Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1003 E. 2026/1441 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1003
Karar No
2026/1441
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1003 KARAR NO : 2026/1441

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/06/2022 NUMARASI : 2021/201 Esas 2022/597 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlunun, müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiye binaen davalının müvekkilinden satın aldığı mal karşılığında müvekkiline borçlandığını, bahse konu satım sözleşmesi kapsamında, müvekkili tarafından sunulan 03 Eylül 2020 tarihli ve 20/1774, 29 Eylül 2020 tarihli ve 20/1977 sayılı toplam 16.049,61TL tutarlı 2 adet fatura tanzim edildiğini, satım sözleşmesinden kaynaklanan malların, .... A.Ş. aracılığıyla davalıya tam ve sağlam olarak teslim edildiğini, gerek faturalara, gerekse teslim edilen mallara ilişkin yasal süresi içerisinde davalının her hangi bir itirazının olmadığını, taraflarına mal iadesinin gerçekleşmediğini, dolayısıyla tanzim edilen 03 Eylül 2020 ve 29 Eylül 2020 tarihli faturaların içeriğinin kesinleştiği, ancak davalının borcunu müvekkiline zamanında ödeyemediğini, borcun ödenmeyince davalı hakkında İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10216 icra sayılı dosyasından genel haciz yoluyla cebri icra takibi başlatıldığını, davalının, kanuni süresi içerisinde itiraz ettiğinden yasal takibin durduğunu, davalı borçlunun, İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10216 Esas sayılı dosyası kapsamındaki haksız ve hukuka aykırı itirazının iptaline ve takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle takibin devamına, likit alacağa haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı borçlu aleyhine dava konusu alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere lehimize icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiasının aksine satım konusu ürünlerin müvekkiline sağlam ve eksiksiz teslim edildiğini iddia ettiğini, ancak satım konusu kimyasal ürünlerin müvekkilinin ihtiyaçlarını karşılamak ve beklenen ekonomik faydayı sunmaktan uzak olduğunu, ayrıca satım konusu kimyasal ürünlerin bir kısmının son tüketim tarihinin sona erdiğini, anılı ürünlerin ayıplı ve kusurlu olduğunu, müvekkili ile davacı yan arasındaki satın almaya ilişkin görüşmeler sırasında müvekkilinin ihtiyaç duyduğu nitelikteki ürünlerin davacı yana bildirildiğini, davacı tarafından satım konusu ürünlerin müvekkilinin taleplerini karşılayacağını belirtilmiş olmasına karşın anılan ürünlerin müvekkilinin ihtiyaçlarını karşılamayan, ayıplı ve kusurlu ürünler olduğunun her türlü izahtan vareste olduğunu, sözleşme konusu ürünlerin satın alınmasına ilişkin olarak müvekkilinin iradesinin sakatlanmasının yanı sıra, teslim edilen ürünlerin bir kısmının ayıplı ve son kullanma tarihi geçmiş ürünler olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesiyle de bu durumun ortaya çıkacağını, müvekkili tarafından takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddi ile kötü niyetli davacının dava konusunun %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " Dava, İİK 67. madde gereğince açılan itirazın iptali davası olup, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Davalı tanığı dinlenmek suretiyle mahallinde keşif icrası yapıldığı, keşif mahallinde dinlenen davalı tanığı ...., bu firmanın satış temsilcisinin kendilerine ürünlerini satmak için ziyarette bulunduğunu, kendisinin ürünleri tanıttığı, mutabık kaldıklarını, siparişleri öncesinde tek bir şey rica ettikleri, kendileri