Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1960 E. 2026/1083 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1960
- Karar No
- 2026/1083
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1960 KARAR NO : 2026/1083
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/08/2020 (Dava) - 04/07/2023 (Karar) NUMARASI : 2020/455 Esas - 2023/541 Karar DAVA : İtirazın İptali (Rücuen) BAM KARAR TARİHİ : 10/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/455 Esas-2023/541 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete "bileşik ürün sigorta poliçesi" ile sigortalı, ... A.Ş'ye ait tesislerde 08/05/2019 tarihinde kömür değirmeni kaynak dolgusu uygulamasında hatalı kaynak dolgu uygulaması nedeniyle hasar meydana geldiğini, ekspertiz raporunda meydana gelen hasarın davalı kaynak firması tarafından yapılan hatalı kaynak dolgu uygulaması nedeniyle meydana geldiğinin tespit edildiğini, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığı Makine Mühendisliği Bölüm Başkanlığı'ndan alınan rapor ile de hasara kaynak işleminin sebep olduğunun sabit hale geldiğini, hasar nedeniyle müvekkili şirketin sigortalısına 220.884,84 TL ödediğini, müvekkili tarafından sigortalısına yapılan ödeme neticesinde Türk Ticaret Kanunu'nun halefiyete ilişkin hükümlerinin uygulama alanı bulduğunu, alacağın tahsili amacıyla İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1386 sayılı dosyasından ödeme emri gönderilmiş ise de borçlunun itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalı taraf ile müvekkilinin davadışı sigortalısı olan şirket arasında imzalanan eser sözleşmesinin 17.maddesinde; "Sözleşmenin tatbikinde para alacakları dahil her türlü ifa yeri İzmir'dir. İşbu sözleşmenin uygulanmasından doğacak ihtilafların hal mercii İzmir Bayraklı Mahkemeleri-İcra Daireleridir" hükmünün yer aldığını, işbu nedenle davalı tarafın yetki itirazının yerinde olmadığını belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine itiraz dilekçesinde de ifade edildiği üzere, müvekkili şirketin merkez adresi Dilovası-Kocaeli olmakla yetki kuralları gereğince icra takibinin ve davanın Gebze İcra Müdürlüğü ve Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame edilmesi gerektiğinden öncelikle yetki itirazının kabulüne karar verilmesini, .... Şirketi ile yüklenici konumunda bulunan müvekkili şirket arasında “Tampon ve Sert Dolgu Kaynak Hizmetleri Yapımı” hususunda eser sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin tampon ve sert dolgu kaynak hizmeti yapımı işini üstlendiğini, tam, eksiksiz ve ayıpsız olarak yerine getirerek mal sahibinin denetimi, onayı ile teslim ettiğini ve sigorta ettirenin kabulü ile sözleşme bedelini tahsil ettiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan işin ....Şirketi’nin gözetimi ve denetimi ile gerçekleştirildiğini, zarar doğurucu bir işleminin de söz konusu olmadığını, ....Şirketi’nin müvekkili şirketten böyle bir talebinin söz konusu olmamasının da sözleşme ile taahhüt edilen işin tam, eksiksiz ve sigorta ettiren şirketin talebine uygun olarak yapıldığını gösterdiğini, müvekkili şirketin akdettiği eser sözleşmesi ile sigorta ettirenin talebine uygun olarak valslerde sadece sert ve tampon dolgu işini üstlendiğini, valsin yenilenmesi hususunda bir garanti vermemiş olduğu gibi aksinin kabulünün üstlenilen işin çerçevesi ve mahiyeti açısından da mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığı gibi açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, eksik ve hatalı verilerle Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü tarafından rapor tanzim edilmesinin sağlandığını, .... firmasının işin tesliminden sonra herhangi bir sorun bildirmediğini, değirmen valslerinin, kırılma sebebiyle değil, bakım ve onarım sebebiyle durdurulduğunun belirtildiğini, müvekkili şirkete herhangi bir başvuruda bulunulmamasının açıkça manidar