Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2104 E. 2025/1656 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2104
Karar No
2025/1656
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2104 KARAR NO : 2025/1656

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/488 KARAR NO : 2022/198 DAVA TARİHİ : 04.04.2018 KARAR TARİHİ : 23.02.2022 DAVA : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 23.12.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 24.12.2025

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.02.2022 tarih ve 2021/488 Esas, 2022/198 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı ... vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacılar vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Antalya 4. Noterliğinin 22.06.2012 tarihli adi ortaklık sözleşmesiyle adi ortaklık kurduklarını, bu ortaklığın İzmir Büyükşehir Belediyesi... Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ihaleye girerek, Aliağa İçme Suyu İnşaatı Yapım İhalesini kazandığını, 28.06.2012 tarihinde işin yüklenicisi olduğunu, işin yürütümü sırasında farklı taşeronlarla çalıştıklarını, davalılardan ... ile taşeron olarak anlaşıldığını, bu şirketin temsilcisi ...'ın talebi ile ....'dan doğacak 500.000-TL'lik alacaklarını ...'a temlik ettiklerini, taşeronluk sözleşmesinin müvekkilleri ve ... adına ....'in imzaladığını, bu sözleşmenin imzalanmasından sonra davalı şirkete işin teslim edildiğini, 16.04.2014 tarihinde 800.000-TL bedelli yeni bir temliknamenin ...'a verildiğini, bu temliknamede ...'nin doğmuş ve doğacak alacakları için temlikin yapıldığının belirtildiğini, davalının bu temlikname için herhangi bir fatura kesmemiş olmasına rağmen....'dan müvekkili adına tahakkuk eden 98.200-TL nin ödendiğini, Aliağa İcra Hukuk Mah. 2013/119 E sayılı dosyasında bulunan 93.000-TL'nin İzsu'ya iadesine karar verildiği, ...'ın ve şirketinin işin yapımını durdurarak işi terk ettiğini, ...'ın şirketi vasıtasıyla İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2014/8346 Esas sayılı dosyasıyla müvekkilleri adi şirket aleyhine icra takibi yapıp, müvekkillerinin hak ediş hesaplarına ve mal varlıklarına haciz ve bloke koydurduğunu, müvekkillerinin davalı ...'a hak ettiğinden fazla bedel ödediğini, fatura bedellerinin ödendiği, herhangi bir alacağının olmadığını belirterek söz konusu olan 17.02.2014 tarihli 500.000-TL ve 16.04.2014 tarihli 800.000-TL bedelli temliknamelerden 16.04.2014 tarihli 4767 Y.nolu 800.000-TL bedelli temliknamenin ödenmesinin tedbiren durdurulması ve bu temliklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalı ...Şirketi vekili yanıt dilekçcesi ile özetle; 16.04.2014 tarih ve 4767 yevmiye nolu 800.000-TL bedelli temliknamenin iptalinin talep edildiğini, ancak davanın değerinin 10.000-TL gösterildiğini, bu nedenle eksik kalan harcın tamamlanması gerektiğini, Aliağa 1. Noterliği'nin 16.04.2014 tarih ve 4767 yevmye nolu 800.000-TL bedelli temliknamesinde ....Genel Müdürlüğünde bulunan alacağın 800.000-TL lik kısmının ... kimlik nolu ...'a devredildiğinin yer aldığını, alacağın temlikinin şarta bağlı olmadığını, şirketin temliknamede taraf olmadığını, İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2014/8346 E sayılı dosyasındaki fatura bedellerinin ödendiği iddiasının da doğru olmadığını, bu dosyadaki faturalar müvekkili ...Şti tarafından yapılan iş karşılığı düzenlendiğini, 472.000-TL'lik fatura borcu için 800.000-TL ödeme yapılmasının hayatın normal akışına aykırı olduğunu, tanık dinlenmesini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; davacılar tarafından, Aliağa 1. Noterliğinin 16.04.2014 tarih ve 4767 yevmiye nolu temliknamesinde 800.000-TL bedelin temlik edildiğini, temlik edenlerin davacılar olup bu temlikin tek taraflı olarak 17.07.2014 tarihinde 14824 yevmiye nolu ihtarname ile fesih ve iptal edildiğini, ancak bunun geçerli olmadığını, davacı adi ortaklıkla aralarında hiçbir sözleşme ilişkisinin olmadığını, davacıların, yetkilisi olduğu ...