Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/264 E. 2026/1007 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/264
Karar No
2026/1007
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/264 KARAR NO : 2026/1007

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 NUMARASI : 2022/133 Esas 2022/1422 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 16/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/04/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından Manisa 4.İcra Müdürlüğü’nün 2021/8006 Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, 1 yıllık süre içerisinde işbu davayı ikame ettiklerini, davalı şirketin yetkilisi tarafından İcra Müdürlüğü’ ne yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ...in ‘Temiz Gediz Temiz Körfez’ programı çerçevesinde gediz havzası incelemeleri sırasında konaklama, yemek ve toplantılar için salon tahsisi konularında müvekkil şirketle anlaştığını, başkanın gezisi öncesi 12-15 Temmuz tarihlerinde öncü ekip konaklama yaptığını 15-17 Temmuz tarihlerinde ... başkanı ve heyeti otelde konakladı. (39 sıngl +10 dbl oda, 1 gece konaklama 15.07.2021 tarihinde 33 sıngl + 9 dbl 1 gece konaklama 16.07.2021 tarihinde yapıldığını, 14.07.2021 200 kişi basın toplantısı için salon tahsisi 15.07.2021 85 kişi restaurant adisyonu yemek org. 16.07.2021 60 kişi restaurant adisyon yemek org.larının hepsi, müvekkil şirketin Saruhan otelinde gerçekleştiğini, 17.07.2021 COF2021000001881 nl.ft. 76.033,00 TL tutarında ekte (ek 1) sunulan fatura düzenlendiğini, faturaya itiraz olmadığı gibi; davalı şirket tarafından 16.07.2021 tarihinde, müvekkil şirketin ..... hesabına 25.000,00 TL ödeme yapıldığını, faturaya ilişkin bir kısım ödeme yapılmakla bir borç ilişkisinin varlığı kabul edildiğini, fatura içeriğine davalı tarafından itirazda olmadığını, fakat kalan bakiye (51.033,00 TL) süresi içerisinde ödenmediğini, davalı şirket yetkilisiyle kalan bakiyenin ödenmesi için defalarca görüşülmüş olmasına rağmen, bakiyenin ödenmediğini, tanzim edilen faturadaki sabit bakiye, kalan borcun ödenmemesi üzerine, Manisa 4.İcra Müdürlüğü’ nün 2021/8006 E. sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olup; davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, sonrasında zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ilaveten, takip konusu meblağ davalı tarafça gayet iyi bir şekilde bilinmekte olup, aynı zamanda likit bir alacak olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı yanın dava dilekçesinde özetle; "İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ...'in "Temiz Gediz, Temiz Körfez" programı çerçevesinde gediz havzası incelemeleri sırasında konaklama, yemek ve toplantılar için salon tahsisi konusunda anlaştıklarını, salon tahsisi, restoran adisyon yemek organizasyonları için toplam 76.033,00TL tutarında fatura kesildiğini, müvekkil şirketin 25.000,00-TL ödeme yaptığını bakiye bedel olan 51.033,00-TL'nin ödenmediği işbu nedenle icra takibi ve işbu davanın ikame edildiğini" beyan ettiğini, anılı davanın kabulünün mümkün olmadığını, davacı yan davaya konu icra takibinde akacak konusu olarak "...konaklama bedelinden kalan tutarının 51.033,00-TL" talep edildiğini, dava konusu takipten anlaşıldığı üzere davacı yan, müvekkili şirketin kendi otellerinde konakladığını iddia ettiğini, ancak dava dilekçesinde icra takibinde talep edilen alacağı kalemi dışında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ...'in "Temiz Gediz, Temiz Körfez" programı çerçevesinde gediz havzası incelemeleri sırasında konaklama, yemek ve toplantılar için salon tahsisi konusunda anlaştıkları iddiası ve buna ilişkin müvekkile kesilen faturaya dayalı olarak itirazın iptali davasını derdest ettiğini, ancak huzurdaki davanın itirazın iptali davası olup , bu dava takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğunu, ancak işbu dava dilekçesi ve dava konusu icra takibine konu edilen alacak incelendiğinde icra takibine konu alacaktan farklı bir alacağın talep edildiği icra takibine konu edilmeyen fatura alacağının işbu dava ile talep edilmeye çalışıldığının görüldüğünü, bu nedenle işbu dava konusu talebin kabulünün mümkün olmayıp anılı davanın reddi gerektiğini, ayrıca davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, müvekkili şirketin adresinin İzmir olduğunu, işbu yetki itirazlarının icra takibine karşı borca itiraz dilekçelerinde belirtilmiş olmasına rağmen davacı yanca yetki itirazımıza dikkate alınmaksızın yetkisiz mahkemede işbu dava ikame edildiğini, işbu