Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2090 E. 2026/930 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2090
Karar No
2026/930
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2090 KARAR NO : 2026/930

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/33 KARAR NO : 2023/579 DAVA TARİHİ : 17/01/2020 KARAR TARİHİ : 21/09/2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25.06.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 25.06.2026

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.09.2023 tarih ve 2020/33 Esas, 2023/579 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin konut ve iş yerlerinde kullanılan ısıtma, soğutma ve havalandırma cihazları, kalorifer, kat kaloriferi, klima, kombi, hidrofor, merkezi ısıtma ve soğutma cihazlarının üretimi, toptan ve perakende alımı satımı, dağıtımı, ithalat ve ihracatını, mümessillik ve komisyonculuğunu ve bunların montaj işini yaptığını, ... firmasının yetkili servisi olduğunu, taraflar arasında klimaların teslimi ve montajı konusunda imzalanan sözleşme uyarınca, 01.05.2018 tarihinde klimaların montajı için kullanılacak olan malzemelerin listesinin taraflarca imzalanarak anlaşma sağlandığını, müvekkilinin kendi taşeron firması .... Şti. aracılığı ile klimaların bir an önce kullanıma hazır hale gelmesi için sözleşmede belirtili edimlerini yerine getirdiğini, malzeme listesindeki malzemelerin fazlası ile aşıldığını, aşan malzemeler için sözleşmenin 7. ve 8. maddesi uyarınca düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edildiğini ancak davalı tarafından malzeme ücretlerinin ödenmediğini, alacağı tahsili amacı ile başlatılan İstanbul 26. İcra Müdürlüğü’nün 2019/13663 E.s. icra takibinin davalının icra müdürlüğünün yetkisine itirazı üzerine, Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6464 E.s. dosyası ile devam edilen takibin davalının haksız ve kötü niyetli borca itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, yer aldığı projelerde ısıtma, soğutma, havalandırma, yangınla mücadele, temiz ve kirli su sistemleri ile ilgili hizmet sağlama işi ile uğraştığını, ....`ın ....`da yürütülen Lojistik projesi çerçevesinde, yapılacak işin klima sistemleri ile ilgili kısmının yaptırılmasına ilişkin olarak şartname ve projenin davacı şirkete gönderildiğini, 28.03.2018 tarihinde müvekkilinin projenin klima sistemlerinin davacı tarafından üstlenilmesine ilişkin teklifte bulunulduğunu ve taraflar arasında sözleşme imzalandığını, müvekkiline teklifte sunulan işin maliyetini gösterir ücretle, taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesindeki hizmet karşılığında ödenecek bedelin 372.881,36-TL olarak aynı olduğunu, tarafların klima sistemlerine ilişkin verilecek hizmet karşılığında ödenecek bedel hakkında mutabık kaldıklarını, müvekkilinin sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödediğini,davacı şirketin müvekkiline göndermiş olduğu teklifte işin anahtar teslim/götürü usul olduğunu kabul ettiğini ve bu doğrultuda fiyat teklifinin kabulünü istediğini, müvekkili tarafından da bu teklifin net ve belirli bir rakamı içerdiği için kabul edildiğini, karşı tarafın iradesini sakatlar herhangi bir durum veya olgunun bulunmadığını, davacının proje ile ilgili belirsizlik düşüncesi olması halinde teklifin sunulmasından önce iş alanında detaylı bir çalışma yapabileceğini, davacı şirketin kendi kusurundan kaynaklandığını ve kusuruna dayanarak menfaat elde edemeyeceğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede cihaz modelleri, her cihazdan kaç adet kullanılacağı ve bunların birim fiyatları tek tek ayrıntılı bir biçimde gösterildiğini, satış sözleşmesinin taraflarının, objektif esaslı unsurlar üzerinde anlaşması gerektiğini, taraflarca imza edilen sözleşmede