olduğunu, herhangi bir talebi ve bildirimi olmaması, sadece 07/10/2019 tarihinde gönderilen e-mail ile 1 nolu valsin kullanılamaz olduğunu bildirmesi ve bu bildirimin tüm sigorta sürecinin tamamlanmasından sonra olmasının da kuşkulu olduğunu, raporların hükme esas alınmasının kabul edilemez olduğunu, kaynak dolgu yapılan malzemenin teknik ve ekonomik ömrünü tamamlamış, değiştirilmesi gereken, ancak maliyeti yüksek olması sebebiyle kaynak dolgu ile kaplanarak yeniden kullanılmaya çalışılan bir malzeme olup, yapılan kaynak dolgunun riskli olduğunun sigorta ettiren tarafından da bilindiğini, aşınmış, ömrünü tamamlamış bir ürüne yapılan tadilat için garanti verilmesi de mümkün olmayıp, .... Şirketi de hizmetin tüm sürecinde bu hususu bildiğinden eksik ya da hatalı işlem sebebiyle müvekkili şirketten bir talepte bulunmadığını, ayrıca yapılan kaynak dolgunun kullanılan kaynak telinden dolayı kılcal çatlaklı bir yapıya sahip olduğunu, yani raporda bahsedilen çatlakların ana malzemeye sirayet etmiş olmasının yapılan işin bir hatası değil bu işlemin doğal bir sonucu olduğunu, raporun eksik ve hatalı olduğunun ortada olduğunu, ekspertiz raporunda ifade edilen sözleşme şartlarına göre 10.000 saatlik çalışma öngörülen kömür öğütücü valslerde 4.000 saatlik çalışma ardından kaynaklama ihtiyacı doğmasının sebeplerinin üretici hatası olup olmadığı, sigortalı şirketin tedarik eden firmaya başvuruda bulunup bulunmadığı, işbu ürünlerin garanti kapsamında olup olmadığının dahi araştırılmadığını, şirket yetkilileri tarafından yapılan bilgilendirmede, çatlakların valslerde kaynak dolgu ve kullanımı esnasında değil, kaynak dolgu sonrası değirmen bir ay çalıştıktan sonra fabrikanın genel bakım nedeni ile durdurulmasından sonra oluştuğunun bildirildiğini, bu durumun ekspertiz raporunda da ifade edildiğini, yani kaynak işlemi sonrası valslerin sorunsuz olarak çalıştığını, aynı kaynak teli ile aynı şartlarda yapılan kaynaklara istinaden diğer değirmenlerin sorunsuz olarak çalıştığını, 1 ve 3 nolu valslerin hatalı kaynak sebebiyle çatladığı ifade edilen çalışmada 2 nolu valse de aynı malzeme ile aynı işlem uygulanmasına rağmen bu 2 nolu valste herhangi bir sorun yaşanmamasının yapılan işlemin hatalı olmadığını ortaya koyduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan işlem hatalı bir işlem olmayıp, müvekkilinin talep edilen işi yerine getirdiğini, bedelinin müvekkilinden talep edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, hasarların sadece kaynak kaplama işi sebebiyle meydana gelmesinin söz konusu olmadığını, başkaca bir sebeple oluşması imkanı olduğu hususu irdelenmeden tanzim edilen raporun kabulünün mümkün olmadığını, keza ekspertiz raporunda aynı işletmede aynı tedarikçi tarafından tedarik edilen valslerde 6 ay sonra kırılma tespit edilmiş olmakla vals mantolarında dönemsel imalattan kaynaklanan kronik bir kusur ve sorun olabileceği ihtimali olmasına rağmen bu durumun dahi araştırılmadan kusurun kaynak dolgu işine bağlanmasının hatalı olduğunu, bu durumun sigortalı şirketin yönlendirmesi olarak algılandığını, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla, davanın reddine, davacı/alacaklının başlattığı takibin kötüniyetli olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "..Mahallinde yapılan keşifler, dinlenen tanık beyanları, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölüm Başkanlığı tarafından hazırlanan teknik rapor, 12.04.2022 tarihli kök rapor, 20.20.2022 tarihli 1.ek rapor ve 17.04.2023 tarihli 2.ek rapordaki tespitlere göre; dava dışı sigortalı .... A.