Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1323 E. 2026/707 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1323
- Karar No
- 2026/707
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1323 Esas 2026/707 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1323 KARAR NO : 2026/707
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2021/483 Esas 2023/581Karar
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali ve Kar Payı Ödenmesi DAVA TARİHİ : 22/06/2021 KARAR TARİHİ : 22/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/06/2026 Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali ve kar payı ödenmesi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin aile şirketi olduğunu, şirket ortağı ...'un müvekkillerinin şirketten tasfiye etmek için oy çokluğunu ve şirket yönetimine hakim olmanın tüm avantajlarını kötüye kullandığını, davalı şirketin yıllar boyunca kötüniyetli olarak kar dağıtmadığını, sermaye artış kararları iptal edilmesine rağmen verilen bir iptal kararı kesinleşmesine kadar yok sayarak yeniden sermaye artış kararları almak suretiyle alınan kararların icra edilebilmelerine engel olduğunu, iptal kararı yok gibi artırdığı sermaye payının babasının tereke payını azaltarak ve rüçhan hakkını kullanamayan müvekkillerinin paylarını da üzerine geçirerek tescil ettirdiğini, 2020 yılı genel kurul gündemine madde eklenmesi için gönderilen ihtarnameye verilen cevapla taleplerinin reddedildiğini, istenilen konuların gündeme alınmadığını, genel kurul kararının alınmış olmasının bu taleplerini ortadan kaldırmadığını, davalı şirketin 18/05/2021 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesiyle finansal tabloların görüşüldüğünü, azınlığa verilmesi zorunlu bilgilerin faaliyet raporunda yer almadığını, bulunması zorunlu bilgilerin çoğunun olmadığı faaliyet raporunun yok hükmünde olduğunu, buna bağlı olarak finansal tablolar genel kurulun da yok hükmünde olacağını, usulünce düzenlenmeyen, açık, doğru, gündemin 7. maddesi ile dönem karının kullanım şeklinin kararlaştırıldığını, firmaya kaynak aktarımı nedeniyle şirket karının bilançoda düşük gösterildiğini, şirketin ihtiyaçları gerekçe gösterilerek ve geçen dönem için verildiğini, geçerliliği kalmamış bir geçici kanun hükmü ileri sürülerek, kar payının %25’inin ödenmesine, %75’inin ödenmemesine karar verildiğini, uzun yıllar kar payı ödememenin hak ihlali olduğunu, kötü niyetli kar payının ödenmemesi kararlarının iptaliyle birlikte tahsili de talep edilebilecektir hükmünün yer aldığını, bu maddenin iptaliyle birlikte ödenmeyen %75 kar payı alacağının avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, şirket yönetim kuruluna, daha önce seçilen ...'ın, ...’un kayın biraderi olduğunu, bu defa da ...’un vefatı nedeniyle boşalan üyeliğe, ...’un kayınvalidesi ...'ın getirildiğini, böylece şirket yönetim kurulunun ..., ...’un kayınbiraderi ve ...’un kayınvalidesinden oluştuğunu, hiç iş tecrübesi olmayan insanlara, sırf şirketin karlarını aktarmak amacıyla aile içinden kayınbirader, kayınvalide seçimi, ...’un hiçbir denetimle karşılaşmadan, kendi şirketiyle kendi belirlediği koşullarda ticarete devam etmesi anlamına geldiğini, aslında ...’un şirketteki ihtilafsız pay oranının %30 olup, fazla kısım, iptal edilen sermaye artışı kararı ve anne ... ile akt edilen ölünceye kadar bakma akdiyle uhdesine geçmiş olup, konunun yargıda olduğunu, bu seçimin, kendi çıkarını şirketin çıkarından üstün tutan yönetim kurulu başkanının sadakat, özen borcuna da aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyeleri, ...’un yasa dışı ticaretine sessiz kalmakta, gerek kendisine ve gerekse tamamı kendisine ait olan ... Dış Tic. Elk. A.