e-ticaret internet üzerinden satış yaptıkları için ürünlerin güncel en son ve yeni tarihli olmasını rica etttiklerini, platformlarda hepsiburada n11 gibi yerlerde yeni tarihli olmasının müşteriler açısından en önemli unsur olduğu, onun da olumlu karşılayıp tabiki merak etmeyin dediği, ürünlerin ellerine ulaşıp koliyi açtıklarında ürünlerin bir çoğunun 2019 ve öncesi tarihli ürünler olduğunu gördüklerini, bazılarının ambalajında da ezilmeler olduğu, bunu müşteriye sıfır olarak gönderemeyeceklerini, arayıp kendisine bu durumu ilettiklerinde, abi merak etmeyin ne gerekiyorsa yaparız dediğini, 1 aya yakın süre geçtiği uğramadığı, tekrar aradığını, pandemi nedeniyle şirket politikasından dışarı çıkamadığını söylediği, kusura bakma uğrayacağım dediği, tekrar görüştüklerinde bu kez en sonunda geldiği, ama tahsilat için geldiğini anlattığı, zaten euro dolar çok arttı bu ürünlerin fiyatı 2 katı oldu sen yine kardasın dediğini beyan etmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, teslim edilen malların sağlam ve ayıplı olup olmadığı, alacağın varlığı ve miktarı hususlarında rapor düzenlenmesi için dosyanın tevdi edildiği bilirkişinin mahkememize verdiği 24/01/2022 havale tarihli raporunda, yaklaşık 19 değişik oto temizleme ve bakım ürünü tespit ettiği, ürünlerin tamamının ambalajları değişik hacimlerde “aluminyum aerosol kutu” ambalajlar olduğunu saptadığı, yaptığı incelemelerde ürünlerin bulundukları ambalajlarda fazla basınç olmaması nedeniyle bir ambalaj deformasyonu (ayıbı) olmadığını tespit ettiği, bu tespitten ürünlerin uygun sıcaklıklarda/basınçta saklandığı kanaatine vardığı, tespit ettiği ürün karışımlarını teşkil eden kimyasalların buharlaşma sıcaklıkları düşük olduğu bu nedenle normal oda sıcaklıklarında saklanarak buharlaşmaları önlenerek bulundukları ambalajın iç hacmine fazla basınç yapmalarının önlendiği, yaptığı incelemelerde ürünlerin bulundukları ambalajlarda oluşan fazla basınç sebebiyle ambalaj deformasyonu (ayıbı) olmaması nedeniyle, tespit konusu ürünlerin, uygun sıcaklıkta/uygun ambalajlarda saklandığı kanaatine vardığı, anılan ürünlerin içine konulduğu ambalajların kapaklarının veya ambalaj kenarlarının sızdırmaz olduğunu tespit ettiği, ürün ambalajlarının ürünlere uygun seçildiği anlamını taşıdığı, aksi takdirde ambalaj kapakları hava alabilecek şekilde olduklarında içerdikleri kimyasal ürün havanın oksijeniyle reaksiyona girerek bozulmaya uğramalarının kaçınılmaz olacağı, bozulma sonucunda ürün özelliğini yitirip kendisinden beklenen etkiyi yapamayacağını bildirmiştir. Mahkememizin 21/04/2022 tarihli oturumunda davacı tanığı ...., kendisinin .....'da satış temsilcisi olduğunu, bu şirkette 2018 yılında başladığını, ürünlerin 2016 sonrası üretilmeye başladığı, ondan daha eski ürünlerin hem 300 ml hem de ambalaj renkleri daha farklı olduğu, 2005-2007-2011 olmasının imkansız olduğu, karşı tarafın kendilerini ürünleri almak için aradığı, internet üzerinden satabileceklerini söyledikleri, kendilerinin şirketlerine gidip ürünlerin tanıtımını yapıp siparişlerini aldıklarını, ürünleri kargoladıklarını, ödeme zamanı geldiğinde ürünleri geri iade etmek istediklerini söyledikleri, kargodaki ezilme ve saire ile ilgili bir talepleri olmadığı, bunun basit halledilebilecek bir şey olduğu, davacı vekilinin satıştan sonra başka bir destekte bulunulup bulunulmadığı sorusu üzerine, satıştan sonra vadeden önce destekte bulunduklarını, kendisinden ekstra bir katalog istedikleri, bunu getirip teslim ettiklerini, ödeme zamanına kadar başka da bir şekilde iletişime geçmediklerini, davalı vekilinin