Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1703 E. 2026/705 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1703
- Karar No
- 2026/705
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1703 Esas 2026/705 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1703 KARAR NO : 2026/705 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2023 NUMARASI : 2020/440 Esas 2023/507 Karar
DAVA : Şirket Müdürünün Azli DAVA TARİHİ : 23/09/2020
KARAR TARİHİ : 22/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/06/2026 Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin... İmalat İthalat ve İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nde ortak ve müdürler kurulu başkanı olduğunu, davalının da anılan şirkette ortak ve müdür olup, taraflar arasında açılan boşanma davasının devam ettiğini, davalının müdürlük görevini kötüye kullanarak şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, şirketi kasten zarara uğrattığını, 25/07/2020 tarihinde banka hesapları üzerinde şüpheli işlemler gerçekleştirdiğini, para gönderilen kişinin şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, yapılan ödemenin fatura karşılığı olmadığını, piyasalar kapandıktan sonra döviz satışı yapılması nedeniyle düşük değerin esas alındığını, eft işleminin banka çalışma saatleri dışında yapıldığından normal masraf miktarından fazla masraf alındığını, davalının iş avansı adı altında kendi hesabına eft yaptığını, hesaptan nakit para çektiğini, davalının şirketin tek müdürü olarak görev yaptığı dönemde proje kapsamında ürün başına alacağı satım fiyatını paylaşarak şirketin ticari sırrı niteliğindeki bilgiyi paylaştığından şirketin proje sonunda elde edeceği karın azalmasına sebebiyet verdiğini, davalının müvekkiline bilgi vermemek için boşanma davasını ileri sürdüğünü, şirket faaliyetlerini askıya aldırdığını bildirdiğini, bu durumun müdürlük göreviyle bağdaşmadığını, davalının tek pay sahibi olduğu bir şirket daha bulunduğunu, bu şirketin sermayesinin evlilik birliği içinde, davalı tarafından geri verileceği inancıyla kurulduğunu, tarafların ortağı olduğu şirketin fiili olarak İngiltere şubesi gibi faaliyet gösterdiğini, davalının boşanma sürecinde şirket adına yapması gereken görüşmeleri Londra merkezli şirket üzerinden yapmaya başladığını, şirketin müşterilerinin tek pay sahibi olduğu ve müvekkilinin yönetim hakkının bulunmadığı şirkete kaydırmaya çalıştığını, davalının ortak olunan şirketle rekabet halinde bulunduğunu, şirketin alacaklı olduğu müşterilerden şirket alacaklarını tahsil etmediğini, ortaklar kurulu toplantılarının yapılmadığını belirterek davalının şirket müdürlüğünden azline, yönetim haklarının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, şirket yönetimine tek müdür olarak müvekkili ile devam edilmesine, mahkemece kabul görmemesi durumunda davalının yetkilerinin kısıtlanarak yerine denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin KOSGEB desteğiyle şirketi kurduğunu, daha önceden de bu işler ile ilgilenip alanında uzmanlaştığını, davacının ise müvekkilinin eşi olması nedeniyle müvekkile yaptığı baskılar sonucu ortak olduğunu, davacının bu süreçte ortaya para koymadığını, müvekkilinin istememesine rağmen eşi olması nedeniyle baskı yaparak davacının şirketin tüm banka hesaplarını ve şifrelerini kontrolüne geçirdiğini, davacının iddialarının yerinde bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, tarafların dava dışı şirketin ortağı oldukları, davalının münferit yetkili şirket müdürü olduğu, benimsenen bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı tarafından şirketi yönetim ve temsilinde gerekli özen ve bağlılık yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu, TTK'nun 630. maddesinde öngörülen davalı şirket müdürünün azli yönünden haklı nedenlerin oluştuğu, davalının şirket müdürlüğünden azline, davacının da aynı zamanda şirketi temsile yetkili olması ve davalının şirket müdürlüğünden azli neticesinde şirketin yönetim organında her hangi bir boşluk doğmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ... İmalat İthalat ve İhracaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’ndeki yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, kayyım tayini talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin kuruluşundan itibaren hiç bir para koymadan sadece müvekkilinin eşi olması nedeniyle ve müvekkiline yapmış olduğu baskılar neticesinde şirket ortağı olduğunu, müvekkilinin KOSGEB'e yapmış olduğu başvuru ve almış olduğu maddi destek ile bu şirketi kurduğunu