Ş.'ne karşı TTK'nun 396 uyarınca dava açılması talebini reddettikleri gibi, bu konunun görüşülmek üzere gündeme alınmasını bile kabul etmeyerek, şirkete açıkça zarar verdiğini ve vermeye devam ettiğini, finansal tablolara ilişkin bölümde açıklandığı gibi, şirkete verilen zararın küçük bir kısmı özel denetçi tarafından belirlendiğini, kendileri hakkı huzuru hak etmedikleri gibi, haklarında sorumluluk davası açıldığını, dava açılmış olduğundan burada bu seçimin yasaya aykırı olduğunu iptali gerektiğini belirtmekle yetinildiğini, 18.05.2021 tarihli olağan genel kurul gündeminin 5. maddesindeki finansal tabloların tasdiki; 7. maddesindeki dönem karının %75’lik kısmının ödenmemesi, 8. maddesindeki yönetim kurulu seçimi; 9. maddesindeki hakkı huzur ödenmesine ilişkin kararların iptaline, kar payından ödenmeyen %75’lik bölümün genel kurul tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddalarının gerçeklik payı bulunmadığını, alınan kararların yokluk ve iptal yaptırımına tabi olmayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, raporda da belirtildiği gibi iptali istenen genel kurul kararları incelendiğinde 18.05.2021 tarihli genel kurulda alınan 5 numaralı kararın söz konunu karar maddesinde faaliyet raporu ve denetim raporu görüşüldüğü, oylandığı, finansal uzmanlık içermesi nedeniyle bu konuda alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi söz konusu raporların ve 2020 yılına ait finansal tabloların, usulüne uygun tutulan defterlerle uyumlu olduğu, finansal tabloların düzenlenmesi açısından iptali gerektirecek herhangi bir hususa rastlanmadığı belirtildiği gibi hukuki açıdan da bu maddeye ilişkin oylamadave karar nisabında usulsüzlük tespit edilmediği, 18.05.2021 tarihli genel kurulda alınan 7 numaralı karar maddesinde dönem karının kullanım şekli belirlenerek 2020 dönem karının %25 inin dağıtılmasına karar verildiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi şirketin finansal durumu ve 2020 yılında başlayan salgın hastalık etkisi gözetildiğinde, bununla birlikte şirketin sermaye arttırımı kararının iptali de dikkate alındığında dağıtılan kar payının makul olduğu sonucuna varıldığı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da mahkemece kar dağıtım oranına müdahalenin de mümkün olmadığı, 18.05.2021 tarihli genel kurulda alınan 8 numaralı karar maddesinde de yönetim kurulu üyelerinin seçim ve görev süresinin belirlendiği, davacının bu vakıasının dayanağı olarak yakın akrabalık ilişkisini göstermişse de maddenin iptalini gerektirecek başkaca somut bir sebep ileri sürmediği, dosyada da yönetim kurulu üyelerinin seçilme yeterliliğine sahip olmadıklarına ilişkin bir veri de bulunmadığı, 18.05.2021 tarihli genel kurulda alınan 9 numaralı kararda yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı, ikramiye ve primlerinin arttırıldığının görüldüğü, dava dilekçesinde yönetim kurulu üyelerinin bu ücreti hak etmediğinden bahisle bu kararın iptalini istediği, bir önceki dönem belirlenen huzur hakkı dikkate alındığında (30.000.TL ve 20.000.TL) arttırılan miktarın 36.000,00 TL ve 22.000,00 TL olup, artış oranının %20 civarında olduğu dikkate alındığında karar ve oy nisabına uygun olarak alınan kararda da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2021 yılı genel kurulunda, bu dava konusu 2020 yılı karının ödenmeyen %75’lik bölümünün ödenmesine karar verildiğini, bu defa 2021 yılı karının ödenmediğini, 2022 yılı genel kurulu da yasanın emredici hükmüne, çekilen ihtarnameye rağmen bugüne kadar yapılmadığını, 11 Ağustos’ta yapılacak olağan genel kurulda, hem geçen senenin ödenmeyen, hem de dönem karının ödenmemesi yolunda yönetim kurulu kararı aldığını, bu konunun davayla ilgisi olmamakla birlikte, davalı şirket yönetiminin azınlığa sürekli kar payı ödemeyerek sürekli hak ihlali yaptığının kanıtı olduğunu, yönetim kurulu üyeleri 2021 ve 2022 yılları içinde, hem de