Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1711 E. 2026/409 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1711
Karar No
2026/409
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO :2023/1711

KARAR NO:2026/409

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2021/390

KARAR NO:2023/328

DAVA TARİHİ:27/04/2021

KARAR TARİHİ:04/04/2023

DAVA:Tapu İptal ve Tescil

KARAR TARİHİ:18/03/2026

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduklarını, kooperatif bünyesinde konutların yapımının tamamlanmış, müvekkillerinin de kooperatifte birer adet bağımsız bölümünün bulunmakta olduğunu, konutların yapımının tamamlanmasından sonra Noter kura zaptı ile üyelere konut dağıtımının yapılmış, müvekkillerinin bağımsız bölümlerinin belirlenerek fiili olarak kullanmaya başlamış olduklarını, kurada müvekkili ... adına A2 Blok, 27 nolu, ... adına da A2 Blok, 23 nolu dairelerin isabet ettiğini, kat mülkiyetine geçildiğinde konu olan dairelerin numaralarının yeniden belirlenmiş olduğunu, 11.06.2017 tarihli Genel Kurulda yönetim kuruluna üyelerin tapularının alınması için gerekli işlemleri yapmak üzere yetki verildiğini, bağımsız bölümlerin kooperatif adına 09.03.2020 tarihinde kat mülkiyeti olarak tescil edildiğini, müvekkillerinin tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olduklarını ve bir borçları bulunmadığını, ancak aynı zamanda tasfiye kurulu olan yönetim kurulunun genel kurulun açık kararına ve Kanun'un açık lafzına rağmen tescil işleminden kaçındığının açıkça görülmekte olduğunu, bunun kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kura sonucu müvekkillerine ait olduğu belirlenen bağımsız bölümlerin mülkiyetinin tapuda müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların dava açtığı tarih itibariyle müvekkiline aidat, imar barışı vb. nedenlerle borcu bulunmakta olduğunu, davacıların müvekkili kooperatife borcu olduğundan tapu iptal ve tescil davası açamayacaklarını, kooperatif ortağının tapu iptal ve tescil davası açma ön koşulunun hiç bir borcu bulunmaması olduğunu, davacıların parasal yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirmediklerinden işbu davayı açma hakları bulunmadığını, bunun Yargıtay kararlarında da belirtilmiş olduğunu, davacıların Kooperatifler Kanunu 23. maddesi ve anasözleşme gereğince eşitlik ilkesi doğrultusunda diğer ortakların yapmış olduğu tüm ödemeleri yapmak zorunda olduklarını, müvekkili kooperatifin hiçbir ortağına daire tapusu vermemiş olduğunu, yapı ruhsatının 28.12.2019 tarihinde alınmış olduğunu, tapuların kat mülkiyetine 09.03.2020 tarihinde geçirilmiş olduğunu, tapuların üyelere dağıtılıp dağıtılmayacağının kooperatif ortaklarının katıldığı genel kurulca belirlenecek olduğunu, şu anda dahi hiçbir ortağa tapusunun verilmemiş olduğunu, kooperatifin tasfiye sürecinin devam etmek olduğunu, üyelerin bu süreçte tüm ödemeleri yapmak zorunda olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından davalı kooperatife üye oldukları iddiası ile huzurda görülen tapu iptali ve tescil davasının açıldığı, Mahkememizce davalı kooperatifin ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda davaya konu bağımsız bölümlerin her birinin değerinin 300.000,00 TL olduğu, davacıların 2021 yılı ve öncesine ait borçlarının bulunmadığı; davacıların 2022 yılına ait ödenmesi gereken toplam aidat tutarının 3.600,00 TL olduğu, davalı kooperatifin gerek 16.04.2022 tarihli genel kurul tutanağına ekli listeye göre bir kısım ortaklarına bağımsız bölüm tapularını verdiğini gösterir malik listesi ve dosyaya gelen tapu kayıtlarından bazı ortaklarına tapu verdiğinin tespit edilmesi karşısında 1163 sayılı kanunun 23. maddesinde tanımlanan eşitlik prensibine aykırı olarak, üyeleri arasında eşit işlem uygulama yapmadığı, davalının ticari defter kayıtlarına göre de borcu olmadığı tespit edilen davacıların her birinin tapu iptal ve tescile hak kazandıkları tespit edildiği, bilirkişi raporu doğrultusunda davacılar vekili tarafından 26.09.2022 tarihinde taşınmazların toplam değeri üzerinden tamamlama harcı yatırıldığı, bilirkişi raporu ile tespit edilen 2022 yılına ait aidat borcunu mahkememiz veznesine depo etmek üzere davacılara süre verilmiş olup davacılar vekili tarafından söz konusu aidat borcu mahkememiz veznesine depo edildiği, tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda ve yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların kooperatif ortağı olması, kooperatifin ferdileşmeye geçmiş bulunması, davacıların kooperatife karşı tüm borç ve yükümlülüklerini yerine getirmiş olması ve davacılar adına tescil edilebilecek bağımsız bölümlerin fiilen mevcut bulunması şartları bir arada gerçekleştiğinden tapu iptali ve tescil koşullarının oluştuğu gerekçesiyle Davacı ... tarafından AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mah., ... Mevkii, 999 cilt, 98772 sayfa no, 19372 parselde kayıtlı C Blok 18 nolu bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun İPTALİ ile bu davacı adına tapuya KAYIT VE TESCİLİNE, Davacı ... tarafından AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mah., ... Mevkii, 999 cilt, 98772 sayfa no, 19372 parselde kayıtlı C Blok 14 nolu bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun İPTALİ ile bu davacı adına tapuya KAYIT VE TESCİLİNE, Davacılar tarafından mahkememiz veznesine depo edilen 3.600,00 TL'nin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacıların açmış oldukları işbu davadaki iddia ve taleplerin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na aykırı olduğu gibi taleplerinin de zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğini, davacıların tapu iptal taleplerinin Kooperatifler