ve faaliyetlerine başladığını, bununla ilgili KOSGEB'e yazı yazılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin almış olduğu destek ve akrabalarından almış oluğu borç paralar ile şirketin faaliyetine devam etmeye çalıştığını, bağlantılar sonucu oluşan talepleri karşılamaya çalıştığını, davacının müvekkilinin eşi olması dışında şirkete hiç bir katkısı olmadığını, davacı daha sonra şirketin finansal işlerini takip etmek istediğini müvekkiline belirttiğini, müvekkilinin istememesine rağmen yine eşi olması nedeniyle müvekkiline baskı yaparak tüm banka hesaplarını ve şifrelerini alarak kontrolüne geçirdiğini, müvekkiline müdahale yetkisi ve fırsatı dahi vermediğini, davacı ile müvekkilinin ayrılma durumunda olmaları nedeniyle davacı müvekkilinin yetkilerinin kısıtlanmasını ve kaldırılmasını kötü niyetli olarak talep ettiğini, davacı finans işlerini yönetmesi ve banka hesaplarının davacıda olması nedeniyle kötü niyetli olarak yedine paralar geçirdiğini, kendisinin ve ailesinin kişisel ihtiyaçlarını ve evlerinin tadilat ve bakım masraflarını bile şirket hesaplarından karşıladığını, hatta davacı ara ara kendi şahsi hesabına paralar aktardığını, şirketin kredi kartını şirket işleri dışında kendi şahsi harcamaları için kullandığını, davacı bununla da yetinmeyip, kendi annesi adına kayıtlı olan gayrimenkulün tüm tadilat ve montalama masraflarını sanki şirket yerini yapmış gibi göstererek şirketten ödemeler yaptığını, şirkete bunları gider olarak gösterdiğini, müvekkilin bilgisi ve rızası dışında yapılan bu işlemler nedeniyle gerçeğe aykırı beyanların vergi dairesine yapıldığını, davacının iddialarının aksine, asıl davacı tarafından gerçek olmayan alış ve hizmet faturaları alınarak gerçek olmayan ödemeler yapıldığını, hatta bu da yetmezmiş gibi kendi şahsi hesaplarına dahi nakit para transferleri yapıldığını, aylık yüksek tutarlarda şirket kredi kartı ile market vs harcamaları yapıldığını, davacının iddia ettiği sebeplere göre kısıtlama kararı verilmesi gerekmesi halinde davacının tüm yetki ve haklarının kısıtlanması ve kaldırılması gerektiği yapılacak ticari defter incelemelerinde de açlıkça ortaya çıkacağını, davacı kendisi tarafından alış yapılmış gibi gösterilen faturalardan hiç bahsetmediğini, ticari defter incelemesi yapılabilmiş olsaydı söz konusu hususlar ortaya çıkacaktı ancak davacı ve SMM tarafından ticari defterlerin sunulmadığını, buna ilişkin Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi 2022/98 Esas sayılı dosya ile yargılama devam ettiğini, söz konusu dosyada tanık sıfatıyla dinlenen davacının beyanlarında ticari defter ve belgelerin kendisinde olduğunu beyan ederken dava dışı SMM ise müvekkili ile olan whatsapp konuşmasında tüm belgelerin kendisinde olduğunu beyan ettiğini, davacı tarafça açık bir şekilde müvekkilinin bilgi ve belge edinmesi engellendiği gibi mahkemeye de sunulmadığını, söz konusu dosyada ticari defter incelemesi yapıldığından davalı tarafın yapmış olduğu usulsüz işlemlerin de ortaya çıkacağını, müvekkilinin sürekli yurt dışında müşteriler ile bağlantı sağladığını, müvekkilinin buralardaki masraflarını karşılaması, konaklama ve iaşe giderlerini karşılaması için bütçe gerekmekte ve bu bütçede doğal olarak şirket hesabından karşılandığını, davacının bunu bilmesine rağmen sanki kendi şahsi ihtiyaçları için kullanıldığı algısı yaratmaya çalışması davacının kötü niyetini açıkça ortaya çıkardığını, bununla birlikte müvekkili hakkında kayyım kararı alınmış olup bu karardan sonra davalı şirket adına kayıtlı olan aracı sattığını, parayı kendi yedine geçirdiğini, müvekkili hakkında haksız ve hukuka aykırı olarak uygulanan kayyım nedeniyle şirket işlemlerine müdahale edememesi nedeniyle davalı tarafından şirket hesabındaki paraların gerçek dışı harcanması ve şirket hesabının boşaltılması nedeniyle yapılan işlemlerin de mahkemece araştırılması gerektiğini, tüm bunların araştırılması halinde de davalının hissesine düşen paranın çoğunu almasına rağmen, müvekkilinin hissesine düşen parayı alamadığı açıkça ortaya çıkacağını, bu nedenle davacının davasının ve taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olmasının, usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle reddi gerekmesine rağmen kısmen kabulüne karar verilerek müvekkilinin ... İmalat İthalat ve İhracaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’ndeki yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmesinin son derece hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; limited şirket müdürünün