Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/685 E. 2026/854 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/685
Karar No
2026/854
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/685 Esas

KARAR NO:2026/854

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:12/03/2026

NUMARASI:2025/1229 Esas, 2026/296 Karar

DAVA:Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)

KARAR TARİHİ:11/06/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Anayasa mahkemesinin hak ihlali ve hak ihlalinin giderilmesi için yeniden yargılama yapılması yönündeki kararından sonra kesin nitelikteki BAM kararı ile müvekkilinin davalıdan alacağının sübut bulduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 24/10/2024 T. 2024/1432 E. 2024/1680 K. sayılı ilamının Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden ilamların icrası yoluyla davalı aleyhine takibe konulduğunu, 05/02/2025 tarihinde icra takibinin kesinleştiğini, borçlu şirket vekiline icra emri tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunmadığı gibi itirazda da bulunulmadığını belirterek İİK. m. 177, 37 ve ilgili hükümleri gereğince borcunu ödemeyen davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline karşı açılan Bakırköy Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2028/1325 E. Sayılı dosyasında, davacı tarafından fotokopi belgeler sunulduğunu, HMK 121. Maddesi gereğince belge asıllarının dosyaya sunulmadığını, sunulan fotokopi belgelerin müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını, öte yandan husumet itirazları ile esasa ilişkin itirazlarının da dikkate alınmadığını, SPK tarafından 28 Şubat kararları çerçevesinde, etki altında düzenlenen, müvekkili şirket ve yöneticileri tarafından kesin olarak reddedilen rapor ve suç duyurusuna dayanılarak -ki bu suç duyurusu akabinde yargılanan müvekkili yetkililerinden hiçbirinin ceza almadığını- hiçbir açıklama ve savunmalarına itibar edilmeden müvekkili şirket aleyhine karar verildiğini, bu karara karşı yaptıkları istinaf başvurusu üzerine yargılama devam ederken 7194 Sayılı Kanunun 41. Maddesine eklenen geçici 4. Madde ile yasada değişiklik yapıldığını, müvekkilini de kapsam içerisine alan bu değişiklik sonrasında ilk derece mahkemesince "karar verilmesine yer olmadığı"na dair karar verildiğini, bu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf mahkemesince dayanak kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptali de göz önüne alınarak ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden karar verildiğini, her ne kadar kesin olarak verilmiş olsa da İstanbul BAM 13. HD. 2024/1432 E. 2024/1680 K. Sayılı 24.10.2024 tarihli kararının yerinde olmadığını, davanın dava şartı yokluğu ve usuli itirazları nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esas incelemesi yapılarak müvekkili aleyhine karar verilmesinin dayanaktan yoksun olduğunu, dolayısıyla bu karara dayanılarak müvekkili hakkında yapılan icra takibinin ve yine iflas talebinin de kabulünün mümkün olmadığını, yapılacak yargılamada bir an için iflas kararı verileceği düşünülse bile bu durumdan davacının elde edeceği menfaatin karşısında şirketin ve diğer şirket ortaklarının uğrayabileceği zararın büyüklüğünün de dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; somut davada, davacı alacağı ilama dayanmakla birlikte, ilamdaki faiz ve ferileri bakımından takibin aynen devam ettiği, davacının söz konusu ilama dayanan alacağın ödenmesi için icra takibi başlattığı ve yapılan tebligatlara rağmen davalının borcu ödediğine dair bir beyanda bulunmadığı, eldeki davada davacı alacaklının İİK 177/4 uyarınca doğrudan doğruya iflas talebinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... Şirketi'nin İİK'nun 177. maddesi uyarınca iflasına, davalı şirketin iflasına karar verildiğinin ve gerekli işlemlerin başlatılmasının Bakırköy 1. İcra ve İflas Müdürlüğüne Uyap üzerinden derhal bildirilmesine, davalı şirketin iflasına karar verildiğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne de bildirilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; dosyaya sundukları 06.01.2026 tarihli cevap dilekçesi içeriğinin dikkate alınmadığını, karar verilmesi için gerekli ve yeterli araştırma ile incelemenin yapılmadığını, her ne kadar kesin nitelikte olsa da, icra takibine konu edilen İstanbul BAM 13. HD. tarafından 2024/1432 E. - 2024/1680 K. Sayılı 24.10.2024 tarihli kararın yerinde olmadığını, davacının Bakırköy Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2028/1325 E. Sayılı dosyası ile müvekkiline karşı açtığı dava dosyasına karşı yaptıkları savunma, bu dosya içeriği ile davacının delil olarak dayandığı belge asıllarını mahkeme kasasına ibraz etmemesi nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 115/2 maddesinin amir hükmü ışığında davanın dayanağının bulunmadığı ortada iken iş bu usuli itirazları dikkate alınmaksızın ve yasanın usule ilişkin emredici hükümlerine aykırı şekilde karar verildiğini, davanın dava şartı yokluğu ve usul itirazları nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esas