İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/680 E. 2026/590 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/680
Karar No
2026/590
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/680 Esas KARAR NO : 2026/590 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/09/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 09/11/2018 tarihli ... Kurulum Sözleşmesi Ön Protokol'ü imzalandığını, bu protokolün 5nci maddesi gereğince, davalının gerekli ruhsatları alması için gerekli projeleri 125.000,00 EURO bedel karşılığında hazırlanması kararlaştırıldığını, davacı şirket tarafından ..., ... ilçesinde kurulacak 10 Mwe Elektrik Kapasiteli Santralin ruhsatı için gerekli projeleri hazırladığını, teslim ettiğini ve bunun karşılığında da 125.000,00 EURO +KDV bedelli fatura kestiğini, ön protokole göre söz konusu bedel 5 eşit taksitte ödeneceğini, ancak bir kısım ödemeler yapılmış ise de hali hazırda faturadan kaynaklı 23.727,39 Euro bedelin ödenmediğini, alacağını tahsil edemeyen müvekkili adına, davalı borçlu hakkında ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalı- borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak hiç bir gerekçe de göstermeden itirazda bulunduğunu ve işbu takibi durdurduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde müvekkil şirketin tüm iyi niyetli yaklaşımlarına rağmen anlaşma sağlanamadığını, karşı tarafın kötü niyetli hareket ederek müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını engellemekte ve süreci uzatarak zaman kazanmaya çalıştığını, bu nedenlerle; öncelikle; davalı borçlunun borca yeter miktarda menkul ve gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi ve menkullerin muhafazası için dava konusu alacağımız kadar ihtiyati tedbir olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalı borçlunun ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından icra takibine yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, ... 24. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosya ile başlatılan icra takibinin devamına, borçlunun takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça icra dosyasında dayanak gösterilmeyen belgelere delil olarak dayanılmaya çalışıldığını, müvekkili aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi alacağın yargılamaya konu olması nedeniyle mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafça müvekkiline eksik ve ayıplı hizmet sağlandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında müvekkilinin sözleşmeyi askıya alma hakkının mevcut olduğunu, ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığını, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin yasal dayanağı bulunmadığını, davacı tarafından sunulan belgeler, alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat düzeyine ulaşmaktan uzak olduğunu, müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamındaki ödemelerin tamamen yapıldığını, kalan bedel ise sözleşmenin 13. ve 14. maddeleri uyarınca askıya alınmış olup muaccel hale gelmediğini, davacı tarafın alacak iddiasının dayanaksız ve soyut nitelikte olduğunu, dosya kapsamındaki ticari kayıtlar, sözleşme hükümleri ve ihtarnameler birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacak iddiasının varlığına dair hiçbir hukuki ve fiili olgu bulunmadığını, belirterek öncelikle davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini, netice olarak ise davacı tarafça ikame edilen davanın haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle davanın reddi ile davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı aleyhine yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 13/05/2026 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlık bir eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup 6098 Sayılı TBK m.147/6 uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacının iddia ettiği alacağın doğumuna esas aldığı fatura 28.12.2018 tarihli olduğunu, davacı tarafça başlatılan ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibi ise 2025 yılı içerisinde başlatıldığını, fatura tarihinden takip tarihine kadar geçen süre 6 yılı aşkın olup, beş yıllık zamanaşımı süresi takip tarihinden çok daha önce dolduğunu, davacının iddia ettiği bedel, sözleşme konusu projelerin teslimi karşılığında doğacağı iddia edilen bir eser bedeli olduğunu, davacı, kendi dava dilekçesinde açıkça "projeleri hazırlamış, teslim etmiş ve bunun karşılığında 125.000,00 EURO + KDV bedelli fatura kesmiş" olduğunu beyan ettiğini, davacının kendi beyanı ve tek taraflı düzenlediği fatura uyarınca dahi alacak, en geç 28.12.2018 (fatura tarihinde) muaccel hale geldiğini, bu durumda, davacının 2025 yılında başlattığı icra takibi tarihi itibarıyla alacak çoktan zamanaşımına uğradığını, asla kabul anlamına gelmemekle ve müvekkili şirket'in borcunun bulunmadığı yönündeki tüm savunmalar saklı kalmak kaydıyla; varsayımsal olarak davacının bir alacak hakkı doğmuş olsa dahi söz konusu alacak 2025 yılında başlatılan takip tarihi itibarıyla zamanaşımına uğramış olduğundan 6100 sayılı HMK'nın 176. vd. maddeleri uyarınca savunmamızın ıslahı talebimizin kabulüne, Islah dilekçemizle ileri sürdüğümüz zamanaşımı def'imizin