Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1720 E. 2026/728 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1720
Karar No
2026/728
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/1720

KARAR NO:2026/728

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:01/06/2023

NUMARASI:2014/1201 Esas, 2023/445 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:03/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl dava, davacı iş sahibinin davalı yükleniciye ödeme yaptığı ancak yüklenicinin edimini ifa etmediği iddiasıyla başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davası; karşı dava, yüklenicinin iş sahibinden alacaklı olduğunu iddia ettiği KDV tutarı ile bilirkişi incelemesi ile tespit edilecek ek iş bedeli alacağına ilişkin olup, mahkemece asıl davanın davalı yüklenici şirket açısından kısmen kabulüne, sair davalılar yönünden husumet yokluğundan dolayı reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik karar asıl dava davacısı (karşı dava davalısı) ve asıl dava davalısı (karşı dava davacısı) tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.Asıl davada davacı (karşı davada davalı) vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 30.12.2009 tarihinde müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmazda inşa edilecek otelin mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin ifası konusunda sözleşme akdedildiğini, sözleşme gereğince davalı şirkete toplamda 550.000,00-TL tutarında ödeme yapıldığını, davalı tarafların sözleşmenin 5. maddesi gereğince en geç 31.03.2010 tarihinde bitirileceği taahhüt edilen projeyi teslim etmediğini, sözlü olarak ihtar edilmesine rağmen alınan ödemenin faturasını düzenlemekten imtina ettiğini, bu nedenle davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliğinin 14.06.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek davalının edimlerini derhal ifa etmesi, ihtarnamenin keşide edildiği tarih olan 14.06.2012 tarihine kadar işlemiş gecikme cezasının ödenmesi ve sözleşmenin ifasında temerrüte düşmesi sebebiyle sözleşmenin feshedildiği hususlarının ihtaren bildirildiğini, davalı tarafın bu ihtarnameye cevap vermediğini ve borcunu ifa etmediğini, sözleşmenin 14.06.2012 tarihinde feshedildiğini ve davalının 550.000,00-TL tutarlı ödemeyi haksız olarak yedinde bulundurduğunu, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ise haksız olarak takibe ve ödeme emrine itiraz ettiğini, davalılardan ...'in yöneticisi ve baskın ortağı olduğu şirketin alacağı olan 350.000-00-TL'nin kendi şahsi hesabına gönderilmesine sebep olduğunu, bu yolla ortağı olduğu şirket ile şahsi mal varlığının karışmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalılar (karşı davada davacı şirket) vekili, sözleşmeye konu projenin davacı tarafa teslim edilmediği iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, davacı tarafın iddiasının aksine dava konusu sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından hazırlanmış ve Beşiktaş .. Noterliği tarafından tasdik edilmiş toplam 7 adet proje olduğunu, yapılan çalışmalarda taşınmazın imar durumunun alınmamış olduğu için uygulama projesi çizilemediğini, iş başlangıcında müvekkiline iletilen imar durumunun geçerliliğini yitirmiş 07.08.2008 tarihli bir belge olduğunu, taşınmazın imar durumunu ancak 30.05.2011 tarihinde alındığını, arazi içinde bulunan ... kanalının tüm projenin baştan ele alınmasını gerektirdiğini, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine sözleşme konusu edimlerini ifa etmekte geciken tarafın müvekkili değil bizzat davacının kendisi olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin yapılacak yatırıma ilişkin kararını netleştirmesini ve taşınmazın imar durumunun alınmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesini iyi niyet ile beklediğini, müvekkilinin projeleri çizmiş ve davacıya teslim etmiş olmasına rağmen davacının proje bedelinin KDV tutarı olan 99.000,00-TL'yi ödemeden müvekkiline ihtarname göndermesi üzerine müvekkilinin çizmiş olduğu projeleri tespit ettirmek üzere notere başvurduğunu, davacının hiçbir iş yapmamış iddiasında bulunduğu müvekkiline para ödemesi yapmasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmayan bir husus olduğunu, davacı tarafından projenin hazırlanması sırasında müvekkiline otel yapımı fikrinden vazgeçildiğini ve otel yerine konut yapımı kararı alınıp beklenileceğinin bildirildiğini, bu yeni imar durumunun işveren tarafından 11.07.2014 tarihinde ancak elde edilebildiğini, davacıya karşı dava açtıklarını, sözleşmenin 4. maddesi gereği kararlaştırılan iş bedelinin 550.000,00-TL ve KDV (99.000,00-TL) olduğunu, müvekkilinin sözleşme uyarınca 99.000,00-TL alacaklı bulunduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu ek çalışmalara ilişkin olarak hak ettiği ücretlerin karşı taraftan talep edilebilmesi için bilirkişi inceleme yapılmasını talep ettiklerini, bu nedenle asıl davanın reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, karşı davalarının kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı-karşı davalının karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; davalı/ karşı davacının KDV alacağı bulunmadığını, zira geçerli bir fatura bulunmadığını, gerek delilleri ekinde gerekse davalı/karşı davacının delilleri ekinde ibraz edilen 15.07.2014 tarihli ihtarname incelendiğinde görüleceği üzere bu ihtarname ile ifa edilmeyen hizmetin faturasının düzenlenmesinin talep edilmediği, “müvekkilin bu faturanın düzenlenmemesi ve teslim edilmemesinden kaynaklanacak her türlü maddi manevi zararından sorumlu olacağı, kamu kurumları tarafından müvekkil aleyhine ceza kesilmesi halinde davalıya rücu edileceği” bildirildiğini, eğer davalı/karşı davacı tarafın faturayı hizmetin ifası ile düzenlemesi gerektiği kanaatinde ise, faturanın projenin teslimi ile düzenlenmesi gerektiği, eğer davalı/karşı davacı taraf fiili ödeme tarihinde fatura düzenlemesi gerektiğini kanaatinde ise, her bir ödeme tarihinde fatura düzenlenmesi gerektiği, eğer davalı/ karşı davacı taraf yapılan ödemeleri avans olarak nitelendirip sözleşmenin ifasının tamamen neticelenmesi ile fatura düzenlemesi gerektiği kanaatinde ise, bu halde de iş bu faturayı sözleşme süresi içinde düzenlemeyerek sözleşmeyi zamanında ifa etmediğini açıkça ikrar etmiş bulunduğunu, devamla davalı/karşı davacının 11.08.2014 tarih ... no’lu 649.000 TL bedelli faturasının gerek VUK md 231/5. maddesi gerek sözleşmenin ifa edilmemesi ve sözleşmenin feshedilmiş olması sebepleri ile kabulünün mümkün olmadığını, bu sebeple Üsküdar ... Noterliği 15.08.2014 tarih ... yevmiye no’lu ihtarname ile söz konusu faturanın iade edildiğini, belirsiz alacak iddiasında bulunan tarafın asgari alacağını bildirmesi gerekmekte iken, davalı/ karşı davacının asgari bir miktar belirlemediğini, bu eksikliğin bulunması sebebi ile talebinin reddini, davalı/karşı davacı tarafın ücret talebi belirlenebilir nitelikte olup HMK md 108 gereğince belirsiz alacağı söz konusu olmadığını, bu sebeple davalı/ karşı davacının bu talebinin açıklanması ve uygun miktarda harç yatırması için kesin süre verilmesini, davalı/karşı davacı taraf, sözleşmenin 3.3. maddesi çerçevesinde değişiklikleri bedelsiz olarak uyarlayacağını