Şti'ne olan borçları nedeniyle, İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2014/8346 E sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, .... Şti'nin adi ortaklıktan alacağı olduğunu, temlikinin şirkete yapılmadığını, kendisine yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. ISLAH: Davacı .... vekili tarafından verilen 19/09/2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile özetle; 16/04/2014 tarih ve 4767 yevmiye nolu 800.000,00 TL bedelli temliknamenin iptali ile, bilirkişi raporu ile tespit edilen davalıların haksız tahsil ettiği 322.777,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden aşağı olmayacak şekilde avans faizi ile birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 29.11.2017 tarih ve 2014/880 Esas, 2017/1212 Karar sayılı gerekçeli kararı ile; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacılar zorunlu dava arkadaşı olup adi ortaklık ilişkisi kapsamında ve davacıların kendi aralarında yapmış oldukları 22.06.2012 tarihli Antalya 4. Noterliğinin düzenlediği 15143 yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesinde, bu sözleşmenin 7.maddesinde şirketi birlikte temsil edecekleri, her türlü iş ve işlemde ( dava, ihale, temsil, yönetim işlemleri gibi ) müştereken imza atacaklarını belirttikleri gibi yine HMK m.59 ve 60 ' a göre davacılar zorunlu dava arkadaşı olup, davayı birlikte yürütmekte mükellef olduğundan davacılardan ... vekilinin mahkememize vermiş olduğu 19.09.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle, talebini ıslah ederek 322.777,30 TL nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş olup, bu talebe karşı diğer davacı vekili kendisine yapılan tebligata rağmen cevap vermemiş olduğundan zorunlu dava arkadaşı olan diğer davacının yapmış olduğu işlemleri kabul etmiş sayılmaktadır. ( 21.09.2016 tarihli celsede 1 nolu ara karar ve 02.11.2016 tarihli celsede 3.paragraf ) Diğer davacı ... vekili aynı zamanda 15.08.2017 tarihli dilekçe ile de, davacı ... vekilinin vermiş olduğu ıslah dilekçesine iştirak ettiğini beyan ve kabul de etmiştir. Buna göre yapılan ıslah talebinden diğer davacıda zorunlu dava arkadaşı olarak etkilenmiş ve kabul etmiş olup, yapılan işleme icazet verdiğinden her iki davacı hakkında davanın reddine, " dair karar verilmiştir. Dairemiz tarafından verilen 02.04.2018 tarih ve 2018/438 Esas, 2018/386 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacılar ile dava dışı iş sahibi....Genel Müdürlüğü arasındaki ihale dosyasında kesin kabulün yapılıp yapılmadığı, kesin hesabın çıkartılıp çıkartılmadığı, ilk derece mahkemesince araştırılmalı kesin kabul yapılmayıp ve kesin hesap çıkartılmamış ise, mahkemece dava tarihine göre kesin hesabın bilirkişiler marifetiyle tespiti ile davalı taşeron şirketin gerçekleştirdiği imalat karşılığı ve bu imalatlara istinaden dava dışı asıl iş veren ....,.... Genel Müdürlüğü'nün temliknamelere istinaden yaptığı ödemeler nazara alınarak dava konusu yapılan, Aliağa 1. Noterliği'nin 16/04/2014 tarih ve 4767 yevmiye sayılı 800.000,00 TL bedelli temliknamenin, davacıların talepleri doğrultusunda iptali hususu değerlendirilmelidir. Davacılar, hem dava dilekçesinde, hem de davacı ... avukatı 19/09/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile, davalı ... avukatı 15/08/2017 tarihli davacı ... .'in ıslah dilekçesine katıldıklarını beyan eden dilekçesi ile, anılan temliknamenin iptalini talep ettikleri gözetilerek, bu talep yönünden ilk derece mahkemesince olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmediği gözetilerek, bu talebin değerlendirilmek suretiyle yukarıda belirtilen şekilde araştırma yapılarak karar verilmesi yönünden davacılar avukatının yapmış oldukları istinaf başvuruları Dairemizce yerinde görülmüştür. Yine, davacıların dava dilekçesinde ileri sürdükleri....'dan doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarından yargılama süresince davalılara ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesi istemleri ve ıslah beyanlarında da davalarının kabulünü beyan ettikleri gözetilerek, bu tedbir mahiyetindeki talep yönünden de ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş olması yönünden, davacılar avukatının yapmış oldukları istinaf başvuruları Dairemizce yerinde görülmüştür... Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar ... ve ... avukatlarının istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-(a)-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, " dair karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi 27.06.2018 tarih ve 2018/425 Esas, 2018/694 Karar sayılı gerekçeli kararı ile özetle; "...mahkememizce verilen kararda Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesi'nin 02.04.2018 tarihli 2018/438 Esas - 2018/386 Karar sayılı kararında yer alan 6100 sayılı HMK m. 353/(1)-a-6 maddesinde yer alan hükme dayanarak mahkememiz kararının kaldırılması gerekçesi, değerlendirildiğinde; bu hükümde m. 353/(1)-a-6 "Mahkemece, tarafların davanın esası ile ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden, karar verilmiş olması" gerekçesine katınılmamıştır. Mahkememizce yapılan yargılamada tarafların gösterdikleri tüm deliller toplanmış ve değerlendirilmiştir, hiçbir delillin toplanmaması söz konusu değildir. Ayrıca gösterilen tüm deliller değerlendirilmiş ve gerekçe de bu değerlendirme yer almıştır. Tarafların talep ettikleri yeniden bilirkişi incelemesi veya rapor alınması talepleri ise mahkememizce davacı adi ortaklığın davayı ıslah dilekçesi gözetilerek kabul edilmemiş, taleplerinin reddi gerektiği belirlendiğinden, davanın reddine karar verilmiştir. Ayrıca davacının tedbir talepleri de mahkememizce davanın reddi gerektiğinden kabul edilmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin mahkememiz kararının kaldırılmasında bildirdiği, HMK m. 353/(1)-a-6 yer alan gerekçe mevcut değildir. Ayrıca mahkememiz kararının kaldırılması dışında Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin tedbir kararı vermiş olması ve bu tedbir ile birlikte mahkememizin yargılama konusunda ki takdir hakkını tümüyle sınırlamış olduğu gözetilerek, davanın mahkememiz hükmünü bozan Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesi tarafından görülmesi ve bu konuda vereceği kararın HMK m. 361 ve devamında yer alan Yargıtay Temyiz yoluna tabi olması gerekmektedir. Ayrıca tarafların zorunlu dava arkadaşı olup HMK m. 59 ve 60 hükmüne tabi olduğu ve davayı ıslah etmiş olan davacı ... vekilinin ıslah dilekçesine diğer tarafında iştirak ettiği belirlenmekle ıslah şartlarının gerçekleştiği belirlenmiştir. Bu nedenle mahkememizce verilen hükmün kaldırılması halinde HMK m. 341 - 360 arasındaki hükümler gereğince, Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin davaya bakarak HMK m. 353 / b- 2 hükmüne göre karar vermesi gerektiğinden dosyanın iadesine, " dair karar verilmiştir. Dairemiz tarafından verilen 09.02.2021 tarih ve 2021/131 Esas, 2021/204 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Somut olayda; UYAP kayıtlarından yapılan incelemede, ilk derece mahkemesi kararının istinaf olarak kayıt edildiği anlaşılmıştır. Kararın taraflara tebliğ edilmemiş olup, tarafların herhangi bir istinafının da mümkün bulunmamasına rağmen kararın istinaf dilekçesi olarak kayıt edilmiş olması da doğru olmamıştır. Hukuk Mahkemelerinde, mahkeme, tarafların iddia ve cevapları ile bağlı olup, tarafların bildirdiği delilleri değerlendirilmek suretiyle bir karar verir ve verilen kararı da ancak taraflar kanun yollarına başvurarak kararın yanlış olduğunu iddia edebilir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın taraflara tebliği için dosyanın geri çevrilmesine" dair karar verilmiştir. Dairemiz tarafından tekrar verilen 13.07.2021 tarih ve 2021/1037 Esas, 2021/934 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Her ne kadar ilk derece mahkemesi davaya HMK 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca dairemizin bakması gerektiğinden bahisle dosyayı dairemize iade etmiş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda olumlu olumsuz hüküm bulunmayan taleplerin olduğu, dosyaya dairemiz tarafından bakılması halinde tarafların iki dereceli kanun yolunun elinden alınması anlamına geleceği gibi, esasen yukarıda da belirtildiği üzere HMK 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca verilen kararların kesin nitelikte olduğu ve mahkemenin dosyanın tekrar dairemize iade edilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı anlaşılmakla, dairemizin önceki kaldırma kararı doğrultusunda gerekli işlemler yapılmak suretiyle, dava dilekçesinde belirtilen tüm talepler yönünden olumlu olumsuz hüküm kurulmak suretiyle, verilecek kararın taraflara tebliğ edilmek suretiyle, tarafların istinafta bulunması halinde