Kanunu, anasözleşme, eşitlik ve iyiniyet ilkesine ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacıların dava açtığı tarih itibariyle müvekkiline aidat, imar barışı vb nedenlerle borcu bulunduğunu, davacıların diğer ortakların ödediği kooperatif aidatlarını, arsa sahibine m2 başına düşen arsa payı ödemesini, bağımsız bölüme düşen emlak vergisini, iskan bedelini vb ödemediğini, davacıların müvekkili kooperatife borçlarını ödemediğinden tapu iptal ve tescil talebinde bulunamayacaklarını, müvekkili kooperatifin hiçbir ortağına daire tapusu vermediğini, imar barışından yararlanan müvekkili kooperatifin önce 28.12.2019 tarihinde yapı kayıt belgesini aldığını, ruhsatını yenilediğini, projeleri yeniden çizdirip ilgili odalara onaylatarak, harçlarını yatırdığını, kat mülkiyetine geçmek için çok yüksek meblağlar ödendiğini, kooperatifin diğer ortakları bu bedelleri ödemişken davacıların bu bedelleri ödemediğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, kooperatif üyeliği nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacılar üyesi oldukları davalı kooperatife akçeli yükümlülüklerini yerine getirdiklerini bildirerek kura neticesinde isabet eden taşınmazların adlarına tapu iptal ve tescilini gerektiğini iddia etmiş, davalı ise davacıların parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden talebin reddi gerektiğini savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde bilirkişi kök ve ek raporuna itibar edilerek davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Bakırköy .... Noterliğinin 06.05.1992 tarihli ve ...yevmiye numaralı kura çekiliş tutanağında davacı ... adına A-2 Blok, 4. Normal Kat, 27 nolu dairenin ve davacı ... adına A-2 Blok, 3. Normal Kat, 23 nolu dairenin isabet etmiş olduğu görülmektedir.İlk Derece Mahkemesince gayrimenkul değerleme uzmanı, kooperatif mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar uzmanı, mali müşavir ve inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 02.06.2022 tarihli raporda:"...İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mahallesi, 19372 parsel sayılı 1.332,00m2 yüzölçümlü ” Dört Adet Altışar Katlı Betonarme Konut Ve Arsası” ana taşınmaz nitelikli 16/1000 arsa paylı 3. Kat 14 nolu daire vasıflı bölümünün 27.04.2021 itibari ile değerinin 300.000,00 TL olacağı hesap ve takdir edilmiştir. İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mahallesi, 19372 parsel sayılı 1.332,00m2 yüzölçümlü Dört Adet Altışar Katlı Betonarme Konut Ve Arsası” ana taşınmaz nitelikli 16/1000 arsa paylı 4. Kat 18 nolu daire vasıflı bölümünün 27.04.2021 itibari ile değerinin 300.000,00TL olacağı hesap ve takdir edilmiştir..." denilerek bir kısım eksik evrak ve kayıtlar bildirilmesi nedeniyle diğer hususlarda kanaat belirtilmemiş, eksik kayıtların temini sonrası aynı bilirkişi heyetinden aldırılan 23.02.2023 tarihli raporda:"...Davalının 2012, 2013, 2016, 2017, 2018, 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, 2014, 2015 ve 2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı, Davacı ... ve davacı ...'nun 2021 yılı ve öncesine ilişkin borcunun bulunmadığı davalı yetkilisi ... imzalı 16.12.2021 tarihli tahsilat makbuzundan anlaşılmaktadır. Davalıların 2022 yılına ilişkin ödemesi gereken aidatlarının toplamının 3.600,00 TL olduğu, Davalı kooperatifin 31.07.2021 olağan ve 31.10.2021 tarihli olağanüstü genel kurul kararıyla kararlaştırılan ödeme yükümünü içerir kararların Bakırköy 2. ATM 2021/1010 E ve Bakırköy 6. ATM 2021/705 E sayılı dava dosyaları gereği iptal edildiği, Davalı kooperatifin 31.07.2021 tarihinde yapılan 2017,2018,2019 ve 2020 hesap yılı genel kurulunda alınan kararlar ile 31.10.2021 tarihinde yapılan Olağanüstü genel kurul kararları aleyhine Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/705 E. ve Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1010 E. sayılı dosyalarında iptal davasının açıldığının tespiti karşısında iptale konu bu genel kurullarınca kararlaştırılan ödeme (Aidat ve İmar barış bedelinden oluşan toplam tutarın) tutarlarının davacılardan tahsilinin istenemeyeceği , ancak buna rağmen bu döneme ilişkin aidat ödemelerini yapmış olduğunun ticari defter kayıtlarıyla tespit edilmesi karşısında davalı kooperatife borcu olmadığı tespit edilen davacıların tapu iptal ve tescil talebinde haklı bulundukları yönünde sonucuna ulaşıldığı, Davalı kooperatifin gerek 16.04.2022 tarihli genel kurul tutanağına ekli listeye göre bir kısım ortaklarına bağımsız bölüm tapularını verdiğini gösterir malik listesi ve dosyaya gelen tapu kayıtlarından bazı ortaklarına tapu verdiğinin tespit edilmesi karşısında 1163 sayılı kanunun 23. Maddesinde tanımlanan eşitlik prensibine aykırı olarak, üyeleri arasında eşit işlem uygulama yapmadığı, Davalı kooperatifin ticari defter ve kayıtlarına göre Davacı ... ve davacı ...'nun 2021 yılı ve öncesine ilişkin kooperatife borcunun bulunmadığı davalı yetkilisi ... imzalı 16.12.2021 tarihli tahsilat makbuzundan anlaşıldığı ve Davacıların 2022 yılına ilişkin ödemesi gereken aidat ödeme toplamının 3.600,00 TL olduğu hesap edildiği belirlenmiş ise de davalı kooperatifin 31.07.2021 olağan ve 31.10.2021 olağanüstü kararları aleyhine açılan iptal davaları gereği alınan ödeme kararlarının iptal edilmiş olması karşısında bu genel kurul kararlarıyla kararlaştırılan aidat ödemelerinden davacıların ödeme yükümlü bulunmayacağı, ticari defter kayıtlarına göre de borcu olmadığı tespit edilen davacıların her birinin tapu iptal ve tescile hak kazandıkları, dava tarihine yakın, taşınmaza yakın konumlu emsaller incelenmiş olup, yapılan itiraz doğrultusunda kök rapor incelerek taşınmaz yönündeki değerleme görüşlerinin