Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1310 E. 2026/2002 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1310
Karar No
2026/2002
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1310 KARAR NO : 2026/2002

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/04/2023 NUMARASI : 2022/937 Esas 2023/341 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit BAM KARAR TARİHİ : 23/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/09/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yatırım danışmanlığı yapmakta olduğunu, davalı ile 01.07.2020 ve 01.10.2020 tarihli "BY Finansal Danışmanlık Sözleşmeleri" akdettiğini, sözleşmeye göre davacının davalıya yatırım danışmanlığı yapacağını ve davalının yatırımının davacı tarafından yönetileceğini, davacıya USD bazında %3-4 oranında getiri verileceğinin kararlaştırıldığını, karşı tarafın başlangıçta 2.500.000,00-TL göndereceğini vaat ettiğini ve bu vaadi nedeni ile kendisine dava konusu 2.500.000,00-TL bedelli senedin teminat olarak verildiğini, fakat karşı tarafın 2.500.000,00-TL'yi göndermediğini, parça parça dilekçede dökümü yapılı tarihlerde olmak üzere toplam 660.318,00-TL gönderdiğini, bunun karşılığında da kendisine sözleşmede vaad edilenden daha fazla 2.150.405,94-TL gönderildiğini, böylelikle davacının davalıya borcunun kalmadığını, teminat olarak verilen senedin de bedelsiz kaldığını, buna rağmen davalının söz konusu teminat senedini 2.000.000,00-TL üzerinden İzmir 6. İcra Dairesi'nin 2022/11335 esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptal edilmesine, davalının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından davalı adına düzenlenen 2.500.000,00-TL bedelli bononun 2.000.000,00-TL lik kısmı için başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, dosya borcunu karşılayacak mal tespit edilemediğini, davacının yarı hissesinin bulunduğu bir taşınmazın mal kaçırma amacıyla muvazaalı bir şekilde devir edildiğinin öğrenilmesi üzerine İzmir 17. ASHM'nde tasarrufun iptali davası açıldığını, iş bu davanın tasarrufun iptali davasını sürüncemede bırakmak için açıldığını, icra takibine konu bononun teminat senedi olduğunun ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, ayrıca bononun taraflar arasında düzenlenen iki adet finansal danışmanlık sözleşmesi ile ilgisinin bulunmadığını, bononun sözleşmelerin düzenlendiği tarihten çok daha sonra düzenlendiğini, düzenleme tarihine bir itirazın gelmediğini, dolayısı ile danışmanlık sözleşmesi ve bu nedenle verilen paralarla bir ilgisi olmadığını, kaldı ki paraların eksik ödendiğini, halen davacıda alacaklarının olduğunu, dava konusu senedin nakit para karşılığında verildiğini ileri sürerek, davanın reddini ve %20 den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. MAHKEMECE: "...Taraflarca sunulan deliller toplanmış icra dosyası incelenmiş değerlendirilmiştir. İzmir 6. İcra Dairesi'nin 2022/11335 esas sayılı dosyasının incelenmesinden davalı tarafından davacı aleyhine 21/06/2021 tanzim tarihli, 10/07/2021 vade tarihli, 2.500.000,00 TL bedelli bonoya dayanılarak 2.000.000,00 TL asıl alacak, faiz ve ferileri toplamı olarak 2.383.009,04 TL'nin tahsili için 06/09/2022 tarihinde girişilen icra takibine ilişkin olduğu, takibin dayanağı bononun 21/06/2021 tanzim tarihli 10/07/2021 vade tarihli 2.500.000,00 TL bedelli keşidecisinin ..., lehtarının ... olduğu bono üzerinde teminat olarak verildiğine dair kayıt ve ibareye rastlanmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından sunulan 01/10/2020 başlangıç tarihli finansal danışmanlık sözleşmesinin incelenmesinden ...'nın müşteri ...'nın danışman olarak adlandırıldığı, sözleşmenin 3. maddesine göre konusunun danışmanın müşteriye bu sözleşme karşılığı kripto paralar üzerine yatırım danışmanlığı yapması, kripto para temin etmesi ve yatırım danışmanı tarafından yönetilmesi olduğu, sözleşmenin 4.1.b maddesine göre sözleşme süresinin 1 yıl olarak belirlendiği ve sözleşmenin 4.3 maddesine göre müşteriye aylık bazda %3-4 arasında net kâr elde edilmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. İş bu sözleşmeden dava konusu bonoya atıf yapılmadığı bononun teminat olarak verildiğine dair bir kaydın yer almadığı belirlenmiştir. Davacı tarafından sunulan 01/07/2020 başlangıç tarihli finansal danışmanlık sözleşmesinin incelenmesinden ...'nın müşteri, ...'nın danışman olarak adlandırıldığı, sözleşmenin 3. maddesine göre konusunun danışmanın müşteriye bu sözleşme karşılığı kripto paralar üzerine yatırım danışmanlığı yapması, kripto para temin etmesi ve yatırım danışmanı tarafından