Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/690 E. 2026/886 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/690
- Karar No
- 2026/886
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/690 Esas
KARAR NO:2026/886
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:17/02/2026
NUMARASI:2025/947 Esas, 2026/184 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuan Tazminat)
KARAR TARİHİ:18/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete sigortalı .... Şti.'ye ait ... Ataşehir/İstanbul adresindeki iş yerine, davalı şirketle yapılan sözleşme uyarınca güvenlik sisteminin kurulduğunu ve çalışmasının taahhüt edildiğini, sigortalı iş yerinde 26.11.2023 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, eksper raporu düzenlendiğini ve sigortalı şirkete 05.02.2024 tarihinde toplam 704.623,00-TL hasar ödemesi yapıldığını, yapılan hasar ödemesinin kusuru bulunan davalı şirketten TTK.nun 1472 vd maddeleri uyarınca rücuen ödenmesi talep edilmişse de bundan imtina edildiğini, yapılan icra takibine de haksızca itiraz edildiğini, davaya sebep olan hırsızlık olayının Ataşehir İlçesinde meydana geldiğini, takip ve davanın da bu ilçenin bağlı olduğu yargı çevresinde başlatıldığını belirterek yetki itirazının ve davalının zaman aşımı itirazının reddini, İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına vaki haksız itirazın iptalini, takibin aynen devamını, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın mahkemenin yetkisiz olması nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın delillerini usul hukuku hükümlerine uygun bir biçimde göstermediğini, müvekkili ile dava dışı sigortalı .... Şti. arasında bir adet güvenlik sistemi hizmet sözleşmesinin akdedildiğini, işbu sözleşme kapsamında belirtilen güvenlik teçhizatı ve tüm ürünler çalışır vaziyette, eksiksiz ve her türlü fiili ve hukuki ayıptan ari olarak müşteriye teslim edildiğini, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında bulunan güvenlik hizmet sözleşmeleri garanti ve sigorta sözleşmesi niteliğinde olmadığını, davacının iddia ettiği zarar ile müvekkilinin kusuru arasında illiyet bağı kurması gerektiğini, söz konusu hırsızlıkla ilgili yapılan soruşturma/kovuşturmanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek öncelikle davanın yetki ve sair usuli itirazları doğrultusunda usulden reddini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; dava konusu alacak talebi haksız fiilden kaynaklanmadığından somut olayda HMK 16. Maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede, anlaşmazlık halinde İstanbul Mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin tarafı olan sigortalı ve davalının tacir olması, yetkili Mahkemenin açıkça belirtilmesi ve yetki kuralının uygulanacağı uyuşmazlık konusunun belirli olması sebebiyle geçerli bir yetki sözleşmesinin bulunduğu, davalının icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olduğunu belirterek icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, taraflar arasında yetkili mahkeminin ve icra dairesinin İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri olduğu kararlaştırıldığından ve İstanbul İcra Daireleri yetkili olduğundan ve yetkili icra dairesinde usulünce başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Abonelik sözleşmesi iltihaki şeklinde yazılmış matbu formlar olarak imzalandığını, yetki şartının taraflarca müzakere de edilmediğini, bu hususların metinden anlaşıldığını, bu haliyle yetki şartının geçerli olamayacağını, sözleşmedeki yetki şartında ihtilaf halinde sadece İstanbul Merkez denmediğini, metinden sadece İstanbul Anadolu Mahkemelerin de yetkili olduğu anlamının çıktığını, zira metinde sadece, münhasıran İstanbul merkez ibarelerinin bulunmadığını, bu durumda HMK 17 uyarınca Sözleşmenin ifa yeri de yetkili olmaya devam ettiğini, davalı tarafın yetki sözleşmesini icra dosyasına ibraz etmediğini, sözleşme gereği yetki şartından bahsetmediğini sadece davalının ikametgahı icra dairesinde takibin yapılması gerektiğini belirttiğini, taraflarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde dava açıldığını, baştan beri yetki itirazının dayanağı olarak taraflar arasındaki sözleşme şartına dayanılmadığını, davalının ticari ikametgahı sebebine dayanıldığını, taraflar arasındaki sözleşme dava dosyasına ibraz edilince tarafımızca o aşamada muttali olunduğunu, tarafların, yetkili kıldıkları mahkemenin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa, yani yetki sözleşmesinin münhasır olmayan yetki sözleşmesi şeklinde