Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/292 E. 2026/1040 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/292
- Karar No
- 2026/1040
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/292 KARAR NO : 2026/1040
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2022 NUMARASI : 2020/665 Esas 2022/991 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 21/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/04/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sigortalısı .... A.Ş’nin Çin’den satın alıp ithal ettiği ve 26.08.2019 tarihli PCHH01 sayılı konşimentolara 50 mton, PCHH02 sayılı konşimentoya 5.450 mton kayıtlı olarak Huanghua Limanı'ndan İzmir Limanı'na .... isimli gemi ile taşınan toplam 5.500 mton amonyum sülfat yükü cinsi eşyaları taşıma rizikolarına karşı sigortalandığı, taşıma konusu eşyaların tahliye limanında gönderilen .... A.Ş’ye 175.250 kg eksik teslim edildiği, eksiklik ile ilgili Aliağa Gümrük Müdürlüğü “Eksiklik Tutanağı” gemi acentesi ..... A.Ş. tarafından imzalandığı, davalı ....'nın ... isimli geminin donatanı olduğunu, taşımada kullanılan konşimentoların gemi kaptanı adına imzalandığı ve konşimentolarda taşıyan isminin belirtilmemiş olduğundan TTK m. 1238/2 gereğince davalı donatanın aynı zamanda taşıyan olduğunu, ..... A.Ş.'nin eşyaların gönderilene teslimine dolayısı ile navlun sözleşmesinin ifasına aracılık eden acente olduğunu, icra edilen sigorta ekspertiz incelemesi ile 153.546,76 TL olarak hesaplanan sigortalı zararının davacı tarafından 26.11.2019 tarihinde sigortalıya ödendiği ve davacı TTK m. 1472 gereğince sigortalı .... A.Ş’ne kanuni halef olduğunu, ayrıca sigortalının imzaladığı temlikname gereğince de sigortalıya akdi halef olduğu, konşimentolarda “clean on board” şerhi olmakla temiz konşimento söz konusu olup gemiye yüklenen eşya miktarı da konşimentolarda açıkça yazıldığını, davalı taşıyan, taşımak üzere teslim aldığı eşyaları tahliye limanında gönderilene eksiksiz ve hasarsız teslim ile yükümlü olduğunu ve davalı taşıyanın oluşan zarardan TK m. 1178 vd. gereğince olduğunu, davalı tarafça, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2502 Esas sayılı icra takibine itiraz ettiği, dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlayamadıklarını belirterek itirazının iptali ile masraf ve vekâlet ücreti ile icra tazminatının davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davadaki alacağın zamanaşımına uğradığı, müvekkili acentenin davaya konu taşıma işleminde ..... A.Ş adına vekâleten iş gördüğünü, müvekkilinin alt acente olarak dava konusu taşıma işlemine ilişkin; boşaltılan yük miktarı, boşaltma limanları gibi talimatların .... A.Ş.'den aldığını ve ilgili acentenin talimatları doğrultusunda hareket ettiğini, taşıma sözleşmesinin tarafı olan .... firmasının yetkili acentesinin müvekkili acente olmadığını, davanın donatana izafeten müvekkiline yöneltilemeyeceğini, taşımaya konu mallarda oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle müvekkili şirkete atfedilecek herhangi bir kusur ve davada husumet yönünden müvekkili acentenin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın müvekkil şirket açısından husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, TTK m. 1188’e göre ve 1246'a göre dava zamanaşımı ve hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, ödeme makbuzunda hasar nedeniyle oluşan tazminat bedelinin 26.11.2019 tarihinde ödendiği, davacının hasar bedelini ödediği tarih olan 26.11.2019 tarihinden itibaren 90 gün içerisinde (hak düşürücü süre) davalıya tazminat bedelinin rücu edilmediğini, davacı tarafça 28.02.