve davalının işbu icra takibine konu ödeme emrinden de son anda haberi olduğunu, davalı şirket yetkilisi ile davacı arasında bulunan kira sözleşmesine konu borç ilişkisi ve ödenmeyen kiralar sebebi ile davacı davalıyı kendisine borçlandırma yaparak sözde borçtan kurtulmaya çalıştığını, dosyaya sunulan irsaliye ve teslim alan kişi bilgileri de incelendiğinde davacının işbu kişi ile ayrıca iş yaptığını ve aralarında fatura ilişkisi bulunmakla bu durumu kullanarak sözde fatura içeriği ürünlerin davalı şirkete teslim edilmiş gibi göstermeye çalıştığını, davacının halen dahi bila bedel taşınmazda bulunup kullanmaya devam ettiğini ve davacı hakkında tahliye davası açıldığını, davacının davalı şirkete değil asılda irsaliye ile ismi bulunan 3. kişiye kendi aralarında bulunan ticari ilişkiye ilişkin mal teslimi yaptığını, davacının fatura ve irsaliye tarihleri de incelendiğinde sözde faturanın da geçerli olmadığını ve gerçek bir ticareti veya borcu ispatlamadığını, işbu sebeple de geçerli olmayan faturaya dayalı olarak açılan icra takibinin de iptali gerektiğini, davacı kendisi faturayı düzenlemiş olmakla tek başına da yine tarihinden çok sonra bir tarihte BA-BS olarak bildirimini yaptığını, yine fatura konu ürünlerin teslim edildiği irsaliye tarihi de ileri tarihli olmakla söz konusu faturanın geçerliliği veya ürünlerin gerçekten teslim edilip edilmediğinin de ispat edilemeyeceğini, bu davada ispat yükü davacıda olmakla davasını ispatlayamayan davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar vermiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.

Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "09.09.2021 tarih ve 56.478,60 TL'lik fatura alacağı cari hesap bakiyesi vb. yasal deliller asıl alacak 56.478,60 TL" nedeniyle 56.478,60 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.

Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.

Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup davacı yararına oluşan bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.

Yargılama sırasında tarafların ticarî defterleri üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi sonucu dosya arasına alınan bilirkişi raporlarında; davacının davalıya düzenlediği 09.09.2021 tarih ve ... sayılı 56.478,60 TL'lik e-faturayı BS formu ile beyan ettiği, ancak söz konusu faturanın davalının kayıtlarında bulunmadığı ve BA formu ile beyan edilmediği, fatura konusu olan ürünlerin sevk irsaliyesi bulunmamakla birlikte 18.12.2020 tarihinde teslim eden, ..., teslim alan, Şahis Şası imzalı Ürün Teslim Tutanağı bulunduğu ancak söz konusu şahısların davalı ve davacıyı temsil ettiklerine ilişkin (imzalar altında ilgili şirketlerin kaşeleri de bulunmamaktadır) bilgi bulunmadığı, 18.12.2020 tarihinde teslim edilen ürünlere ilişkin faturanın 09.09.2021 tarihinde düzenlenmiş olmasının VUK hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, davacının düzenlediği faturanın VUK 231/5 maddesi anlamında hiç düzenlenmemiş sayılması gerektiği, e-arşiv faturanın münderecatı emtiaların 18.12.2020 tarihindeki ürün teslim tutanağı, 09.09.2021 tarihli e-arşiv faturanın dayanağı belge olarak benimsenirse, davacının davalı taraftan 56.478,60 TL alacaklı olacağı, mahkemece benimsenmezse, davacının davalıdan e-arşiv fatura tutarı olan 56.478,60 TL talep edemeyeceği tespit edilmiş.

Somut olayda, davacı tarafından takibe konulan 09.09.2021 tarihli, ... numaralı 52.295,00 TL + KDV 56.478,60 TL bedelli faturanın, dosyada bulunan ...Vergi Dairesinin yazı cevabına göre, davalının 2022 yılı BA formunda 1 adet belge karşılığı 52.295,00 TL olarak bildiriminin yapıldığı görülmekle, davalı tarafça defterlerine kayıtlı olmayan takip konusu faturayı vergi idaresine bildirildiğinden artık fatura konusu malları teslim almadığını ispatlaması gerekmekte olup davalı tarafından buna dair herhangi bir delil sunulmamıştır. Bilirkişi raporu ile de davacını takip tarihi itibarıyla alacağı 56.478,60 TL olarak belirlenmiş olmakla, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.248,11 TL harcın, alınması gerekli olan 3.858,05 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.609,94 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/51, K. 2026/834, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-51-e-2026-834-k-4fd811a89da2