olmasını istiyorlarsa, bu durumda yetki şartının münhasır olduğunun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekeceğini, somut olayda böyle bir ibarenin bulunmadığını, muhtemelen bu sebeple davalı tarafça yetki itirazında yetki sözleşmesi yerine ikametgaha vurgu yapıldığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında, 704.623,00 TL asıl alacak ve 403.343,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.107.966,00 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının İİK 67 maddesi gereğince yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda, davalı vekili icra takibine yönelik yasal süresinde yaptığı itirazında, müvekkilinin adresi itibariyle İstanbul (Çağlayan) İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu ileri sürmüş olup Mahkemece yapılan yargılama neticesinde yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığından bahisle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan ... Poliçesinin incelenmesinde, sigortalının ... olduğu, riziko adresi olan ... Ataşehir / İstanbul adresinde bulunan yerin davacı sigorta nezdinde sigortalandığı, davacı tarafından 26.11.2023 tarihinde meydana geldiği belirtilen hırsızlık olayı nedeniyle sigortalısına 05.02.2024 tarihinde toplam 704.623,00 TL ödendiği ve ödenen bedelin rücuen tazminine yönelik başlatılan icra takibine itiraz üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, dava konusu icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra müdürlüğünce usulüne uygun şekilde ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ve ödeme emrine borçlu tarafından usulüne uygun şekilde yapılmış itirazın bulunması gerekir. Somut olayda, davalı borçlu vekili ödeme emrine karşı borca ve icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiğinden işbu davada icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın öncelikle incelenmesi gerekir. Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararı). O halde dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısının halefi olarak açıldığına göre, davacı sigorta şirketinin yetkili icra dairesinde takip başlatıp başlatmadığı hususunda sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır.İİK'nun 50. maddesi uyarınca para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. HMK'nun 17. maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünü içermektedir. "...HMK'nın 17. maddesinin “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” şeklindeki ikinci cümlesi hükmüne göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin, kanunda bu tabir kullanılmamış ise de münhasır yetkili mahkeme olacağı kabul edilmelidir. Münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. Görüldüğü üzere, HUMK hükümlerinden farklı olarak HMK uygulamasında, taraflar salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedirler. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. (Yargıtay HGK'nın 2017/(13)3-1991 Esas, 2020/803 Karar sayılı kararı).Davacı vekilinin beyanlarına göre sigorta ettiren ve davacı sigorta şirketi tarafından kendisine ödeme yapılan ... Şti ile davalı şirket arasında poliçede belirtilen riziko adresine ilişkin güvenlik hizmet sözleşmesi akdedildiği belirtilmiş olup sözleşmenin 9.2. maddesine göre, sözleşmenin uygulanmasından ve yorumundan doğan uyuşmazlıklarda İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Anılan maddede aksine bir hüküm bulunmadığından yetki şartında gösterilen icra dairesi münhasır yetkili icra dairesi olarak belirlenmiştir.Somut olayda, davalı borçlu vekili icra dairesinin yetkisine itiraz ederken işbu sözleşmede belirlenen yetki şartına dayanmamış olup müvekkilinin ticari merkezinin "... Eyüp/İstanbul" adresi olduğundan bahisle İstanbul (Çağlayan) İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu ileri sürdüğünden münhasır yetki kuralının eldeki somut uyuşmazlıkta uygulanması mümkün değildir. Anılan güvenlik hizmet sözleşmesi kapsamında güvenlik hizmetinin verileceği yer Ataşehir/İstanbul olup 6100 sayılı HMK'nun 10. maddesi uyarınca, sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinden davaya konu icra takibi yetkili icra dairesinde başlatılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde yasaya ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçe ile tesis edilen karar isabetli olmamıştır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/947 Esas, 2026/184 Karar sayılı ve 17/02/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.3 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18.06.2026