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ihtilafa konu alacağın talep edilebilirliğini ortadan kaldıracağını, davanın esasa girilmeksizin hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddini, müvekkil şirketin merkezinin "..... Mh. ... Sk. ....Blok... K:... D:... - ...." olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve yetki itirazında bulunduklarını, sigorta şirketlerinin sigortalıya hasar tazminatını ödedikten sonra halefiyet ilkesi gereği hasara sebebiyet veren kişi veya kurumlara karşı ödediği bedel tutarında tazminat talebinde bulunabileceği, sigorta şirketinin bu hakkı kullanabilmesi için hasarın nedeninin hukuki delil ve kanıta dayandırılması gerektiği, müvekkili acentenin, dava dilekçesinde delil olarak sunulan eksiklik tutanağının kaldırılması için 17.10.2019 tarih 48614366 sayılı dilekçe ile ilgili müdürlüğe müracaat ettiğini, müvekkili şirket dilekçesinde.... isimli gemi ile....A.Ş adına İskenderun Gümrük Müdürlüğü'ne 30.195.000 kg amonyum sülfat ticari isimli eşya geldiği ve 30.193.802 kg olarak tahliye edildiği, geminin tamamında eksiklik miktarının %3 geçmediğini belirtilerek eksiklik takibatının kaldırılmasını talep ettiği, İskenderun Gümrük Müdürlüğünden gelen yazı ve ekleri ile de müvekkil şirketin beyanının doğruluğunun kanıtlandığı, Aliağa Gümrük Müdürlüğünün 23/10/2019 tarih ve 2019/43 karar sayılı kararı ile de ".... isimli gemi ile .... A.Ş adına Müdürlüğümüze ve İskenderun Gümrük Müdürlüğü'ne toplam 35.695.000 kg Amonyum sülfat ticari isimli eşya geldiği ve 35.518.552 kg olarak tahliye edildiği, geminin tamamında eksik olan 176.448 kg eşyanın %3'ü geçmediği anlaşıldığından özet beyan eksiklik takibatının kaldırılmasına" karar verildiği, taşınan maldaki eşyanın eksiklik oranının %3'ü geçmediğini, emtianın tesliminde meydana gelen fire oranı Uluslararası Dökme Yük Fire Standartları Ve Gümrük Mevzuatınca rücu kabiliyetini aşan seviyede olmadığından taşıyana yönlendirilen davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, sigorta şirketinin söz konusu eksiklik nedeniyle rücu imkânının bulunmadığını belirterek davacının itirazının iptali talebinin ve icra-inkâr tazminatı talebinin reddine, davacı yan hakkında icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava; davacı sigorta şirketinin sigortalısının yapmış olduğu taşıma sözleşmesinden kaynaklan hasar / eksik yük teslimi nedeniyle doğan zarara ilişkin rücuen itirazın iptali davası olduğu belirlendi. Tarafların delilleri toplanmıştır. İzmir 28. İcra Dairesi 2020/2502 Esas sayılı dosyası, Arabuluculuk Tutanağı, Sigorta Poliçesi, Ticari Fatura, Konşimentolar, Gümrük Beyannamesi, Eksiklik Tutanağı, Çeki Listesi, Gemi Sicil Sertifikası, Eşyaların Teslim Ordinoları, Eksper Raporu, Banka Dekontu, Temlikname, İhbarname (Letter Of Protest), Aliağa Gümrük Müdürlüğü'nün 21.10.2019 tarih 48695462 sayılı yazısı, Aliağa Gümrük Müdürlüğü kayıtları incelenmiş ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı taraf davadan önce davalıyla arabuluculuk görüşmesine başladığı ve 16.10.2020 tarihinde arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama şeklinde tamamlandığı belirlenmiştir. İzmir 28. İcra Dairesi 2020/2502 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ....A.Ş., takip borçlusu ... İsimli Gemi Taşıyanı / .....’ya İzafeten.... Şirketi aleyhine 21.02.2020 tarihinde (153.546,76 TL asıl alacak + 5.278,24 TL avans faizi =) 158.825,00 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibine geçtiği, borçluya ödeme emrinin 13.