belirtilen ve müvekkili tarafından ödenen bedele ek olarak, başkaca ve müvekkilinin bu sözleşmeyi yapmasındaki iradesiyle uyuşmayan ve oldukça yüklü masraf kalemlerini içerir faturanın müvekkiline gönderildiğini, davaya konu 029295 seri numaralı ve 05.02.2019 düzenleme tarihli faturayla ilgili davacının söylediklerinin maddi gerçekle uyuşmadığını, sözleşmede ... Sistem ve Split Klima olarak iki ayrı klima tipi bulunduğunu, dava konusu faturada Vrv Sistem bakır borulara ilişkin özellikleri içerir kalemler varken, bunların nedeni olarak sözleşmenin Split Klimaya ilişkin hükümlerinin gerekçe olamayacağını, sözleşmede, açıklanan bu iki tip klimadan Split Klimada kullanılacak bakır boru tesisatına dair ayrıntılı ölçü ve birim fiyatlarını gösterir bilgiler yer almadığını, Split Klimada çekilen bakır borular sözleşmenin Montaj ve İşçilik başlığı 1. Maddesi "Teklifimize cihazların alt yapı tesisatlarının çekilmesi, montaj işlemlerinin yapılarak devreye alınması işleri dahildir." kapsamında olduğunu, bakır boru alt yapı yapılması için ekstra adı altında ücret talep edilmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, davacının dava konusu faturada hangi tip klima için, hangi nedenlerle sözleşmede kararlaştırılan miktarları oldukça aşan miktarda fazla bakır boru kullandığı anlaşılmadığından dava konusu fatura ile istenen parasal tutar ve sebeplerinin muallak olduğunu, sözleşme dışına taşan faturanın müvekkili tarafından iade edilmesinin normal olduğunu, müvekkilinin sözleşmede kararlaştırılan ücreti zamanında ödemiş olmasına rağmen klimaların geç teslim edildiğini, klimaların dış üniteleri olması gereken şekilde tam güç ısıtmaya uygun çalışır vaziyette teslim edilmediğinden bu dış ünitelerin davacıya iade edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 21.09.2023 tarih ve 2020/33 Esas, 2023/579 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Mahkememizce alınan ikinci kök raporda bilirkişi heyeti tarafından ""Söz konusu sözleşmede her ne kadar boru cinslerinin ve muhtemel kullanılacak boru metrajları 1.malzeme listesinde belirtilmiş olmasına rağmen muhtemelen saha çalışmasında ortaya çıkabilecek öngörülemeyen boru ihtiyaçları için yine sözleşmede (MADDE 9 “... Klima ürünlerinde ekstra kullanılacak bakır boru bedeli teklif birim fiyat bedeli x birim metrekare olarak hesaplanacağı) olarak belirlendiği, ilave boru ihtiyaçlarına yönelik ilave fiyatlandırma maddesinin dâhil edildiği ve taraflarca imza altına alınmış olduğu anlaşılmakla birlikte esas olarak farklılıkların cihaz ilavesi ile oluştuğu belirlenmiştir. Bu kapsamda klima ünitelerinin kurulacağı alanın yaklaşık 100.000 metrekare olması ve mevcut proje ile revize edilen proje kapsamında davacı tarafından ilave cihazlarla birlikte fazladan boru imalatının yapılmış olduğu belirlenmiştir. Bu yönde; dosyada mevcut olan mail yazışmalarında davalı tarafından boru metrajındaki farklılıkların kabulü ile 600 metre kadar olan bölümün faturalandırılabileceği hususunun belirtilmiş olduğu, bu durumda davalı tarafından fazla malzeme kullanımı konusunda haberdar olduğu belirlenmiştir" tespitine yer verilmiştir. Ancak davalı vekili, müvekkilinin söz konusu malzeme kullanımından haberdar olmadığı, böyle bir talimatının bulunmadığı, ... isimli bir çalışanının bulunmadığını iddia etmiştir. 