korunduğu" şeklinde kanaat bildirilmiştir.Mahkemece keşfen tespit edilen değer üzerinden eksik harcın ikmal edilmesi için ara karar oluşturulmuş, davacılar tarafından eksik harç ikmal edilmiştir. Yapı kooperatiflerinin ana amacı, ortakların akçeli yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında ana sözleşmeye uygun şekilde konut ya da işyeri teslim etmektir. Kooperatif ortağının tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilmesi için davaya konu edilen taşınmaza yönelik, kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirdiğini, hiçbir ediminin kalmadığını, diğer üyelerle eşit durumda olduğunu kanıtlanması gerekmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 16.10.2024 tarih ve 2024/149 E., 2024/3483 K. sayılı ilamı:"...Kural olarak, kooperatif ortağının tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilmesi için davaya konu edilen taşınmaza yönelik olarak davalı kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirmiş olduğunu, hiçbir ediminin kalmadığını, diğer üyelerle eşit durumda olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. Ayrıca, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde karşılığını bulan nispi eşitlik ilkesi gereğince, kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğundan, davacı ile aynı durumda olan birçok ortağa borca rağmen tapularının verilip verilmediğinin belirlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, kooperatif defter, kayıt ve belgelerinin öncelikle davalı kooperatiften istenilmesi, ibraz edilmezse kooperatifin adresinde defter ve kayıtların yerinde incelenmesi için seçilecek bilirkişiye yetki verilmesi, buna rağmen inceleme yapılamaz ya da defter ve belgelere ulaşılamaz ise anasözleşmenin 40. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Memurluğu'ndan, mümkün olmazsa kooperatif anasözleşmesinin 41. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden, kooperatifin bilançosu, gelir gider cetvelleri, yönetim ve denetim raporları, genel kurul tutanakları, ortaklık cetvelleri, kur'a ve tahsis belgeleri celbedilip kooperatif konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak, davacının dava tarihi itibariyle kooperatife karşı borcu olup olmadığı, varsa borca rağmen, aynı statüde olan diğer ortaklara tapu verilip verilmediğinin araştırılması, davacının borcu bulunduğunun ve aynı statüdeki diğer ortaklara borca rağmen tapuları verilmediğinin tespiti halinde davanın reddine, borcu bulunmadığının ya da bulunup da borca rağmen aynı statüdeki diğer ortaklara tapularının verildiğinin tespiti halinde ise TBK 97. maddesi gereğince birlikte ifa kuralı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür."şeklindedir.Somut uyuşmazlıkta, davacıların davalı kooperatifin üyesi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava tarihi itibariyle davacıların akçeli yükümlülüklerini yerine getirdiği, kooperatife bir borcunun olmadığı denetime elverişli şekilde hesaplamalar içeren bilirkişi heyeti raporu ile tespit edilmiştir. Davalı kooperatif vekili imar barışı sürecindeki davalı kooperatifin yaptığı masraflar ile ilgili davacıların borcu bulunduğunu ve başka üyelere tapu tescilinin yapılmadığını ileri sürmüştür. Bilirkişi heyeti raporunun 15. sayfasında tablo halinde bildirilen 27 adet taşınmaza ilişkin üyelere tapu tescilinin yapıldığı bildirilmiştir. Davadan sonra yapılan imar barışı sürecindeki masraflara ilişkin üyelere ek ödemeler öngören 31.07.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararlara yönelik olarak da Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/705 E. sırasında genel kurul kararlarının iptaline yönelik dava açıldığı, 31.10.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlara yönelik olarak da Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/1010 E. sırasında genel kurul kararlarının iptaline yönelik dava açıldığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince aldırılan denetime açık hesaplamalar içeren bilirkişi heyeti raporuna göre kooperatif defter ve kayıtlarına göre davacıların dava tarihi itibariyle davalı kooperatife borçlarının bulunmaması ve davalı kooperatifçe bir kısım üyelere tapu verilmiş olduğunun tespit olunması karşısında davanın kabulüne dair karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden aksi yöndeki davalı vekilinin istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.Davada taraf koşulu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d hükmü gereğince dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilecektir (HMK'nın 115/1). Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan davada esastan hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı sırada mevcut olmasına rağmen yargılama sırasında taraflardan birinin ölümüyle taraf ehliyetinin sona ermesi durumunda 6100 sayılı Kanun'un 55. maddesi uygulama alanı bulur. Bu doğrultuda 6100 sayılı HMK'nın 55. maddesi “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmünü haiz olup anılan maddenin uygulanabilmesi için dava konusunun ölen tarafın varislerine miras yoluyla intikali mümkün malvarlığına ilişkin olması gerekir. Eş söyleyişle; dava konusunun sadece ölen tarafı ilgilendirdiği, miras yoluyla intikali mümkün olmayan bir hakka ilişkin olduğu hâllerde taraflardan birinin ölümü sonrasında mirasçılarla davaya devam edilemeyeceğinden 6100 sayılı Kanun'un 55. maddesi uygulama alanı bulmaz (Kuru: s. 907, 914; Pekcanıtez, Hakan/Özekes Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku C. I, İstanbul 2017, s. 578). 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Miras ortaklığı” başlıklı 640. maddesinde “Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.

Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır...” hükmü öngörülmüştür.Miras yoluyla intikali mümkün hakların konusunu oluşturduğu bir davada davacının ölümü hâlinde 6100 sayılı Kanun'un 55. maddesi gereğince Mahkemece, davacının mirasçılarının tamamı tespit edilerek davadan haberdar edilmeleri gerekir. Davacının tek bir mirasçısının bulunması hâlinde bu mirasçı, birden fazla mirasçısının bulunması hâlinde de 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesi uyarınca terekeye elbirliğiyle malik olmaları sonucu aralarında 6100 sayılı Kanun'un 59. maddesi gereği mecburi dava arkadaşlığı bulunan mirasçıların tamamı davadan haberdar edilerek murisleri tarafından açılan davaya devam etme iradesinde olup olmadıkları belirlenmesi ve taraf teşkili sağlandıktan sonra mirasçılar adına hüküm tesis edilmesi gerekmektedir.Somut davadaki yargılama sırasında davacı ...'nun vefatı nedeniyle mirasçılarını gösterir Develi Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10/10/2022 Tarihli 2022/1311 E. 2022/1283 K. sayılı mirasçılık belgesine ilişkin karar sunulmuş, mirasçılar adına davacılar vekiline vekaletname de sunulmuş olup taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmiş ise de İlk Derece Mahkemesi'nce ... tarafından açılan davanın kabulü ile mirasçıları adına elbirliği (iştirak) halinde değilde vefat eden bu davacı adına tapu tescil tescil hükmü tesis edilmesi hatalı olup kamu düzeninden olan bu husus resen dikkate alınarak hükmün bu yönden kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Kanunun 355 inci maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin sebepleri dikkate alınarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/390 Esas, 2023/328 Karar sayılı ve 04/04/2023 tarihli kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak;

