Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2056 E. 2026/974 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2056
Karar No
2026/974
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2056 KARAR NO : 2026/974

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2021 (Dava) - 27/04/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/1224 Esas - 2023/274 Karar DAVA : İtirazın İptali BİRLEŞEN MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/1336 ESAS ve 2022/925 KARAR SAYILI DOSYASINDA; DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 08/12/2021 KARAR TARİHİ : 17/03/2022 BAM KARAR TARİHİ : 21/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2023 tarihli 2021/1224 Esas ve 2023/274 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davalının anılan icra dosyasına aleyhe kabul anlamına gelmemek üzere yaptığı yetki itirazında yetkili icra dairesini Denizli İcra Dairesi olarak belirtmesinin taraflarınca anlaşılamadığını, somut olayın ve dosyanın Denizli ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, bu sebeple yetki itirazlarının reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, alacaklarını tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin devamı amacıyla, sigortalı aracın ticari (kamyonet) olması dolayısıyla işbu itirazın iptali davasının ikame edilmesi gereğinin oluştuğunu, ....e ait ... plaka numaralı araç (kamyonet), 276231001634 poliçe numarası ile 07.03.2020/2021 tarihleri arasında müvekkili şirket nezdinde "Z.M.M.S." ile sigortalı bulunduğunu, müvekkili şirket nezdinde Z.M.M.S. ile sigortalı aracın, 09.11.2020 tarihinde alkollü sürücü ....'in sevk ve idaresindeyken ve alınan alkolün etkisiyle ....plakalı araca çarpmak suretiyle trafik kazası meydana geldiğini, kazada .... plakalı araç sürücüsü sürücüsü ...'nin vefat ettiğini, söz konusu kaza neticesinde ....'nin vefatı nedeniyle eşine 106.274,00 TL maddi tazminatın, 08.12.2020 tarihinde müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkili şirket tarafından, kusur izafesine istinaden destekten yoksun kalma tazminatı olarak ödenen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 106.274,00 TL'nin ödeme tarihi olan 08.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin açıklanan kaza sebebiyle yapılan ödemelerin tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine 106.274,00 TL'nin tüm ferileriyle tahsili amacıyla İzmir 23. İcra Müdürlüğü' nün 2021/4112 E. Sayılı dosyasında 7 örnek takibi başlattığını, ancak davalı borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazı sebebiyle takibin durdurulduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne, İzmir 23. İcra Müdürlüğü' nün 2021/4112 E. sayılı takibe ilişkin borçlunun itirazının iptali ile takibin; 106.274,00 TL asıl alacak, ödeme tarihinden takip tarihine kadar 2.949,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 109.223,10 TL üzerinden devamına ve davalı/borçlu aleyhine takibe haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde özetle; açıklanan dava konusu kaza sonucu ... plaklı araç sürücüsü ....'nin vefat etmesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından yakınlarına ödenen tazminatın tahsili amacıyla Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/1224 E. Sayılı doyası ile taraflarınca itirazın iptali davası açıldığını, dosyanın halen derdest bulunduğunu, aralarındaki hukuki bağ sebebiyle, aynı olay sonucu meydana gelen ölüm ve maddi hasara ilişkin müvekkili şirket tarafından ödenen tazminatların borçludan tahsiline yönelik işbu dava ile yukarıda anılan Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/1224 esas sayılı dosyalarının tarafları ile borç doğuran hukuki olayın aynı olmaları ve usul ekonomisi gereği birleştirilmesi gerektiğini, işbu dava ile iptali istenilen icra dosyasına, davalının aleyhe kabul anlamına gelmemek üzere yaptığı yetki itirazında yetkili icra dairesini Denizli İcra Dairesi olarak belirtmesi taraflarınca anlaşılamadığını, somut olayın ve dosyanın Denizli ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, bu sebeple yetki itirazlarının reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, aşağıda ayrıntısı belirtilen alacaklarını tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin devamı amacıyla, sigortalı aracın ticari (kamyonet) olması dolayısıyla mahkememize işbu itirazın iptali davasının ikame edilmesi gereği doğduğunu, ....'e ait .... plaka numaralı aracın, 276231001634 poliçe numarası ile 07.03.2020/2021 tarihleri arasında müvekkil şirket nezdinde "Z.M.M.S." ile sigortalı bulunduğunu, müvekkili şirket nezdinde Z.M.M.S. ile sigortalı aracın, 09.11.2020 tarihinde alkollü sürücü ....in sevk ve idaresindeyken, alınan alkolün etkisiyle .... plakalı araca çarpmak suretiyle ölümlü, yaralamalı, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davaya konu kazada ....plakalı aracın hasara uğradığını, ... plakalı araçta oluşan hasar dolayısıyla yapılan ekspertiz incelemesi sonucu 6.750,00-TL hasar bedelinin 25.03.2021 tarihinde müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkili şirket tarafından.... plakalı araçta oluşan hasara yönelik 6.750,00 TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 25.03.2021 tarihinden itibaren tüm ferileri ile birlikte davalıdan rücuen tahsili gerektiğini, müvekkili şirketin açıklanan kaza sebebiyle yapılan ödemelerin tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine 6.750,00 