Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1714 E. 2026/959 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1714
- Karar No
- 2026/959
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1714 KARAR NO : 2026/959
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/06/2022 (Dava) - 27/03/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/451 Esas - 2023/270 Karar DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 21/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2023 tarih ve 2022/451 Esas - 2023/270 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile...şti. arasında Kredi Genel Sözleşmeleri aktedilmiş olup, aktedilen sözleşmeler uyarınca adı geçen borçluya krediler açılmış ve kullandırıldığını, aktedilen kredi sözleşmelerini davalı borçlu ... müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olup, borcun ödenmemesinden doğan riski üstlendiğini, davacı müvekkilin icra takibine konu ettiği ve dosyaya ibraz ettiği esas belge Kredi Genel Sözleşmeleri olup, bizzat davalılar tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, taraflar arasında tesis edilmiş bulunan kredi ilişkisinden kaynaklanan davacı banka alacağı 10.11.2021 tarihi itibariyle toplam 185.005,32-TL olup, borçlu her iki davalı belirtilen tarih itibariyle söz konusu tutarın tamamından sorumlu olduğunu, ihtarname keşide edilmiş olmasına rağmen davacı banka alacağının ödenmemesi nedeniyle borcun müteselsil kefili olan davalı borçlular hakkında İzmir 22. İcra Md.' nün 2021/13172 Esas sayılı dosyası ile alacağın tahsilinde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydı ile takibe başlanıldığını, davalı borçlular tarafından takibe itiraz edilmiş olup, itiraz üzerine haklarındaki takip durdurulduğunu ileri sürerek, davalı borçluların İzmir 22. İcra Müdürlüğü’nün 2021/13172 E. sayılı dosyasında aleyhlerine yapılan takipte, yapmış bulundukları tüm itirazlarının iptaline ve takibin takip talepnamemizdeki taleplerle devamına, itiraz edilen kısım üzerinden %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalı borçludan tahsiline, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin alacaklı gözüken karşı yana vadesi gelmiş herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında kesinleşmiş hesap mutabakatı ve kesinleşmiş bir hakediş, muaccel hale gelmiş bir borç olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde bahsi geçen İzmir 3. Noterliği'nin 10/11/2021 tarih ve 11834 nolu ihtarnamenin müvekkillerine ulaşmadığını, müvekkillerinin böyle bir ihtarnameden haberi dahi olmadığını, her ne kadar davacı şirket tarafından ihtarnamede öngörülen süreler içerisinde borcun ödenmeyerek muaccel hale geldiğini iddia edilse de, bahsi geçen ihtarnamenin müvekkillerine ulaşmaması nedeniyle muaccel hale gelen bir borç olmadığını, temerrüt olgusu oluşmadığını bu nedenle hiçbir surette borcu kabul etmediklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "...taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı banka ile davalı arasında yapılan davaya konu genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalının dava konusu alacaktan sorumlu bulunduğu ve sözleşme kapsamında kullandırılan kredinin belirlenen tarihte ödemesinin yapılmadığı iddiası ile hesabın kat edilerek ihtarname tebliğ edilmesine rağmen ödenmeyen kredi borcundan kaynaklanan alacağı için davacı bankanın, davalı hakkında alacağın tahsili amacıyla yaptığı icra takibinde; davalının borca ve ferilerine yaptığı itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla, mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre ; davacı bankanın Mersinli/İzmir şubesi ile davalı ... arasında 07/04/2020 düzenlenme tarihli G 0222843 nolu 500.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin tamamının ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, kefalet limitinin 500.000 TL olduğu, kredi sözleşmesinde eş rızasının bulunmadığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına istinaden ...'un şirketi münferiden imzaya yetkili ve tek ortak olduğu, sözleşmeye istinaden davalı şirkete 07/04/2020 tarihinde 150.000 TL 6500364224 nolu KGF-HZN-PGS işe devam kredisi kobi ticari kredi kullandırıldığı, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine davalının talebi üzerine iş bu kredinin yeniden yapılandırılarak 10/02/2021 tarihinde 161.836,62 TL 6500476524 nolu 3 ay geri ödemesiz 60 ay vadeli KGF-HZN-PGS işe devam kredisi kobi ticari kredi kullandırıldığı, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından ihtarname keşide edildiği ve davalı firma ve kefilin 15/11/2021 tarihlerinde temerrüde düştüğünü, şirketin nakdi kredi borcunun tahsili için davalı borçlu şirket ve kefil aleyhine İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2021/13172 E. Sayılı dosyasından ilamsız icra takibine başlandığı, davalıların borca, faiz, faiz oranı ve ferilerine itiraz ettikleri ve bu nedenle takibin durdurulduğu, mahkememiz dosyasının bankacı bilirkişiye tevdi edildiği, bankacı bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verildiği ve bilirkişi tarafından kök raporunda yapılan hesaplamaya göre 22/11/2021 takip tarihi itibariyle 161.836,62 TL asıl alacak, 1.498,83 TL faiz+BSMV ve 720,49 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 164.055,94 TL davacı bankanın borçlu şirket ve kefilden alacaklı olduğu rapor edilmiş, alınan bilirkişi kök rapordaki hesaplamanın Mahkememizce yeterli ve hükme esas almaya elverişli mahiyette görüldüğü..." gerekçesiyle 1-Davacının davasının kısmen kabulüyle, İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13172 E. Sayılı dosyasında asıl alacak: 161.836,62 TL, 1.498,83 TL faiz+BSMV, 720,49 