sorusu üzerine, ilk kendilerinin aradıklarını, sonra kendilerinin tanıtım için dükkanlarına gittiklerini, firma olarak yetkili servis bazında çalıştıklarını, sanayi tipi yerlere ancak onlar talep ettiğinde gittiklerini, son kullanım tarihi ile ilgili internetten satılamayacağı, tarihleri eski olduğu yönündeki şikayeti ve kendilerinin bunu halledecekleri yönündeki söz vermeleri hususunda; aralarında böyle bir konuşma geçmediği, e ticaret noktasında satışa sunmadan bunları satılamayacaklarını söylediklerini beyan etmiştir. Tarafların, kök rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda mevcut dosya kapsamına göre müzekkere cevabı, davacı vekilinin sunduğu belgeler duruşma esnasında bıraktığı 3 adet numune örnekleri, tanık beyanları birlikte değerlendirilerek ve keşif esnasında çekilen tüm fotoğraflar daha açık anlaşılır okunabilecek şekilde sunulmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişinin mahkememize verdiği 05/05/2022 havale tarihli ek raporunda, ürün ambalajlarının üzerinde birkaç yabancı dilde (Fransızca, Almanca) gibi orjinal "Ürün Etiketi" omasına rağmen, Türkçe etiketinin sonradan ambalaj üzerine yapıştırıldığını tespit ettiğini, türkçe etikette ürünlerin son kullanım tarihlerinin olmadığını saptadığını, oysaki son kullanım tarihi olan ürünlerin, etiketlerinde “son kullanım tarihinin “ yer alması gerektiği” açık olduğu, bu etiket bilgileriyle tespit konusu ürünlerin üretim tarihlerine bakarak (ürün ömrü) geçmiştir, kullanılamaz veya daha şu kadar zaman kullanılabilir diye bir kesin kanaat bildirmenin olanaksız olduğu sonucuna vardığını, bu kusurların davalıya ait olduğu kanaatine vardığını, ancak; listeden de görüldüğü gibi ürünlerin üretim tarihlerinin üzerinden tespit tarihi itibariyle en az 1 yıl 8ay, en fazla 9 yıl 8 ay bir aerosol ambalajlı ürünü son tüketici bozunmuş olmasa bile satın almayacağı veya tercih etmeyeceği, bu nedenle dava konusu ürünlerde gizli veya açık ayıp olmamasına rağmen son tüketiciye ulaşmasını sağlayan satışının zor olacağı satış kusurlu olduğu kanaatine vardığını beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu da esas alınarak; itirazın iptali davasında tarafların takip talebi ve itiraz ile bağlı oldukları, davalı tarafça borca takibe itiraz dilekçesinde dile getirilmeyen, borca ilişkin olarak borcun tümü reddedilmesine rağmen, cevap dilekçesi ile satıma konu ürünlerin sağlam ve eksiksiz teslim edilmediği ürünlerin ayıplı ve kusurlu ürünler olduğu yönünde iddialarda bulunulduğu, buna ilişkin herhangi bir ihtarname gönderilmediği, ürünlerin iadesinin veya faturanın iadesinin söz konusu olmadığı, davalı tarafın satıcı davacıya ulaşılamadığı veya oyalandığı yönündeki savunmaların dosyada delillendirilmediği, cevap dilekçesi ile ürünlerin eksiksiz ve tam teslim edilmediği iddia edilse de bilirkişi tarafından yerinde yapılan keşif ile de bertaraf edildiği, ürünlerin eksiksiz ve sağlam teslim edildiği, davalı tarafça ileri sürülen ambalajlardaki ufak ezilme ve deformasyonların hangi taraftan kaynaklandığının tespit edilemediği, ürünlerin bulundukları ambalajlarda oluşan fazla basınç sebebiyle ambalaj deformasyonu (ayıbı) olmaması nedeniyle, tespit konusu ürünlerin, uygun sıcaklıkta/uygun ambalajlarda saklandığı, anılan ürünlerin içine konulduğu ambalajların kapaklarının veya ambalaj kenarlarının sızdırmaz olduğu, bu tespitin de ürün ambalajlarının ürünlere uygun seçildiği anlamını taşıdığı, aksi takdirde ambalaj kapakları hava alabilecek şekilde olduklarında içerdikleri kimyasal ürün havanın oksijeniyle reaksiyona girerek, bozunmaya