Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2033 E. 2026/1103 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2033
Karar No
2026/1103
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2033

KARAR NO: 2026/1103

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/01/2022

NUMARASI: 2018/901 Esas - 2022/52 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/05/2026

Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklanan ve 43 adet faturaya dayanan 33.180,92 TL alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı Üzerine takibin durduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız, asılsız ve gerçek dışı olduğunu, ticari defterler ve evrakların incelenmesi halinde müvekkilinin davalı borçludan 33.180,92TL alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 7. maddesinde “sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi yetkili satıcının Toprak nezdindeki v-cari hesabı tasfiye edilerek alacak ve borçları nakden ve defaten tahsil edilir. Hesap tasfiye işlemlerinde esas olan Toprak kayıtları olup hesaplar Toprak defter ve kayıtlarına itibar edilerek tasfiye edilir." hükmü ile yine bayilik sözleşmesinin 8-C maddesindeki “cari hesap mukavele işlemlerinde dahi Toprak defter ve kayıtları esas alınır” hükmü gereğince, taraflar arasında doğacak hukuki ihtilaflarda müvekkili şirketin ticari defterlerindeki kayıtlar, evrak ve belgelerin esas alınacağının kabul edildiğini beyan ederek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili firma ile davacı yan arasında ticari ilişki mevcut olup, bu kapsamda taraflar arasında seramik alım satımı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği süre boyunca davacı yanın diğer tüm bayileri ile olan anlaşmasında olduğu gibi, müvekkili firma alınacak ürüne karşılık ürün tesliminden önce davacı yana ödeme yaptığını, kıymetli evraklarını satıcı firmaya teslim ettiğini, satıcı firma yapılan ödemenin yarı bedeli karşılığında ürün gönderdiğini, özetle alıcı konumunda olan firmanın satıcı konumda olan (davacı) firmadan her zaman alacağı kaldığını, taraflar arasındaki ticaret bu şekilde devam ederken, davacı yanın kamuoyuna da yansıdığı üzere ekonomik sıkıntıya düştüğünü, birçok firma ve kişinin ödemesini yapamadığını, ürün gönderemediğini, taraflar arasındaki ticari ilişki davacı yandan kaynaklı sorunlar nedeniyle sonlandığını, davacı yanın ticaret yapma tarzı itibarıyla müvekkilinden alacaklı olmasının söz konusu olmadığını, taraflar arasında TTK md 89'un aradığı şekilde yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacı yanın 43 adet satış faturası ile kastedilen faturaların ne olduğu, hangi döneme ait olduğu belli olmadığını ve faturaların davalıya tebliğ edilmediğini, tebliğ edilmiş tüm faturaların bedellerinin ödendiğini, davacı firma arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu sebeple cari hesap sözleşmesi hükümleri ve/veya ticari teamül gereği vadesi gelmiş bir borcun varlığından söz edilemeyeceğini, davacı yanın iddia ve beyanlarını kabul anlamına gelmemek üzere, davacı yanın alacaklı olduğu kabul edilse dahi alacağa faiz işletilebilmesi için müvekkili firmanın temerrüde düşürülmesi gerektiğini, davacı yanca borcun dayanağı olarak belirtilen cari hesap ekstresi dosya içeriği ile de sabit olduğu üzere takipten önce tebliğ edilmediğini, bu itibarla işlemiş faize faize ve faiz oranına yönelik itirazlarının haklı ve hukuka uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddine, davacı aleyhine 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Tüm dosya kapsamı ile ...'dan alınan bilirkişi kök ve ek raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olup, işbu bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmeler yerinde bulunmuş olmakla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 18/04/2019 tarih 2018/988 Esas, 2019/578 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ; somut olayda dava konusu fatura her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup bu durumda faturaya konu malın davalı yana tesliminin ispat edilmiş olduğunun kabulü gerekmiş, yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 27/10/2010 tarihli onama kararında da belirtildiği üzere seramik malzemelerin naklini kolaylaştırmak ve hasarı önlemek için seramiklerin davacı şirket tarafından paletler üzerinde gönderildiği ve işbu paletlerin davacı yana iadesine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belge bulunmadığı gibi bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı vekilince taraflar arasında bayilik sözleşmesi olması nedeniyle uzun zamanlı ve hacimli bir alım satım olmasına rağmen müvekkili firmanın defterlerinde paletlerin iadesine dair hiçbir fatura bulunmadığını beyan etmiş olmakla davacı tarafından seramiklerin paletler üzerinde gönderildiği sabit olmakla paletlerin müvekkilinde kaldığının zımnen ikrar edildiği, zira palet, damacana ve konteyner gibi nakliye ve ambalaj malzemelerinin bedellerinin faturalandırılması iadesi durumunda bedelin cari hesaptan düşürülmesi uygulamaları ticari hayatın olağan uygulamaları olup, teslim alınan paletlere ilişkin davalının ticari defterlerinde mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla paletlerin iade edilip edilmediği hususunun ispatı davalı yana aittir. Mahkememizce bu hususta davacı tarafından davalı yana gönderilen seramik ürünlerin muhafazası için iade edilip edilmediği iade edilmiş ise söz konusu paletlerin iadesi sırasında taşıma işinin kim tarafından yapıldığı, dava dışı nakliye firması tarafından taşıma işi gerçekleştirilmiş ise taşıma işini gerçekleştiren firmanın ünvan ve adres bilgisinin mahkememize bildirilmesinin istenmesine karşın davalı tarafından tarafların iştigal konusunun palet alım satımı olmadığı dolayısıyla gerçekte bir palet alım satımı olmadığından müvekkili aleyhine palet alım satımı