taahhüt ettiğini, bu madde gereğince ek ücret talep etme hakkı bulunmadığını, davalı/karşı davacı mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin ifa edilmesini taahhüt ettiğini, mühendislik hizmetlerinin 3. bir şahıstan aldığı iddiası ile ödediği ücreti asıl davacıdan talep edemeyeceğini, ilaveten davalı/ karşı davacının iddiasına konu “bir başka şirketten mühendislik hizmeti alınması için fiyat teklifi alınması” bir iş/bir mesai olmayıp davalı/karşı davacıya ücret talep hakkı vermediğini belirterek asıl davanın kabulüne karşı davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, eda davası açmak mümkün ise artık tespit davası açılamayacağı, somut olayda tespit talebi karşı davada ve 2 netice-i talepten biri olarak talep edildiği, ancak gelinen aşamaya kadar bu talebin tefriki ile hukuki yarar yokluğundan ret kararı verilmemiş olması ve bu aşamada tespit talebine ilişkin tüm delillerin toplanıp dosyanın hüküm kurmaya elverişli konuma geldiği dikkate alındığında hukuki yarar yokluğu nedeniyle bu aşamada ret kararı verilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığı, her ne kadar 1. Bilirkişi Heyeti 6. projeyi kesin proje olarak nitelemiş ve buna gerekçe de 6 nolu projenin 05.07.2010 tarihli toplantıda kesin proje haline geldiği dayanak yapılmış ise de, toplantı tutanaklarının bulunmadığı, 6. proje, ...'in onay verdiği ispat edilmemekle bu nedene göre kesin proje niteliğinde kabulü mümkün değil ise de, teknik özellikleri gereği 6. projenin kesin proje veya uygulama projesi şartlarını taşıyıp taşımadığı, taşımıyor ise niteliğinin ..., avan, hazırlık/etüd çalışması olup olmadığı, bu hususa ilişkin ... tarafınca sunulan Doç. Dr. ...'ın 14.02.2017 tarihli Uzman Görüşündeki gerekçenin de irdelenmesi, 6.projenin yan parselin alınmasın fikrinden vazgeçilip tekrar tek parsel üzerinden otel yapma kararı gereğince hazırlandığı ... tarafından iddia edilmekle 6. projenin 3. projeden farklı olup olmadığı, 3. projeden veya bundan önceki 1 ve 2. projelerden farklı olarak yeni fikirlerle baştan çizilip çizilmediği, varılacak sonuca göre 6. projenin sözleşme bedeli kapsamında mı kalması gerektiği, yoksa vekaletsiz iş görme hükümlerine göre hesaplanacak bir miktarın ödenmesinin gerekip gerekmediği; 7.projenin bina yüksekliği sınırlamasının kaldırılması ihtimalinde otel yerine rezidans yapılması amacıyla çizildiği ... tarafından iddia edilmekle, 6. proje ile 7. proje arasında bina yüksekliğine ilişkin bir fark bulunup bulunmadığı, yine 6. proje ile 7. proje arasında binanın otel veya rezidans olarak planlanmasına ilişkin bir değişiklik bulunup bulunmadığı, tüm bunlara göre 7. projenin sözleşme bedeli kapsamında mı kaldığı yoksa vekaletsiz iş görme hükümlerine göre hesaplanacak bir miktarın ödenmesinin gerekip gerekmediği hususları irdeleyen ek rapor aldırıldığı; 1,2,3 nolu projelerin aynı alana birden fazla varyasyonla hazırlanmış ... niteliğinde olduğu, 6 nolu avan proje için hazırlık niteliğinde olmakla sözleşme bedeli kapsamında kaldığı, ayrıca ücret gerektirmediğinin anlaşıldığı, 4 nolu projenin komşu parselin tevhid edilmesi ihtimaline göre çizildiği, 5 nolu projenin komşu parselin sonradan tevhid edilmesi ihtimaline göre binaların sonradan birleştirilmesine göre çizildiği, buna göre 4 ve 5 nolu projelerin sözleşme kapsamında kalmadığı, ... proje niteliğinde olduğu ek ücret gerektirdiğinin anlaşıldığı, Sözleşmedeki standart ve kalite nedeniyle değişiklik yapma hakkı, projenin imar değişikliği veya yan parselin eklenmesi veya otelden rezidansa dönüştürülmesini kapsamayacağı, ek işlerin sözleşme kapsamında kabul edilmesine neden olmayacağı kanaatine varıldığı, ...'in onayını alarak kesin proje hazırlanması ve sonrasında tashihlerin de yapılarak uygulama projesi hazırlanmamasında dinlenen tanık beyanı ve proje gruplarındaki değişikliklerin niteliğine göre davalı şirketin bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı, 6 nolu proje için davalı şirket uygulama projesi olduğunu iddia etmiş ise de, projedeki kendi notunda belediyeden onay alınması gerektiği, mühendislik projelerinin daha sonra alınacağı zaten kendi tarafından ikrar edilmiş olup, uygulama projesi olmadığının anlaşıldığı, 6 nolu projenin mimari tasarımın ilk hali olan avan projesi olduğu, kesin projesinin, statik ve mekanik projelerinin bulunmadığı ve sözleşme kapsamında olduğu, 6.projenin yan parselin alınmasın fikrinden vazgeçilip tekrar tek parsel üzerinden otel yapma kararı gereğince hazırlandığı, imar durumuna göre otel inşaasının mümkün olmadığı itirazı açısından ise, mümkün olmamasının eser sahibinin proje değişikliği isteklerinden kaynaklandığı dikkate alındığında sorumluğunun eser sahibi olan davacıya ait olduğu, 7 nolu projenin, 6 nolu proje gibi otel olarak çizildiği, antetinde ... projesi yazılı olduğu, imar durumu dışında kalan çalışma olması nedeniyle sözleşme bedeli içinde olmadığı, teklifin proje niteliğinde olduğu, yeni imar planı çıktığında avan projesine dayanak olamayacağından ücret talep edilemeyeceği iddia edilmiş ise de, çizdiren eser sahibi davacı olup, sözleşme kapsamı dışında iş olup yeni çıkacak imar planına mesnet olamamasının eser sahibinin sorunu olduğu, 1. heyetin 6 nolu projenin 05.07.2010 tarihlli toplantıda kesin proje haline geldiğine ilişkin kanaati yersiz olup, buna ilişkin taraflar arasındaki toplantı tutanaklarının dosyada bulunmadığı; mühendisliğe ilişkin projelerin hiç yapılmadığı, bu nedenle yapılan işlere ilişkin karşı davacının ücrete hak kazanamayacağı iddia edilmiş ise de, en son bilirkişi ek raporu davacı şirketin eski yöneticisi olan tanığın ve tanığın beyanını da doğrulayan proje gruplarındaki değişikliklerin niteliğinden anlaşılacağı üzere, gecikmenin davacı ...'in isteklerinden kaynaklandığının anlaşıldığı, davalı şirketin sözleşmedeki ifa süresi içindeki imar durumuna göre sözleşme konusu işi ifa etmek zorunda ise de, davacı tarafın işin süresinden sonra yapılan kısmi ifalara rızası, karşı tarafın çeşitli imar ihtimallerine göre farklı etüt ön proje planları çizdirmesi nedenleriyle davalı şirketin bu durumlardan sorumlu tutulamayacağı, tüm bu hususlara göre, en son heyet 3. ek raporunda açıklandığı üzere sözleşme kapsamında davalı-karşı davacının yerine getirdiği işlerin ederinin 110.000 TL olup, ödenen 550.000 TL'nin 440.000 TL'lik kısmının iadesinin gerektiği, 440.000,00 TL'lik asıl alacak yönünden 14/08/2012 fesih/temerrüt tarihi ile 12/09/2014 takip tarihi arasında işleyecek avans faizinin 125.107,67 TL olarak hesaplandığı, asıl davada davalı gerçek kişi açısından da dava açılmış ise de; kural olarak tüzel kişiler kendilerini oluşturan kişilerden bağımsız ayrı kişiler olup “sınırlı sorumluluk” ilkesi çerçevesinde hukuki işlemlerde taraf olacakları, kimi zaman sözleşme ve kanundan doğan borç ve yükümlülüklerden kurtulabilmek için tüzel kişiliğin araç olarak kötüye kullanıldığı, bunun engellenebilmesi amacıyla doktrinde “perdenin aralanması “teorisi geliştirildiği, zaman içerisinde Yargıtay uygulamalarında da bu teori benimsendiği, davalı gerçek kişinin yükümlülük ve borçtan kurtulmak için tüzel kişiliği bir araç olarak kullanıldığına ilişkin -sözleşme bedelinin bir kısmının davalı şirketin ortağı olan