artarak hakkı huzur almaya devam ettiklerini, bağımsız deneticinin de aynı şekilde 2021, 2022 yıllarında da seçildiğini ve görevine devam ettiğini, basit yargılamaya tabi davanın 2 yılda sonuçlanması sonucunda, iptali talep edilen gündem maddelerinin tamamının konusuz kaldığını, verilecek kararın taraflar arasında süregelen ve açılması muhakkak olan gelecekteki davalara ışık tutması umuduyla, istinaf nedenlerini sunduklarını, davalı şirket yönetim kurulu başkanı 2005 yılından bu yana, önce eşi sonra kendi adına kurduğu şirketlerle, davalı şirket arasında TTK'nun 395’e aykırı olarak, genel kurul izni olmaksızın, çifte temsil, kendi kendisiyle ticaret de denilen rekabet yasağına aykırı ticaret yaptığını, kdv avantajı sağlamak iddiasıyla, kurulduğu ileri sürülen, ... Elektronik Dış Ticaret A.Ş, davalı şirket ortakları dışlanarak kurulmuş olup, %100’ü yk başkanına ait tek kişilik anonim şirketi olduğunu, ana sözleşmesinde hüküm olmasının, daha önce kendi ürettiği malları kendi ihraç etmesine rağmen, şirketin kurucu ortağı 1 nolu davacı yönetimden ve şirketten atıldıktan sonra hiç vakit kaybetmeksizin, eşi adına kurdurduğu ... ... Ticaret isimli şahıs firması, 2013 yılından sonra da kendi adına kurduğu ... A.Ş. kanalıyla davalı şirketin ihracatının büyük kısmı bu şirketler kanalıyla yapıldığını ve yapılmaya devam ettiğini, böylece davalı ... Trans. A.Ş.nin ihracat geliri, yönetim kurulu başkanının şirketi yararına azaldığı gibi, üstelik bu ticaret nedeniyle kambiyo zararına da uğratıldığını, bu kanunsuz ticareti öğrendikleri 2019 yılından bu yana ticari sır kalkanının ardına sığınılarak, sorularına açıklayıcı cevap verilmeyerek, davacı azınlığın inceleme ve bilgi alma, gündeme madde eklenmesi haklarının kısıtlandığını, davalı şirket bir yandan, örtülü kar ve sermaye transferiyle, yk başkanını zengin ederken diğer yandan, kar dağıtmama ve sermaye artış kararlarıyla müvekkilleri şirketten tasfiye etmeye çalıştığını, gündeme madde eklenmesi taleplerinin reddinin genel kurulun iptalini gerektirdiğini, gündeme madde eklenmesi talebinin reddi ve genel kurul yapma yetkisi davacılara geçmesine rağmen yapılan dava konusu olağan genel kurul yetki gaspının batıl olduğunu, bilgi alma inceleme hakkının kısıtlanması genel kurulun iptalini gerektirdiğini, azınlığın bilgi alma inceleme hakkını makul ölçüler dışında kısıtlayan genel kurul kararlarının batıl olduğunu, faaliyet raporu Fry’ne aykırı olduğunu, TTK'nun 395. maddesine aykırı olarak ve tüm itirazlara rağmen, ... Elk. A.Ş. ile ticaret, dolayısıyla rekabet yasağına aykırılık sürdürüldüğünü, ancak TTK'nun 516/b maddesi ve diğer amir hükümlerine göre verilmesi gereken bilginin verilmediğini, sadece ilişkili şirket bile olsa aralarındaki alışverişe ilişkin bilgi verilmemiş olması, finansal tabloları da düzenlenmiş, şirketin denetiminin de yapılmamış sayılması sonucunu doğuracağını, iddialarının tartışılmadan yok sayıldığını, şirketlerin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmelik uyarınca faaliyet raporunun içermesi gereken bilgilerin de bulunmadığını, bulunması zorunlu bilgilerin çoğunun olmadığı faaliyet raporunun yok hükmünde olduğunu, buna bağlı olarak, finansal tablolar yok hükmünde ve denetim yapılmamış sayılmasının ve dolayısıyla genel kurulun yok hükmünde olduğuna karar verilmesi gerektiğini, bağımsız denetim raporu ile, sorularına verdikleri cevaplar arasında çelişkiler olduğunu, genel kurulda sordukları sorulara, her yıl olduğu gibi açıklayıcı bilgi verilmediğini, gerekçe olarak bir yandan kendilerinin açtığı davaların kötü niyetli olduğunu ileri sürerken diğer yandan ticari sır kalkanının ardına sığınıldığını, yıllarca, üst üste kar payı ödememenin hak ihlali olduğunu, hem finansal tablolara muhalefetlerine rağmen tasdik edildiğini, hem de 3 madde