haklı nedenle azli istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan, davalı ile birlikte ortak oldukları limited şirketinde münferit yetkili müdür olan davalının şirket genel kurul toplantılarını yapmadığını, şirket ile rekabet yasağına aykırı davrandığını, şirketi zarara uğrattığını, haklı sebeple limited şirket müdürünün azli koşulunun oluştuğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında ... İmalat İthalat ve İhracaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin 400 adet payından 196 adet payın davacıya, 204 adet payın ise davalıya ait olduğu, davalının ve davacının 11/11/2019 tarihli genel kurul kararıyla 15 yıl süre ile şirketi münferit imzayla temsil ve ilzama yetkili bulunduğu, davacının müdürler kurulu başkanı olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, limited şirket müdürü olan davalının şirket müdürlüğünden azline ilişkin haklı sebep koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının, öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/06/2018 tarih 2016/13526 Esas 2018/4741 Karar sayılı ilamı). Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı davalı şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Davacı yan davalı şirket müdürünün özen yükümlülüğünü ihlal ettiği, şirketi zarara uğrattığı, rekabet yasağına aykırı davrandığı, şirket genel kurulunu toplantıya çağırmadığı iddiasıyla davalının şirket müdürlüğünden azlini talep etmiştir. Yargılama aşamasında mahkemece 16/10/2020 tarihli ara karar ile, davalının şirket müdürü sıfatıyla şirket adına gerçekleştireceği tüm iş ve işlemlerin dava sonuçlanıncaya kadar kayyım onayına tabi tutulmasına karar verilmiş, yargılama süresince kayyım tarafından hazırlanan raporlar dosyaya ibraz edilmiştir. Mali müşavir ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan birinci kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, davalının yaptığı işlemlerin şirket için yapıldığını gösteren bir belge olmadığı, yapılan işlemlerin şirketin mal varlığına zarar verici nitelikte olduğu, üçüncü kişi ve şirketlere sebepsiz para aktarımı yapıldığı tespit edilmiştir. İtiraz üzerine yeni bir mali müşavir ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, ... İmalat İthalat ve İhracaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, şirketin davalıya ortaklara borçlar hesabında 7.946,63 TL borcu bulunduğu, davacıdan ise hem alacağı hem borcu olduğu, yapılan mahsup sonucu şirketin davacıya 848,01 TL borçlu bulunduğu, davacıya toplam 127.141,50 TL iş avansı verildiği, buna ilişkin iş sözleşmesi, avanstan ödeme belgesi ya da avans iadesi görülmediği, 2 adet şirket taşınmaz sonucu bedellerinin davalı tarafından şirkete ödendiğine ilişkin defterlerde kayıt bulunmadığı, şirket kayıtlarında ödenen sipariş avanslarının hangi sipariş karşılığı yapıldığı ya da iade edildiğine ilişkin bir belge sunulmadığı, mesai saatleri dışında yapılan işlemlerde daha yüksek işlem ücreti tahsil edildiği, mesai saatleri dışında daha düşük bedelle döviz bozdurma işlemi yapıldığı, 18 adet faturanın davalının tek müdür olarak yetkili olduğu döneme ait şirket defterlerinde gider olarak kayıtlı bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Anılan raporda belirtilen taşınmaz satış sözleşmesi ... İmalat İthalat ve İhracaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne ait taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye 17/08/2020 tarihinde 152.000,00 TL bedelle satışına ilişkin olup, sözleşmenin akdedilmesi sırasında şirketi temsilen davalı işlem yapmıştır. Davacının şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/167193 sr. sayılı dosyasında, mali müşavir bilirkişiden alınan raporda, 2 adet taşınmaz satış bedelinin nakden ve tamamen alındığı beyan edilmiş ise de, davalı yanca resmi defterlere bedelinin alınmadığı yönünde kayıtlara yer verildiği, satış bedellerinin davalının uhtesinde olacağı, davalının şirket müdürü olarak şirketin taşınmazları satma yetkisi bulunduğu tespit edilmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Alınan raporlar ile davalının yaptığı iş ve işlemlerde gerekli özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece davalı şirket müdürünün yaptığı iş ve işlemlerle şirketi yönetim ve temsilde gerekli özen ve bağlılık yükümlülüğünü yerine getirmediği, TTK'nun 630. Maddesinde öngörülen şirket müdürünün azli için haklı nedenin oluştuğu, alınan bilirkişi raporlarının ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2026
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.