Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/243 E. 2026/1075 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/243
Karar No
2026/1075
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/243 KARAR NO : 2026/1075

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05.10.2023 NUMARASI : 2022/313 ESAS 2023/711 KARAR DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 19.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.06.2026

İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.10.2023 tarih 2022/313 Esas 2023/711 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle; alacaklısının, davalı Şirketin %75 pay sahibi.....A.Ş. olan, asıl borçlusunun davalı şirket olan 27.11.2015 düzenleme tarihli, 27.11.2016 vade tarihli, 300.000 USD bedelli bono dan dolayı Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü 2018/7029 esas sayılı dosyasından sadece müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, müvekkilinden Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2018/7029 esas sayılı dosyasından 173.692,28-TL tahsilat yaptırıldığını, bu tahsilatın müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğu İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2021/13228 E sayılı dosyasından gerçekleştirildiğini, mezkur bonoda asıl borçlu ...... Şirketi olduğunu, iş bu rücu alacaklarından dolayı davalı/borçluya Karşıyaka 5.Noterliği 06.01.2022 tarih ve 546 yevmiye no'lu ihtarnamenin keşide edildiğini, ihtarnamelerinin 11.01.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen iş bu alacaklarının ödenmediğini, İzmir 20. İcra Müdürlüğü’nün 2022/1106 esas sayılı dosyadan icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun icra takibine itiraz ettiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak takibi semeresiz bırakmak amacıyla yapılmış iş bu itirazın, iptalini ve alacağın likit olması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ileri sürülen bu hususların kabulü taraflarınca mümkün olmadığını, kötüniyetli ikame edilen davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, bu nedenle reddinin gerektiğini, yapılacak incelemeler ile de netlik kazanacağını, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde de belirtildiği şekilde davacı tarafın ödeme yapıldığını beyan ettiği Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü 2018/7029 E. Sayılı dosyası dava dışı .... A.Ş. Tarafından davacı taraf aleyhine ikame edilmiş olan bir takip olduğunu, müvekkili şirketin dosyada taraf sıfatınında bulunmadığını, müvekkili olduğu şirketin eski ortaklarından olan davacı tarafın bahse konu alacak yönünden müvekkili olduğu şirkete rücu hakkının bulunmadığını, İcra Müdürlüğü üzerinden yapılmış olan kısmi bir ödemeye dayanılarak davacı tarafın müvekkili olduğu şirketten herhangi bir alacak talebinde bulunması hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın bu yönde bir alacak hakkının da bulunmadığını, ana borç ilişkisinin dayandırıldığı 27.11.2015 tarihli 27.11.2016 vadeli bononun tanzim ve vade tarihlerinde ...., müvekkili olduğu şirket ortaklarından olduğunu, işbu davanın kötü niyetli olarak ikame edildiğinin ortaya çıkarıldığını, açıklanan nedenler ile müvekkili olduğu şirketin ileri sürülen borçtan bir sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle esastan reddine, davacı tarafın koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı aleyhine asıl alacağın % 20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanmış olması nedeniyle AAÜT 16/2-c gereğince müvekkili lehine arabuluculuk anlaşamama vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2021/13228 esas sayılı dosyası üzerinden davacının davalı aleyhine huzur hakkından kaynaklı alacağın tahsiline yönelik takipte davalı yanca hem 22/10/2018 tarihli dilekçe ile borca itirazlarda bulunularak borçlu olunmadığı belirtilmekle birlikte aynı zamanda dosyaya 23/11/2021 tarihinde 186.317,59 TL tutarında ödemede bulunulduğu, dosyaya yatan tutarın Karşıyaka İcra Müdürlüğünün 2018/7029 esas sayılı dosyası ile haczedilmekle tahsilatının sağlandığı, davalı yanca aksi iddia edilmekte ise de Karşıyaka İcra Müdürlüğü dosyasına dayanak bononun asıl borçlusunun davalı şirket olduğu ve paranın şirket adına ödendiğinin sabit olduğu, halefiyet prensibi çerçevesinde ödenen tutarın davalıdan talep edilmesinde davacının hukuki yaranının bulunduğu, İzmir 22. İcra müdürlüğünün 2021/13228 esas sayılı dosyasının konu edildiği İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/640 Esas sayılı dosyasının kesinleşmediği ancak alacaklı ve borçlu sıfatları sabit olduğundan davanın kabul ya da reddedilmesinin bir öneminin olmadığı, asıl alacağa yönelik borçlu itirazının yerinde olmadığı gibi Karşıyaka 5. Noterliğinin ihtarnemisinin davalı yana 11.01.2022 tarihinde tebliği ile 1 iş günü süre verildiği, davalının 13.01.2022 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, takip tarihine kadar 173.692,28-TL asıl alacağa 899,39-TL işlemiş faiz talep edilebileceği, işlemiş faizin bu tutardan az olarak talep edildiği, işlemiş faize yönelik borçlu itirazının da yerinde olmadığı, alacağın niteliği gereği likit olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne ve %20 oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2021/13228 Esas sayılı dosyasının konu edildiği İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/640 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenmesi gerektiği halde yargılama sonucu beklenilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu dosyadaki alacağın rücu ilişkisinin temelini oluşturduğunu, davacının İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2021/13228 Esas sayılı dosyasında ve İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/640 Esas sayılı dosyasında davalı şirketten huzur hakkı alacağı olduğunu ileri sürdüğünü, bu dosyanın henüz istinaf aşamasında olup kesinleşmediğini, dosyanın kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, alacağın likit nitelikte olmadığını, davalının rücu hakkı doğup doğmadığını ve bunun hangi oranda gerçekleştirilebileceğini bilecek durumda olmadığını, davalı aleyhinde tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, cevap dilekçesinde dayanılan delillerin mahkemece dikkate alınmadığını, davalının şirket ticari defterleri ve bilirkişi deliline dayandığını, şirket ticari defterleri üzerinden rücu ilişkisi bulunup bulunmadığının, incelenerek karar verilmesi gerektiğini, salt kambiyo senedi ilişkisine bağlı olarak karar verilmesinin eksik incelemeye dayandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, bonoya dayalı takip nedeniyle avalistin takip alacaklısına yaptığı ödemenin rucuen tahsili amacıya yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 778/3. maddesi yollamasıyla bono hakkında da uygulanacak olan 702. maddesinde, aval veren kişinin, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olacağı, aval veren kişinin teminat altına aldığı borcun, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olacağı ve aval veren kişinin, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhütaltına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap edeceği düzenlenmiştir. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK 702/2 maddesi hükmü gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Aval şekil bakımından asıl borca tabi, maddi yönden ise tamamen müstakildir. Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder. Ödemede bulunan avalist ödediği mablağın tamamını lehine aval verdiği kimseden isteyebilir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 05.06.2017 tarih 2016/11690 Esas 2017/4505 Karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacının, davalı şirketten alacaklı olarak icra takibinde bulunduğu İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2021/13228 Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine giren paranın uyuşmazlık konusu bono sebebiyle davacı aleyhinde başlatılan Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2018/7029 Esas sayılı dosyasından 173.692,28-TL tahsilat yapıldığının sabit olduğu, davalı tarafça yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde davacının davalı şirketten huzur hakkı alacağına istinaden başlatılan İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2021/13228 Esas sayılı takip dosyasıyla ilgili olarak İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/640 Esas sayılı dosyasında süren yargılama sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bir an için yargılama sonucunun davalı şirket lehine sonuçlandığı düşünülse dahi belirtilen icra dosyasında davacının icra veznesine giren parayı davalı şirkete iade borcu altına gireceği ve bono lehtarına ödenen bedel kadar malvarlığında eksilme gerçekleşeceği, bu itibarla yargılama sonucunun görülmekte olan yargılamayı etkileyecek nitelikte olmadığı, diğer taraftan davalının cevap dilekçesinde yer alan savunmalarına göre şirket ticari defterlerinin incelenmesiyle hangi hususu ispat edeceğinin gerek cevap dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde belirtilmediği, davacının takip ve davada kambiyo hukukundan kaynaklanan ve aval nedeniyle ödediği kısmi bono bedelini talep ettiği, davalı bono keşidecisinin borcun sona erdiğine dair somut bir delil göstermediği gibi açıkça ödeme savunmasında da bulunmadığı dikkate alındığında ticari defterlerin incelenmemiş olmasının sonuca etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, davacının alacaklı olduğu icra dosyasında gerçekleştirilen tahsilata uygulanan cebri icra yoluyla davacının aval veren olarak bono borcunu kısmen ödediği ve senetten dolayı lehtarın keşideciye karşı sahip olduğu haklara sahip olmasına, davacı ile davalı arasında süren alacak davasının sonucunda verilecek karar davalı lehine sonuçlanmış olsa dahi davacının davalıya karşı iade borcu altına girecek olması nedeniyle yargılama sonucunun beklenilmesinde hukuki yarar bulunmamasına, davalının borcun miktarını, temerrüt tarihini ve işlemiş faiz tutarını bilebilecek durumda olmasına göre inkar tazminatına hükmedilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 11.921,23 TL'den peşin alınan 2.980,31 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.940,92 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 19.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/243, K. 2026/1075, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-243-e-2026-1075-k-279773e9473c