halinde açıklanan önerilerin, aynı zamanda davalı vekili olan divan başkanınca, yetkisi kötüye kullanılarak gündeme alınmaksızın reddedildiğini, usulünce düzenlenmeyen, açık, doğru, tarafsız olmayan finansal tabloların tasdikinin iptali gerektiğini, şirket yönetim kurulu başkanının şirketinin 18.619.444 TL borcu dururken, %30 payları haksız hukuksuz sermaye artışıyla %15’e düşürülen müvekkillerinin %15 payına düşen kar payının da %75’ine el konulmasında hukuka aykırılık bulunduğunu, bunun azınlığı mağdur etmeye yönelik kötü niyetli bir davranış olduğunu, uzun yıllar kar payı ödememenin hak ihlali olduğunu, bu maddenin iptaliyle birlikte, ödenmeyen %75 kar payı alacağının avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, şirket yönetim kurulunun ..., ...’un kayınbiraderi ve ...’un kayınvalidesinden oluştuğunu, şirketin %30 pay sahibi dururken, hiç iş tecrübesi olmayan insanlara, sırf şirketin karlarını aktarmak amacıyla aile içinden kayınbirader, kayınvalide seçimi, ...’un hiçbir denetimle karşılaşmadan, kendi şirketiyle kendi belirlediği koşullarda ticarete devam etmesi anlamına geldiğini, ...’un şirketteki ihtilafsız pay oranının %30 olup, fazla kısmın, iptal edilen sermaye artışı kararı ve anne ... ile akdedilen ölünceye kadar bakma akdiyle uhdesine geçmiş olup, konunun yargıda olduğunu, kendilerinin hakkı huzuru hak etmedikleri gibi, haklarında sorumluluk davası açıldığını, şirkete fayda değil zarar veren yönetim kurulunun, hakkı huzuru hak etmediğini, yıllardır ymm olarak görev yaptığı halde, ilişkili firmayla ticareti azınlıktan gizleyen, bu nedenle şirketin, azınlığın ve hatta vergi kaybı nedeniyle devletin zarara uğramasına neden olan ...’ın önce ortağı olduğu, sonra ortaklıktan çıkarak baş denetçi olarak çalıştığı ... Bağ. Den. Dan. A.Ş.'nin tarafsız olmadığını, bu nedenle bağımsız denetçi olamayacağını, seçiminin iptali gerektiğini, sadece davalı şirketin sunduğu gelir tablosuna bakmanın, transfer işlemi hakkında fikir vermeyeceğini, yurt dışında varlığı kanıtlanan şirkete numune adı altında bedelsiz mal gönderildiği iddiasının hiç araştırılmadığını, emsal fiyat araştırılması ve muavin defterlere de bakılması gerektiğini, nisabın sağlandığı her kararın yasaldır iptal edilemez diye bir kuralı olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin sadakat ve güven borcuna aykırılık savlarımız araştırılmadığını, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar mahkemece yerinde görünerek ek rapor alınmışsa da, bilirkişinin uzun süre rapor hazırlamaması sonuçta bilirkişilik bölge kurulunca bilirkişilikten men edilince, mahkemeden konuların hukuki değerlendirme gerektirdiği için karar verilmesi talepleri üzerine, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda tüm taleplerinin reddedildiğini, gündeme madde eklenmesi ve yetkisiz genel kurul, azınlığın ticari defterleri inceleme ve bilgi alma haklarının kısıtlanması nedeniyle genel kurulun batıl olduğuna ilişkin iddialara ne bilirkişi raporunda ne de kararda hiç değinilmeden HMK'nun 143/1, 297/1-c, 320. ve 371/1-c fıkralarına aykırı olup kaldırılması gerektiğini, faaliyet raporunun ve finansal tabloların düzenlenmemiş sayılmasına ilişkin iddiaları üzerinde hiç durulmadığını, bu savları yokmuşçasına hüküm kurulmasının HMK maddelerine aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu 18/05/2021 tarihli genel kurul toplantısında, gündemin 5. maddesinde 2020 yılı finansal tabloların oy çokluğuyla onaylandığı, gündeme madde alınması teklifinin oy birliği de bulunmadığından gündeme alınmadığı, davacıların dava açma hakkını saklı tuttuğu, gündemin 7. maddesinde 2020 yılı karının %25'inin dağıtılmasına oy çokluğuyla karar verildiği, davacıların dava açma haklarını saklı tuttuğu, gündemin 8. maddesiyle yönetim kurulu üyesi olarak 3 yıl süreyle ..., ... ve ...'