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 14.07.2020 tarihinde müvekkilinin alacaklıya borcunun bulunmadığı, takibin yetkili icra dairesine yapılmadığı, husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini belirterek takibe, yetkiye, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize itiraz ettiği ve takibin 21.07.2020 tarihinde durduğu belirlenmiştir. Davacı tarafın takip talebinde donatan olarak gösterdiği .....'ya İzafeten Acente..... A.Ş.’ne açtığı ve.... A.Ş.’nin donatanın acentesi olduğunu ispatlaması için beyanda bulunması için süre verilmiş, davacı vekili 19.02.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; .... A.Ş.'nin taşıma konusu eşyaların gönderilen (davacı selefi) ..... A.Ş.’ne teslimini sağladığı ve bu işlem için Gümrük İdaresine özet beyan niteliğinde “ordino” hükmündeki belgeyi verdiğini, bu belgelerde konşimentoda ve manifestoda kayıtlı eşyaları belirterek....A.Ş.’ne teslim edilmesinin bildirildiğini, taşıma konusu eşyaların gönderilene (yetkili konşimento hamiline) teslim borcu taşıyana ait olduğunu, özet beyan ve ordino taşıyanın bu teslim borcunun ifasını temin için acente tarafından düzenlendiğini, taşıyanın eşyayı gönderilene teslim borcunun ifasına aracılık eden .... A.Ş.'nin taşıyan acentesi olduğunu, acentenin yük ilgilileri belirlenmiş olsa da bu işleri taşıyan/ gemiyi temsilen icra ettiğini, davacının selefi .... A.Ş. taşıma konusu eşyaları Çin’de yerleşik satıcı firmadan “CFR (Coast + Freight yani mal bedeli + navlun)” esasıyla aldığını, CFR esaslı satımlarda taşımaya tahsis edilecek gemiyi temin etmek ve navlun sözleşmesini akdetmenin satıcının yükümlülüğünde olduğunu, davacı selefi ..... A.Ş.'nin bu taşımada taşıtan sıfatına sahip olmadığını, navlun sözleşmesinin (charter party’nin) tarafı olmadığını, sadece konşimento hamili olduğunu, davacı selefi ile davalı taşıyan arasındaki hukuki ilişkide konşimento hükümlerinin esas alınacağını (TTK m. 1237/1), konşimentoda yolculuk charter sözleşmesine gönderme varsa, konşimento devredilirken charter partinin bir suretinin de hamile ibraz edilmesi halinde hamiline karşı ileri sürülebileceğini (TTK md 1237/3), dava konusu taşımada, konşimentoda gönderme yapılan charter party konşimento ile birlikte davacı selefi .... A.Ş.’ye verilmediğini, bu ispatın davalı tarafta olduğunu beyan etmiştir. Davalı .....'ya İzafeten ....A.Ş. vekili 15.03.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkili şirketin (... A.Ş.) davaya konu taşıma işleminde taşıma sözleşmesinin tarafı olan ....'nun yetkili acentesi olmadığını, davanın izafeten müvekkiline yöneltilemeyeceğini, uyuşmazlığın, acentenin aracılık ettiği veya bizzat yaptığı bir sözleşmeden kaynaklanması gerektiğini, acentenin davanın tarafı olmayıp müvekkilini temsilen davada yer almasının hukukî sonucu olarak, müvekkile izafeten acenteye karşı açılan davalardan verilen ilamlar, acenteye karşı icra edilemeyeceğini (TTK m. 105/3), acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararların acentelere uygulanamayacağını, somut olayda taşıyanın eşyayı gönderilene teslim borcunun ifasına aracılık eden acentenin müvekkil .....A.Ş. olduğu kabul edilse dahi müvekkili acentenin eldeki davada bahse konu taşıma sözleşmesinin yapılmasına aracılık eden veya sözleşmeyi asıl davalı adına yapan acente olmadığından davanın müvekkili şirket açısından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce18.03.2021 tarihli celsede davalı tarafa dava konusu taşımaya ilişkin konşimento ve eki charter party’i sunmak üzere süre verilmiş ise de; davalı vekili 25.03.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkili acentenin dava konusu taşıma sözleşmesinin yapılmasına aracılık eden veya sözleşmeyi asıl davalı adına yapan acente olmadığından belgelerin kendilerinde mevcut olmadığını, davacı tarafın da bunu ispatlayacak bir delil sunmadığından husumet yönünden doğru kişiye yöneltildiğini ispatlamanın da davacının sorumluluğunda olduğunu beyan etmiştir. Aliağa Gümrük Müdürlüğü 24.03.2021 tarihli cevapta; .... A.