15/05/2023 uyap tanzim tarihli Ek raporun sonuç bölümünde bilirkişilerce "İlave yapılacak işlerle ilgili davacı tarafça hazırlanan 2. Malzeme Listesinin (imza geçerliliği) hukuki olarak dikkate alınıp, alınmayacağının sayın hâkimliğin takdirinde olacağı, Sözleşme konusu işlerin yapıldığı binada, mevcut klima sisteminin çalışır halde ve 2. Malzeme Listesine uygun yapıldığı, Dava konusu yapılan ilave işlerin maliyetinin, esasta toplam 822 mt uzunluğunda olarak 31.655,25TL tutarda (İcra dosyasında 43.257,81TL) olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde tespitlerde bulunmuşlardır. Bilirkişi raporunda yer alan 2. Malzeme listesinde, davalının herhangi bir imzası bulunmamakta olup söz konusu malzeme listesinde ... isimli kişinin ismi bulunmaktadır. Söz konusu şahıs mahkememizce araştırılmış ve bulunan adresi itibarı ile talimat yazılarak ikinci malzeme listesi de gösterilerek altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı ve kendisine ait ise hangi sıfat ve amaçla attığı yönünde beyanlarının alınması talep edilmiştir. Yazılan talimat sonucunda ... beyanında " ... benim eski patronum olur, bana göstermiş olduğunuz malzeme listesinde 10/08/2018 yazıp ... yazan yerlerdeki imzalar bana aittir dedi, imzaları kabul ediyorum dedi," şeklinde beyanda bulunarak davalının emir ve talimatı ile hareket ettiğini kabul etmiştir. Hal böyle olunca, davalının ikinci malzeme listesinden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. 04/01/2023 tarihli kök bilirkişi raporu ile 15/05/2023 tarihle ek rapor ve tanık beyanı birlikte değerlendirildiğinde, mahallinde yapılan keşif ve değerlendirmeler neticesinde, taraflar arasında eser sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında davacının üzerinde düşen edimini yerine getirdiği, davalının da sözleşmede ilk etapta belirlenen tutarı davacıya ödediği, ancak işin ifası sırasına sözleşmede belirlenen malzeme miktarından daha fazla malzeme kullanıldığı, söz konusu malzemelerin kullanıldığına dair belgeler üzerinde davalı çalışanının imzasının bulunduğu ve sözleşmede yer alan maddeler kapsamında bedelinin hesaplanarak davalı tarafından ödenmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişilerce keşif ile yerinde tespit ve incelemeler yapılmış, düzenlenen raporun denetime elverişli, dosya kapsamı ile uyumlu olduğuna kanaat getirilmiştir. Ancak, davacının davaya ve takibe konu alacağı davalıdan icra takibinden önce talep ettiği yani davalıyı temerrüde düşürdüğü yönünde herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede de buna ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle icra takibinde talep edilen işlemiş faiz yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Ancak, her ne kadar davalının icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazı kısmen yerinde görülmese de taraflar arasındaki alacağın likit olmadığı ve yargılamayı gerektiği itirazın kötü niyetli olarak yapıldığına dair de yeterli delil bulunmadığı anlaşılarak davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, Davacının reddine karar verilen miktar yönünden de, davacının sırf kötü niyetli olarak davalı hakkında fazladan icra takibi yaptığına dair dosyada yeterli delil bulunmaması nedeni ile de reddine karar verilen miktar üzerinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, yukarıda yapılan açıklamalar 04/01/2023 tarihli kök bilirkişi raporu ile 15/05/2023 tarihle ek rapor ve tanık beyanı birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, koşulları oluşmadığından davalının icra inkar ve kötü niyet tazminat talebinin reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davalı vekili tarafından verilen 09.10.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Davalı müvekkilinin yer aldığı projelerde ısıtma, soğutma, havalandırma, yangınla mücadele, temiz ve kirli su sistemleri ile ilgili hizmet sağlamaktadır. Açıklanan kapsamlarda hizmet sunmak üzere davalı müvekkilinin ...`ın ..`da yürütülen Lojistik projesinde yer aldığını, yer aldığı proje çerçevesinde, yapılacak işin klima sistemleri ile ilgili kısmının yaptırılmasına ilişkin olarak şartname ve proje davacı ...