ın seçilmesine oy çokluğuyla karar verildiği, davacıların dava açma haklarını saklı tuttuğu, gündemin 9. Maddesiyle yönetim kurulu üyesi ...'a aylık net 36.000,00 TL, ... ve ...'a ayrı ayrı 22.000,00 TL aylık net huzur hakkı ödenmesine oy çokluğuyla karar verildiği, davacıların dava açma haklarını saklı tuttuğu görülmüştür. Dava konusu 18/05/2021 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetvelinden, davalı şirketin 175.000 adet hissesinden 144.119 adet hissenin temsil edildiği, davacılar ile dava dışı ...'un toplantıya katıldığı, davacı ...'un asaleten, diğerlerinin ise toplantıda vekaleten temsil edildiği anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden rapor alınmıştır. Davacı yan davalı şirketin 18/05/2021 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 5., 7., 8., 9. maddeleri ile alınan kararların iptali gerektiğini, kar payından ödenmeyen %75 kar payı alacağın bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacıların davalı şirket ortağı olduğu, davalı şirketin 18/05/2021 tarihli genel kurul toplantısında hazır bulundukları, davacıların alınan kararlara muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacıların ortağı olduğu davalı şirketin 18/05/2021 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 5, 7, 8, 9 no'lu maddeleriyle alınan kararların iptali koşullarının oluşup oluşmadığı, gündemin 7. maddesiyle dağıtılmamasına karar verilen %75 kar payı alacağına ilişkin davacıların davalıdan tahsilini talep edebilecekleri bir kar payı alacağı bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, istinaf dilekçesinde dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 10. maddesine yönelik itirazlar da ileri sürülmüş ise de, dava dilekçesinde dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 10. maddesiyle alınan karara yönelik herhangi bir iddia bulunmadığı gibi, netice talepte de anılan maddeyle alınan kararın iptali talep edilmemiştir. Bir başka anlatımla dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 10. maddesiyle alınan karara yönelik açılan bir dava bulunmamaktadır. Nitekim mahkemece de, 10. maddeye ilişkin bir karar verilmemiştir. Bu durumda, dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 10. maddesiyle alınan karara ilişkin açılan bir dava bulunmadığından davacılar vekilinin anılan maddeye yönelik istinaf itirazlarının dosya içeriğine aykırı olduğu anlaşıldığından anılan maddeye yönelik istinaf itirazları Dairemizce inceleme konusu yapılmamıştır. Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 5, 7, 8 ve 9. maddeleriyle alınan kararlarda mevzuat açısından toplantı ve karar nisabına uygun bulunduğu, iptallerini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığının raporda belirtildiği, ilk derece mahkemesi kararında maddeler halinde gerekçelendirildiği ve bu gerekçelerin dosya içeriği ile alınan raporda belirlenen şirketin mali durumu ile uyumlu olduğu gibi, alınan kararların yokluk ve butlanını gerektiren bir durum da tespit edilmemiştir. Hal böyle olunca mahkemece, alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 5, 7, 8 ve 9. maddeleriyle alınan kararlarda toplantı ve karar nisabına aykırı bir durumun bulunmadığı gibi, iptali koşullarının da oluşmadığı, kararların yokluk ve butlan yaptırımına tabi olmasını gerektirir yasaya aykırı bir durumun söz konusu olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı yanın gündemin 5. maddesi görüşülmesi sırasındaki talepleri gündeme madde eklenmesi olarak değerlendirilmiş ise de, oy birliği bulunmadığından gündeme alınmadığı tutanağa geçirilmiş olup, bu durumun yokluk yaptırımına tabi olduğundan da söz edilemeyecektir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılardan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.