Ş. ile davalı arasında yapılan eser sözleşmesi kapsamında davalının valslerin kaynak dolgu işlemini yaptığı, ancak hatalı kaynak dolgu uygulaması yapılması nedeniyle hasar meydana geldiği, davalı tarafça eserin ayıplı ifa edildiği, ayıbın gözle ve basit bir muayene ile tespitinin mümkün olmadığı, eserin sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması, kendisinden beklenen yararı gerçekleştirmeye elverişsiz olması ve eserin kullanılmasıyla ortaya çıkması nedeniyle gizli ayıplı olduğu, ayıbın 07.10.2019 tarihli elektronik posta ile davalıya bildirildiği, hasar onarım bedelinin 304.873,92 TL olarak hesaplandığı, davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalısının zararları teminat kapsamında kabul edilerek 11.10.2019 tarihinde sigortalısına 220.884,84.-TL ödendiği, davaya konu hasarın sigorta poliçesi ile teminat altına alınan riziko kapsamında olduğu, davacının sigortalısına yaptığı ödeme ile davacının sigortalısının zarar sorumlusuna karşı ileri sürebileceği tazminat haklarını temlik aldığı, Yargıtay 11.HD'nin 2011/3441 E.-2013/4275 K. sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere, bu durumda davacının sigortalısına yaptığı ödemeyi davalıdan sigorta poliçesi uyarınca kazandığı halefiyet hakkına dayalı olarak isteyebileceği gibi yapılan ödemenin poliçe kapsamında kalmadığı anlaşılır ise bu kez alacağın temliki hükümlerine göre davalıdan talepte bulunabileceğinden davacının sigortalısına 11.10.2019 tarihinde yaptığı 220.884,84 TL hasar tazminatını davalıdan rücuen tahsil edebileceği, ödeme tarihi olan 11.10.2019'dan takip tarihi olan 04.02.2020'ye kadar %12,75 reeskont faiz oranına göre işlemiş faizin 9.074,68TL olduğu anlaşılmakla, DAVANIN KISMEN KABULÜNE, İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2020/1386 sayılı takip dosyasında davalının 220.884,84 TL asıl alacak ve 9.074,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 229.959,52 TL alacağa itirazının iptaline, takibin takip talebinde istenen şartlarda ve bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından, "...Tüm yargılama süreci içinde müvekkili şirketin kusuru bulunmadığı hususundaki savunmalarının gerek mahkemece gerekse mesnet alınan raporları tanzim eden bilirkişi heyetleri tarafından dikkate alınmadığını, ayrıca davacı sigorta şirketince davanın son aşamasında halefiyet iddiası ile ilgili davanın dayanağı değiştirilmiş olmakla bu husustaki savunmaları dikkate alınmaksızın karar verildiğini, hukuka aykırı bilirkişi raporları esas alınarak ihdas edilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, Söke Asliye Hukuk Mahkemesi’nce re’sen ve taraflara tebligat yapılmaksızın 19/12/2021 tarihinde gıyaplarında yapılan keşfe istinaden 01/03/2021 tarihli bilirkişi raporunun tanzim edildiğini, yapılan itiraz sonucu İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bu taleplerini haklı bularak yeniden keşif yapılmasına, tanıkların keşif mahallinde dinlenmesine karar verdiğini, ancak bu ara karara ve bir önceki keşifte yapılan usulsüzlüklerin tekrarlanmaması açısından talimata şerh yazılmasına rağmen talimat mahkemesi olan Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 2021/78 Talimat sayılı dosyasından talimat tensip tutanağı tanzim edilip, dosyada yeterli masraf olmasına rağmen 01.06.2021 tarihinde gönderilen e-tebligata kadar, kısaca neredeyse keşif gününe kadar keşfin gün ve saatini bildirir davetiyenin taraflara tebliğinin geciktirildiğini, 02.06.2021 tarihli dilekçe ile; elektronik tebligata ilişkin yasal mevzuata göre belirlenen keşif tarihi sonrasında tebliğ edilmiş sayılacak olan tebligata göre keşif esnasında tanıkların dinlenilmesine karar verilmiş olmakla, davalı şirketin merkezinin İstanbul’da bulunması, keşfe İstanbul’dan gelinecek olması, tanıklardan birinin iş sebebiyle halihazırda Mardin’de bulunması, iki günlük süre içinde hazır edilebilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmamasından dolayı keşif gün ve saatinin değiştirilmesinin talep edildiğini, işbu makul, yargılamayı uzatmaya matuf olmayan taleplerinin talimat mahkemesi tarafından görmezden gelindiğini ve olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin savunma hakları