Şti`ne gönderildiğini, gönderilen şartname ve projeye istinaden 28.03.2018 tarihinde davalı müvekkili ...`a, projenin klima sistemlerinin kendileri tarafından üstlenilmesine ilişkin teklifte bulunulduğunu ve taraflar arasında 28.03.2018 tarihli sözleşmenin imzalandığını, -Eldeki davada hukuki nitelendirmesini tespit etmekte fayda gördüklerini, inşaat sektörüne konu yüklenici/taşeron sözleşmesi, yüklenicinin inşaata konu uzmanlık isteyen belli bir işin yapımını ve onarım-bakımını, bunun karşılığında iş sahibinin belirli bir bedel ödemeyi üstlendiği ‘eser’ sözleşmesi olduğunu, davalı müvekkiline teklifte sunulan işin maliyetini gösterir ücretle, taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesindeki hizmet karşılığında ödenecek bedelin 372.881,36-TL olmak üzere aynı olduğunu, tarafların klima sistemlerine (satış ve montaj dahil) ilişkin verilecek hizmet karşılığında ödenecek bedel hakkında mutabık kaldığını ve müvekkili ...'ın sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödediğini, bu durumun tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile sabit olduğunu, davacı yanın, müvekkiline göndermiş olduğu teklifte işin anahtar teslim/götürü usul olduğunu kabul ettiğini ve bu doğrultuda fiyat teklifinin kabulünü istediğini, müvekkili tarafından da bu teklifin net ve belirli bir rakamı içerdiği için kabul edildiğini, karşı tarafın iradesini sakatlar herhangi bir durum veya olgu bulunmadığını, bu yönde davacı yanın herhangi bir iddiasının da dosya kapsamında mevcut olmadığını, -Öncelikle; davacı tarafından Karşıyaka 4.İcra Mdr. 2019/6464-E sayılı takibine dayanak yapılan belgenin 05.02.2019 tarihli fatura olup bu faturada müvekkilinin imzasının bulunmadığını, yine bu fatura irdelendiğinde fatura kalemlerinin hepsinin bakır boru bedeli olduğunun görüleceğini, dosyadan aldırılan ve mahkeme kararına dayanak yapılan bilirkişi raporlarında davacı yanın iddialarını destekleyebilecek net ve belirli bir ölçüm hiç yapılamadığını, yapılan değerlendirmelerin takribi olduğunu açıkça ifade ettiklerini, 100.000 m2'lik bir alanda bilirkişiler tarafından hiç ölçümleme yapılamadan 822 metrelik bir fazlalık “takribi – gözle” tespit edilebildiğini, bu kadar büyük ölçekli bir alanda, davacı tarafın kendisi dahi iddialarını destekler mahiyette bir proje dosyaya sunamazken, bilirkişiler tarafın hiç ölçüm yapılmadan 822 metrelik fark ortaya konulduğunu, böyle bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığını, yüksek yargı kararlarında ve mahkemelerin yerleşik kararlarında bilirkişi raporlarının denetime elverişli, bilgi ve belgeye dayalı olması gerektiğini, ancak, dosyaya sunulan raporların somut olayı tüm gerçekliği ile aydınlatamadığını, bilirkişiler tarafından varılan sonuçların kanaatler ve olasılıklardan ibaret olduğunu, yine dosyadan aldırılan 29.04.2021 tarihli davalı ...’ın Ticari Defterleri üzerinde inceleme yapan hesap bilirkişisi raporunda kalem kalem bildirilen ödeme toplamlarının 440.000,00-TL olduğunun belirtildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile dava konusu edilen işin tamamının bedelinin 372.881,36-TL olarak kararlaştırıldığını, ancak buna rağmen müvekkili tarafından yapılan toplam ödeme tutarının 440.000,00 TL olduğunu, yani 67.118,64 TL sözleşme bedelinin üstünde ödeme yaptığını, ayrıca müvekkili tarafından yapılan son ödemenin tarihinin 08.02.2019 tarihli ödeme olduğunu, dava konusu edilen faturanın tarihinin 05.02.2019 olduğunu, dosyada aldırılan 29.12.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda görüleceği üzere, davacı tarafından dosyaya sunulan 09.08.2018 tarihli sözleşmede müvekkili ...'