davalı gerçek kişinin hesabına yatırılması isteği/olgusu dışında- bir delil ve ispat bulunmadığı, sözleşme bedelinin bir kısmının davalı şirketin ortağı olan davalı gerçek kişinin hesabına yatırılması isteği/olgusunun yükümlülük ve borçtan kurtulmak için tüzel kişilik bir araç olarak kullanılmasını değil, tam tersi bu türlü dolambaçlı yollara tevessül edilmediğini gösterdiği, sözleşme bedelinin bir kısmının davalı şirketin ortağı olan davalı gerçek kişinin hesabına yatırılması, perdenin aralanmasına ilişkin başkaca bir delil olmamakla- ancak davalı ortak ile davalı şirket arasındaki ortaklık ilişkisi kapsamında kalacağı, bu nedenlerle davalı gerçek kişi açısından davanın husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar verildiği, dava konusu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulüne karar verildiği, davanın reddedilen bölümü yönünden, davacının takibe girişmekte kötü niyetli olduğu sabit görülmediğinden, asıl davada davalının kötü niyet tazminatı talebi reddedildiği, karşı davacının sözleşme kapsamında yapılan iş bedeli için düzenlediği faturadan hak ettiği bedelin 110.00 TL olduğu dikkate alındığında karşı davalıdan tahsili gereken % 18 KDV miktarının 19.800 TL olduğunun anlaşıldığı, karşı davada tespit talebi açısından, sözleşme dışı yapılan işin, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre bedelinin tespiti gerekmekte ise de, karşı davacının talebi açıkça asgari ücret tarifesine göre belirlenmesi olup, talep aşılmadan-sözleşme kapsamı dışında yapılan işlerin değerinin 83.083 TL olduğuna karar verildiği, karşı davada temerrüt için ihtarnamenin tebliğ şerhi ibraz edilmediğinden temerrüt faizine dava tarihinden itibaren hükmedildiği belirtilerek asıl ve karşı davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde, sözleşme kapsamında hazırlanması gereken mimari projenin uygulama ve onay görme aşamasına getirilmediğini, imar durumunun sözleşme süresince mevcut olduğunu, davalı tarafın sözleşmede belirtilen süre içerisinde proje yapımını gerçekleştirmediğini, ayrıca dava dosyasına sunulan çalışmaların ...'nun mimari proje çizim ve sunuş standartlarına ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yönergelerine de uygun olmadığını, davalı şirketin, borcunu ifa ettiği iddiasına yönelik sunduğu tek belgenin noter tarafından tasdik edilen etüt niteliğindeki çalışmalar olduğunu, bu çalışmaların da sözleşmenin müvekkili tarafından feshedilmesi akabinde tasdik ettirildiğini, davalı tarafça sunulan diğer bütün belgelerin taraflarca her zaman hazırlanabilecek nitelikte belgeler olduğunu, davalının süresi içerisinde edimini ifa ettiğini göstermeyeceğini, davalı tarafça sözleşme konusu içinde kalan ve davalının yaptığını iddia ettiği değişiklik taleplerine yönelik ücret talebinde bulunulmasının hem usul ve yasaya hem de hakkaniyete aykırı düştüğünü, sözleşme ile sadece mimari projenin çizilerek müvekkile teslimini değil, hem kalite standartları ve proje değişiklikleri hakkındaki talepleri hem de ilgili projelerin uygulanması sırasında meydana gelebilecek değişiklikleri yapmayı üstlenmiş olduğu, iddialarının aksine iş artışı söz konusu olmadığından ek ücrete ilişkin iddiaların reddi gerektiğini, bilirkişi heyeti tarafından değerlendirme yapılırken davalı tarafından delil niteliği olmayan CD’lerin de dikkate alınmasının usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davalı tarafın öne sürdüğü bu delillerle ilgili ibraz süresi geçtiğinden muvafakatlerinin bulunmadığını, bu CD’lerin müvekkil Şirket’e asla teslim edilmediği gibi davalı tarafından tek taraflı olarak hazırlanıp sırf davaya sunulmak için oluşturulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Karşı davada davacı vekili istinaf dilekçesinde, takip talebinde borcun sebebi gösterilmediği için itirazın iptali davasının usulen reddinin gerektiği, aynı gerekçelerle takibin ya da ödeme emrinin iptali istemiyle İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinde dava açtıklarını, 2023/667 Esasa kayıtlı bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, teslim tarihi 31.03.2010 olan projenin davacı tarafça sürekli değiştirilmesinden ve geç alınan imar durumundan müvekkilinin sorumlu tutularak sözleşmeye aykırı hareket ettiğinin kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirket tarafından yan parselin satın alınması ihtimaline binaen hazırlanan 4 ve 5 nolu projelerin, sırf bu sebeple dahi sözleşme kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, 7 nolu projenin ise, son olarak bina yüksekliği sınırlamasının kaldırılması ihtimaline binaen yine davacının talebiyle hazırlanmış olup, bu projenin de sözleşme kapsamı dışında kaldığını, davacının süreç içerisinde sürekli fikir değiştirerek müvekkilinin 7 ayrı proje çizmesine neden olduğunu, tüm bilirkişilerin, dava konusu projelerin işverene teslim edildiğini bir vakıa olarak tespit ve kabul ettiklerini, kaldı ki bu hususun davacı şirketin Yönetim Kurulu üyesi olan tanığın 15.10.2020 tarihli celsedeki beyanı ile de sabit olduğunu, 6 nolu projenin, davacı tarafça inşası planlanan otele ilişkin uygulama projesi olduğunu, “Ayrık Rapor”da ve bu ayrık görüşün verilmesi neticesinde aldırılan 15.01.2019 tarihli 2. heyet raporunda ise 6 nolu projenin neden uygulama projesi olmadığına ilişkin herhangi bir somut gerekçeye yer verilmediği, projenin sırf işveren onayına sunulmamış olmasının uygulama projesi olmamasına bir gerekçe olarak gösterildiğini, müvekkilinin sözleşme ile öngörülen iş karşılığında 550.000-TL + KDV almaya hak kazanmış olduğundan, fazladan yaptırılan işlerin, özellikle Sözleşme kapsamı dışında bulunan 4, 5 ve 7 no.lu projelerin bedellerinin sözleşme bedeli olan 550.000-TL + KDV'den ayrı tutularak “vekaletsiz iş görme” hükümlerine göre ayrıca hesaplanması gerektiği, sözleşme kapsamında mühendislik projelerinin yaptırılması için gerekli çalışmalara başlanılmış ise de, bu işlerin davacının kusuru nedeniyle tamamlanamadığını, proje davacının kusuruyla yarım kaldığı için, müvekkilinin BK md.125 uyarınca ücretin tamamına hak kazanacağını, tanık beyanları karşısında, sözleşme konusu olan ve olmayan tüm mimari projelerin müvekkili tarafından hazırlandığı sabit olduğundan, artık projelere ilişkin toplantı tutanaklarının dosyada bulunmamasının hukuki bir önemi olmadığını, 08.06.2016 tarihli bilirkişi kök raporunda, müvekkilinin yapmış olduğu fazladan işlerin bedelinin 948.360,00 TL, kendileri tarafından alınan ve dosyaya sunulan özel mütalaada ise 723.974,00 TL olarak hesaplandığını, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hak ettikleri ücret hatalı hesaplandığından karşı davada kendi lehlerine hükmedilen KDV alacağının da eksik hesaplandığını, karşı taraf yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, Müvekkili tarafından tanzim edilen 11.08.2014 tarih ve ... sayılı faturanın davacı/karşı Davalı'ya gönderildiğini gösteren Beyoğlu ... Noterliği'nin 12.08.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin tebliğ şerhinin ibrazı için süre vermeden ya da söz konusu tebliğ şerhini ilgili noterlikten celp ettirmeden, müvekkili lehine karar tarihinden itibaren faize hükmetmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması talep edilmiştir.

DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl dava davacısı (karşı dava davalısı) iş sahibi, asıl dava davalısı (karşı dava davacısı) şirket yüklenici, diğer asıl dava davalıları ise yüklenici şirketin hakim ortağının mirasçılarıdır. Asıl davada davacı vekili özetle, müvekkili şirket ile davalı arasında 30.12.2009 tarihinde müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmazda inşa edilecek otelin mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin ifası konusunda sözleşme akdedildiğini, sözleşme gereğince davalı şirkete toplamda 550.000,00-TL tutarında ödeme yapıldığını, ancak davalılardan yüklenici şirketin edimini ifa etmediğini, bu nedenle sözleşmeyi feshettiklerini, yüklenici şirketin hakim ortağı olan ...'in ise yükleniciye yapılan ödemeleri şahsi hesabına aktardığını, yüklenici ve ... mirasçılarına yapılan icra takibine itiraz edildiğini beyan ederek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Asıl davada davalılar (karşı davada davacı yüklenici şirket) vekili özetle, müvekkili şirketin edimini ifa ettiğini belirterek asıl davanın reddine karar verilmesini, asıl dava davacısının sözleşme bedelinden kaynaklı KDV yi ödemediğini, ayrıca müvekkilinin yapmış olduğu ek çalışmalardan kaynaklı alacakları olduğunu beyan ederek alacak taleplerinin kabulünü talep etmiştir.Mahkemece özetle, asıl dava yönünden; 1,2,3 nolu projelerin aynı alana birden fazla varyasyonla hazırlanmış ... niteliğinde olduğu, 6 nolu avan proje için hazırlık niteliğinde olmakla sözleşme bedeli kapsamında kaldığı, ayrıca ücret gerektirmediği; 4 nolu projenin komşu parselin tevhid edilmesi ihtimaline göre çizildiği, 5 nolu projenin komşu parselin sonradan tevhid edilmesi ihtimaline göre binaların sonradan birleştirilmesine göre çizildiği, buna göre 4 ve 5 nolu projelerin sözleşme kapsamında kalmadığı, ... proje niteliğinde olduğu ek ücret gerektirdiğinin anlaşıldığı; 6 nolu proje için uygulama projesi olmadığının anlaşıldığı, 6 nolu projenin mimari tasarımın ilk hali olan avan projesi olduğu, kesin projesinin, statik ve mekanik projelerinin bulunmadığı ve sözleşme kapsamında olduğu; 7 nolu projenin, 6 nolu proje gibi otel olarak çizildiği, antetinde ... projesi yazılı olduğu, imar durumu dışında kalan çalışma olması nedeniyle sözleşme bedeli içinde olmadığı; bilirkişi heyetinin 3. ek raporunda açıkladığı üzere, sözleşme kapsamında davalı-karşı davacının yerine getirdiği işlerin ederinin 110.000 TL olup, ödenen 550.000 TL'nin 440.000 TL'lik kısmının iadesinin gerektiği, 440.000,00 TL'lik asıl alacak yönünden 14/08/2012 fesih/temerrüt tarihi ile 12/09/2014 takip tarihi arasında işleyecek avans faizinin 125.107,67 TL olarak hesaplandığı; dava konusu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle davacının icra inkar tazminatı kabulüne karar verildiği, birleşen dava yönünden; Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, eda davası açmak mümkün ise artık tespit davası açılamayacağı, somut olayda tespit talebi karşı davadaki iki talepten biri olduğu, ancak gelinen aşamaya kadar bu talebin tefriki ile hukuki yarar yokluğundan ret kararı verilmemiş olması ve bu aşamada tespit talebine ilişkin tüm delillerin toplanıp dosyanın hüküm kurmaya elverişli konuma geldiği dikkate alındığında hukuki yarar yokluğu nedeniyle bu aşamada ret kararı verilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığı, karşı davada tespit talebi açısından, sözleşme dışı yapılan işin, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre bedelinin tespiti gerekmekte ise de, karşı davacının talebi açıkça asgari ücret tarifesine göre belirlenmesi olup, talep aşılmadan-sözleşme kapsamı dışında yapılan işlerin değerinin 83.083 TL olduğu; karşı davacının sözleşme kapsamında yapılan iş bedeli için düzenlediği faturadan hak ettiği bedelin 110.00 TL olduğu dikkate alındığında karşı davalıdan tahsili gereken % 18 KDV miktarının 19.800 TL olduğunun anlaşıldığı belirtilerek asıl ve karşı davada ayrı ayrı kısmen kabul kararı verilmiştir.Dosyadaki deliller ele alındığında;Davacının İstanbul 14.İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında sözleşmeden kaynaklanan 550.000,00-TL asıl alacak ve 174.180,48-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 724.180,48-TL takip yaptığı anlaşılmıştır.Dava konusu sözleşme ele alındığında, davacı şirket ile davalı ... Şti arasında 30.12.2009 tarihli davacının maliki olduğu ... mevkii 4 pafta, 395 parsel Küçükçekmece İstanbul adresinde bulunan taşınmaza inşa edilecek otelin mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin ifası konusunda Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi akdedildiği, Sözleşmenin 4.maddesine göre iş bedelinin 550.000,00-TL+KDV olarak belirlendiği, bu bedelin işveren şirket tarafından 11.01.2010'da 150.000,00-TL, 01.03.2010'da 200.000,00-TL, 01.05.2010'da 299.000,00-TL olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, Sözleşmenin 5. maddesine göre sözleşme konusu hizmetlerin bitim süresinin en geç 31.03.2010 olduğunun belirlendiği, Sözleşmenin 6.02 maddesine göre işverenden kaynaklanan haller dışında geciken süreler için 100-Euro/gün gecikme cezası uygulanacağının, her evreye ilişkin geciken süreler toplamının 30 günü aşması durumunda ceza tahsil edilerek beklenebileceği veya tek taraflı sözleşmenin feshedilebileceğinin belirlendiği görülmüştür.Tanık ... beyanlarında, "Ben ... şirketinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptım, davalı ... ile de çalıştık, muhtelif kez ... Şirketinin sahibinin talepleri üzerine projelerde çeşitli değişiklikler yapıldı, çalışmalar yapıldı, düz oldu, yüksek oldu, otel oldu. İmar ile ilgili sorunlardan dolayı gecikmenin bir kısmı bundan kaynaklandı. Ayrıca gelire dayalı bir proje olduğundan dolayı proje ilerleyen aşamalarda farklılaştı. ...'in taleplerinin değişmesinin nedeni çeşitli projelere göre elde edeceği gelirden dolayıydı. ...'den kaynaklanan benim tanık olduğum bir gecikme olmadı. 4 -5 e yakın maket çizim yapıldı, proje planları yapıldı. Gelire dayalı ölçümlerin olduğu business plan davalı tarafından yapılmıştır" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı-karşı davalı vekilinin 14/12/2016 tarihli dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Prof. Dr. Yük. Mimar ...'nin 02/12/2016 tarihli hukuki mütalaasında özetle; 7 adet projenin etüt, ön fikir aşamasında kaldığı ve belediye imar müdürlüğüne sunulacak düzeyde bir çalışma olan kesin proje aşamasına geçilmediği, Sözleşme bitim tarihini aşan 2 yıl 6 ay sonra mevcut, tevhit, yeni imar durumlarının sözleşme tarihleri arasında işverenden önerilmediği için tek proje söz konusu olduğunu, Sözleşmenin Ek-A içeriğindeki maddeler halinde dökümü ve tanımı yapılarak ödenen bedel içinde (550.000-TL) olduğu halde bu taahhüdün yüklenici tarafından yerine getirilmediği, davalı tarafça mimarlık - mühendislik hizmetleri kapsamlı kesin projenin zamanında teslim edildiğini kanıtlar nitelikte olduğu varsayımı ile kanıt CD'ler incelenmiş olup, içeriğinin ön etüt kapsamında ve her zaman değiştirilebilir nitelikte olduğu, teslim tutanağı olmayan mimarlık ve mühendislik hizmetleri ve eki maketlerde sözleşme bitim tarihinden sonra hazırlanmış iddiası üzerinden ... ve Bayındırlık Bakanlığı yönergeleri açısından hiçbir yasallığı bulunmayan, değiştirilebilir belgeler olduğu, işverenin talep ettiği standartların kesin projesi olmayan hizmetlere yansımadığının görüldüğü, sözleşmede sözü edilen mühendislik hizmetlerinin hiçbir biçimde yüklenici tarafından ifa edilmediğinin anlaşıldığı ve böylece mimarlar - mühendisler odasının mimari proje çizimi ve sunuş standartları başlıklı teslim yükümlülüklerinin dışında kaldığının görüldüğü, binanın niteliği, büyüklüğü ve projesinin 2010 yılı içinde hazırlanması gerektiği dikkate alınarak, ...'nın "Yeni Mimari Proje Bedeli Hesabı"na göre 24.127 TL hazırlık ve etüt çalışmaları ve 72.381 TL öz proje çalışmaları olmak üzere toplamda 96.508 TL bedelin ödenebileceği düşünüldüğü, yüklenici firmanın işveren ile yaptığı sözleşme maddelerine uymadığı, 18.000 m2 inşaat alanı üzerine yapılması gereken mimarlık ve mühendislik hizmetlerini ifa etmediği görüş ve kanaatine varıldığı belirtmiştir.08/06/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Sözleşmede kararlaştırılan tarihe kadar davalı tarafın hizmetleri bitirilememesinin, davacı ... A.