ile ilgili herhangi bir borç yüklenemeyeceği belirtilmiş ise de gerekçeli kararda ayrıntıları açıklandığı üzere bu itiraz yerinde görülmesi mümkün olmamıştır. Her ne kadar talimat raporunda, davalının ticari defter kayıtlarında verilen depozito hesabında kayıtlı 13.864,00-TL davacının belirlenen asıl alacağından düşülmüş ise de; söz konusu tutar davacının takibe konu alacağının dayanağı olan faturalar içerisinde yer alan palet bedellerinden oluştuğundan, söz konusu paletler davacıya fiziken iade edilmeksizin ve palet bedelleri davacıya fatura düzenlenmeksizin davacının hesabından düşürülmesi gerek muhasebe tekniği açısından ve vergi hukuku açısından gerekse de ticari hayatın teamülleri gereği uygun olmadığından talimat raporundaki bu hususa itibar edilmemiş olup ... tarafından hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporuna itibar edilmiştir. Davacının ibraz olunan ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış noter tasdiklerinin zamanında ve eksiksiz yaptırıldığı, görülmekle sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı şirketin ticari defterlerine göre, 26.07.2016 takip tarihi itibarıyla davacının 27.230,96TL davalıdan asıl alacağı olduğu, davacının ibraz olunan ticari defter kayıtları ile talimat raporunda yer alan davalının ticari defter kayıtları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, davacının takibe konu alacağının (her iki taraf defterlerinde kayıtlı olan miktar) 27.230,96TL olduğu, takibe 27.230,96TL asıl alacak üzerinden devam olunabileceği, takipten önce temerrüt oluşmadığından işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığından, davacının davasının kısmen kabulüne, davalı tarafın, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu 27.230,96-TL'lik asıl alacağa yönelik itirazının iptaline ve takibin bu miktar bakımından devamına, takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar hükmedilen 27.230,96-TL asıl alacağa yıllık % 10,50 ve değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, fazlaya ilişkin 5.949,96-TL'lik işlemiş faiz isteminin reddine, İİK md. 67/2 kapsamında, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile hükmedilen toplam tutar 27.230,96-TL'nin %20'si oranındaki 5.446,19-TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davalı müvekkil firma ile davacı yan arasında ticari ilişki mevcut olup, bu kapsamda taraflar arasında seramik alım satımı olduğunu, tarafların iştigal konusu ''palet alım satımı'' olmadığını, paleterin seramik eşyasıyla birlikte zorunlu olarak gönderilen ürünle olup, kılıf mahiyetinde olduğunu, palet olmadan seramiklerin sevk edilmesinin imkansız olduğunu, davacı şirket satış ve teslimat politikası gereği tüm bayilerinden palet depozitosu kesmekte ancak her satış sonrası paletler fiziken toplanmakta, alıcı nezdinde bırakılmamakta olup, taraflar arasında bayilik sözleşmesi olması nedeniyle uzun zamanlı ve hacimli bir alım satım olmasına rağmen, müvekkil firmanın defterlerinde paketlerin iadesine dair hiçbir fatura bulunmamasının bu durumu açıkça ortaya koyduğunu , iştigal konusu palet alım satımı olmayan müvekkilin paletleri satın almış olduğu kabulü hayatın olağan akışına uygun olmadığını, paletlerin geri alınması, toplanması davacı şirket tarafından yapıldığını, davacı şirketin ani bir şekilde yönetsel dağınıklığa düştüğü kamuoyunun malumu olduğunu, davacı yanca paletlerin fiziken teslim alınmasına rağmen kayden düşümlerinin yapılmamış olması davacı şirketin içerisinde bulunduğu dağınıklık ile ilgili olduğunu, bilirkişinin gerek kök gerekse de ek raporunda taraflar arasındaki ilişki ''normal şartlarda'' sonlanmış gibi düşünülerek çıkarım yapıldığını ,oysa taraflar arasındaki ticari ilişki davacı yanın içine düştüğü dağınıklık ve neticesinde sonlandığını, gerçekte bir palet alım satımı olmadığından taraflarına palet alım satımı ile ilgili bir borç yüklenemeyeceğini, ayrıca İlk Derece Mahkemesince Bilirkişi ...'dan alınan bilirkişi kök ve ek raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan bahisle hükme esas alınmışsa da dosyada açık bir şekilde görüldüğü üzere bilirkişi tarafından sunulan ek raporda itirazlarının ''bilimsel ve tarafsız'' bir şekilde karşılanmadığını, bilirkişi davacı gibi davranarak iddialarının aksini ispat telaşına düştüğünü, bilimsel tavırdan uzak olan bu tavrın hükme esas olmayacağını, bununla beraber mahkeme bilirkişi raporuna karşı itirazlarının cevapsız bırakıldığını, ilk Derece Mahkemesince hükmedilen icra inkar tazminatı, alacağın likit olmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, takip konusu alacağın miktarının ancak mahkemece yapılacak inceleme ile belirlenecek ise, itiraz eden borçlu icra inkâr tazminatına mahkûm edilemeyeceğini, somut olayda bırakın miktarı ne şekilde bir alacak türünün ne olduğu konusunda dahi uzun süren araştırmaya girişildiğini, bu itibarla, tüm itirazları reddedilse dahi en azından alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği itirazının kabul edilmesi gerektiğini, İlk derece Mahkemesi kararının hatalı olması sebebiyle kaldırılarak, davanın reddedilip yeni hüküm tesis edilmek suretiyle davacının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılmasına ve haksız ve hukuka aykırı davanın reddine,kötüniyetli davacı alacaklının % 20den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava; cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı tarafça davalı hakkında .... icra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 27.230,96 TL asıl alacak , 5.949,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.180,92 TL alacağın tahsili istemiyle 26.07.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Taraflar arasında seramik satımına ilişkin yetkili satıcılık (bayilik) sözleşmesi bulunmakta olup, mahkemece uyuşmazlığın halli için taraf ticari defterleri incelenmiştir.

Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).

Somut olayda taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda, davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı defterlerine göre takip tarihi itibarıyla davalının davacıya 13.547,96 TL borçlu olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihi itibarıyla davacının 27.230,96 TL davalıdan alacaklı olduğu, taraf ticari defterlerinin faturalar ve ödemeler yönünden birbiri ile mutabık olduğu tespit edilmiş, davalı ticari kayıtlarında paletlerin davacıya fiziken iade edilmeksizin ve palet bedelleri davacıya fatura düzenlenmeksizin davacının hesabından düşürülmesinin gerek muhasebe tekniği açısından gerek vergi hukuku açısından gerekse de ticari hayatın teamülleri gereği uygun olmadığı belirtilmiştir .

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, borçlunun kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda borçlunun, karşı tarafın faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydetmesi halinde kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.

Eldeki davada taraf ticari defterleri arasındaki fark, davalının ticari defter kayıtlarında “verilen depozito” hesabında kayıtlı 13.689 TL'nin davacı alacağından düşülmesinden kaynaklanmakta olup, davalı tarafça davacının şirket satış politikası gereği tüm bayilerinden palet depozitosu kestiği ancak her satış sonrası paletlerin fiziken toplandığı, bu nedenle ticari defterlerinde paketlerin iadesine dair hiçbir fatura bulunmadığı savunulmuş ise de davacı tarafça tanzim edilen fatura kalemleri içerisinde palet bedelleri yer aldığı gibi davalının bu faturaları itirazsız şekilde ticari defterlerine kaydetmiş olmasına göre davalı tarafından satın alınan seramiklerin paletlerle birlikte davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Davalının, palet bedellerini, satın aldığı seramik bedellerinden mahsup edebilmesi için paletlerin davacıya iade edildiğini ispatlaması gerekli olup, dosya kapsamında davalı tarafça bu yönde herhangi bir iade faturası tanzim edilmediği gibi paletlerin davacıya teslimine ilişkin herhangi bir delil de sunulmamıştır. Bu durumda davacının, palet bedelleri düşülmeksizin alacaklı olduğu tutarın 27.230,96 TL olduğu konusunda taraf ticari defterlerinin örtüştüğü anlaşılmakla mahkemece bu miktar üzerinden davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklinde düzenlenmiş olup; eldeki davada, dava konusu alacağın faturalara dayalı likit (belirlenebilir) bir alacak olmasına ve davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız olmasına göre mahkemece kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 559,00 TL harcın, alınması gerekli olann 1.860,15 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.301,15 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2033, K. 2026/1103, T. 22.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2033-e-2026-1103-k-b1b94b49f70a