ın imzasının bulunmadığını, -Yukarıda yaptıkları açıklamalar ile bağlantılı olarak taraflar arasında akdedilen ve hukuken geçerli olan 23.03.2018 tarihli sözleşmenin, mahkeme tarafından nazara alınmayarak, davalı müvekkilinin imza ve kabulünün olmadığı başka bir sözleşme şartları üzerinden hüküm kurulduğunu, bu itirazlarının defaatle yargılama aşamasında ileri sürülmesine rağmen mahkeme tarafından dikkate alınmayarak mevzuata aykırı karar verildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın iddiasından yola çıkılsa dahi, işin davacı tarafın kendi kusurundan kaynaklı olarak ek iş ve malzemelerin kullanıldığının açıkça anlaşıldığını, müvekkili tarafından, klima imalatının yapılması işi davacı tarafa verildiği zaman gerekli ölçümleri yapan ve projeyi oluşturan tarafın yine davacı tarafın kendisi olduğunu, bu ölçüm ve malzeme listesi üzerinden yola çıkarak müvekkili tarafından 01.05.2018 tarihli dilekçelerinde fotoğraflanan ve 9 maddeden oluşan ek sözleşmenin kabul edildiğini, müvekkilinin elinde olan bu sözleşmede (9 maddeden ibaret) sadece Split Klima için ek malzemelerin karşılanacağının belirtildiğini, bu sözleşmede .... Tipi klimalar için ek malzemeye ilişkin herhangi bir hüküm bulunduğunu, davacı tarafın ise işbu davaya dayanak olarak gösterilen sözleşmede ise montaj ve işçilik başlığı altında yine dilekçelerinde fotoğraflanan davacı yan tarafından dosyaya sunulan sözleşmenin görüleceği üzere, 10 maddeden oluştuğunu, iki adet 8.madde bulunduğunu, bu sözleşmede davalı müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin temsil veya ilzama, borçlandırmaya yetkili kimsenin imzasının bulunmadığını, esasen bu sözleşmenin davacı yanın kendisi tarafından tek taraflı olarak üretildiğini, bu bağlamda, dosyadan aldırılan bilirkişi raporlarında da, icra takibine konu edilen faturadaki bakır borlarında ... tipi klimaya ait olduğunun tespit edildiğini, yukarıda da belirttikleri üzere, 28.03.2018 tarihli sözleşme dışında başkaca bir sözleşme veya alım-satım ilişkisi taraflar arasında bulunmadığını, müvekkilinin, yapmakta olduğu işte borçlanma hususunda başkaca bir kimseye yetki vermediğini, müvekkilinin imzasının olmadığı bir sözleşmenin bağlayıcı da olmadığını, -Davacı yanının delil dilekçelerinde olmamasına ve dosyaya sunmuş oldukları sözleşmelerin geçerliliğini ispata yönelik herhangi bir iddiada bulunmamasına rağmen, mahkeme tarafından kendiliğinden tanık dinleme yoluna gidildiğini, bu bağlamda, mahkeme tarafından dava dışı ... adlı kişinin beyanının alınması yönünde karar verildiğini ve talimat yazıldığını, ancak, işbu davada tanık dinletilmesine muvaffakatleri olmadığına dair beyanlarınu sunduklarını, nitekim davacı tarafın da bu kişiyi tanık olarak bildirmediğini, mahkeme tarafından verilen bu kararın açıkça mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, HMK’nın 145/1 maddesi gereğince, mahkemenin, anılan istisnaya ilişkin düzenlemedeki şartlar dâhilinde sunulan delilin sonradan gösterilmesine izin verebileceğini, sözü edilen maddede, tarafların Kanun’da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin olarak getirilen istisnanın, dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların, tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılmasının mümkün olmadığını, belirttikleri üzere, davacı yan tarafından bu kişinin tanık olarak gösterilmediğini ve bu yönde de taleplerinin olmadığını, buna ilişkin olarak emsal Yargıtay 13. HD E. 2005/17906 K. 2006/2004 ve 20.2.2006 tarihli kararda dikkat çeken noktanın, ilk derece mahkemesinin bir taraftan hukukî uyuşmazlığın senetle ispat edilmesi gerektiği düşüncesinde olması, öte taraftan ise tanık dinlemesi konusunda olduğunu, senetle ispatı gereken bir hususta karşı tarafın da rızası bulunmuyorsa tanık dinlenmesinin mümkün olmadığını, yine dilekçelerinde Yargıtay 11. HD E. 2005/1417 K. 2006/1277 ve 13.2.2006 tarihli kararına değinildiğini, hakim tarafından