kabulü ile davanın reddine, Mahkemeniz aksi kanaatte ise, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, kötüniyetli olarak icra takibi başlatan davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. GEREKÇE Dava itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalı ile 09/11/2018 tarihli 10mwe elektrik üretim kapasiteli salihli biyokütle enerji santrali kurulum sözleşmesi ön protokol'ü imzalandığını, davacı tarafından ..., ... ilçesinde kurulacak 10 Mwe Elektrik Kapasiteli Santralin ruhsatı için gerekli projeleri hazırlandığını, davalıya teslim edildiğini ve bunun karşılığında da 125.000,00 EURO +KDV bedelli fatura kesildiğini, ön protokole göre söz konusu bedelin 5 eşit taksitte ödeneceğini, ancak davalının bir kısım ödemeleri yapmış ise de hali hazırda faturadan kaynaklı 23.727,39 EURO bedeli ödemediğini bu sebeple davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesidir. Eser sözleşmesi karşılıklı edimleri içeren bir iş görme sözleşmesidir. Yüklenicinin edimi eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesine, istisna sözleşmesi de denilmektedir. Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesidir. Yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici istenen özellikte eseri meydana getirmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Tarafların anlaşırken bedel kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceği biliniyorsa veya bilinmesi gerekiyorsa eser sözleşmesinin bulunduğu kabul edilir (HGK-K.2021/506). Eser Sözleşmesinin Şekli: TBK’nın 12/1. maddesine göre sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Bu düzenleme gereğince kural olarak sözleşmeler ve bu arada eser sözleşmeleri yasada aksi düzenlenmedikçe, hiçbir şekle bağlı olmayıp, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Yalnız, sözlü olarak yapılan sözleşmelerin, ileride bir uyuşmazlık çıkması ve taraflardan birinin bu sözlü sözleşmeyi veya bazı hükümlerini yadsıması (inkâr etmesi) hâlinde, diğer taraf bu sözleşmeyi ispat zorluğu ile karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle hiçbir şekle bağlı olmayan eser sözleşmelerinin yazılı yapılması, kanıtlama kolaylığı sağlar. HMK’nın 200/1. maddesinde de; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesne göre eser sözleşmesi nedeniyle hak talepleri 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresinin başlangıcı ise eserin teslim tarihinden itibaren başlamaktadır. Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 147/6. maddesine göre “Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.” 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Yanlar arasındaki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklandığından, olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresi 5 yıldır. 6098 sayılı TBK'nın 149. madde hükümleri gereğince zamanaşımı süresi alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Eser sözleşmelerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş bedeli alacağı eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte, sözleşmenin feshi halinde ise fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla muaccel hale gelir. (Y14HD-K....). Taraflar arasındaki ön protokolün incelenmesinde 125.000 Euronun davacıya 9 Kasım 2018, 20 Kasım 2018, 29 Kasım 2018, 7 Aralık 2018 ve 27 Aralık 2018 tarihlerinde banka havalesi ile ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmamıştır. Ancak davalı taraf 13/05/2026 tarihli dilekçesi ile savunmalarını ıslah ederek zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/10/2024 T ... E ... K sayılı kararında süresinde davaya cevap vermekle birlikte zamanaşımı savunmasında bulunmayan davalının bu savunmasını ıslah suretiyle sonradan ileri sürebileceği, sonradan ıslahla ileri sürmesinde usule aykırı bir yönün bulunmadığını kabul etmiş olup, davalı taraf ıslah dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunduğundan zamanaşımı itirazı yönünde yapılan incelemede davacının alacaklarının 9 Kasım 2018, 20 Kasım 2018, 29 Kasım 2018, 7 Aralık 2018 ve 27 Aralık 2018 tarihlerinde muaccel hale geldiği ancak davalının icra takibini 17/01/2025 tarihinde açtığı anlaşılmakla 6098 sayılı TBK'nın 147/6. maddesine göre “Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.” 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan davacının alacağının zamanaşımına uğradığı anlaşılmış ve Zamanaşımı sebebiyle davanın reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Açıklanan nedenlerle; 1-Zamanaşımı sebebiyle davanın reddine, 2-Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 732,00-TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 15.329,26-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 14.597,26-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 178.654,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücretin olan 4.600,00 TL bedelin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde gider avansının kullanılmayan kısmının yatıran taraflara iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/07/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/680, K. 2026/590, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-680-e-2026-590-k-7bf184b2f31b