uğramalarının kaçınılmaz olacağı, bozunma sonucunda ürün özelliğini yitirip kendisinden beklenen etkiyi yapamayacağı, oysa ürünlerde bunun söz konusu olmadığı, ürünlerde gizli ya da açık ayıp bulunmadığı, son tüketiciye ulaştırmada satışta zorluğun olabileceği, davacı tarafça sunulan belgelerde ithalat ve gümrük beyanname tarihlerinin Temmuz 2020 tarihli olduğu, son kullanım tarihlerinin ise 2 yılda dolacağı, sprey kutularında "DDMMYYTT/P" şeklinde üretim günü, ayı, yılı ve saati ve üretim yerinin yer aldığı, dolayısıyla davalı tarafça iddialarını destekler deliller dosyada bulunmadığından, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü gereği davalının soyut kalan savunmalarını itibar edilmeyerek davacının davasını ispatladığı kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile; İzmir 17. İcra Dairesinin 2020/10216 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının kısmen iptali ile takibin 16.049,61-TL asıl alacak üzerinden değişen oranlarda avans faiziyle birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın KISMEN KABULÜ ile; İzmir 17. İcra Dairesinin 2020/10216 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının kısmen iptali ile takibin 16.049,61-TL asıl alacak üzerinden değişen oranlarda avans faiziyle birlikte takibin devamına, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sözleşmenin kurulması sırasındaki irade sakatlığına yönelik iddialarının mahkemece değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, dava konusu ürünlerin, müvekkilinin ihtiyaç duymadığı nitelikte olduğunu, ürünlerin ambalajlarında ezilme ve deformasyon bulunduğunun keşifteki inceleme ile sabit olmasına rağmen hükme esas alınan rapordaki, dava konusu ürünlerin ayıplı olmadığına ilişkin tespitlerin somut gerçeklere aykırı olduğunu, dolayısıyla, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılması gerektiğini, aksinin kabul anlamına gelmemek ihtirazi kaydıyla, bir an için bilirkişi raporunun hükme esas alındığı kabul edilse dahi, raporda yer alan ürünlerin son tüketiciye ulaştırılmadığını, davacı tarafından satılan ürünlerin her türlü kusur ve ayıptan ari olmadığını ve sözleşme ile bağlı tutulamayacağını açıkça ortaya koyduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın kısmen kabulü ile; İzmir 17. İcra Dairesinin 2020/10216 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının kısmen iptali ile takibin 16.049,61-TL asıl alacak üzerinden değişen oranlarda avans faiziyle birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10216 Esas sayılı sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 15.706,90 TL asıl alacak, 342,71 TL asıl alacak, 579,86 TL işlemiş faiz,9,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.638,77 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı olarak 29.09.2020 tarih 342,71 TL ve 03.09.2020 tarih 15.706,90 TL bedelli iki adet faturanın gösterilmiş olduğu görülmüştür. Davacı tarafça takibe konu iki adet fatura muhteviyatı malların davalıya satılıp teslim edilmiş olmasına rağmen bedellerinin ödenmediği iddia edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça faturalara konu malların bir kısmının son kullanma tarihi geçmiş ayıplı ve kusurlu mallar olduğu bu nedenle davalının ihtiyacını karşılayacak ürünler olmadığı savunma olarak ileri sürülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında kimya mühendisi bilirkişiden alınan raporda; yaklaşık 19 değişik oto temizleme ve bakım ürünü tespit ettiği, ürünlerin tamamının ambalajlarının değişik hacimlerde “aluminyum aerosol kutu” ambalajlar olduğunu saptadığı, ürünlerin