resen karar verilerek, muvaffakatleri olmamasına rağmen, ... adlı kişinin tanık olarak dinlenmesi ve bu kişinin beyanının karara temel teşkil etmesinin mevzuata açıkça aykırılık teşkil ettiğini, -İtirazın İptali davalarının icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalar olduğunu, icra takibine dayanak oluşturmayan bir hususun bu davada ileri sürülmesi ve başkaca bir belgeye dayanılmasının mümkün olmadığını, mahkeme tarafından, dava konusu edilemeyecek farklı sözleşmelerin irdelenmesinin Hukukun Genel ilkelerine aykırılık teşkil edeceğini, davacı takip alacaklısı tarafından, müvekkili aleyhine başlatılan Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğü 2019/6464-E sayılı dosyasına dayanak olarak 05.02.2019 tarihli faturayı gösterdiğini, bu nedenle davacı/takip alacaklısı tarafından itirazın iptali davasında farklı sözleşmeleri ibraz ederek iddia etmiş olduğu alacağına dayanak göstermesinin mümkün olmadığını, itirazın iptali davasında mahkemece, icra takibinde belirtilen belge ile sınırlı ve bağlı olduğunu, bu anlamda da mahkeme tarafından yapılan yargılamanın usul hukukuna aykırılık teşkil ettiğini, Yukarıda belirtilen ve resen gözetilecek nedenlerle; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21.09.2023 Tarih ve 2020/33-E 2023/579-K sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak davanın tümden reddine, mahkeme masraf ve vekalet ücretlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2-Davacı vekili tarafından verilen 20.10.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru ve istinafa cevap dilekçeleri ile özetle; -İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında; "Davalının Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6464 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 31.655,25-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine" kanaatine varıldığı belirtilmiş ve bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak ilk derece mahkemesi kararının bu haliyle kabulü taraflarınca mümkün olmadığından reddine karar verilen kısmı istinaf etme zorunluluğu doğduğunu, davanın kabulü yönünde verilen kısım yönünden herhangi bir itirazlarının mevcut olmadığını, -Davacı müvekkilinin, konut ve iş yerlerinde kullanılan ısıtma, soğutma ve havalandırma cihazları, kalorifer, kat kaloriferi, klima, kombi,hidrofor, merkezi ısıtma ve soğutma cihazlarının üretimi, toptan ve perakende alımı satımı, dağıtımı, ithalat ve ihracatını, mümessillik ve komisyonculuğunu ve bunların montajlamasını yaptığını, ayrıca müvekkilinin Dünya ticaretinde büyük bir ticaret hacmi olan ... firmasının yetkili servisi olduğunu, -Müvekkili ile davalı arasında satış sözleşmesi yapıldığını, dava dilekçesinde sunulan sözleşme uyarınca, müvekkilinin klimaların teslimini ve montajlamasını üstlendiğini, davalı borçlunun ise sözleşmeden doğan toplam bedeli ödeyeceğini taahhüt ettiğini, yine davacı müvekkili ile davalı arasında 01.05.2018 tarihinde klimaların montajlanması için kullanılacak olan malzemelerin listesi birlikte hazırlandığını ve her iki tarafın da imzalayarak anlaşma sağlandığını, davacı alacaklı müvekkilinin vakit kaybetmeden kendi taşeron firması ... ..Şti aracılığıyla klimaların bir an önce kullanıma hazır hale gelmesi için sözleşmede üzerine düşen kendi edimini fazlasıyla yerine getirdiğini, -Davacı müvekkilinin, satış sözleşmesindeki edimlerini fazlasıyla yerine getirdiğini, klimaların montajlanması için kullanacak malzemelerin, karşı tarafın da imzalamış olduğu 01.05.2018 tarihli malzeme listesinde öngörülen malzemelerin ve satış sözleşmesinde de öngörülen malzemelerin belirtilen malların fazlasıyla aşıldığını, hatta öyle ki karşı tarafın da imzalamış olduğu malzeme listesindeki listede yapılacak olan işler için