Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1568 E. 2026/1255 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1568
- Karar No
- 2026/1255
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1568
KARAR NO : 2026/1255
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 27/04/2023
NUMARASI : 2021/456 Esas - 2023/324 Karar
DAVA: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
DAVA TARİHİ: 12/08/2021
Birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
2022/198 Esas 2022/573 Karar Sayılı Dosyası
BİRLEŞEN DAVA :Tazminat (Araç Hasar Bedelinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 31/03/2022
KARAR TARİHİ : 22/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/04/2021 tarihinde davacının maliki olduğu dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazasında davacıların desteği ...'ın hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda müteveffanın kusurunun bulunmadığını, davacı eş ve çocukların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını elim kaza ile manevi olarak zarar gördüklerini, dava öncesi davalı sigorta şirketlerine yazılı başvuru yapılmasına karşın, tazminat ödenmesin yapılmadığının belirtildiğini, fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydı ile bir davacı için ayrı ayrı 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek faiz avansı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve her bir davacı için ayrı ayrı 200.000,00 TL olmak üzere toplam 600.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ...'dan kaza tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/04/2021 tarihinde davacının maliki olduğu dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın diğer iki araca temas etmemiş olmakla birlikte bu araç sürücüsünün hatalı manevra sebebiyle kazaya sebep olduğunu, kazada kusurun tamamen davalılarda olduğunu, davacının kazada maddi zarara uğraması sebebiyle şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın sürücüler yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketleri yönünden sigorta limitlerini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile, yargılama gideri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı ... A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin yapılan ödeme ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, müteveffanın talepte bulunan çocukları için destekten yoksun kalma tazminatı alabilme yaşını geçtikleri için destekten yoksun kalma tazminat hesabı yapılamadığını, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre kural olarak erkek çocuklarının 18, kız çocuklarının 22 yaşın ikmaliyle destekten çıkacağı varsayıldığını, bu nedenlerle işbu davacılar yönünden davanın reddinin gerektiğini, her şekilde kaza tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalıya kazaya ilişkin olarak objektif kusur ve sorumluluk kuralları gereği herhangi bir kusur ve sorumluk atfedilemeyeceğinden davacı tarafın yöneltmiş olduğu talepler haksız olup reddi gerektiğini, davacı ... 01.01.1982 doğumlu olup reşit olduğundan, ... da reşit ve evli olduğundan müteveffa ...'ın desteğinden yoksun kaldıklarının söylenemeyeceğini, ... her ne kadar eş olarak müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını ileri sürse de davacının tazminata konu edilen kazaya ilişkin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmaması, kusur ve sorumluluğu bulunsa dahi Zorunlu ve İhtiyari Mali Mesuliyet sigorta poliçesi sahibi olması nedeniyle tazmin yükümlülüğü bulunmadığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... Anonim Şirketinden ... poliçesi ile teminat altında olan ... plakalı aracın maliki ve sürücüsü olan davalının dava konusu kazada kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla öncelikle ATK Trafik ihtisas dairesinden kusur raporunun alınmasını talep ettiklerini, zarar hesaplamasının genel şartlarda belirli şekilde yapılmasını, SGK tarafından bağlanan rücuya tabi ödemelerin tenzilini talep ettiklerini, aracın hususi olması nedeni ile yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karıştığı iddia olunan ... plakalı aracın 27/07/2020/2021 vadeli ... poliçesi ile davalı sigorta şirketinde teminat altında olduğunu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami 430.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla öncelikle kusur durumunun tespitinin gerektiğini, ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından kusur durumunun tespitini talep ettiklerini, TRH 2010 yaşam tabloları ve 1,8 teknik faizle maddi zarar hesaplanması gerektiğini, SGK tarafından rücuya tabi bir ödeme mevcut ise tenzilinin gerektiğini, gelirin ispatlanmaması halinde asgari ücret kabul edilmesini, tazminat talep etmeyen anne ve babanın hayatta olmadığı durumda pay ayrılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı ... tarafından davalılar ... A.Ş. ve ... aleyhine açılan maddi tazminata yönelik asıl davanın kabulü ile; Davacı eş ...'ın destekten yoksun kalma nedeniyle uğradığı maddi zarar karşılığı olan 574.930,91-TL tazminatın taleple bağlı kalınarak 555.571,69-TL'sinin (davalı ... A.Ş.'nin 265.057,98-TL bakiye teminat limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 28/05/2021 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, Davacı ... tarafından davalılar ... A.Ş. ve ... aleyhine açılan maddi tazminat istemine yönelik asıl davanın reddine, Davacılar ... ve ... tarafından tüm davalılar aleyhine açılan maddi tazminat istemine yönelik asıl davanın reddine, Davacılar ..., ..., ... tarafından davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat istemine yönelik asıl davanın kısmen kabulü ile; davacı ... için 60.000,00-TL manevi tazminatın, davacı ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın, davacı ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, Davacılar ..., ..., ... tarafından davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat istemine yönelik asıl davanın reddine, Davacı ... tarafından davalılar ... A.Ş. ve ... aleyhine açılan araç hasar bedelinden doğan maddi tazminata yönelik birleşen davanın kabulü ile; Davacı eş ...'