yönetilmesi olduğu, sözleşmenin 4.1.b maddesine göre sözleşme süresinin 1 yıl olarak belirlendiği ve sözleşmenin 4.3 maddesine göre müşteriye aylık bazda %3-4 arasında net kâr elde edilmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. İş bu sözleşmeden dava konusu bonoya atıf yapılmadığı bononun teminat olarak verildiğine dair bir kaydın yer almadığı belirlenmiştir. Toplanan tüm deliller karşısında davacı davalı ile aralarında olan iki ayrı finansal danışmanlık sözleşmesi nedeni ile davalının kendisine işletilmek üzere vade ettiği 2.500.000,00 TL'yi göndereceği ümidi ile dava konusu bonoyu teminat olarak verdiği ancak 2.500.000,00 TL sermayenin gönderilmediğini, gönderilen 660.318,00 TL'ye karşılık işletilerek davalıya 2.150.405,94 TL gönderildiğini böylelikle bononun bedelsiz kaldığını, bononun teminat amaçlı verildiğini iddia ettiği ancak gerek sözleşmelerde gerekse bono üzerinde teminat olarak verildiğine dair kayıt ve şerh bulunmadığı, bononun tanzim tarihinin 21/06/2021 tarihi olup davacının delil olarak dayandığı sözleşmelerden çok sonra düzenlendiği, bono bedelinin sözleşmelerle uyum arz etmediği, dolayısıyla sözleşmeler ile arasında bağ kurulamadığı, bono metninde nakden alındığı yazılı olup bu ibarenin aksinin iddia eden davacı tarafından kanıtlanmasının gerektiği, davacının bononun nakit karşılığı verilmediğini, teminat olarak verildiğini, usulüne uygun yazılı veya kesin delillerle ispatlayamadığı, davacı delilleri arasında yemin delilli bulunmadığından yemin delilininde hatırlatılmadığı dolayısıyla davanın ispatlanamadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafça inkar tazminatı talep edilmiş ise de, icra takibinin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir talebinin reddedildiği, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının davacı tarafça talep edilmediği dolayısıyla davalının tedbir nedeni ile alacağına geç kavuşmasının söz konusu olmadığı dolayısıyla inkar tazminatına ilişkin şartların oluşmadığından tazminat takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, Şartları oluşmadığından davalı lehine tazminat takdirine yer olmadığına," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin yatırım danışmanlığı yaptığını, bu kapsamda müvekkili ile karşı taraf arasında 01.07.2020 tarihli ve 01.10.2020 tarihli "BY Finansal Danışmanlık Sözleşmesi" yapıldığını, sözleşmeye göre müvekkilinin karşı tarafa yatırım danışmanlığı yapacağı ve karşı tarafın yatırımının müvekkili tarafından yönetileceğinin kararlaştırıldığını, karşı tarafın müvekkiline yatırım için 2.500.000,00 TL göndereceğini vaat ettiğini, müvekkilinin de bunun karşılığında, yıllardır tanışık olmaları, güven ilişkisi kurulması, geçmişte sözleşme yapılmış olması sebepleriyle karşı tarafa güvenerek 21.06.2021 düzenleme tarihli 2.500.000,00 TL değerinde senet verdiğini, bu senedin karşı tarafın göndereceğini vaat ettiği ancak göndermediği 2.500.000,00 TL nin güvencesi/teminatı olması için verildiğini, ancak karşı tarafın kötü niyetli olarak bu senedi 2.000.000.TL üzerinden İzmir 6. İcra Dairesinin 2022/11335 E. sayılı dosyasıyla icraya koyduğunu ve haksız menfaat sağlama yoluna gittiğini, karşı tarafın, müvekkiline 660,318,00 TL gönderdiğini, müvekkilin ise karşı tarafa 2.150.405,94 TL gönderdiğinin sabit olduğunu, yani müvekkilinin karşı tarafın 1.490.087,94 TL gibi çok ciddi kar etmesini sağladığını, müvekkilinin bir kuruş borcunun olmadığını, müvekkilinin teminat amacıyla verdiği senedin de hükümsüz kaldığını, buna rağmen karşı tarafın haksız menfaat sağlamak amacıyla müvekkilinden alacak talebinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu, yerel mahkemenin bu hususu inceleme konusu yapmamasının hatalı olduğunu, karşı tarafın sözleşmelerden bağımsız olarak, senet karşılığında ödeme yaptığı iddiasında bulunduğunu, bunu ispatlamak zorunda olduğunu, senet bedelinin 2.500.000 TL olup bu bedelin karşılığının müvekkiline ödendiğine dair tek bir belgenin bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: Menfi tespit istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; Davaya konu bonoda nakden kaydının bulunmasına, bononun hiçbir yerinde ve davacı tarafça sunulan sözleşmelerde bononun teminat olarak verildiğine dair bir ibare bulunmamasına, davacının iddiasını kesin delillerle ispatlayamamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/04/2023 tarih, 2022/937 Esas ve 2023/341 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1310, K. 2026/2002, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1310-e-2026-2002-k-970608b748c0