nedenle yetki itirazlarının dikkate alınarak anılı davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, arabuluculuk görüşmelerinin yapılması hususundaki yetki ile davanın görülmesi gereken yetkili mahkeme hususundaki yetkinin aynı nitelikte olmadığını, nitekim arabuluculuk aşamasında yetkiye itiraz edilmemesi durumunun mahkemenin yetkisine itiraz edilemeyeceği anlamına da kesinlikle gelmediğini, İşbu nedenle anılı dava ile ilgili yetki itirazlarını tekrar ederek davanın reddini talep ettiklerini, dava konusu icra takibine konu faturaya dayalı hizmetin müvekkili şirkete sunulmadığını, 14/07/2022 tarihli 200 kişinin basın toplantısı için salon tahsisi hizmetinin müvekkili şirkete kesinlikle verilmediğini, kaldı ki basın toplantısının müvekkili şirketin ... ilinde başka bir organizasyon işini yerine getirdiği esnada yapıldığını, iş bu basın toplantısının da medyaya yansıdığını, müvekkili şirketin talep etmediği ve istemediği salon tahsisi hizmetinin müvekkili şirkete fatura edilmeye çalışılmakta olduğunu, ilgili organizasyon hizmetinin İzmir Büyükşehir belediyesi tarafından ihale edildiğini, ancak ihale teknik şartnamesi incelendiğinde iş bu organizasyon hizmetinin içerisinde 200 kişi basın toplantısı salon tahsisi hizmetinin olmadığının açık olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin almadığı hizmetlere ilişkin kesilen faturanın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı yanın dava dilekçesinde dava konusu ile ilgili bir kısım ödeme yapıldığını borç ilişkisinin kabul edildiğini ve faturaya itiraz edilmediğini bildirdiğini, ancak ilgili faturalara itiraz edilmemesi hususunun dava konusu faturada yer alan hizmetin müvekkili şirkete verildiğini ve faturaların kabul edildiği anlamını kesinlikle taşımadığını, davacı yanın bu konuya ilişkin beyanlarının ilgili kanun maddeleri ve Yargıtay kararları uyarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı yanın dava dilekçesi incelendiğinde delillerinin tanzim edilen faturaların gerçek bir hizmet karşılığı kesildiğini ispat ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını tespite yarar olmadığının görülmekte olduğunu, İşbu nedenle basit yargılama usulüne tabi işbu yargılama da davacı yanın dava dilekçesinde bildirmediği hiç bir delilin daha sonrasında davacı yanca bildirilmesine ve incelenmesine herhangi bir şekilde muvafakatlerinin olmadığını, davacı yan alacağın likit olması sebebiyle müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirttiğini, ancak öncelikle davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte işbu dava konusu alacak miktarı likit olmayıp miktar müvekkil şirket tarafından da belirlenebilir ve bilinebilir durumda bulunmadığını, İşbu nedenle alacağın tespiti hususu yargılama gerektirdiğinden ve bu durum alacağı likit bir alacak olmaktan çıkardığından müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenlerle davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmesi sebebiyle davanın reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan uhdesinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. MAHKEMECE:".. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın uyuşmazlık konusu Manisa 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/8006 Esas sayılı dosyasında takibe itiraz ederek takibe konu borcu kabul etmediği, mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, taraflarca ticari defterlerin yerlerinin bildirildiği, davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde bilirkişi .... tarafından hazırlanan 09/09/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda, incelenen ticari defterlerin mahkemelerde delil olarak kabul edilebileceğinin, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalıdan 51.033,00 TL alacağı bulunduğunun tespit olunduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde bilirkişi .... tarafından hazırlanan 03/10/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda, davalı ticari defterlerinin yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığının, taraflar arasında 2021 inceleme döneminde ticari bir ilişkinin var olduğunun, takip konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun, davalı resmi defter kayıtlarında davacı ....'in davalı ...'dan takip tarihi itibariyle 51.033,00 TL tutarında alacaklı olduğunun kaydedildiğinin tespit olunduğu, bu durumda HMK'nun 222/3 maddesi uyarınca tarafların ticari defterlerinin birbirini doğrulaması neticesinde davacının defterlerinin ve kayıtlarının lehine delil niteliği