a-Davacı ... tarafından AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mah., ... Mevkii, 999 cilt, 98772 sayfa no, 19372 parselde kayıtlı C Blok 18 nolu bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun İPTALİ ile bu davacı adına tapuya KAYIT VE TESCİLİNE,

b-Davacı ... tarafından AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mah., ... Mevkii, 999 cilt, 98772 sayfa no, 19372 parselde kayıtlı C Blok 14 nolu bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun İPTALİ ile söz konusu taşınmazın, müteveffa davacı ... yargılama sırasındaki vefatı nedeniyle alınan Develi Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10/10/2022 Tarihli 2022/1311 E. 2022/1283 K. sayılı mirasçılık belgesindeki mirasçılar adına elbirliği (iştirak) halinde tapuya KAYIT VE TESCİLİNE,

c-Davacılar tarafından mahkememiz veznesine depo edilen 3.600,00 TL'nin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine,

d-2004 sayılı İİK'nın 28. maddesi gereğince hüküm özetinin dairemizce Avcılar Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine,

2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,

a- Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 40.986,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 10.246,50 TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 30.739,50 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

b-Davacılar tarafından sarf olunan (5.000,00 TL bilirkişi ücreti + 478,45 TL posta ücreti tebligat, müzekkere, ATGV araç ücreti masrafından ibaret) 5.478,45 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

c-Davacılar tarafından yatırılan 8,50 TL vekalet harcı, 59,90 TL başvurma harcı ve 10.246,50 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

ç-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacılar lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 84.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

d-Kullanılmayan gider/delil avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ilgili tarafa İlk Derece Mahkemesince iadesine,

3-İstinaf İncelemesi Yönünden;

a-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,

b-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan (179,90 TL + 10.066,60 TL=) 10.246,50 TL'den mahsubu ile artan 9.514,50 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde İlk Derece Mahkemesince davalı tarafa iadesine,

c-Davalı tarafından yapmış olduğu 492,00 TL istinaf başvurma harcı, 732,00 TL istinaf karar harcı ve istinaf posta masrafı 267,50 TL olmak üzere toplam 1.491,50 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalı tarafa İlk Derece Mahkemesince iadesine,

d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1711, K. 2026/409, T. 04.04.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1711-e-2026-409-k-bbba0d4adb30