Ş. tarafından son imar durumunun vaktinde verilememesinden kaynaklandığı, bu durumda işveren olan davacı ... A.Ş.'nin kendisinden kaynaklanan bir gecikme sebebiyle davalıya sözleşmede öngörülen işin teslim tarihi olan 31.03.2010'dan itibaren ihtarnamenin gönderildiği 14.06.2012 tarihine kadar geçen süre için ihtarnamede yer alan günlük 100 Euro gecikme cezası talebinin yerinde olmadığı, bu bedelin istenemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin, söz konusu otelin inşasında verilecek mimarlık hizmetlerini düzenleyen ve iki tarafa borç yükleyen bir eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmeye göre yüklenicinin yapacağı esere, sunacağı hizmetlere karşılık, davacı işverenin de bedel ödeme borcu bulunduğu, davacının sözleşme bedelinin tamamını (KDV hariç) ödemiş olmasının, Türk Borçlar Kanunu gereği bir yükümlülük olduğu ve tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin borcunu ifa etmiş olmasının karşı tarafında borcunu tam ve usulüne uygun ifa ettiği anlamına gelmeyeceği, TBK. m. 97 gereği alacağını tam ve usulüne uygun bir şekilde alamayan alacaklının sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre ödemezlik defi öne sürerek borcunu ifadan kaçınabileceği, fakat bu defi imkanının tarafın takdirinde bulunduğu, borcunu ifa etmek isterse buna da hukuki bir engel bulunmadığı, bu kapsamda davacının borcunu ifa ederek ödemezlik definde bulunmamış olmasının, karşı tarafın borcunu tam ve usulüne uygun ifa ettiği anlamına gelmeyeceği, Sözleşmenin 3.3 maddesinde yer alan uyarlama ifadesi dikkate alınarak değişikliklerin yükleniciye getirdiği yük durumuna göre değerlendirme yapmak gerektiği, davalı tarafça yapılan 7 adet projenin basit bir uyarlama olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda hiçbir hizmetin bila bedel yapılma olanağı bulunmaması gerektiği ve hukuk ile teamüle uymayan sözleşme maddelerinin (3.3, 6.7) somut olay bakımından "bedelsiz" olarak değerlendirilemeyeceği ve projelerin ... ... mimarı proje en az bedeli hesabına göre değerlendirilmesi gerektiği, iş bu çalışmaların ... en az bedeli toplamının 948.360 TL olarak tespit edildiği, sadece mimari proje hizmeti bedeli olan bu ücrete statik, elektrik, mekanik projelerin dahil olmadığı, zaten davalının iş bu mühendislik hizmetlerini yapmadığı, her bir iş için ayrı ayrı ücret takdir edilmesi gerekip gerekmediği hususunun mahkemenin takdirinde bulunduğu, davalının tacir olduğu düşünüldüğünde sözleşme yapılırken uyarlama işlemlerinin bedelsiz olarak yapacağını bildiği,... ... en az bedeli uygulamasını da bilmemesinin mümkün olmayacağı, uyarlama işlemlerinin maliyetinin kararlaştırılan bedeli aşması durumunda, bu durumu derhal karşı tarafa bildirmesi gerektiği, fakat dosya kapsamında böyle bir bildirimin yapıldığı hususunun anlaşılamadığı, TTK. md 18 gereği basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davalının bu ilkeye uyup uymadığının takdirinin mahkemede olduğu, hal böyle iken, kararlaştırılan bedelin üzerine çıkılması durumunun davacıya yükletilemeyeceği hususunun da mahkemenin takdirinde olduğu, sözleşme bedelinin üzerindeki tutarın davacıdan talep edilemeyeceği, fakat yapılan işlerin de yok sayılamayacağı, davalı tarafın yapmış olduğu çalışmalar karşılığında davacının proje bedeli için ödediği 550,000 TL'nin davalıdan geri istenemeyeceği, 30.12.2009 tarihli hizmet sözleşmesiyle borçlanılması üzerine 01.10.2010 tarihinde 550.000 TL ödemesi tamamlanan hizmet işine ilişkin 11.08.2014 tarihinde keşide edilen faturadan davacı üzerinde doğan bir KDV borcunun bulunup bulunmadığı hususunun mahkemenin takdirinde bulunduğu belirtilmiştir. 09/05/2017 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, davacı ... ... A.Ş.'nin davalı ...'e sözleşme ödeme tarihlerinden geç de olsa (son ödeme 01.10.2010) KDV hariç tüm proje bedelini 550.000-TL olarak tamamını ödemiş olmasının proje hizmetinin davalı tarafından yapıldığı yönünde bilirkişide kanaat oluşturduğunu, sözleşmenin 3.3 maddesinde ".... A.Ş kalite ve standartları değiştiği ve bu değişik yükleniciye bildirildiği takdirde, yüklenici mimarlık hizmetlerini bildirecek değişik kalitede standartlara bedelsiz uygulayacaktır" yazıldığı, vakıf ve hayır hizmetleri dışında hiçbir hizmetin bila bedel yaptırılması şartı hukuka ve teamüle uymayan iş bu sözleşme maddelerinin (madde 3.3, 6.7) uygulanamaz oluşu ile yok sayılması kanaati oluşan davalı ... Şti'nin yapmış olduğu ve dosyaya ibraz ettiği 7 adet mimarı projeyi Türkiye Mimarlar Mühendisler Odası Birliği ... "mimari proje en az bedeli" hesabına göre değerlendirme gereği bilirkişi heyeti kanaati olduğu, iş bu çalışmaların ... ... En Az Bedeli toplamı olarak 948.360 TL + KDV olduğunu, sadece mimari proje hizmeti bedeli olan bu ücrete statik, elektrik, mekanik projeler dahil olmadığı, zaten davalının iş bu mühendislik hizmetlerini yapmadığı, davalı ...'in 948.360 TL toplam en az bedel hak ediş talebinin mahkemenin takdirinde olduğu, davacının kabul etmediği ve geri gönderdiği 550.000 TL + KDV faturanın kanunen davacıya ait olan KDV'sini (99.000 TL) ödediğini beyan eden davalı tarafın iş bu KDV ücretinin davacı tarafından (99.000 TL) ödenmesi gerektiği, sözleşmede yazılan bitim süresinin 31.03.2010 olarak kabul edildiği, davacının sözleşmeye göre bitiş tarihi ile fesih etmek isteği 14.06.2012 tarihi arasındaki gün sayısı ile 100 Euro gün cezai şartın çarpımını davalıdan talep edemeyeceği ve proje bedeli için ödediği 550.000 TL'yi davalıdan geri isteyemeyeceği belirtilmiştir. Prof Dr ...'nun (Akademisyen- İTÜ Mimar) bilirkişi raporundaki ayrık görüşünde özetle, davalı/karşı davacı tarafın ürettiği 2 adet proje için talep edebileceği bedel 265.198,00 TL olarak hesaplandığı, davacı/karşı davalı tarafça yapılan ödeme miktarının 550.000,00 TL olduğu, aradaki farkın (284.802,00 TL) davalı/karşı davacı ... .... Şti. tarafından davacı/karşı davalı ... A.Ş.'ye iadesi uygun bulunduğu belirtilmiştir. 20/04/2018 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda özetle, kök ve birinci ek raporlarındaki değerlendirmelerde bir değişiklik bulunmadığı, sözleşmede belirlenen teslim süresinde işin teslim edilememesinin, bir başka ifadeyle işin gecikmesinin davacı taraftan kaynaklandığı ve bu nedenle davacının gecikme tazminatı talep edemeyeceği, noter tasdikli maket ve yakıt tarihi belli olan CD'lerin dosya kapsamında incelenmesi ve delil niteliği bulunduğu yönündeki değerlendirme ve kanaatlerinde de bir değişiklik bulunmadığı, davalı/karşı davacı ...'in bu kadar çeşitli çalışma yapabilmesi için, bu proje çalışmalarını davacı/karşı davalı ... A.