taşıdığı, bu durumda davacının usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtları ile alacağını ispat ettiği, davalı tarafın ticari defterlerinin de bu alacağı doğruladığı, dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında davacı tarafça sunulan otelcilik hizmetinin varlığının sabit olduğu, tüm deliller nazara alındığında davacının takip tarihi itibari ile 51.033,00 TL alacaklı bulunduğu, diğer yandan takipten önce davalı borçlunun temerrüte uğratıldığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı..."gerekçesi ile; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, davalının, Manisa 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/8006 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, takibin 51.033,00 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, Koşulları oluştuğundan kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak % 20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, müvekkili şirketin adresinin ... ili olduğunu, yetki itirazlarının icra takibine karşı borca itiraz dilekçelerinde belirtilmiş olmasına rağmen davacı yanca yetki itirazlarının dikkate alınmaksızın yetkisiz mahkemede anılan davanın ikame edildiğini, bu nedenle yetki itirazlarının dikkate alınarak anılı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yetki itirazının reddine karar verildiğini, davalı yanca her ne kadar arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edilmediğinden bahisle davanın Manisa'da ikame edildiği belirtilmiş ise de; arabuluculuk görüşmelerinin yapılması hususundaki yetki ile davanın görülmesi gereken yetkili mahkeme hususundaki yetkinin aynı nitelikte olmadığını, mahkeme dosyasına konu edilen icra takibine dayanak alacak sebebi dışında bir sebebe dayanılarak davanın kabulüne karar verildiğini, davanın itirazın iptali davası olduğunu, davanın takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğunu, davada icra takibine konu alacaktan farklı bir alacağın talep edildiğini, dava hem ticari dava niteliğinde olması hem de tanıkla ispat sınırının üzerinde parasal bir değere sahip olması nedeniyle tanık delili ile ispatı mümkün olmadığını, bildirilen delilleri toplanmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini, müvekkili şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde icra inkar tazminatına hükmedildiğini, ancak davacı yanın itirazın iptali davasına konu ettiği icra takibine dayanak alacak sebebiyle fatura alacağı olmadığını, davacı yanın alacak sebebi olarak fatura alacağına dayandığını, alacağın tespitinin yargılamayı gerektirdiğini ve bu durumun alacağı likit bir alacak olmaktan çıkardığından müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça, konaklama, yemek ve toplantılar için salon tahsisi konularında faturada belirtilen hizmetin verildiği, faturaya ilişkin bir kısım ödeme yapılmakla bir borç ilişkisinin varlığı kabul edildiği, fatura içeriğine davalı tarafından itirazda olmadığı, fakat kalan bakiyenin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine Manisa 4.İcra Müdürlüğünün 2021/8006 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde icra takibine konu alacaktan farklı bir alacağın talep edildiği, ilgili faturalara itiraz edilmemesi hususunun dava konusu faturada yer alan hizmetin müvekkili şirkete verildiğini ve faturaların kabul edildiği anlamını kesinlikle taşımadığını borcun bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, icra takibi ".... konaklama bedelinden kalan tutarı 51.033,00-TL" açıklamasıyla başlatılmış olup taraflar arasında akdi ilişki bulunduğundan para alacağına ilişkin TBK'nın 89. maddesi gereğince alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinin ve sözleşmenin ifa yerinin de yetkili olmasına, davacı ticari defter kayıtlarında tespit edilen 17/07/2021 tarihli 76.033 TL tutarlı fatura ve 25.000 TL kısmi ödeme belgesinin davalı taraf defterinde kayıtlı olmasının hizmetin teslimine karine teşkil etmesi, karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanmamış olması, ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun, alacağın likit olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/11/2022 tarih ve 2022/133 Esas 2022/1422 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.486,06 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 872,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.614,06 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/264, K. 2026/1007, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-264-e-2026-1007-k-3de7726e940e