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam; 164.055,94 TL'nin takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %29,90 ve BSMV uygulanmak suretiyle takibin bu haliyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Alacak likit nitelik taşıdığından, alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınıp, davacıya verilmesine, alacaklı hesap kat ihtaratında, asıl alacak miktarını 162.732,67 TL olarak belirttiği, akdi faiz ile işlemiş faiz hesapları yapıldığı, takip talebini de faiz miktarları üzerine ekleyip, asıl alacak niteliğinde hesap yapılıp, faize faiz işletmek suretiyle kötü niyetle takip yaptığı kanaati hasıl olmakla, 23.402,96 TL'nin %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınıp, davalıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında yanlış hesaplama yapıldığını, rapora itiraz ettiklerini, alacağın tespiti bölümünde 22/11/2021 tarihi itibariyle işlemiş olan akdi ve temerrüt faizinin göz önünde bulundurulmaması nedeniyle müvekkili bankaca alacağın eksik hesaplandığını, müvekkili banka ile müşteriler arasında akdedilmekte olan kredi genel sözleşmelerinde de 11/2.maddesi ve sözleşme hükümleri doğrultusunda borcun ifa edileceği günün ödeme planı düzenlenerek vade tarihlerinin belirlenmesi ve müşterinin veya kefilin mevcut ödeme planında yer alan taksitleri ödememesi durumunda (ilgili kredi genel sözleşmelerinde Bankamızın mevcut borcun tamamını muaccel kılarak tahsile yetkili olacağı düzenlendiğinden ve taraflarca imza altına alındığından) vade gününün geçmesi ile ihtar çekmeye gerek kalmaksızın temerrüdün gerçekleşmiş olacağını, bu itibarla, ticari nitelikli Krediler kapsamında, borçlu ve kefillerin özellikle ödeme planında imzalarının bulunması durumunda ödeme planında yer verilen tarihlerde ödemenin gerçekleşmemesiyle temerrüde düştükleri ve yasa hükmüne istinaden kendilerine ihtarname keşide edilmesine de gerek bulunmadığıır söylenebileceklerini, bir para borcunu ödememek suretiyle temerrüde düşen borçlunun, anaparaya ek olarak TBK'nun 120. maddesi ve 3095 sayılı Kanunun 2. maddesine göre temerrüde düştüğü tarihi izleyen günden itibaren temerrüt faizi ödemek zorunda olduğunu, bileşik faizin ticari işlerde uygulama bulabileceği iki istisnai hal olduğunu, taraflar arasında cari bir hesap sözleşmesi veya bütün taraflar bakımından ticari iş niteliğinde bir ödünç sözleşmesi varsa bileşik faiz uygulamasının mümkün olduğunu, müvekkili banka ile borçlu firma arasında imzalanan kredi sözleşmesinin de niteliği itibariyle ödünç sözleşme olduğu gözetildiğinde, anılan sözleşmeden doğan borca bileşik faiz yürütülmesinin yerinde ve haklı bir uygulama olduğunu, yerel mahkeme kararında davanın reddedilen kısmına ilişkin hususların tamamen yanlış değerledirilip hesaplandığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. 1-) Dava konusu genel kredi sözleşmesine dayalı kredi borcunun hesaplanmasında, bankanın hesap kat tarihine kadar ve kat tarihinden temerrüde kadarki sürede anaparaya akdi faiz işletip bulunan toplamın asıl alacağı oluşturacağı ve temerrütten itibaren de bu asıl alacağı oluşturan toplam tutara temerrüt faizi işletilebileceğinin dikkate alınması gereklidir (Yargıtay 19. HD, 2015/7057-12085 E. - K. ve 06.10.2015 tarihli ilamı). Davacı banka vekili, hükme esas alınan kök bilirkişi raporuna karşı gerekçeli olarak itirazda bulunmuş, bu itiraz üzerine alınan ek raporda yukarıda belirtilen yöntem uyarınca doğru şekilde hesaplama yapılmasına rağmen mahkemece ek rapor hükme esas alınmayıp hatalı gerekçe ile kök rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre ise, 2-) Davacı banka tarafından icra takibinde, yukarıda belirtildiği şekilde anaparaya hesap kat tarihine kadar işleyen akdi faizi eklenerek hesap edilen toplam alacak ve temerrüt faizinin talep edilmesine karşın faize faiz işletildiği şeklindeki hatalı gerekçe ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle; yerel mahkeme kararının davacı lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/451 Esas - 2023/270 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE, "a-Davacının davasının kısmen kabulüyle, İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13172 E. sayılı dosyasında 183.882,00 TL asıl alacak, 987,95 TL faiz+bsmv, 720,49 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 185.590,44 TL'nin takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %29,90 faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Alacak likit nitelik taşıdığından alacağın %20'si olan 37.118,08 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesine, b-Alınması gereken 12.677,68 TL nispi ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-Davacı tarafından iş bu davada sarf edilen 1.001,50 TL yargılama giderinin davanın kabul-red oranına göre 998,23 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Davacının kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, d-Davalıların kendilerini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre davanın red miktarına göre takdir ve tayin edilen 1.868,46 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, e-Davacının yatırdığı gider avansından kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde resen iadesine, f-1.600,00 TL arabulucuk ücretinin davalılardan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline," ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine, b-Davacı tarafından yapılan tebligat gideri 30,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ç-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, d-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ve HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026