TL'nin tüm ferileriyle tahsili amacıyla İzmir 23. İcra Müdürlüğü 2021/4274 E. Sayılı 7 örnek takibi başlattığını, ancak davalı borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazı sebebiyle takip durdurulduğunu belirterek, davanın kabulüne, dosyanın Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/1224 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine, İzmir 23. İcra Müdürlüğü' nün 2021/4274 E. Sayılı takibe ilişkin borçlunun itirazının iptali ile takibin 6.750,00 TL asıl alacak, ödeme tarihinden takip tarihine kadar 11,81 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.761,81 TL üzerinden devamına ve davalı/borçlu aleyhine takibe haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ikame edilen davanın reddi gerektiğini, zira tazminat talebinin dayanağı olan mezkur trafik kazasında müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, bu sebeple sigorta şirketinin üçüncü kişilere yapmış olduğu ödemeleri müvekkiline rücu etmesi mümkün olmadığını, talep miktarından dahi işbu dava ile davacının sebepsiz zenginleşme gayesinin ortada olduğunu, davacı tarafın rücu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin yaşanan elim kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığının açık ve sabit bir şekilde ortada olduğunu, mezkur trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyası kapsamında yapılan keşifte müteveffanın traktörde olmadığını, traktörün arkasında ilgili reflektörlerin ve aydınlatma cihazlarının olmadığının sabit bir hal aldığını, esasında kazanın meydana gelmesinin tek sebebinin müteveffanın traktöründe ve sepetinde ışıklandırma ekipmanları olmaması olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğu dosya kapsamında alınacak kusur raporu ile sabit bir hal alacağını, mezkur kazanın gerçekleşmesinde traktörün ve sepetin ışıklandırması olmaması ile birlikte değerlendirildiğinde kazanın meydana gelmesinde tek kusurlu şahsın müteveffa olduğunun sabit bir hal alacağını, müteveffanın alması gerekli önlemleri almamış ve alkollü olarak aracını sevk ve idare ettiğini, müteveffanın traktörünün arkasındaki şeytan kasası olarak tabir edilen traktörün arkasındaki orta kol ve hidrolik sisteme takılan aparatın üzerinde reflektör olması gerekirken olmaması nedeniyle mezkur elim kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin söz konusu rücu davasının kabulü halinde yıkıma uğrayacağını, müvekkilinin gelir düzeyinin belli olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin bu miktarda maddi tazminatı ödeme gücünün olmadığını, müvekkilinin eyleminden dolayı maddi tazminat koşullarının oluşmadığını, haksız fiil niteliğinde hukuka aykırı bir eyleminin bulunmadığını ve zararın oluşmadığını, illiyet bağının da bulunmadığını, bu sebeple müvekkiline yöneltilebilecek herhangi bir rücu talebinin bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenle sigorta şirketi tarafından ödemeye esas aktüer raporun dosyaya sunularak kullanılan hesaplama yöntemleri açıkça ortaya koyulması gerektiğini, izah olunan nedenlerle sebepsiz zenginleşmeye matuf, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...Tarafların adreslerinin Denizli olmaması ve kaza mahallinin Manisa ili olması dikkate alınarak, İİK 50 ve HMK nun yetkiye ilişkin hükümleri gereğince davalı borçlu vekilinin icra takiplerinde yetkili icra dairesinin Denizli icra dairelerinin olduğuna ilişkin yetkisizlik itirazının reddinin gerektiği, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğunun açıklandığı, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olmasının gerektiği, sürücünün alkollü olmasının tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmediği, üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükünün, TTK'nın 1409. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düştüğü, aralarında nöroloji uzmanı da bulunan bilirkişi heyetinden alınan raporda dava konusu trafik kazasının, münhasırın alkolün etkisi ile gerçekleşmediğinin tespit edildiği...'' gerekçesiyle; ''...ASIL DAVANIN ve BİRLEŞEN DAVANIN AYRI AYRI REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazada limit üstü yüksek promil alkollü olunduğundan bahisle güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiği açıkça tespit edilmiş olup; müvekkili şirketin rücu hakkı mevcut iken hatalı değerlendirme ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Genel Şartlar B-4-c maddesine göre; aracın ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması yeterli olup kazanın ayrıca münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesinin zorunlu olmadığını, öngörülen yasal sınır olan 0.50 promil ve üzeri alkol tüketimi sonrasında meydana gelen kaza bakımından yasaya göre rücu sebebinin gerçekleştiğini, somut olayda yüksek promil alkollü olunduğundan bahisle güvenli sürüş yeteneğinin kaybedilmesi açıkça tespit edilmiş olup kazanın salt alkolün etkisi altında meydana gelip gelmemesi durumu da işbu dava kapsamında bir ön koşul olmadığını, kaldı ki davalı tarafından cevap dilekçesi ile alkole ve etkisine itiraz edilmediğinden bu hususun çekişmeli olmaktan çıktığını, karşı tarafın cevap dilekçesinde belirtmediği hususlarda yazılı beyanda bulunarak iddia ve savunmasını genişletemeyeceği gibi taraflarınca da bu duruma muvafakat edilmediğini, davalının söz konusu kazanın meydana gelmesinde gerek yasal seviyenin üzerinde alkol kullanması gerekse de KTK'da düzenlenen kuralları ihlal ederek hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamasından bahisle ve Karayolalları Trafik Kanunu 84/d maddesi uyarınca asli kusurlu olduğunun sabit olduğunu, davaya konu poliçenin 2015 yılından sonra düzenlenen poliçe olması gözetildiğinde kazanın salt alkole dayanıp dayanmadığı hususunda yapılan değerlendirmenin yargılamaya esas alınamayacağını, yasal limit üzerindeki 1,15 promil alkol sebebiyle müvekkili şirketin davalıya rücu edilebileceği, yapılan ödemelerin kadri maruf olduğunun bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, davalı taraf aleyhine İzmir 23. İcra Müdürlüğü 2021/4112 E. ve İzmir 23. İcra Müdürlüğü 2021/4274 E. sayılı takiplere ilişkin itirazların iptali ile takiplerin devamına ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde hüküm kurulduğunu belirterek; haksız kararın kaldırılarak itirazları doğrultusunda karar verilmesi için dosyanın ilgili Mahkemeye gönderilmesine, gönderme kararı verilmediği takdirde izah edilen nedenlerle mezkûr karar kaldırılarak itirazları doğrultusunda davanın kabulü yönünde yeniden karar verilmesini, istinaf başvurusuna konu Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.04.2023 tarihli, 2021/1224 E. 2023/274 K. sayılı kararına ilişkin istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar, işbu karara dayanılarak başlatılan Denizli İcra Müdürlüğü 2023/194075 E. sayılı icra takibinin durdurulması için tehir-i icra kararı verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava ve birleşen dava, zorunlu trafik sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın alkollü araç kullanma nedeniyle teminat dışı olduğu ileri sürülerek sigortalıdan rücuen tahsili istemi ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl dava ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı ile davalı arasında tanzim edilen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası tanzim tarihi ve kaza tarihi itibarı ile rücu şartlarının belirlenmesinde 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir. Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili madde "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyet ameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. KTK m. 48 hükmünde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı m. 97 hükmünde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “Alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı” kenar başlığı altında; Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promilin üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Gerek KTK m. 48 hükmünde ve gerekse taraflar arasındaki akdi ilişkinin koşullarını belirleyen ZMMS Poliçesi Genel Şartlarına göre riziko, işleten veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olmalarından ileri gelmiş ise, olaydan zarar görenlerin zararları limit çerçevesinde sigortacı tarafından karşılandıktan sonra kendi âkidi olan sigorta ettirene rücu edebilme hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yukarıdaki açıklanan düzenlemelerden anlaşıldığı üzere; taraflar arasındaki akdi ilişkinin koşullarını belirleyen ZMMS Poliçesi Genel Şartlarına göre; sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da, olmasa da kaza meydana gelecektiyse bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir. Bu kapsamda alkollü araç kullanma sebebiyle oluşan bir rizikoda sigorta tazminatı ödeyen sigortacı kendi sigortalısına rücu ederken 6102 Sayılı TTK m. 1409 (6762 sayılı TTK m. 1281) hükmü uyarınca böyle bir durumun varlığını ispat ile yükümlüdür. Dolayısıyla, sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağının kabulü gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. Mahkemece, içerisinde nörolog da bulunan heyetten bilirkişi raporu alındığı, kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelmediği yönünde görüş bildirildiği, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu davalı aracın sürücüsü ...'in (2918 sayılı KTK nun 84/d, 48, 81/a-d maddelerini ihlal ettiği) asli kusurlu ve dava dışı karşı araç sürücüsü ...'nin (kazanın gece vakti meydana geldiği, traktörün ve arkasında takılı olan sepetin arkadan gelen sürücüler tarafından görünürlüğünü arttırmak amacıyla ışıklandırma ve reflektif malzemeleri çalışır ve kullanılır vaziyette bulundurmadığı, 2918 sayılı Karavolları Trafik Kanununun 31/a maddesinde düzenlenen kuralın ihlal edildiği) tali kusurlu olduğu anlaşılmakta olup, kazanın salt/münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmemiş olduğunun belirlenmesi karşısında mahkemece de yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği görülmekle, usul ve yasaya uygun olarak verilen mahkeme kararına yönelik davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2023 tarihli 2021/1224 Esas ve 2023/274 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacıdan asıl ve birleşen dosya kapsamında alınması gereken toplam 1.464,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 449,75 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.014,25 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın temyize tabi bulunması nedeniyle, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde birleşen dosya yönünden kesin, asıl dosya yönünden 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ve HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2056, K. 2026/974, T. 17.03.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2056-e-2026-974-k-81ce7a55aefb