bulundukları ambalajlarda fazla basınç olmaması nedeniyle bir ambalaj deformasyonu (ayıbı) olmadığını, ürünlerin bulundukları ambalajlarda oluşan fazla basınç sebebiyle ambalaj deformasyonu (ayıbı) olmaması nedeniyle tespit konusu ürünlerin uygun sıcaklıkta/uygun ambalajlarda saklandığı kanaatine vardığı, anılan ürünlerin içine konulduğu ambalajların kapaklarının veya ambalaj kenarlarının sızdırmaz olduğunun tespit edildiği, bu durumun ürün ambalajlarının ürünlere uygun seçildiği anlamını taşıdığının tespit edildiği bildirilmiştir. Aynı bilirkişiden alınan 05/05/2022 havale tarihli ek raporda ise, ürün ambalajları üzerinde birkaç yabancı dilde (Fransızca, Almanca) gibi orjinal "Ürün Etiketi" omasına rağmen, Türkçe etiketinin sonradan ambalaj üzerine yapıştırıldığının tespit edildiği, Türkçe etikette ürünlerin son kullanım tarihlerinin olmadığının saptadığı, oysaki son kullanım tarihi olan ürünlerin etiketlerinde “son kullanım tarihinin yer almasının gerektiğinin açık olduğu, bu etiket bilgileriyle tespit konusu ürünlerin üretim tarihlerine bakıldığında, "ürün ömrü geçmiştir, kullanılamaz veya daha şu kadar zaman kullanılabilir" diye bir kesin kanaat bildirmenin olanaksız olduğu sonucuna varıldığı, ancak listeden de görüldüğü gibi ürünlerin üretim tarihlerinin üzerinden tespit tarihi itibariyle en az 1 yıl 8ay, en fazla 9 yıl 8 ay bir aerosol ambalajlı ürünü, son tüketicinin bozulmuş olmasa bile satın almayacağı veya tercih etmeyeceği, bu nedenle dava konusu ürünlerde gizli veya açık ayıp olmamasına rağmen son tüketiciye ulaşmasını sağlayan satışının zor olacağı satışın kusurlu olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının ayıp savunmasına ilişkin olarak karşı tarafa herhangi bir ihtarname gönderilmediği, ürünlerin iadesinin veya faturanın iadesinin söz konusu olmadığı, davalı tarafın, davalı tarafça cevap dilekçesi ile ürünlerin eksiksiz ve tam teslim edilmediği iddia edilse de bilirkişi tarafından yerinde yapılan keşif ile de bu savunmanın bertaraf edildiği, ürünlerin eksiksiz ve sağlam teslim edildiği, davalı tarafça ileri sürülen ambalajlardaki ufak ezilme ve deformasyonların hangi taraftan kaynaklandığının tespit edilemediği, ürünlerin bulundukları ambalajlarda oluşan fazla basınç sebebiyle ambalaj deformasyonu (ayıbı) olmaması nedeniyle tespit konusu ürünlerin, uygun sıcaklıkta/uygun ambalajlarda saklandığı, anılan ürünlerin içine konulduğu ambalajların kapaklarının veya ambalaj kenarlarının sızdırmaz olduğu, bu tespitin de ürün ambalajlarının ürünlere uygun seçildiği anlamını taşıdığı, ürünlerde gizli ya da açık ayıp bulunmadığı, son tüketiciye ulaştırmada satışta zorluğun olabileceği, davacı tarafça sunulan belgelerde ithalat ve gümrük beyanname tarihlerinin Temmuz 2020 tarihli olduğu, son kullanım tarihlerinin ise 2 yılda dolacağı, sprey kutularında "DDMMYYTT/P" şeklinde üretim günü, ayı, yılı ve saati ve üretim yerinin yer aldığı, dolayısıyla davalı savunmasını destekler deliller dosyada bulunmadığından basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü gereği davalının soyut kalan savunmalarına itibar edilmeyerek davacının davasını ispatladığı kanaatiyle yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve 2021/201 Esas 2022/597 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.096,34 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 369,19 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 727,15 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1003, K. 2026/1441, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1003-e-2026-1441-k-42b14dc6c1b2