bu kararın ve dosyanın dairemize gönderilmesi gerekmesine rağmen usul ve yasaya aykırı bir biçimde dosyanın tekrar dairemize iade edilmiş olması doğru olmamıştır. Tüm bu nedenlerle, dosyanın İKİNCİ KEZ geri çevrilmesine, " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı ... vekili tarafından verilen 24.05.2022 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Dava konusu Aliağa 1. Noterliğince düzenlenen 16.04.2014 tarih ve 4767 no’lu temliknamenin iptali talebi olduğunu, temliknamede ne kadarlık kısmın iptaline karar verileceği yargılama konusu olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebep vermediğini, davalılar fikir ve eylem birlikteliği içinde hareket ederek birbaşka taşerona peyder yapılan işlerin ücretini kendileri yapmış gibi verilen temliknameyi kullanarak tahsilat yaptıklarını, bilirkişi raporundaki hak edişlere göre yapılan değerlendirmede de müvekkilinin ortağı bulunduğu iş ortaklığının alacaklı olduğunu, davalıların fazla tahsilat yaptığı belirtildiği halde mahkemenin rapordaki müvekkilleri aleyhine değerlendirmeye göre hüküm tesis ettiğini, lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin tahsil kabiliyetinin olmadığını, hak ediş üzerinden yapılan hesaplamaya göre kurulan hükmün eksik incelemeye dayalı olduğunu, davalı işi bıraktıktan sonra dava dışı işçilerle çalıştığını, mahkemenin hak edişler üzerinden yapıldığı değerlendirme eksik ve hatalı olduğunu, .... bırakıp gittiğinde müvekkili günlük işçi, 3. Kişi taşeron ekiplerine peyderpey iş yaptırdığını, günlük yevmiye ödemeleri ile ihaleyi tamamlamaya çalıştığını, bu süreçte ne ... ne de ...'ın olmadığını, 18.02.2014 tarihli taraflarca imzalanan tutanak başlıklı belge içeriği de son derece açık olup Davalı şirket işi aldığında 200.000,00-TL'lik önceki işlerden sebep 9 nolu hak ediş içinde iadesi gereken bir kısım bulunduğunu kabul ettiğini, taraflar arasında iş ilişkisinin bitimi, karşılıklı noter ihtarlarının keşide edildiği tarih 2014 Temmuz ayının ortasına denk geldiğini, huzurdaki dosya yargılamasında davalı şirket ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi ise 06.08.2015 tarihinde yani fesihten 1 yıl kadar sonra yapıldığını, ticari defterler üzerinde çok sonraki tarihte yapılan incelemede dahi davalı şirketin davacı iş ortaklığından toplamda 472.000-TL alacaklı olduğu tespit edildiğini, başkaca bir alacak olsa idi bu bir yıllık süre içinde şirket kayıtlarına işlenmesi gerektiğini, davalının ticari defterleri aleyhlerine kesin delil niteliğine haiz olduğunu, bu fatura bedellerinin ödenmediğini davalı şirket iddia etmekteyse de temlik kapsamında bedeli tahsil etmiş olduğu bilirkişi raporunda da belirttiğini, davalı şirket, bu fatura bedellerini de tahsil ettiğine göre başkaca bir alacağının olmadığını, rapora karşı süresinde beyanda bulunulmuş ve yukarıdaki beyanlarımızla, 1. seçeneğin, delil durumuna, usul ve yasaya uygun olduğu ve bu seçeneğe göre karar verilmesini talep edildiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasına, Aliağa 1.Noterliğince düzenlenen 16.04.2014 tarih ve 4767 no’lu temliknamenin iptaline karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Her ne kadar davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmış ise de, gerekli harç ve masrafların eksik yatırıldığının anlaşılması üzerine 6100 Sayılı HMK'nun 344. Mad. meşruhâtını içerir muhtıranın istinaf edene 07.06.2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, muhtıra içeriğinde eksik harç ve masrafları ikmâl etmesi için adı geçene bir haftalık kesin süre verildiği ancak öngörülen sürede eksik harç ve masrafların yatırılmadığı anlaşılmakla, HMK 344. Mad. uyarınca davalı ...'ın istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair karar verilmiştir. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Dava, eser sözleşmesine dayalı olarak verilen temliknamenin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar, noter tasdikli 22/06/2012 tarihli adi ortaklık sözleşmesi tanzim ettikleri, davacıların kurduğu adi ortaklık ile, dava dışı ...Genel Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılan, Aliağa İçme Suyu İnşaatı Yapım İhalesini kazanıp buna ilişkin 28/06/2012 tarihli iş sözleşmesinin düzenlendiği, davacıların kurduğu adi ortaklığın ihale ile edindiği bu işte, davalı şirketin taşeron olarak çalıştığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık ise, davalı şirketin taşeron olarak gerçekleştirdiği imalatlar karşılığı olarak, davalı şirketin ortaklarından ve temsilcilsi olan ...'a, Aliağa 1. Noterliği'nin 17/02/2014 tarih ve 7465 yevmiye sayılı 500.00,00 TL bedelli ve 16/04/2014 tarih ve 4767 yevmiye sayılı 800.000,00 TL bedelli temliknamenin düzenlenip verilmiş olup olmadığı ve bu temliknameler karşılığı davalı şirket adına davalı ...'ın fazla imalat bedeli tahsil edip etmediği, dolayısıyla 16/04/2014 tarih ve 4767 yevmiye sayılı 800.000,00 TL bedelli temliknamenin iptali isteminin ve davacı adi ortaklığın ihtiyati tedbir talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Adi ortaklık iki veya daha fazla kişinin emekleri veya mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşmedir (TBK'nın 620/1 maddesi). TBK'nın 624. maddesine göre adi ortaklık sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamış ise ortaklığın kararları bütün ortakların oybirliği ile alınır. Ortaklığa ait mal ve haklar elbirliği ile tüm ortaklara ait olur. TBK'nın 638. maddesi hükmünce ortaklar birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, üçüncü bir kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamış ise müteselsilen sorumlu olurlar.Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından adi ortaklık olarak takip ve dava ehliyeti bulunmamaktadır. Takip ve davanın adi ortakların tamamı ya da yönetim ve temsil yetkisini haiz ortak tarafından yapılıp açılması gerekmektedir. (Yargıtay 15.HD. 2019/2329E, 2019/4615K. sayılı 14.11.2019 tarihli ilamı) Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır (TMK'nın 701. madde). Elbirliği mülkiyetinde, ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır. Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği halde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder (6100 sayalı HMK 60/1. maddesi). Belirtilen bu hükümlerin sonucu olarak dava açan adi ortaklar elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre davada mecburi dava arkadaşı durumundadır. Adi ortaklıkta davanın tüm ortaklar tarafından açılması gereklidir. Birlikte dava açılmadığı takdirde diğer ortaktan davaya muvafakat alınması, muvafakat vermeyen ortak olursa onun hakkında da dava açılması ve bu suretle taraf ehliyetinin tamamlanması gerekir. Aksi takdirde davanın dinlenme imkânı yoktur. (YHGK'nın 17.01.1990gün 13/457 Esas, 2 Karar Sayılı Kararı). Adi ortaklık adına dava açılırken ve temyiz yoluna başvurulurken adi ortaklardan birlikte hareket etmesi gerekir. Adi ortaklardan her biri mecburi dava arkadaşı olduğu için; adi ortaklardan tek birinin kararı istinaf / temyiz etme hakkı yoktur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2022/2342 Esas, 2023/2432 Karar sayılı ilamı, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2015/3393 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararı aynı yöndedir.). Mahkemece verilen karara karşı davacı adi ortaklardan ... tarafından tek başına istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir. Belirtilen nedenle, ilk derece mahkemesince diğer adi ortağın (...), 24/05/2023 tarihli istinaf talebine muafakatinin bulunup bulunmadığının sorulması için meşruhatlı tebligat çıkarılması, ayrıca davalı .... Şti.nin istinafa cevap dilekçesi adı altında verdiği dilekçe içeriğinde kararın kaldırılmasını talep ettiği anlaşıldığından dilekçenin katılma yoluyla istinaf dilekçesi olup olmadığı sorularak, katılma yoluyla istinaf talebi ise harç yatırılması için süre verilerek oluşacak sonuca göre işlem yapılması yönünden dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Yukarıda açıklanan eksikliklerin ikmali amacıyla Dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 2-Eksiklikleri ikmal edildikten sonra istinafen incelenmesi için tekrar Dairemize GÖNDERİLMESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352/1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan sonucunda oybirliği ile karar verildi. 23.12.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2104, K. 2025/1656, T. 23.02.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2104-e-2025-1656-k-9e274af8a434