Ş.'ye proje ve CD ile arz etmiş olması gerektiği, bütün bu çalışmaları davalı/karşı davacı ...'in kendi inisiyatifi ile yapamayacağı, yan parselin alınması tasarrufunun davalı/karşı davacı ...'de olamayacağı, bu projelerin tümünün ... A.Ş.'nin isteği ve talebi doğrultusunda yapıldığı, projelerin hazırlandığı noktasında çoğunluk bilirkişi heyeti ile ayrık rapor sunan sayın bilirkişinin raporları arasında bir aykırılık bulunmadığı, her iki raporda da projelerin hazırlandığı sonucuna ulaşıldığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 15/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin konusunun; davacı işverenin tapuda sahip olduğu parsel üzerine .... A.Ş kalite ve standartlarına uygun şekilde inşa edilecek otel ile ilgili, dökümü iş bu sözleşmeye "..." olarak ekli "Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri" başlıklı belgede yazılı hizmetlerin yüklenici tarafından taahhüt edilmesi ile ilgili ilke kayıt, şart, esas ve hükümlerin tayin ve tespiti olduğunu, arsa üzerinde yapılabilecek binanın kat yüksekliğini, çekme mesafelerini, yapının niteliğini gösteren imar durum belgesinin inşaat yapılabilmesi için alınması gereken resmi zorunluluk olup, sözleşme süresinde yürürlükte olan imar belgesinin sözleşmenin 3.5 maddesi çerçevesinde davacı işveren tarafından ilgili belediyeden temin edilerek davalı yükleniciye verildiği kanaatine varıldığı, davacı yüklenicinin de sözleşme süresi içinde yürürlükte olan imar durumu çerçevesinde, dosya kapsamına CD içinde sunulan dijital ön proje/..., proje/avan projeleri tanzim ettiği, imar durumunun davacı işveren tarafından davalı yükleniciye verilmemesi durumunda söz konusu çalışmaların yapılamayacağı, sözleşme süresi içinde yürürlükteki imar durumu çerçevesinde CD içinde 6 adet .../ön proje/avan proje sunulduğu, davalı yüklenici tarafından da ikinci 6. çalışmanın uygulama projesi olduğu belirtilmişse de, 6 nolu uygulama projesi olarak adlandırılan çalışmanın uygulama projesi niteliğinde olmadığı, zira avan projenin davacı işveren tarafından onaylanıp, kesin proje safhasına geçilmeden ve kesin proje safhasında da tekrar düzeltilmesi gereken hususlar olursa düzeltilerek projenin kesinlik kazanmasından ve işverence onanmasından sonra uygulama projesinin tanzim edilmesi gerekirken, kesin projenin mevcut olmadığı gibi, diğer taraftan sözleşmenin eki olan Ek-A "Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri"nde "söz konusu hizmetler, sözleşmede belirtilmiş olan yapı ile ilgili olarak belediyelerin isteyebileceği ve işverenin onayından geçmiş her türlü; mimari projeler, statik ve betonarme projeleri, mekanik ve tesisat projeleri, elektrik projeleri ile tatbikat esnasında gerekebilecek her türlü revizyon projeleri ve detay projelerini içerdiği" dikkate alındığında, kesin proje çalışmasına paralel olarak mühendislik hizmetleri çalışmalarının da devam etmesi gerekirken bu çalışmaların da mevcut olmadığının dosya kapsamı çerçevesinden anlaşıldığı, CD içinde yer alan 4 nolu ve 5 nolu proje olarak adlandırılan "... çalışmaları" sözleşme konusu arsanın, yanında yer alan parselin tevhidi durumunda yapılacak otel inşaatı için araştırma projesini kapsamında olup ancak sözleşme kapsamındaki arsanın yanında yer alan parsel ile birleştirilmesi durumunda, yapılacak otel inşaatı ile ilgili araştırma projesi dizaynını içeren sözleşmede bir madde yer almadığı gibi, davacı işveren tarafından sözleşme dışı verilmiş bu çalışmanın yapımını kanıtlayan bir belgenin davalı yüklenici tarafından dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından ve ayrıca bu çalışmanın ayrı bir sözleşme konusu oluşturduğundan 4 ve 5 nolu ... çalışmalarının dikkate alınmadığı, 1 nolu, 2 nolu, 3 nolu, 6 nolu proje çalışmalarının ayrı ayrı müstakil proje çalışası olarak kabul edilemeyeceği, otel projesinin çözümü ile ilgili ve sözleşmenin 3.1 ve 3.3 maddesi çerçevesinde işveren davacıya sunulmuş, değişik versiyonlarda hazırlanmış ... çalışmaları/avan proje çalışmaları olduğu, her bir çalışma için ücret talep edilemeyeceği kanaatine varıldığı, davalı yüklenicinin sözleşme süresi içinde sözleşme ve eki Ek-1 çerçevesinde görevini tamamlayamadığı, sözleşme süresi sonrasında değişen 25.05.2011 tarihli imar durumu çerçevesinde CD içinde sunulan 7 nolu uygulama projesi olarak adlandırılan projede yapılan incelemede, yukarıda (e bendinde) detaylı izaha çalışıldığı üzere, uygulama projesi olarak adlandırılan projenin uygulama projesi niteliğinde olmadığı kanaatine varıldığı, davacı işverenin sözleşme süresi sonrasında da ödemelere devam etmesi, sürenin zımnen uzaması ve ikinci 25.05.2011 tarihli imar durumunun 30.05.2011 tarihinde edinilmesi, sözleşmenin 14.06.2012 tarihinde feshedilmesi dikkate alındığında, davalı yüklenicinin ikinci imar durumunun edinildiği tarih ile sözleşmenin feshi tarihi arasında geçin bir senelik zaman dilimi içinde de mimarlık ve mühendislik hizmetlerini tamamlayamamış olduğu, sözleşmenin 4. maddesinde; mimarlık ve mühendislik hizmetleri dokümanında yer alan yüklenicinin yükümlendiği birinci bölümdeki işlere ilişkin ödenecek ücretin 550.000,00-TL+KDV olarak hesap edildiği, ifa edilen ... projesi/ön proje/avan proje olduğundan, kesin proje, uygulama projesi, statik ve betonarme projeleri, mekanik, tesisat projeleri, elektrik projeleri mevcut olmadığından ruhsat almaya elverişli olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 11/01/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, Teknik açıdan sonuç ve kanaate göre:Profesyonel olarak bu işi yürüten davalı mimarlık şirketinin; sözleşme öncesi dava konusu taşınmaza dizayn edeceği proje ile ilgili araziyi görmeden, arazinin topoğrafik durumu hakkında bilgi edinmeden projeyi dizayn edemeyeceği gibi, imar mevzuatına göre yapılaşma hakkını gösteren resmi belge olan imar durum belgesi hakkında bilgisi olmadan projenin hazırlanamayacağından hareketle, her ne kadar, imar durum belgesi alma yükümlülüğü sözleşme gereği davacıya ait olsa da, davalı mimarlık şirketinin sözleşme öncesi dava konusu taşınmaza dizayn edeceği proje ile ilgili imar durumu hakkında bilgi edindiği, aksi taktirde davalı mimarlık şirket tarafından dizayn edilmiş mevcut otel avan projesini sözleşme öncesinde ve sonrasında tanzim edemeyeceği ve tanzim ettiği projelerin hiçbir geçerliliğinin olmayacağı görüşüne varıldığı, kaldı ki, davalı vekili bir taraftan İmar Durum belgesini geçersiz kılarken, diğer taraftan bilirkişi raporuna karşı beyanlarını içeren dilekçesinde, dava konusu olan projelerin, sözleşme kapsamında hazırlandığını belirterek, dolaysıyla Sözleşmenin bağlı olduğu 07.08.2008 tarihli İmar Durum Belgesine göre projelerin hazırlandığının kabul edildiği, 1 no'lu, 2 no'lu, 3 no'lu, 6 no" lu proje çalışmalarının ayrı ayrı müstakil proje çalışması olarak kabul edilemeceği, otel projesinin çözümü ile ilgili ve sözleşmenin 3.1. ve 3.3 maddesi çerçevesinde işveren/davacıya sunulmuş, değişik versiyonlarda hazırlanmış ... çalışmaları/avan proje çalışmaları olduğu, her bir çalışma için ücret talep edilemeyeceği, her ne kadar davalı-karşı davacı vekilince, proje çalışmalarda metrekarelerde farklılık olduğu beyan edilmişse de, 1 no'lu, 2 no'lu, 3 no'lu ve 6 no'lu ... Proje çalışması niteliğinde olan projede imar durumuna göre yapılacak olan otel inşaat projesinin taban