kısıtlanır şekilde huzurdaki davanın esasını oluşturan keşfin, izah edilen hukuka aykırı kararlara rağmen icra edildiğini, bir sonraki aşamada yeterli mesleki tecrübesi olmadığı izlenimi yaratan bilirkişi heyeti ile mücadele edilmesi zarureti doğduğunu, itirazlarını itibara almamaları yanında 3 kişiden teşekkül bilirkişi heyetinin keşif tarihi ile aynı tarihte rapor hazırladıklarını ve keşif esnasında da sadece fabrikada o gün çıkacak yemek menüsü üzerinde yoğunlaştıklarını, itirazları karşılamayan tek sayfalık gelişi güzel dayanaksız, teknik bir bilgi dahi içermeyen bir rapor tanzim edilmiş olmakla denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor tanzim edilmediğini, bilirkişi heyetine itiraz edildiğini ve yeni bir bilirkişi heyeti ile yerinde yeni bir keşif icrası talep edildiğini, ancak bidayet mahkemesi tarafından bu taleplerinin haklı gerekçe olmaksızın reddedilerek, işbu bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiğini, herhangi bir teknik açıklama ve izah içermeyen özensiz bir rapor hazırlanarak dosyaya ibraz edildiğini, işbu yetersiz bilirkişi heyetinin de konu hakkında teknik bir değerlendirme yapmadığı gibi davacı tarafından talep edilen bedeli kuruşu kuruşuna yazmak suretiyle bir bedel belirttiğini, bu bedeli neye göre ve nasıl belirlediklerini dahi açıklama gereği duymadıklarını, Söke'de görev yapmaları hasebiyle işbu davanın müvekkiline açılmasına sebep olan dava dışı .... A.Ş'yi koruma ve kollama çabasında olmaları ve ayrıca keşif icrasında da bu şirkete yakınlıklarını ve sempatilerini göstermekten çekinmemelerinin bu bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporun kabul edilmemesine sebep olduğunu, böylece keşif yapılması ile elde edilmek istenen hukuki yararın elde edilemeyerek savunma haklarının kısıtlandığını, aynı dönemde söz konusu valslerde başka bir çalışma olup olmadığı, valslerde bu kadar süre içinde kaynak dolgusu yapmayı gerektiren bir durumun söz konusu olmasının bu valslerin dava dışı sigortalı şirketin kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı gibi diğer hususlar göz ardı edilerek, bu hali ile teknik rapor olma hususunu ihtiva etmeyen raporların tanzim edildiğini, gıyaplarında Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından hazırlanan teknik rapora iştirak edilmek suretiyle vals mantolarını erken hasar ve kırılmaya götüren faktörün kaynak işlemi olduğu sonucuna varılarak gizli ayıplı olarak nitelendirmeyle bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle hüküm tesis edildiğini, hasara kaynak dolgusu dışında başka unsurların sebep olup olmadığının araştırılmadığını, kaynak dolgusu yapılan materyalin teknik özellik ve durumunun dikkate alınmadığını, işleme konu malzemenin teknik ve ekonomik ömrünü tamamlamış, değiştirilmesi gereken ve maliyeti yüksek olduğu için kaynak dolgu ile kaplanarak yeniden kullanılmaya çalışılan bir malzeme olduğunu, bu sebeple yapılacak kaynak dolgunun riskinin olabildiğini ve bu durumun da dava dışı şirket tarafından bilindiğini, tüm sorumluluğun kaynak dolgu işlemine ve müvekkiline yüklenmesinin mesnetsiz ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kaynak işi yapıldığı tarih itibariyle durumu, teknik ve ekonomik ömrünü tamamlayıp tamamlamadığının bilirkişi heyeti tarafından incelenmediğini, dolgu yapılan malzeme ‘Beyaz Dökme Demir’ olup, normalde kaynak edilemeyen malzeme sınıfında olduklarını, ancak sadece geliştirilen bir takım kaynak telleri ile sert dolgu kaplaması yapılabildiğini, bu işlemin her zaman riski olabildiğini ve bu dolguların hepsinin de yüzeyde kılcal çatlamaya neden olabildiğini, dava dışı şirketin de kaynak dolgu işleminin riskli olabileceğini bildiğini ve bilebilecek bir durumda olduğunu, keza müvekkili şirketin bu konuda garanti vermediğinin de dosyada mübrez sözleşme ile sabit olduğunu, bilirkişi raporunda öğütücü parçalar ile