Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2783 E. 2026/1778 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2783
- Karar No
- 2026/1778
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2783
KARAR NO:2026/1778
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:23/10/2023
NUMARASI:2022/189 Esas - 2023/668 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:10/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olup, ...'a ait ... plakalı aracın, 30/04/2021 tarihinde davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bağımsız eksper tarafından düzenlenen eksper raporuyla araçta oluşan hasar onarım bedelinin KDV dahil 33.021,08 TL olarak tespit edildiğini, alınan eksperlik hizmeti için de 330,21 TL ödeme yapıldığını, bu kaza sonucu davacının aracında değer kaybı meydana geldiğini, araçta meydana gelen hasar onarım ve değer kaybı bedelinin tazmini amacıyla 16/06/2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna 2021.E.115570 sayılı dosya ile başvuruda bulunduklarını, 01/11/2021 tarih ve K-2021/146884 sayılı karar ile başvurunun hasar bedeli ve değer kaybı yönünden usulden reddine karar verildiğini, davalıya 27/05/2021 tebliğ tarihli ihtarname gönderildiğini, gönderilen ihtarnameye rağmen hasar onarım bedeli ve değer kaybını ödemediğini belirterek, alacağın belirgin hale gelmesini müteakip artırım hakları saklı kalmak kaydı ile kaza sebebiyle oluşan hasar onarım alacaklarının şimdilik 100 TL'sinin ve değer kaybı alacaklarının şimdilik 10 TL'sinin ticari işlerde uygulanan en yüksek temerrüt faiz oranı üzerinden ve kaza tarihinden, kabul görmez ise ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ekspertiz ücreti masrafı 330,21 TL'nin yargılama gideri olarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davacının davasının kabulü ile, 18.694,83 TL (KDV dahil) hasar bedeli ve 10.663,00 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 29.357,83 TL tazminat alacağının temerrüt tarihi 14/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine (Sigortanın ... poliçe limiti 41.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere), ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce ekspertiz raporu alınmış olduğundan artık dava değerinin bilinemeyeceğinden bahsedilemeyeceğini, belirsiz alacak davası açılamayacağını, müvekkili şirket tarafından yapılan 9.693,00 TL ödemenin yetersiz olduğuna dair dosyada somut bir bilgi, belge olmadığını,davacı tarafından iddiaların somut deliller ile ispatlanamadığını, davacı tarafından aracın onarımı için yapılan işlemler ve onarımı için ödemiş olduğu ücretin somut olarak ispat edilmesi gerekirken bunun ispatının yapılmadığını, dosyada zarara ilişkin hiçbir somut veri bulunmamasına rağmen sadece başvuran tarafın ekspertiz raporuna göre alınan bilirkişi raporu ile zarar tespit edilmesinin hukuka aykırı olup açıkça davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, raporun başvuran tarafından sunulan belge ve fotoğraflar üzerinden araç fiziken kontrol edilmeden hazırlandığını, davacı taraf aracını kendisi yaptırma konusunda diretmeyip, müvekkili şirket ile koordineli şekilde yaptırmış olsaydı yedek parça tedarik edileceğini ve işçilik ücretlerinin daha makul olacağını, müvekkili şirkete ihbar etmeden işlemlerin sonlandırılmasının zararın artmasına neden olduğunu,müvekkili şirketin sorumluluğunun, kaza tarihi itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, KDV ödenmiş ise faturaların dosyasına sunulması gerektiğini, faturalar dosyasına sunulmadan onarım bedelinin KDV'sinden müvekkil şirketin sorumlu olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 30/04/2021 tarihinde, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde davacıya ait aracın hasarlandığı, davacının hasar bedeli ile değer kaybı zararının oluştuğu iddiasıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2019 tarih, 2017/17-1099 E. ve 2019/460 K. sayılı kararında "Somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği, aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla değer kaybının miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir.
Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır." yönünde karar verilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, hasarın ve değer kaybının tespiti, yapılacak yargılama sırasında bilirkişi incelemesi sonunda belli olacaktır. Bu durumda eldeki davanın belirsiz alacak davası açılabileceği ve davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğuna kuşku olmadığından,İlk Derece Mahkemesince davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile işin esasına girilmesinde bir usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Hasar bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunun sigortalı aracın hasarlı parçaları, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki fark dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından hasar ve değer kaybı raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.Davalı sigorta şirketi, haksız fiilden kaynaklı tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olarak, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini de (3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca) zarar görene ödemek zorunda olduğundan, KDV dahil hesaplama yapılamayacağına ilişkin istinaf yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.005,43 TL harçtan peşin alınan 738,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.267,43 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/09/2026