alanının, arsa alanının ne kadarına yapılacağının oranı (...) ve kat alanı kat sayısı (...) değişmeyeceğinden, değişik alan ölçülerinin dikkate alınmadığı, yapılan bu üç ... çalışmalarının değişik varyasyonlarda hazırlanmış ... çalışmaları olup, ücret talep edilemeyeceği, 3-6 no'lu uygulama projesi olarak adlandırılan çalışmanın uygulama projesi niteliğinde olmadığı, zira avan projenin davacı işveren tarafından onaylanıp, kesin proje safhasına geçilmeden ve kesin proje safhasında da tekrar düzeltilmesi gereken hususlar olursa düzeltilerek, projenin kesinlik kazanmasından ve işverence onanmasından sonra uygulama projesinin tanzim edilmesi gerekirken, kesir projenin mevcut olmadığı gibi, Sözleşmenin eki olan Ek-A "Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri"nde belirtildiği üzere, kesin proje çalışmasına paralel olarak mühendislik hizmetleri çalışmalarının da devam etmesi gerekirken, bu çalışmaların da mevcut olmadığının dosya kapsamı çerçevesinden anlaşıldığı, CD içinde yer alan 4 no'lu ve 5 no'lu proje olarak adlandırılan "... ”', Sözleşme konusu arsanın, yanında yer alan parselin tevhidi durumunda yapılacak Otel inşaatı için araştırma projesini kapsamakta olduğu, ancak, sözleşme kapsamındaki arsanın, yanında yer alan parsel ile birleştirilmesi durumunda yapılacak otel inşaatı ile ilgili araştırma projesi dizaynını içeren sözleşmede bir madde yer almadığı gibi, davacı/fişveren tarafından sözleşme dışı verilmiş bu çalışmanın yapımını kanıtlayan bir belgenin davalı/yüklenici tarafından dosyaya sunulmadığı, ayrıca bu çalışmanın ayrı bir sözleşme konusunu oluşturduğundan 4 ve 5 no'lu ... çalışmalarının dikkate alınmadığı, yüklenicinin sözleşme süresi içinde Sözleşme ve eki Ek-1 çerçevesinde görevini tamamlayamadığı, sözleşme süresi sonrasında değişen 25.05.2011 tarihli imar durumu çerçevesinde CD içinde sunulan 7 no'lu ... Projesi olarak adlandırılan projenin yukarıda detaylı izaha çalışıldığı üzere, uygulama projesi olarak adlandırılan projenin uygulama projesi niteliğinde olmadığı kanaatine varıldığından heyetce kabul görmediği; Davacı/İşveren'in sözleşme süresi sonrasında da ödemelere devam etmesi, sürenin zımnen uzaması ve ikinci 25.05.2011 tarihli imar durumunun 30.05.2011 tarihinde edinilmesi, sözleşmenin 14.06.2012 tarihinde fesh edilmesi dikkate alındığında; davalı/yüklenici'nin, ikinci imar durumunun edinildiği tarih ile sözleşmenin feshi tarihi arasında geçen yaklaşık bir senelik zaman dilimi içinde de mimarlık ve mühendislik hizmetlerini tamamlayamamış olduğu, Sözleşmenin 4. maddesinde; Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri dokümanın da yer alan Yüklenici' nin yükümlendiği birinci bölümdeki işlere ilişkin ödenecek ücret 550.000,00 TL +KDV olup, davalı/yüklenici'nin ifa etmiş olduğu % 25'lik hizmet bedelinin 137.500,00 TL +KDV olarak hesap edildiği, bu hakediş miktarına davacı vekilinin itirazı olmakla beraber, Heyetce "CD” içinde mevcut yapılan çalışmalar ve hakkaniyet doğrultusunda hakediş hesaplaması yapıldığı, CD içinde yer alan çalışmaların .../ön proje/avan proje olduğundan, kesin proje, uygulama projesi, statik ve betonarme projeleri, mekanik, tesisat projeleri, elektrik projeleri mevcut olmadığından ruhsat almaya elverişli olmadığı görüşüne varıldığını; yüklenici şirketin sözleşme konusu kapsamında yapacağı işlerin düzenlendiği sözleşmenin A ekinin dosya kapsamında bulunamaması nedeniyle; yüklenicinin yerine getirmeyi yükümlendiği hizmetlerin yer aldığı Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri başlıklı belgenin incelenemediği ve davalı yüklenicinin bir adet proje çizimi ile ücrete hak kazanıp kazanamayacağı, projeyi nihayete erdirme ve somut olarak gerçekleştirilmesini sağlama yükümlülüğü olup olmadığı, davacı işverenin yükleniciden talep edebileceği değişikliklerin neler olabileceği, yüklenicinin hangi durumda işi yapmış kabul edileceği ve bunun gibi hükümlerin nasıl düzenlendiğinin açıklığa kavuşturulamadığı, davacı taraf, her ne kadar işin anahtar teslim bir iş olduğunu ve süresinde teslim edilemeyen iş sebebiyle ödemiş olduğu sözleşme bedelinin iadesini talep etmişse de bu sözleşme konusu işin, yukarıdaki teknik incelemede ve kök raporda belirtildiği üzere, bir kısmı ifa edilmiş olup kalan kısmının bu proje çizimleri üzerinden tamamlanmasının mümkün olduğu, işin sözleşmenin feshedildiği 14.06.2012 tarihine kadar bitirilememiş olmasının davalı yüklenicinin kusurundan kaynaklandığının tespit edilemediği, aksine yüklenici tarafından alternatif özelliklere göre çizimler yapıldığının görüldüğü, yüklenici işverenin talep ve talimatıyla bağlı olduğundan, bu proje çizimlerini davacı firmanın talep ve talimatı dışında yaptığının düşünülemeyeceği, bu durumda işin nihayete erdirilememesinin tek başına yükleniciye atfedilebilir bir kusurdan kaynaklanmadığı, Sözleşmenin 3.3. ve 6.7.maddesi uyarınca davalı tarafın, davacının sözleşme konusu içinde kalan değişiklik talepleri için yaptığı çizimler ve değişiklikler için ayrıca ücret talep edemeyeceği, önceki teknik heyet ile işbu teknik heyetteki görüşler dikkate alındığında, karşı davada yüklenicinin 1-2 ve 3.proje çizimleri için ayrı ayrı ücret talep edemeyeceği, bunların sözleşme bedeli içinde değerlendirileceği, verilen bu hizmetin karşılığı bedelin sözleşme bedeline oranlanarak davalı yükleniciye ait olduğunun belirtilebileceği, yüklenicinin hak kazandığı ücret üzerinden davacı işverene KDV bedeli yansıtılabileceğinden, yüklenicinin KDV bedeli alacağının, hak kazanacağı ücret üzerinden hesaplanması gerektiği, yine teknik heyetçe sözleşme konusu dışında kaldığı tespit edilen 4 ve 5.proje çizimlerinin sözleşmeden ayrı bir proje oluşturduğu dikkate alındığında yükleniciye bu çizimler karşılığı bir ücret takdir edilmesi gerektiği, 4-6 ve 7 no.lu proje çizimleri hakkında teknik heyetlerin görüşleri birbiriyle çelişkili olduğundan net bir sonuca ulaşılamadığı ve bu projelerin niteliğinin de uzmanlık alanı dışında kaldığından anlaşılamadığı, dolayısıyla davalı tarafın bu proje çizimlerinden dolayı ücrete hak kazanıp kazanmadığının belirlenemediği, ayrıca yükleniciye, 4 ve 5. proje çizimleri karşılığında da bir ücret ödenmesi gerektiği dikkate alındığında, bu proje çizimleri karşılığı bedelin sözleşme bedelinden takas-mahsup edilerek yüklenici yedinde bırakılmasının mümkün olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 25/05/2021 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda özetle; 6 nolu avan projesi ile 6 nolu avan projesinin meydana gelmesine katkı sağlayan değişik alternatiflerde çizilerek işverenin beğenisine sunulan 1, 2 ve 3 nolu .../etüt çalışmalarının 07.08.2008 tarihli imar durumu çerçevesinde hazırlandığı görüş ve kanaatine varıldığı; 1. Bilirkişi heyeti 6. projeyi kesin proje olarak, davalı vekili ise 6. projeyi uygulama projesi olarak nitelemiş olmakta ise de; projelendirme aşamasında ilk önce etüt/... çalışmaları, sonrasında avan proje/ön proje tanzimi olup, avan proje sonrasında kesin proje ve sonrasında da uygulama projelerinin hazırlanması olduğu dikkate alındığında; bilirkişi heyetinin bir taraftan 1, 2 ve 3 nolu .../etüt çalışmalarını avan proje olarak nitelendirmiş olduğundan, diğer taraftan bir an için 6 nolu projenin, kesin proje olarak kabul edildiğinde dahi, ilgili projenin kesin proje tekniğine ve prensiplerine uygun olmadığı, davalı vekili ise; 6 nolu projeyi uygulama projesi olarak nitelendirmişse de kesin