İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/878 E. 2026/493 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/878
Karar No
2026/493
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/878 Esas - 2026/493 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2025/878 KARAR NO: 2026/493

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/09/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 K. YAZIM TARİHİ : 01/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilİ şirket ile davalı şirket arasında .... tadilat hizmeti verilmesi hususunda anlaşıldığını, 18.01.2024 ve 28.02.2024 tarihli mailler ile 21.12.2023 ve 21.02.2024 tarihli teklif formları uyarınca hizmetin ifa edildiğini, 14.03.2024 tarihli 1.980-USD ve 15.02.2024 tarihli 1.980-USD bedelli faturaların düzenlendiğini, davalı tarafın faturalara yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini, 06.08.2024 ve 14.03.2024 tarihli mailler ile hizmetin tamamlandığının ve ödeme yapılması gerektiğinin bildirildiğini, davalı şirket yetkilisinin imzasını taşıyan tutanak ile işe başlandığının sabit olduğunu, toplam 3.960-USD tutarındaki borcun ödenmediğini, Ankara ... Noterliğinin 02.07.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine rağmen ödeme yapılmadığını, Ankara Batı İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalının borca ve yetkiye itiraz ederek takibi durdurduğunu, para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ödeneceği ilkesi gereği Ankara Batı İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, ... Esas sayılı icra dosyasındaki itirazın iptali ile takibin 3.960-USD üzerinden devamını, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkilİ şirket aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine karşı açılan itirazın iptali davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava dilekçesi ile eklerinin ve ön inceleme tensip zaptının müvekkil şirkete doğrudan tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu, icra takibine itirazın vekaleten yapılması sebebiyle tebligatın asile değil vekile yapılması gerektiğini, müvekkil şirketin davacı tarafa takip konusu edilen hususa ilişkin herhangi bir borcunun bulunmadığını, talep edilen asıl alacak ile birlikte faiz ve sair bedellerin yerinde olmadığını, davacı tarafça talep edilen faiz oranının emredici kanun hükümlerine aykırı ve fahiş olduğunu, takip öncesi faiz alacağı için borçlunun temerrüde düşürülmesi gerektiğini ancak dosya kapsamında temerrüt tarihinin ve faiz miktarının belirsiz olduğunu, bu hususların bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiğini, icra takibinin belgeye dayanmasına rağmen ödeme emri ile birlikte herhangi bir belgenin müvekkil şirkete tebliğ edilmediğini, bu nedenle borcun dayanağının bilinmediğini, icra inkar tazminatı talep edilebilmesi için kanuni şartların oluşmadığını, davacının taleplerinin hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın esastan reddini, davacı aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları,07/04/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, faturadan kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 22/07/2025 tarihli ödeme emri ile toplam 3.960,00 USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı vekilinin 22/07/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 17/09/2025 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturalardan kaynaklanan toplam 3.960,00 USD bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır. Taraflara ticari defter kayıtların dosyaya sunumu veya bulundukları yerin bildirilmesi için kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından müvekkili şirketin ticari defterlerinin bulundukları adres bildirilmiş, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar dosyaya sunulmadığı gibi bulundukları yerle ilgili olarak da herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru olan 41,3657 TL üzerinden hesaplanan dava değerinin 163.808,17 TL olduğu, ancak davanın 159.197,54 TL üzerinden açıldığı anlaşılmakla, eksik kalan peşin karar ve ilam harcını yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince harç tamamlanarak makbuzu dosyaya ibraz edilmiştir. Dosyaya kazandırılan 07/04/2026 tarihli raporda özetle; "...Davacının Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası kapsamında, 22.07.2025 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri ile davalıdan 3.980,00 USD (takiptarihi itibariyle USD kuru 40,2014 TL'den anapara tutarı 159.197,54 TL) alacağını faizi ile talep ettiği, tarafların dosya kapsamındaki Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi formlarının birbiri ile uyumlu olduğu, dava konusu alacağın dayanağı faturaların formlarda karşılıklı alış-satış olarak yer aldığı, Davacının ticari defter kayıtlarına göre; dava konusu alacağın dayanağı faturaların kayıtlarda yer aldığı, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan USD bazında 3.960,00 USD, TL bazında 139.484,27 TL alacaklı olduğu, davaya cevap veren davalı tarafından ticari defter adres beyanında bulunulmadığından davalının ticari defterlerinin incelenemediği..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Uyuşmazlık, davacı yanın takip çıkışı kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundadır. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden uyuşmazlık dönemine ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. Dava konusu alacak, faturalara dayalı alacağa dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı yan faturalardan kaynaklanan alacağının bulunduğunu iddia etmiş, incelenen davacı yan defter ve kayıtları ile tarafların dosyaya kazandırılan Ba - Bs formlarındaki bildirimlerinin örtüştüğü görülmüştür. Davalı yanın Ba formuyla davacı adına uyuşmazlık dönemine ilişkin 2 adet fatura karşılığı mal alım bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır. Davalı yana verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlar sunulmadığından ve adresi de bildirilmediğinden yapılan ihtar uyarınca davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve davacı lehine delil olma vasfına haiz olması hususları gözetilerek davacı defter ve kayıtları HMK madde 222/3 (Değişik:22/07/2020 - 7251/23.m.) uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..."şeklindedir.) Davacının hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmamaktadır. Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan takip çıkışı olan 3960,00 USDTL kadar alacaklı olduğu, davalının itirazının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden takip tarihi tarihindeki kur üzerinden hesaplanan alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı vekili 18/06/2026 tarihli dilekçesiyle tavzih talebinde bulunmuş ise de; Ankara BAM 15.HD'nin 2024/1115 esas, ... karar sayılı ilamında belirtildiği şekilde döviz alacaklarında dava değerinin dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğinden ve Ankara BAM 21.HD'nin 2023/1444 esas, 2026/471 karar sayılı ilamında hükmedildiği üzere döviz alacaklarında icra inkar tazminatının ise takip tarihindeki kur üzerinden belirlenmesi gerektiğinden dava tarihindeki TCMB efektif satış kurunun 41,3657 TL, takip tarihindeki TCMB efektif satış kurunun ise takip talebinde belirtildiği şekilde 40,2014 TL olduğu anlaşıldığından ve buna göre hesaplama yapıldığı gözetilerek hükümde çelişki veya tereddüt bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE ; Davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, 2-159.197,54 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 11.189,74 TL karar ve ilam harcından, peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 2.797,44 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 8.392,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 615,40 TL başvurma harcı, 87,50 TL vekalet harcı, 2.718,70 TL peşin harç, 78,74 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 3.500,34 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının yargılamada yapmış olduğu 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 121,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 8.121,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/06/2026

Katip .... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/878, K. 2026/493, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-878-e-2026-493-k-86ea33b4b43b