Ş.’nin özet beyan ve denizyolu beyan formlarında donatan .....’nun acentesi olduğunu bildirdiği bildirilmiştir. Davalının husumet itirazı da yerinde olmadığı, taşıma sözleşmesinde donatanın acentesi olarak özet beyan denizyolu beyan formu verdiği tespit edilmekle davalıya acente sıfatıyla sözleşme yapılarak taraf sıfatını kazandığı ve....A.Ş.’nin acente olduğu tespit edilmekle, acente olmadığı yönündeki husumet itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı tarafın hak düşürücü itirazı incelendiğinde; davaya konu malların 13.10.2019 tarihinde gönderilene teslim edildiği, 175.250 kg eksikliğin bulunduğu, davaya konu icra takibinin davacı tarafından 21.02.2020 tarihinde başlatıldığı, davalı borçlunun takibe 14.07.2020 tarihinde itiraz ettiği ve davacının 02.10.2020 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, arabuluculuğun 16.10.2020 tarihinde sona erdiği, bu sürenin mahsup edilmesiyle davacının 17.11.2020 tarihinde dava açmasıyla hak düşürücü sürenin geçmediği belirlenmiştir. Davalı tarafın yetki itirazı incelendiğinde; taşımaya konu emtianın Huanghua / Çin Limanı'ndan Alsancak / İzmir Limanı'na yapıldığı ve akdin ifa yerinin İzmir olduğunu tespit edilmekle taşıyana karşı açılan davada yetkili mahkemenin İzmir olduğu, aynı zamanda davalı .... A.Ş.’nin İzmir Şubesinin Gümrük Müdürlüğünden gelen kayıtlara göre yükün boşaltılmasında boşaltma acentesi olarak özet beyan ve beyan formu verdiği, böylece HMK m. 14’e göre şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olduğundan yine davanın asıl taşıyana izafeten açıldığı, taşımanın ifa yerinin de İzmir olması nedeniyle HMK m. 10 ve 14 gereğince yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyanın bilirkişi incelemesi için İstanbul 17 ATM’ne gönderildiği ve bilirkişi..., .... ve ....’den 11.04.2022 tarihli kök ve 12.09.2022 tarihli ek raporlar alınmıştır. Bu raporlarda; davalı ....'ya İzafeten .... A.Ş.’nin TTK m. 105 uyarınca somut olayda acentelik yapıp yapmadığı değerlendirildiğinde Aliağa Liman Başkanlığı'nın 08.07.2021 tarihli yazısında yükü taşıyan.... gemisinin acenteliğini .... A.Ş'nin yaptığı bilgisinin verildiği, acentenin ... değil dava dışı .... A.Ş tarafından yapıldığının belirtildiği, Ticaret Bakanlığı Aliağa Gümrük Müdürlüğü'nden gelen 23.10.2019 tarihli 2019/43 sayılı yazıda; ... isimli gemi ile ... A.Ş adına İskenderun Gümrük Müdürlüğü'ne 30.195.000 Kg NH4SO4 (Amonyum sülfat) eşyasının geldiği, 30193.802 kg tahliye edildiği, geminin tamamında eksiklik miktarının % 3’ü geçmediği, bu nedenle eksiklik takibatının kaldırılmasının talep edilmesi üzerine 21.10.2019 tarihli yazıya istinaden takibatın kaldırılmasına karar verildiği, dosyada taşımaya ilişkin sözleşme metninin bulunmadığı, çekişme konusunun konşimentoda yer alan yükleme miktarı ile boşaltma miktarı arasındaki farktan kaynaklandığı, Aliağa Liman Günlük Kantar Tartım Sonuçlarına dayanıldığı, ancak yükleme limanında kantar mı ? yoksa draft survey yönteminin kullanılıp kullanılmadığının belli olmadığı, 24.10.2019 tarihli expertiz raporunda eksikliğin nereden ve nasıl meydana geldiğinin açıklığa kavuşturulmadığı, dökme tip yüklerin taşınması sırasında yükün özelliğinden kaynaklanan sebeplerle yükün yükleme ve tahliyesi sırasında gemi ile rıhtım arasına dökülmesi veya saçılması gibi sebeplerle ağırlığında bir takım eksilmeler meydana geldiği, Aliağa Limanı Günlük Kantar Tartım sonuçlarına göre yükte eksikliğin tespit edilmiş olmasına rağmen 176.448 Kg yükün % 3'ü (1.70.850 M/T)u