ilgili tedarik eden firma tarafından verilen 10.000 saat garantisinin 4.000 saatinin doldurulduğunu ortaya konulduğunu, tedarik eden firma tarafından işbu öğütücü parçalara ilişkin 10.000 saat garanti verildiğine göre bu süre tamamlanmadan öğütücüde meydana gelen hasarın garanti kapsamında olması gerektiği ve bu şartlarda da dava dışı .... Şirketi'nin tedarikçi firmaya başvurması gerektiğinin ortada olduğunu, ancak .... Şirketinin sürecin doğal gelişimi olduğunu bilerek müvekkili şirketten bu şekilde bir çalışma talep ettiğini ve akabinde de hasarın tazmini için davacı sigorta şirketine başvurduğunu, bu gelişmelerin sigorta şirketinin yaptığı haksız ödemeyi maalesef müvekkili şirkete yüklemeye çalışması ile sonuçlandığını, valslerin yapılan kaynak dolgu esnasında değil, kullanım esnasında da değil, kaynak dolgu sonrası değirmen 1 ay çalıştıktan sonra genel bakım nedeni ile fabrika duruşundan 15 gün sonra çatladığı hususunun göz ardı edildiğini, bu itibarla bakım süresinde valslere farklı bir işlem uygulanmış olabileceğini, kış mevsiminde yapılmış olan bakım sonucu valslerde sıcak soğuk farkından dolayı aşırı genleşme veya büzülme olmuş olabileceğini ve bu itibarla son derece hassas yapıda olan valslerin çatlamış olabileceğini, fabrika bakım ekibi tarafından civataları fazla sıkılarak geçme sıkılığı artırılmış ve bundan dolayı çatlamış olabileceğinin dikkate alınmadığını, bu konuda hiç bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan tüm sorumluluğun kaynak dolgu işlemine bağlanmasının işbu raporu eksik ve hatalı kıldığını, çatlamanın müvekkili şirket tarafından yapılan kaynak dolgu işlemi ile meydana gelmediğinin ortada olduğunu, keza bu çerçevede bilirkişi heyetinin ‘keşif esnasında bir diğer vals ekipmanın aynı tarihte onarımının yapıldığı ve keşif tarihinde hala çalışır durumda olduğu’ tespiti dikkate alındığında bilirkişi heyetinin yukarıda zikredilen hususları neden dikkate almadığı, teknik olarak neden incelemediğinin, işbu raporun teknik açıdan eksik olduğunu gösterdiğini, kararın kaldırılması gerektiğini,....A.Ş tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin teslim alındığını ve ilgili şirket tarafından kaynak dolguya bağlı bir şikayette bulunulmadığını, değirmenin durdurulması esnasında 2.valsde herhangi bir hasar bulunmamasına rağmen müvekkili şirketten 3 adet vals bedelinin talep edilmesinin hatalı olduğunun da ortada olduğunu, 1.ve 3.valslerde meydana gelen kırılmanın kaynak işleminden kaynaklandığı hususunun dahi kuşkuya yer vermeyecek şekilde kesin ve kati olmadığı bir durumda değirmenin durdurulduğu esnada herhangi bir hasar olmayan 2.valsde sonradan meydana gelen hasarın yine kaynak dolgusuna bağlanmasının, değirmenin durdurulmasından sonra başkaca bir işleme maruz kalıp kalmadığı ya da başkaca bir sebebin bu sonuca yol açıp açmadığının değerlendirilmemesinin yapılan tespitleri eksik ve hatalı kıldığını, keşif mahallinde dinlenen tanık ....in; ‘Kaynak dolgu uygulamaları standartlarımıza uygun olarak aşama aşama gerçekleştirilip teslim edildi. Uygulama esnasında Alman patentli .... marka kaynak teli kullanılmıştır. Bu tel standart ve bütün uygulamalarımızda kullandığımız teldir. Telden kaynaklı bir problem olsaydı diğer valslerde de aynı problem olması gerekirdi. İşi tamamlayarak .... AŞ'ye teslim ettik. Herhangi bir ayıp bildirimi söz konusu olmadı. ...A.