Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/17 E. 2026/822 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/17
Karar No
2026/822
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/17

KARAR NO: 2026/822

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/10/2022

NUMARASI: 2022/35 Esas - 2022/957 Karar

DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının uzun yıllardır davalı şirketin personel ve öğrenci servis taşıma işini yaptığını, yapılan taşıma sebebiyle 174.650,20-TL cari hesap alacağı oluştuğu, alacaklarının tahsili için .... Noterliğinin 21/10/2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile alacaklarının ödenmesi ile davalıya verilen teminat senedinin iadesini talep ettiklerini, davalının ödeme yapmadığını ve teminat senedini iade etmediğini, bunun üzerine.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, beyanla davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı tarafın ücretsiz servis taahhüdü bulunmasına rağmen taahhüde aykırı şekilde fatura düzenlediğini, davacı tarafın uğratmış olduğu zarar ve önceden verilen avans bedeline karşılık söz konusu senedi borç senedi olarak davalı şirkete verdiğini, davacı tarafından verilen borç senedinin ödenmemesi sebebiyle davalı tarafından da icra takibi başlatıldığını, senede ilişkin Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1127 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtıklarını, söz konusu davanın derdest olduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1127 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafın bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 174.650,20-TL alacağı bulunduğu, davalı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlara göre davacının takip tarihi itibariyle 174.650,20-TL alacağının bulunduğu, rapordaki saptamaya göre tarafların ticari defterlerinin yöntemine uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, böylece tarafların ticari defterlerinin kanıt niteliğinde olduğu, tarafların aynı koşullarla tutulmuş ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirleriyle uyumlu oldukları, davalının takip tarihinden sonra defterine kaydettiği ücret iadesine ilişkin 51.939,61-TL'nin davacının kayıtlarında yer almadığı, bu durumda söz konusu kaydın ticari defterlere göre davalı lehine kanıt değerinin olmadığı, sahibi lehine ve aleyhine olan defter kayıtları birbirinden ayrılamayacağından taraf defterlerine göre davacının lenine kanıt değeri olan ticari defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu, davacı defter kayıtlarının aksini gösterir, davalı tarafından sunulan kesin nitelikte bir kanıtın dosyaya yansımadığı, taraflarca bağlı bulundukları vergi dairelerine bildirilen B formlarının birbirleriyle uyumlu oldukları anlaşılmakla HMK'nin 222/3 maddesi uyarınca davacının bilirkişi raporuyla belirlenen alacağının varlığını kanıtladığının kabulü gerekmiştir. Her ne kadar davacı icra takibi ile işlemiş faiz isteminde bulunmuşsa da, faiz isteminin İİK'nin 58. maddesine aykırı olarak takip talebinde faizin başlangıç tarihi belirtilmeden istenmekle yöntemine uygun işlemiş faiz istemi olmadığından faiz isteminin kabulü olanaklı bulunmamıştır. Diğer yandan davacının davalıdan olan alacağının ödenmesi amacıyla davalıya karşı düzenlemiş olduğu ihtarnamenin noter aracılığıyla gönderildiği dosya kapsamından anlaşıldığından davacının alacak isteminde haklı olduğu sonucuna varıldığından söz konusu noterli giderinin de ödenmesi istemiyle icra takibine konu edilerek davalıdan istenmesi yerinde bulunmuştur. Taraflar tacir olduğundan, davacı takip talebinde ticari faiz isteyebileceğinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir. Davacının defter kayıtları ile saptanan alacak tutarı davalı tarafından bilinir ve belirlenebilir nitelikte olduğundan ve davalının itirazında haksız olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak ve noterlik giderinin toplamının %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davalı tarafça bekletici sorun yapılması istenilen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1127 Esas sayılı dosyası, dosyamız tarafları arasında bağıtlanan sözleşmeye istinaden verilen senetten dolayı davacının borçlu olmadığının saptanmasına yönelik olup, dava dosyamız davalısı dışında üçüncü bir kişiye de karşı açıldığı, senedin hamilinin taraflar dışında üçüncü bir kişi olduğu ve istemin davacının senetten dolayı borçlu olmadığına ilişkin olduğu ve işbu davanın konusunun ise taraflar arasında görülen işe ilişkin açık hesaba dayalı alacağa ilişkin olduğu birlikte değerlendirildiğinde dosyanın esasına bir etkisi olmayacağı kanaatiyle davalı vekilinin bekletici sorun yapılmasına ilişkin istemi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne., ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi dava dilekçesinde belirtilen hususlarda yeterli araştırma yapmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verdiğini, bilirkişi raporunda da eksik incelemede bulunduğunu, Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmekte olan davanın bekletici mesele yapılması taleplerinin bulunmasına rağmen Yargıtay kararlarının da aksine mahkemece bu hususun dikkate alınmaksızın hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, davacı delillerinde tarafların ticari defterlerine dayandığını, mahkemece her ne kadar davacı ticari defterlerdeki kayıtlara istinaden hüküm kurulmuş olsa da ticari defterlerin aksi her zaman senet ve kesin delillerle ispatlanabileceğini, davacı ile Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmekte olan dosya bekletici mesele yapılmadan ve davacı ile yapılmış olan "Servis Hizmet Sözleşmesi" dikkate alınmaksızın bekletici mesele yapılmadan verilen hükmün usule ve esasa aykırı olduğunu, ticari defterlere de girmiş olan faturalara haklı gerekçe ile itiraz edilmemiş olması tek başına aradaki akdi ilişkiyi ispat etmeye yeterli olmadığını ve sadece güçlü bir karine oluşturduğunu ve kesin olarak ispatlanmış sayılmadığını, mahkemece, bilirkişi raporunda belirtilen ve borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte takibin devamına davacı şirketin defterlerinde de gözükmekte olan takip öncesi döneme ait 51.939,61 TL'lik iade servis ücretinin dikkate alınmamasının da usule ve hukuka aykırı olduğunu, davacı sözleşmeye aykırı davrandığını ve ücretsiz servis taahhüdü sebebi ile zarar ettiğini beyan ederek davalı şirkete fatura kestiğini, davalı şirketin bir özel okul olması bu sebeple de eğitim döneminde olması sebebiyle ve bir günde yerine servis hizmeti verebilecek firma bulunamayacağından sözleşmeye aykırı şekilde kesilmiş olan faturalar daha sonra davalı şirketçe kabul edilmek zorunda kalındığını, ticari defterlerde gözükmekte olan işbu kayıtlar davacının hizmeti sonlandırma baskısı altında kabul edilmiş olduğunu ve davalı şirketin zorda kalmasından yararlanıldığını, davacının iyiniyet kurallarına aykırı davrandığını, söz konusu bononun tesliminden sonra ise davacı taraf sözleşmeye aykırı kestiği faturalara dayanarak haksız olarak takip başlattığını, davalı şirket herhangi bir borcu bulunmadığından haksız takibe itiraz ettiğini ve kötüniyetin söz konusu olmadığını, bu sebeple mahkemece hükmedilen icra inkar tazminatının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava; servis hizmet sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/1127 E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği noktasındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında.... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasında, "cari faturalı alacak 174.650,20 TL" sebebine dayalı olarak toplam 218.280,5 TL alacağın tahsili istemiyle 06.11.2021 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.

Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup davacı yararına oluşan bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.

Yine süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla ilgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının defterlerine göre takip tarihinde davalıdan 174.650,20 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihinde davacıya 174.650,20 TL borçlu olduğu, takip tarihi itibariyle tarafların defterlerinin mutabık olduğu, davalı tarafından takip tarihinden sonra takip öncesi döneme ait 51.939,61 TL tutarlı pandemi döneminde öğrenime ara verilmesi nedeniyle öğrencilere iade edilen servis ücretleri açıklamalı kayıt bulunduğu tespit edilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 64/2. Maddesine göre , Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde tacirin bu yükümlülüğü belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması(belge yoksa kayıtta yoktur) ilkesine dayandırılmıştır.

Somut olayda, bilirkişi ile incelenen taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihinde davalıdan 174.650,20 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre takip tarihinde davacıya 174.650,20 TL borçlu olduğu, taraf defterleri arasında mutabakat bulunduğu, takip tarihinde tarafların ticari defterlerinde cari hesap farklılığının bulunmadığı, tarafların BA ve BS formlarında da takip konusu faturaları vergi dairesine bildirdikleri tespit edilmiştir. Davalı tarafından takip tarihinden sonra takip öncesi döneme ait 51.939,61 TL tutarlı pandemi döneminde öğrenime ara verilmesi nedeniyle öğrencilere iade edilen servis ücretleri açıklamalı kayıtların davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, söz konusu kayıtların dayanağı belgeler sunulmamış olduğundan, takip tarihinden sonra yapılan davalının defterlerindeki bu tek taraflı kayda itibar edilmemiştir. Her ne kadar davalı, davacı tarafından sözleşmeye aykırı şekilde kesilmiş olan faturaların hizmeti sonlandırma baskısı altında kabul edilmiş olduğu savunmasında bulunmuşsa da, davalı tarafından söz konusu faturaların sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiği dosya kapsamından ispatlanamamış olması, davalını faturaları kabul ederek defterlerine kaydetmesi ve BA bildirimin de bulunması karşısında artık davalının söz konusu faturaları benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Dosyada, davalının ticari defterlerindeki kaydın aksini ispatlayacak bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Uyap üzerinden yapılan incelemede, davacı tarafından davalıya ve dava dışı şirkete açılan Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/1127 E., 2023/155 K. Sayılı dosyasında açılan senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti davasında Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.11.2025 tarihli, 2023/760 E., 2025/1854 K. Sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olduğu görülmüştür. Eldeki davanın açık hesap borcundan kaynaklanan itirazın iptali davası olması, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/1127 E., 2023/155 K. Sayılı dosyasının senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti davası olması, söz konusu senedin taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ile bir ilgisi olmaması nedeniyle, bu dosyanın sonucunun beklenmesinin sonuca bir etkisi bulunmayacağından Mahkemece söz konusu dosyasının bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.987,70 TL harcın, alınması gerekli olan 11.950,33 TL harçtan mahsubu ile 8.962,62 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/17, K. 2026/822, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-17-e-2026-822-k-62567927ca19