geçmediği, bu nedenle özet beyan eksiklik takibatının kaldırıldığı, bununla birlikte amonyum sülfatın fire oranının taşımalarda % 2 olarak kabul edildiği, TTK m. 1182/1f uyarınca taşıyan ve adamlarının kusursuz sayıldığı hallerin kapsamına dahil olduğunu, yani hacim veya tartı itibariyle kendiliğinden eksilen fireye uğrayan mallar için taşıyan ve adamlarının kusursuz sayılacağının kabul edildiği, TTK m. 1182/3f uyarınca ise bu durumun aksi ispatlanabileceği, fakat aksi yönde bir kayıp bulunmadığı, % 2 fire oranı baz alınsa dahi bu durumda 713.900 M/T fire kapsamına kadar muafiyet bulunduğu, eksik çıkan 176.448 M/ T nun bu miktarın altında kaldığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 28.04.2022 tarihli beyan dilekçesinde; .... A.Ş’nin somut olayda ... firmasına acentelik yaptığını, denizyolu beyan formunda da .... adına düzenlenmiş ve imzalanmış olmakla;....’nin taşımaya aracılık ettiğini, bu nedenle acente olduğunu, raporda yüklemede draft survey değerinin mi? Kantar esasının mı? alındığının belirtilmediğini, davacının bu taşımada gönderilen olarak kendisine TTK m. 1237/2 ye göre navlun sözleşmesi gönderilmediğinden davacıyı bağlamayacağını, draft survey iddiasının bulunmadığını, fire hususundaki görüşü de kabul etmediklerini, Gümrük takibatında % 3 oran, Gümrük Kanunda yer alan hükme istinaden takibatın kaldırıldığını, ancak bu durumun firenin eksikliğini gidermediğini, 13-14 kamyon dolusu amonyum sülfatın eksik olduğunu, amonyum sülfatın kendiliğinden ağırlık kaybına uğrayacak bir nitelikte olmadığını, bu nedenle firenin en fazla % 0,5 veya % 1 olacak şekilde olması gerektiğini, bu miktarı aştığından firenin gerçekleştiğini belirterek yeni bir kuruldan rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı vekilinin 19.04.2022 tarihli beyan dilekçesinde; TTK m. 1182/1-f ye göre eşyanın niteliği itibariyle eksilme meydana gelmesi durumunda taşıyanın sorumlu olmadığının belirtildiğini, eksikliğin % 3'ü geçmediğinden takibatın Gümrük Müdürlüğü tarafından kaldırıldığını, ...nin deniz yolu beyan formunda acente olarak yer aldığını, .... A.Ş'nin gemi ile ilgisinin bulunmadığını, bu durumun Liman Başkanlığı'nda ki karışıklıktan kaynaklandığını, Aliağa Liman Başkanlığı'na müzekkere yazılarak .... A.Ş adına düzenlenmiş acente yetki belgesinin bulunup bulunmadığının sorulmasını talep etmiştir. Mahkememizce tarafların itirazları değerlendirilerek bilirkişilerden 12.09.2022 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu raporda; kök rapor düzenlenirken ....’nin acentelik yapıp yapmadığının belirlenemediğini, ancak deniz yolu beyan formunda ...’nin acentelik yaptığının belirlendiğini, yine fire oranı konusunda Yargıtay kararlarında da amonyum sülfat yönünden % 2 oranının kabul edildiği, bu nedenle % 2'nin altında kalan fireden dolayı taşıyanın sorumlu olmadığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 03.10.2022 tarihli beyan dilekçesinde;bilirkişilerin kendi bilgi ve deneyimlerine istinaden değil, bir kaç tane ticaret odasının yayınladığı fire oranları üzerinden görüş bildirdiklerini, Yargıtay HGK'nun kararlarında fire oranının tespitinde ilgili resmi makam ve meslek birliğine sormak ya da üniversitelerin deniz hukuku ve ziraat bilimi uzmanları ile uluslarası taşıma işlemlerinde deneyimli meslek adamlarının arasından seçilecek bir kuruldan rapor alınmasının gerekli olduğunun yer aldığını, bu konuda sadece meslek odalarından alınan verilerle hüküm kurulamayacağını, raporda belirtilen ticaret odası verilerinin bazılarının deniz taşımasına bile ilişkin olmadığını, 13-14 kamyona takabül eden bir eksikliğin olduğunu, 13-14 kamyon malın nereye gittiği belli olmadığını, ziraat veya kimya mühendisi ile kaptan bilirkişiden oluşacak yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı vekilinin 15.09.2022 tarihli beyan dilekçesinde; TTK m. 1182/1-f gereğince taşıyanın sorumlu olmadığını, ....’nin aynı zamanda acente olduğunu belirterek davanın reddi ile % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyada toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; Davacı ..... A.