Ş de bu konulara hakim bir firma olduğundan söz konusu işte herhangi bir kusurumuz olmadığının farkındadır’ ifadesi ile de açıkça ortaya konulduğunu, keza dava dışı şirket ile müvekkili şirket arasında aynı hizmet ilişkisinin hala devam ettiğini, dava dışı şirket tarafından talep edilen valsler üzerinde aynı kaynak teli ile aynı şartlarda kaplamalar yapıldığını ve bu valslerin hiçbir sorun ile karşılaşılmadan kullanılmaya devam ettiğini, sorumluluğun müvekkiline yüklenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığının ortada olduğunu, keza takdir edilen bedel ile ilgili olarak neye göre tespit edildiği belli olmayan sıfır bir vals bedelinin davacı sigorta şirketinin beyanına istinaden müvekkili şirketten talep edilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu, fahiş olduğu ifade edilmesine rağmen bu hususun bilirkişi heyeti tarafından bedelin rayiç değerlere uygun olduğu gerekçesi ile aynen kabul edildiğini, davacının yargılama safahatında haksız ve hukuka aykırı olarak davanın dayanağını değiştirdiğini, davanın son aşamasında dosyaya sunulan 17.04.2023 tarihli raporda davacının temlik beyanına yönelik değerlendirme mahkemeye bırakılmış olmakla birlikte, rücu şartlarına haiz olmayan davacının yargılamanın işbu aşamasında temlik beyanında bulunarak temlik hükümlerine göre davanın kabulüne karar verilmesini talep etmesinin HMK hükümleri gereğince mümkün olmadığının ortada olduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde; halefiyete ilişkin hükümleri gereğince denilerek sigorta şirketinin sigortalıya yaptığı ödemenin tahsilinin talep edildiğini, gerek dava açılırken dava dilekçesinde ve dilekçe ekinde gerekse tensip kararı sonrası davacı şirket tarafından davanın işbu aşamasında dayanılan temlik sözleşmesinden hiçbir şekilde bahsedilmediğini ve buna ilişkin evrak dosyaya sunulmamış olmasına rağmen yargılamanın son aşamasında davacı yanın halefiyet hükümlerine dayandırdığı davasını, değiştirilerek işbu alacağın temlik hükümlerine göre talep edildiğinin iddia edilmesinin mümkün olmadığını, deliller ile birlikte sunulmayan ve kendilerine tebliğ edilmeyen davacının yargılamanın son safahatında davasını ispat hususunda dayanmaya çalıştığı delile muvafakatlerinin bulunmadığını, davacı şirkete ait antetli kağıt üzerine ‘makbuz ibraname’ başlığı altında düzenlenen, altındaki imzaların dava dışı şirkete ait olup olmadığının dahi belli olmadığı evrakın kabulünün mümkün olmadığı bildirilerek geçerliliğinin dava dışı şirketten sorulması taleplerinin de dikkate alınmadığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, makine kırılması hasarına dayalı olarak sigortalıya ödenen tutarın zarar sorumlusu 3.şahıstan rücuen tazmini için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının, sigortalısı olan davadışı .... AŞ' ye ait kömür değişim valslerinde hasar olduğu gerekçesiyle sigortalısına 11.10.2019 tarihinde 220.884,84-TL ödeme yaptığı, zarara neden olan süreç incelendiğinde; sigortalının üretici davadışı yabancı firmadan aldığı valslerin bir süre sonra yıpranması nedeniyle davalı ile yapılan eser sözleşmesi ve teknik şartnameler kapsamında valselere kaynak işlemi uygulanması konusunda anlaşma yapıldığı, 18.3.2019-21.3.2019 tarihleri arasında davalı tarafça sözkonusu sert dolgu kaynak işleminin ifa edilerek teslim tutanağı ile davacıya işin teslim edildiği, davacı tarafından 1 ay kullanımdan sonra arıza üzerine sigortacısına başvuru yapıldığı, davacı tarafından yapılan ödemenin zarara neden olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen talep edilebileceğinin Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden alınan rapor ve ekspertiz raporu uyarınca belirlendiği gerekçesiyle davalıya icra takibi başlatıldığı, süresinde yapılan itiraz üzerine de süresinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı, davalı tarafın ise zararın nedeninin kaynak işlemi olmadığını, diğer valste sorun olmadığının açık olduğunu, başka hususların araştırılmasını ve üretici firma ve kaynak sonrası bakım işlemlerinin irdelenmesi gerektiğini savunduğu anlaşılmaktadır. Davacının, makbuz/ibraname başlıklı belge uyarınca, sigortalısının bahse konu zararına dair tüm dava ve haklarını temlik aldığı, bu nedenle halefiyetin yanısıra temlik hükümleri gereğince de davalıdan talepte bulunma hakkının olduğu, TTK 1472.madde uyarınca sigortacının "tazmin ettiği bedel kadar" (üst sınır olarak) 3.