incelemesi yapılarak müvekkili aleyhine karar oluşturulmasının, bu karara dayanılarak müvekkili hakkında icra takibi yapılmasının ve iflas talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, İcra İflas Kanunu 177. maddesi gereğince müvekkili şirketin yetkilisi dinlenilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, ilama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.Dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul BAM 13. HD. 24.10.2024 tarihli 2024/1432 E. 2024/1680 K. Sayılı ilamı ile davanın kabulü ile; 12.000,00-DM karşılığı 6.186,63-Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının Euro cinsinden bir yıllık vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, mahkeme ilamında alacak miktarı ile yargılama giderlerinin Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı sayılı takip dosyasında icra takibine konu edildiği, davalı borçlunun takip konusu alacağı ödememesi üzerine mahkemedeki iflas davasının açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık, davanın dayanağı ilam gereğince davalının iflasının istenip istenemeyeceği, Mahkeme kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmıştır.İflas davasında yetkili mahkeme, İİK'nın 154/3 maddesi uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkin ve kesin olup dava şartıdır. Davalı şirketin muamele merkezi itibariyle işbu dava görevli ve yetkili mahkemece açılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK‘nun 177. maddesinde, “...“ üst başlığı altında, “Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas”, “Alacaklının talebi” düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla,”1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308. maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. Bu maddedeki ilam kavramından her türlü ilamı değil, para ve teminat alacaklarına ilişkin ilamları anlamak gerekir.İlamların icrasına ilişkin hükümler İİK'nın 24 ile 41. maddeleri arasında düzenlenmiş, İİK'nın 32. ve devamı maddelerinde ise para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamların icrasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. İİK'nın 32. maddesinde; "Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi..." hükmü, "Haciz veya iflas istemek yetkisi" başlıklı 37. maddesinde; "İcra emrinde yazılı müddet geçtiği halde borcunu ödemeyenlerin malları haczolunur yahut borçlu iflasa tabi eşhastan olup ta alacaklı isterse yetkili ticaret mahkemesince iflasına karar verilir." hükmü yer almaktadır.İlamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir. İİK'nın 177/1.4 maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, takibin dayanağı ilam için istinaf mahkemesinden ya da Yargıtay'dan "icranın geri bırakılması" kararı alınması halinde ticaret mahkemesi, ilamın kesinleşmesini "bekletici mesele" yapmalıdır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 726). İİK'nın 177/1.4. bent 2. cümlesi, ''Türkiye'de yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır'' hükmü uyarınca davalı şirket temsilcisinin dinlenilmek üzere meşruhatlı davetiye ile çağrılması, davetiyeye uyarak gelmesi halinde dinlenmesi gerekmektedir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi zorunludur.İİK'nın 158 maddesinde iflas yoluyla takip başlatılması halinde açılacak iflas davasının yargılama usulü belirlenmiştir. Yasal ilanlar 16.01.2026 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ve 14.01.2026 tarihinde Türkgün gazetesinde yapılmış, İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından 04.02.2026 tarihinde iflas avansı yatırılmıştır.Dosya kapsamında, ilamlı icraya dayanak BAM kararının kesin nitelikte olduğu, icra emrinin davalı şirkete tebliğ edildiği, ancak icra takibine konu dosya borcunun ödenmediği, mahkemece duruşma gün ve saatinde şirket yetkilisinin dinlenilmesi için tebligat çıkarıldığı ve tebliğ edildiği, ancak şirket yetkilisinin duruşmaya katılmadığı anlaşılmıştır.Davacının iddiaları, İİK'nun 177/4. maddesinde ifade edilen "İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse" halini içermektedir. Davacı da dava dilekçesinde, ilama dayalı borcun ödenmediğinden bahisle davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalara göre, iflasa tabi borçlunun doğrudan iflasının istenebileceği dikkate alındığında, somut olayda icra emrinin davalı şirkete tebliğine rağmen borcun ödenmediği, İİK'nın 177/4. maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak kararın kesinleşmiş olmasına gerek olmadığı, dosyada tehir-i icraya ilişkin herhangi bir kararın mevcut olmadığı, davacının iflas avansını yatırdığı, ilanların yapıldığı, şirket temsilcisinin dinlenmek üzere çağrıldığı anlaşıldığından mahkemece davalının İİK'nın 177. maddesi gereği iflasına karar verilmesi yerindedir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/1229 Esas, 2026/296 Karar sayılı ve 12/03/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164/2. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/685, K. 2026/854, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-685-e-2026-854-k-e935ef9831be