Ş’nin sigortalısı ..... A.Ş’nin Çin’den satın aldığı 26.08.2019 tarihli PCHH01 numaralı konşimentoya ve PCHH02 numaralı konşimentoya göre 50 M/T ve 5450 M/T amonyum sülfat yükünün Huanghua Limanı'ndan İzmir Limanı'na .... isimli gemi ile taşındığı, yükün boşaltılması sırasında bilirkişilerden alınan raporlarda da belirlendiği üzere 176.448 Kg lık amonyum sülfat yükünün eksik bulunduğunun tespit edildiği, mahkememizce uzman bilirkişilerden alınan rapora göre yükün niteliği itibariyle kendisinden kaynaklanan sebeplerle veya yükleme ve tahliye sırasında bir miktar yükün gemi ile rıhtım arasına dökülmesi, bir miktar yükün ambar yüzeyinde posta ve kemerelere yapışması sebebiyle yükün ağırlığında eksilme meydana geldiği, yine bilirkişi raporunda bu tip yüklerde Yargıtay uygulamasında da kabul edildği üzere fire oranının % 2 olarak belirlendiği, yükün toplam miktarının 35.695.000 Kg olup, 35.518,52 Kg olarak tahliye edildiği, eksiklik miktarının 176.448 Kg olup, % 2 oranında bu miktarın 713.900 M/T'a kadar fire kapsamında yer aldığı, mevcut halde yükün niteliğinden dolayı % 2 nin altında fireye uğradığı ve taşıyanın sorumlu bulunmadığı belirlenmiştir. Kaldı ki; yükün yükleme limanında draft survey yöntemiyle mi? Yoksa kantar yöntemiyle mi? Yüklendiği belirtilmemiştir. Konşimento da da bu durum yer almamıştır. Ayrıca Aliağa Limanı Gümrük Müdürlüğü tarafından 23.10.2019 tarihinde 2019/43 sayılı kararla taşıyan hakkında özet beyan eksikliğine ilişkin takibatın da firenin % 3 ün altında olması nedeniyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı ....’ya İzafeten .... A.Ş’nin acentelik yaptığı, deniz beyan formunda da belirlenmiş olup, husumette de eksiklik olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak davacının “III- Taşıyanın kusursuzluk ve uygun illiyet bağı karinelerinden yararlandığı hâller TTK M. 1182- (1) Zararın aşağıdaki sebeplerden ileri gelmesi hâlinde taşıyan ve adamları, kusursuz sayılır: a) …. f) Hacim veya tartı itibarıyla kendiliğinden eksilme veya eşyanın gizli ayıpları ya da eşyanın kendisine özgü doğal cins ve niteliği. (2) Birinci fıkradaki sebeplerin ortaya çıkmasına taşıyanın sorumlu olduğu bir olayın yol açtığı ispatlanırsa, taşıyan sorumluluktan kurtulamaz. (3) Zararın, durumun gereklerine göre birinci fıkrada yazılı sebeplerin birinden ileri gelmesi muhtemel ise, bu sebepten ortaya çıktığı varsayılır; ancak, aksi ispatlanabilir” hükmüne istinaden taşıyan davalının sorumluluğunu ispatlayamadığı, yükün hacim veya tartı itibariyle kendiliğinden eksilmeye uğrayabilecek yüklerden olduğu tespit edilmiş olup, TTK m. 1182/1-f ile 1182/2 ve 3 e göre bunun aksini ispat edebilecek herhangi bir delil bulunmadığından davanın reddi gerekmiştir. Ancak davalı tarafın davacının kötü niyetli olduğu iddiasını ispatlayacak bir delili bulunmadığından kötü niyet tazminat talebi davacı haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından reddedilmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacının davasının reddine, Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili selefi, yani sigortalısı, davaya konu emtiayı temsil eden iki adet konişmentonun hamili olduğunu, konişmentoların birinde emtianın 5.450 mt ve diğerinde 50 mt. olduğu kayıtlı olup, aynı