ın aracın hasara uğraması nedeniyle uğradığı maddi zarar karşılığı olan 16.000,00-TL tazminatın (taleple bağlı kalınarak davalı ... A.Ş.'nin 1.000,00-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 03/11/2021 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, Davacı ... tarafından davalılar ... A.Ş. ve ... aleyhine açılan araç hasar bedelinden doğan maddi tazminata yönelik birleşen davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olayın meydana geliş biçimi ve kusur durumu bakımından dosyadaki trafik kazası tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu, bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı arasındaki çelişki giderilmeden davalı ...'ın kusursuz olduğunun tespitinin hatalı olduğunu, müteveffa ...'ya %20 kusur atfedilmesi diğer davalılara ilamdaki şekilde kusur atfedilmesinin isabetli olmadığını, her iki davalı bakımından maddi tazminat talebi tümü ile kabul edilmiş olup karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı ve isabetsiz olduğunu, müvekkillerin hak kazandığı tazminat tutarının hesaplanmasında hataya düşüldüğünü, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hesaba esas alınan kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne yüklenebilecek kusurun %70 olduğunu, ... plakalı araç için emniyet kemeri tespiti yapılmasının da önem arz ettiğini, bu durumun müterafik kusur konusunu ortaya koyacağını, sigortalı araç sürücüsünün de herhangi bir kusuru mevcut olmadığından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yükletilmesinin hatalı olduğunu, emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti halinde müteveffanın emniyet kemerini takmayarak meydana gelen zararın artmasına sebebiyet verdiğinden bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat tutarına %20 müterafik kusur indirimi uygulaması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, sigortanın zenginleşme aracı olmadığını, sigorta sözleşmesinin rizikonun gerçekleşmesi halinde gerçek zararın ödenmesi amacını taşıdığını, ödenecek tazminatın müvekkil sigorta şirketinin azami sorumluluk haddini aşmamak üzere davacının uğradığı gerçek zarar olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat/maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede;
Dosya kapsamından 09/04/2021 tarihinde davacının maliki olduğu dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçlar arasında meydana gelen trafik kazasında davacıların desteği olan ...'ın öldüğü anlaşılmıştır.
Aynı olaya ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı Zile Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/243 Esas 2022/128 Karar sayılı dosyasında Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 01.04.2022 tarihli raporda; davalı sürücü ...' ın kusursuz olduğu, davalı sürücü ...' ın asli kusurlu olduğu, desteğin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ...' nın tali kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumuna Trafik İhtisas Dairesi'nin 06/07/2022 tarihli kusur raporunda; kazanın gelişiminde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile karşı yöndeki araç trafiğini yeterince kontrol etmeden, seyir halinde olan aracın hız ve mesafesini dikkate almadan kavşaktan sola dönüş manevrası yaparak, karşı yönden gelen sürücü ... idaresindeki aracın seyir yönünü kapattığı, ilk geçiş hakkını karşı yönden gelen araca vermediği anlaşılmakla %80 kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken, mahal şartlarına uygun her an tedbir alabilecek şekilde seyrini sürdürmemiş, karşı yönden gelip kavşaktan sola dönüş yapmakta olan araca çarpmamak için fren tatbiki ile aracını durduramayıp yol yüzeyinin ıslak olması sebebi ile aracını kaydırarak karşı yön şeridine giriş yaptığı ve karşı yönden gelen araç ile çarpışmış olduğu olayda %20 kusurlu olduğu, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile istikametindeki şerit içerisinde seyrederken, karşı yönden gelip kendi şeridine giriş yapan araca karşı alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığından olayda kusursuz olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında başvurucunun emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).
Davalı ... A.Ş.'nin bakiye poliçe limiti belirlenirken dava öncesinde yapılan ödemenin güncelleştirilmeden düşülerek limitin belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı ... A.Ş. yönünden manevi tazminata hükmedilmemiş olmakla manevi tazminata ilişkin istinaf yerinde görülmemiştir.
Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davacılar vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkemece davanın kabul ve reddine göre vekalet ücretinin belirlenmiş olduğu anlaşılmakla bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede;
HMK'nın 341/2.maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Aynı kanunun 341/4. maddesinde de "alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üçbin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." düzenlemesi mevcuttur. Ayrıca HMK'nın (04/06/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik) ek 1. maddesinin 2.fıkrasında: "...parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır" düzenlenmesi bulunmaktadır.
Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu somut olayda yerel mahkemede davanın açıldığı 2023 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 17.830,00 TL olacaktır.
Mahkemece davanın 16.000,00-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar tarihine göre uygulanması gereken 2023 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması olanaklı değildir. Yerel mahkemece, kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir. Bu nedenle davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.
Bu nedenlerle; davacılar vekili ile davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacılar vekili ile davalı ... A.Ş vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 18.106,11 TL harçtan peşin alınan 9.487,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.618,33 TL harcın davalı ... A.Ş .'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/05/2026