şahsa rücu edebileceği, davacı sigorta şirketinin ödediği tutar uyarınca zarar sorumlusuna rücu hakkına sahip olduğu, olayların açıklamasının taraflara, hukuki nitelendirmesinin ise mahkemeye ait olduğu açık olmakla, açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin davanın sebebinin değiştirildiğine ilişkin istinaf itirazlarının öncelikle reddi ile esasa dair incelemeye geçilmiştir. Mahkemece talimat yoluyla iki defa keşif yapıldığı, farklı iki heyetten ve son olarak son heyete sigortacı bilirkişi de eklenerek kök ve ek raporlar alındığı, taraflarca bu raporlara gerekçeli ve ayrıntılı olarak itirazların yapıldığının görüldüğü, sonuç olarak mahkemece; davaya konu zararın, davalının hatalı kaynak dolgu işleminden kaynaklandığı ve alacağın temliki hükümleri de gözetilerek davacının davalıdan ödediği tutarı talep edebileceği kanaati ile, işlemiş faiz bakımından kısmen red olmak üzere, kısmen kabul kısmen red kararı verildiği görülmekle birlikte, mahkeme kararı eksik incelemeye dayalı olmuştur. Şöyle ki; davaya konu hasar bakımından, alınan raporların davacı tarafça en başta alınmış olan Ege Üniversitesi raporu ve eksper raporu ile aynı doğrultuda olup, kaynak işlemi bakımından yapılan hatalar nedeniyle davalının sorumlu olacağı belirlenmiş ise de, dava dosyası içeriğindeki eskpertiz raporunda da belirtildiği üzere, davadışı yabancı üretici firmanın (...) davaya konu valsler bakımından 10.000 saatlik garanti ömrü verdiği, ancak 4000 saatlik bir çalışmanın ardından kaynaklama ihtiyacı doğduğu, garanti şartlarına göre üretici firmanın valslerin kullanım ömrü biterse vals setini ücretsiz olarak temin etmeyi üstlendiği, 4000 saatlik çalışma sonucu hasar olduğundan üretici firmadan ücretsiz değişim hakkı olduğu ve bu yönde başvuruların da yapıldığının dosyada açıkça belirtildiği, ancak bu sürecin sonucuna dair dosyada başkaca hiçbir evrak olmadığı gibi, davalı tarafın aşamalardaki savunma ve itirazlarında üretici firma yönüyle de konunun araştırılmasına, hasarın kaynak dolgu işlemi kaynaklı olmadığına dair beyanlarının karşılanmadığı görülmektedir. Mahkemece yapılması gereken iş; ilgili tüm bilgi ve belgelerin sigortalıdan temini suretiyle, sigortalının, üretici firmadan valslerle ilgili ayıba dayalı bir talebi bulunup bulunmadığı, bu yönde hakkın kullanımı için gereken hususların yerine getirilip getirilmediğinin saptanması, bu yönde dosyada eksiklik ve şüpheye yer bırakılmaması, raporda belirtilen aynı üretici firma kaynaklı mallardan ötürü başka hasar dosyalarının da olduğuna dair savunmanın da özellikle araştırılması, yine davalı tarafça kaynak işlemi yapıldıktan sonra valslerin 1 ay kullanıldığına dair ortak kabule göre, bu süre sonunda davacı tarafça valslerin bakıma alındığı ve bu aşamada hasarın çıktığına dair savunmanın karşılanması bakımından, sözkonusu bakım işlemleri ile ilgili tüm bilgi ve belgeler de getirtilerek, tüm evrakların tamamlanması akabinde bu bakımın niteliği, davadışı sigortalının yetkin elemanlarınca yapılıp yapılmadığı, bu aşamada valslere zarar verilmiş olma ihtimalleri de değerlendirilerek, bu yöndeki tüm savunma ve itirazların oluşturulacak farklı bir heyetten alınacak rapor ile karşılanması olup, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır. Bu noktada, eksik evrakların taamlanması akabinde bahse konu hasarın gizli ayıp olduğuna dair bilirkişi tespitlerinin de farklı bir heyetten alınacak raporda yeniden irdelenip değerlendirilmesi, davacı tarafın ayıbın öğrenilmesinin akabinde derhal bildirim yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığının da somut olayın özelliklerine göre saptanması gerektiği de açıktır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/455 Esas - 2023/541 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 3.927,14 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/06/2026