konişmentolarda emtialar hakkında “TEMİZ YÜKLENDİ” kaydı olduğunu, taraflar arasındaki hukuki ilişki sözü geçen konişmentolara tabi olup, konişmentolarda emtiaların ağırlıklarının tespit edilemediği ya da konişmentoda yazılı ağırlıkta olduklarında şüphe duyulduğu yönünde hiçbir çekince olmadığını, TTK m. 1239/3 uyarınca konişmentolarda yer alan “TEMİZ YÜKLENDİ” kaydının aksi davacı müvekkile selefine yani sigortalısına ve dolayısıyla davacı müvekkile karşı ileri sürülemeyeceğini, Sigorta Ekspertiz Raporu’nda emtiadaki eksiklik oranı %3.186 olarak tespit edildiğini, dosyada alınan kök ve ek bilirkişi raporu ile sigorta ekspertiz raporu arasında emtiadaki eksiklik oranı hususundaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, eksiklik nedeniyle oluşan zarar nedeniyle poliçe hükümlerine göre sigortalı ... adlı şirkete sigorta tazminatını ödeyen davacı müvekkile kanuni ve akdi halefiyete binaen davalı taşıyana karşı önce icra takibi başlattığını ve akabinde haksız itiraz üzerine duran takibin devamı için itirazın iptali davasını açtığını, dosyada alınan kök ve ek bilirkişi raporları, Sigorta Ekspertiz Raporu ile çeliştiğini, kök ve ek raporlarda emtiadaki eksikliğin %3 ve hatta %2 oranındaki firenin altında kaldığını, Mahkeme de bilirkişi kök ve ek raporlarındaki bu hesaplamayı hükme esas almış ve hatalı bir karar oluşturduğunu, diğer yandan, iki dingilli bir kamyonun ortalama 11-20 ton, yani 11.000-20.000 kg emtia taşıyabileceğini, buna göre davaya konu emtiada eksik olduğu tespit edilen 176.448 kg ağırlığında amonyum sülfatın 16 ila 9 adet arası kamyon dolusu emtiaya denk geldiğini, 9 ila 16 adet arası kamyon dolusu emtianın deniz yoluyla taşıma sırasında fire nedeniyle zayi olduğunu kabul etmenin akılla, mantıkla, fizik kurallarıyla izah edilemeyeceğini, bu nedenle, Ticaret Odalarının ilan ettiği fire oranlarına itibar edilerek ticari davalarda taşıyanların sorumluluğu hakkında hüküm kurulmasının gerçek maddi vakıalara uygun olmadığını, fire oranı dikkate alınarak hüküm kurulacak olsa bile, taşıyanın sorumluluğu hakkında, hususiyle aralarında amonyum sülfat konusunda uzman bilirkişinin de yer alacağı bilirkişi heyetinden emtianın ve taşımanın somut özellikleri dikkate alınarak görüş alınması, sigorta ekspertiz raporu ile mevcut kök ve ek bilirkişi raporları arasındaki mübayenet giderilerek hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında yeni bir heyetten rapor alması gerektiğini, Mahkeme kararının öncelikle bu nedenle kaldırılması gerektiğini, TTK m. 1237 f. 1 hükmünde, taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağının düzenlendiğini, duruşma icrası suretiyle istinaf talepleri kabul olunarak, eksik tahkikat ve hatalı değerlendirme sonucu usule ve yasaya aykırı olarak oluşturulan İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 2020/665 – K. 2022/991 sayılı kararının kaldırılmasına, haklı davanın kabulüne, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine, icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; mahkemece aldırılan bilirkişi rapor ve ek raporunun denetine elverişli ve açık olmasına, yükleme limanında draft survey mi yoksa kantarla mı tartım olduğunun belirtilmemiş olmasına, davacı tarafça yükleme limanındaki tartma işleminin nasıl yapıldığının ispatlanamamış olmasına, konişmentoda; Sağ alt tarafta ağırlık ölçü kalite miktar kondisyon içerikler ve değer bilinmiyor şeklinde not düşülmüş olmasına, bilirkişi raporuna göre tespit edilen fire miktarının %2 yi geçmemiş olmasına göre, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/11/2022 tarih, 2020/665 Esas ve 2022/991 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/04/2026