öngörülen malzemelerin örneğin borulama için kullanılacak olan bakır korunun 6,4 125,0 M öngörülmüş fakat yapılan işlerde 410,0 Metre bakır boru kullanıldığını, fazladan kullanılan malzemelerin tümünün dava konusu faturada yer aldığını, öte yandan fazla kullanılan malzemelerin listesinin de ekte sunulan ek malzeme listesi ile de karşılıklı imza altına alınarak kararlaştırıldığını, -Huzurdaki davaya konu olan 029295 seri numaralı ve 05.02.2019 düzenleme tarihli faturadan (05.02.2019 tarihli fatura) da görüleceği üzere satış sözleşmesinde ve karşı tarafın da imzalamış olduğu malzeme listesindeki malzemelerin fazlasıyla aşıldığını, -Müvekkili ile davalı arasında 01/05/2018 tarihli sözleşme yapıldıktan sonra, proje çapının büyüklüğü göz önüne alınarak akdedilen sözleşmedeki malzeme listesinin yeterli olamayacağının anlaşıldığını, tarafların bunun üzerine 09/08/2018 tarihli 2.malzeme listesini içeren ek sözleşmeyi imzaladığını, yani taraf iradeleri yapılan işin ekstra malzeme ve çalışma gerektirdiği noktasında uyuştuğunu, müvekkilinin 2.listedeki ek malzemeleri kullanmışsa da eksikliğin giderilemediğini, bunun üzerine ek sözleşmedeki malzeme listesi de minimum seviyede aşıldığını, somut iş ile sözleşmedeki miktar arasında 1010 metre fark olduğunu, müvekkilinin fazla kullanılan malzemeleri sırf davalıdan daha fazla bedel almak maksadıyla projeye dahil etmediğini, aksine yüklenici olmasının sonucu olan ''işi özenle yürütme ve teslim etme'' borcuna riayet ettiğini, müvekkilinin özen borcuna sadık kalarak kullandığı fazla borulamayı faturaya dahil ederek iş sahibi davalıya gönderdiğini, davalının proje kapsamında fazladan ürün kullanılmasına muvafakati olduğunun dosyada mübrez yazışmalar ve sair deliller ile sabit olduğunu, hatta bahsi geçen bakır boruların kullanıldığı yer ile ilgili şematik bilgileri dosyaya sunduklarını, müvekkilinin faturada belirtilen ve davalı lehine geçmiş 1010 metrelik borulama bedelinin tamamına hak kazandığını, aksi takdirde davalının, kullanılan fazla malzemelerden dolayı sebepsiz zenginleşmiş olacağını, -Gerekçeli karar incelendiği takdirde; işbu konuya istinaden bilirkişi tarafından tanzim edilen ve ölçüm yapılmaksızın oluşturulan rapor gözönünde tutularak davanın kısmen kabulü yönünde karar verildiğini, ancak yukarıda, dosya kapsamındaki beyanları, açıkladıkları ve delillerle sabit hale getirdikleri üzere müvekkilinin iş sonundaki hak kazanması gereken bedelin 1010 metrelik borulama bedeli üzerinden hesaplanmasının gerektiğini, hal böyleyken reddedilen kısım yönünden istinaf incelemesi yapılmak suretiyle davanın tüm talepler bakımından kabulünün gerektiğini, bu suretle davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, -Değinilecek bir diğer hususun ise yerel mahkeme tarafından kurulan hükümde belirtilen icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığına ilişkin olarak yerel mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, huzurdaki davanın kaynağı incelenecek olursa faturadan kaynaklı bir alacak olarak taraflarınca icra takibi ikame edildiğinin ortada olduğunu, bilindiği üzere fatura alacaklarının likit alacak konumunda olduğunu, kaldı ki ilgili faturanın davalı yana usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davalı yan tarafından ilgili faturaya herhangi bir şekilde itiraz edilmediğini, işbu hususa ek olarak, müvekkilinin uyuşmazlık konusu icra takibini ikame etmekte haklı olmakla davalının itirazının kötüniyetli olduğunu, bu sebepler dahilinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönünde tüm şartlar oluşmuş olmakla birlikte yerel mahkemenin icra inkar talebinin reddi yönünde hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda arz edilen ve re’sen tespit edilecek nedenlerle ve fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davalı tarafın kanun yoluna başvuru dilekçesine karşı olarak cevap ve beyanlarının kabulü ile birlikte davalı tarafın belirtmiş olduğu istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine, öncelikle tehir-i icra kararı verilmesine, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/33 E., 2023/579 K. numaralı kararının eksik değerlendirme sonucu davanın kısmen reddine dair kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve talebimiz doğrultusunda davanın tüm kalemler yönünden kabulüyle; Borçlunun yerinde olmayan ve haksız olan itirazının iptaline, icra takibinin devamına, davalının % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, Yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline, karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında klima teslimi ve montajı için eser sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekili, davacı taşeron tarafından eser sözleşmesine konu edimlerin yerine getirildiğini, klimaların montajlanması sırasında fazla malzeme kullanılmasının gerektiğini, sözleşmede bu hususta düzenleme olduğu gibi davalının bu durumdan haberdar olduğunu, kullanılan fazla malzemeler için fatura düzenlendiğini, ancak davalının fatura bedelini ödemediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Davalı vekili ise, taraflar arasında yapılan sözleşmede ödenecek bedelin 372.881,36 TL olarak belirlendiğini, sözleşmede 1365 m Vrn Sistem Bakır boru çekileceği hususunda anlaşıldığı ancak davacı tarafça 1010 metre daha bakır boru çekildiği belirtilerek fatura düzenlendiğini, faturada hangi tip klima için hangi nedenlerle sözleşmede kararlaştırılan miktarların aşılarak fazla bakır boru kullanıldığının anlaşılamadığını, davacının söz konusu klimaları geç teslim ettiğini ve bazı dış ünitelerin hatalı gönderildiğinden davacıya iade edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur Somut olayda, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi, malzeme listeleri, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemeleri, tanık beyanı, mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporlardaki tespitlere göre; davacı taşeronun eser sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirdiği ve işin ifası sırasına sözleşmede belirlenen malzeme miktarından daha fazla (822 metre) malzeme kullanıldığı, söz konusu malzemelerin kullanıldığına dair belgeler üzerinde davalı çalışanının imzasının bulunduğu, kullanılan fazla malzemelerin bedelinin sözleşmede yer alan maddeler kapsamında hesaplanarak 31.655,25 TL olduğunun tespit edildiği; hakimin dava dosyasına usulüne biçimde girmiş olan belgelerde isimleri yazılı olan kişileri kendiliğinden tanık olarak dinleyebileceği (madde 31), Medeni Usul Hukuku El Kitabı Cilt I, Baki Kuru, Mart 2020, Sayfa 764 ); bu kapsamda davacı taşeron tarafından işin ifası sırasında sözleşmede belirlenen malzeme miktarından daha fazla malzeme kullanılması nedeniyle bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan sözkonusu malzeme bedelini davalıdan talep edebileceği; taraflar arasındaki uyuşmazlıkta alacağın miktarının yargılamayla belirlendiğinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca alacağın likid olduğundan söz edilemeyeceğinden Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.09.2023 tarih ve 2020/33 Esas, 2023/579 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 2.162,37 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin olarak yatırılan 540,61 TL harcın mahsubu ile kalan 1.621,76 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 25.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2090, K. 2026/930, T. 21.09.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2090-e-2026-930-k-15f3c33ffd12