proje olmadan uygulama projesi tanzim edilemeyeceği gibi, bir an için 6 nolu projenin uygulama projesi olarak kabul edildiğinde dahi, 6 nolu projenin uygulama projesi tekniğine ve prensiplerine uygun olmadığı, avan proje niteliğinde olduğu; 1, 2 ve 3 nolu projeler .../ön çalışma projeleri olup, mimarın verilen konu üzerinde ilk düşüncelerini değişik alternatiflerde müşteriye/davacıya sunulan çalışmalar olduğunu, istenilen projeye ulaşılana kadar farklı fikirlerde üretilen çalışmalar olup, ayrı birer proje olmadığı, dolayısıyla her bir çalışma için sözleşmenin 3.3 maddesi çerçevesinde bedel ödenemeyeceği, bu çalışmalar sonrasında taraflar arasında mutabakata varılmasıyla da mimari tasarımın ilk ve kesin olmayan hali olan aynı tek parselde avan proje tanzim edilmiş olup, 6 nolu projenin sözleşme bedeli kapsamında kaldığı, 6 nolu avan/ön proje çalışması ile 6 nolu projenin meydana gelmesini sağlayan değişik alternatiflerde çizilmiş 1, 2 ve 3 nolu ... çalışmalarının, ...'nın en az bedel hesabı/yeni mimarı proje bedeli hesabında, toplam %100 oranı içinde davalının yapmış olduğu toplam hizmet oranı, önceden tanzim etmiş oldukları raporlarda maddi hata yapılarak %25 yazılmışsa da maddi hata düzeltilerek, davalının yaptığı toplam hizmet oranı %20 olup, bedelinin 110.000,00 TL olarak hesap edildiği; 6 nolu projenin yapıldığı aynı tek parselde, 7 nolu projenin de dizayn edildiği, 7 nolu proje kat yüksekliği bakımından 6 nolu projeden farklı ise de, 7 nolu proje rezidans olarak değil, otel projesi olarak dizayn edildiği ve projenin "antet" kısmında da belirtildiği üzere "... projesi" olduğunun anlaşıldığı, her iki proje arasındaki kat/kot farkı dikkate alındığında, 7 nolu ... projesi sözleşme bedeli kapsamı dışında kalmakta olup yukarıda 5. madde de detaylı izah edildiği üzere, yeni imar durum alınmadan alınacak yeni imar durumuna göre plan notları belli olmadan 7 nolu çalışmanın hiçbir geçerliliğinin olmadığı, bu çalışmanın yeni alınacak imar durumu sonrasında tanzim edilecek, avan projesine mesnet teşkil etmeyeceği, davalının sözleşme dışı tanzim ettiği ve geçerliliği olmayan 7 nolu ... projesi, iş görmez olduğundan bir bedel hesabı yapılmasının gerekmediği; 4 ve 5 nolu ... çalışmaları sözleşme bedel, kapsamında kalmakta olup, 4 nolu proje komşu parselin satın alınıp tevhit edilmesi, 5 nolu proje ise komşu parselin alınmasının gecikmesi halinde binanın 2 etapta yapılarak sonradan birleştirilmesine yönelik olarak dizayn edilmiş olmakla berabere, tevhit edilmesi düşünülen yan parsel alınmadan, halihazırda imar durumu belirsiz olan bir arsaya yan parsel alınmış ve tevhit edilmiş ve imar durumu belirlenmiş gibi 4 nolu otel projesi yapılamayacağı gibi, yine aynı sebeplerle komşu parselin alınmasının gecikmesi haline yönelik ve imar durumu belirli olmadan, 5 nolu 2 etapta proje yapılarak sonradan birleştirilmesine yönelik projenin hiçbir geçerliliğinin olmadığı, bu çalışmanın yeni alınacak imar durum sonrasında tanzim edilecek avan projesine mesnet teşkil etmeyeceği, davalının sözleşme dışı tanzim ettiği ve geçerliliği olmayan 4 ve 5 nolu ... projesi iş görmez olduğundan, bir bedel hesabı yapılmasının gerekmediği; 4, 5 ve 7 nolu projeler her ne kadar geçerli ve sonuç doğuracak nitelikte projeler olmaları nedeniyle mevcut durum itibariyle bir alternatif oluşturmasa da, bu projelerde öngörülen değişikliklerin zaman içinde gerçekleştirilmesinin ihtimal dahilinde olduğunun gözden kaçırılmaması gerektiği, nitekim söz konusu projelerin, iş sahibinin talebi üzerine sözleşme dışında ayrı bir iş olarak yapılmış proje ... çalışmaları olduğu, iş sahibinin 21 katlı bir projenin mevcut imar durumuna göre hayata geçirilemeyeceğini bilmesine rağmen böyle bir proje çizilmesini istediğinde, bu işin ayrı bir emek ve mesai gerektireceğini ve dolayısıyla ek ücret ödemesi gerekeceğini bilmesi gerektiği, yine henüz tevhit işlemi gerçekleştirilmeden, taşınmazın yan parsel ile tevhit edilmesi halinde nasıl bir proje söz konusu olabileceğine dair çizim yaptırması ek bir emek ve mesai gerektireceğinden bunun için de ek bir ücret belirlemesi gerektiği, bu çizimler bakımından ücretin işin nihayete erdirilmesi şartına bağlı olmadığı, eser sözleşmesinde proje çiziminin yapılmasıyla ücrete hak kazanılacağı, davacının bu çizimleri gelecekte değerlendirmesinin de mümkün olabileceği, bu çerçevede 4, 5 ve 7 nolu çizimler için de tarifeye göre bir ücret belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakla teknik heyetin görüşünden ayrıldığımızı ve 1. ek rapordaki görüşünün devam ettiğini kanaatine varılmıştır"denilmiştir.02/03/2022 tarihli bilirkişi 3. ek raporunda özetle; Sözleşme çerçevesinde davalının alacaklı olduğu bedelin 110.000,00 TL hesap edilmiş olduğundan, davalının, davacıya iade etmesi gereken bedelin = 550.000,00 TL - 110.000,00 TL = 440.000,00 TL olduğu, birleşen davada 550.000,00 TL faturadan kaynaklanan KDV'nin ödenmesi gereken bir miktar olmadığı, ancak 110.000,00-TL'den kaynaklanan (110.000,00 TLx0,18) 19.800 TL KDV alacağı olduğu, önceki raporlardaki değerlendirmelerin muhafaza edildiği belirtilmiştir.02/12/2022 tarihli bilirkişi 4. ek raporunda özetle; Davalı tarafından uygulama projesi olarak nitelendirilen 6 nolu projenin gerek uygulama proje niteliği taşımadığı, gerekse mühendislik hizmetlerinin (yapının, statik, mekanik ve tesisat projelerinin) mevcut olmaması dikkate alındığında, 6 nolu projenin uygulama projesi olarak kabul edilemeyeceği ve ilgili belediye tarafından da uygulama projesi olarak onaylanamayacağı, 6 nolu projenin avan proje niteliğinde olduğu belirtilmiştir. 07/04/2023 tarihli bilirkişi 5. ek raporunda özetle; 4, 5 ve 7 No'lu Projelerin yapıldığı yıl Mahalli Piyasa Rayiçlerine göre ve yapılan ''... Proje'' çalışmasının %20 oranı mertebesinde olduğu, toplam bedelin 151.329,00 TL olabileceği belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında;Yargılama aşamasında farklı bilirkişi heyetlerinden iki ayrı kök rapor ve bu kök raporlara bağlı olarak çok sayıda ek rapor alındığı anlaşılmaktadır. Tarafların hak ve borçları ile muhtemel alacak tutarları arasında raporlar arasında oldukça derin farklılıklar mevcut olup, söz konusu çelişkilerin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir heyete tevdii ile 3.kök raporun alınması gerekirken bu çelişkiler giderilmeden hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı görülmüştür.Diğer yandan, karşı davada davacı vekilinin faiz talebi yönünden Beyoğlu ... Noterliği'nin 12.08.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin tebliğ şerhinin ilgili noterlikten celp ettirilmesi ve faizin başlangıç tarihinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken söz konusu tebliğ şerhinin dosya içerisine alınmadan faiz hususunun değerlendirilmesi hatalı bulunmuştur.Ayrıca kabule göre de, her ne kadar "...dava konusu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı..." gerekçesiyle davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise de, asıl davada davacı tarafın alacağı bilirkişi raporlarıyla tespit edilebildiğinden alacak likit özelliği taşımamakta olup, icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka uygun görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/06/2023 tarih, 2014/1201 Esas, 2023/445 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1720, K. 2026/728, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1720-e-2026-728-k-f57474da726b